RSS

Aylık arşivler: Şubat 2011

OSCAR OSCAR DEDİNNNNN

 

Oscar oscar dedin al sana oscar…Yanında da promosyon olarak uykusuzluk.Beklesene bir gün daha insan gibi bir saatte otur izle.Zaten süpriz olacak bi durumda yoktu.Kadın oynamış; insanı kendinden korkuturcasına.Üstüne gün boyu adı beynimde anons edildi adeta.

Sabah nasıl kalkacaksın,oğlanı nasıl doyuracaksın,işe gitmek için hazırlanacaksın. Hadi buraya kadar pek bişi anlamadım ama öğlende vurdu beynime. Bir yatak bile değil kafa koyacak yer hayaliyle geçti günüm.Ne dediğimden ,ne ödediğimden,ne de denilenden bişi anlamadım.Tam anlamıyla akşamdan kalma hali…

Akşam yemeğine kayınvalideler bizdelerdi,Elif hanımın doğum gününün yankıları hala sürmekte, şükür.Çaydı,tatlıydııııı.

Neyseee yolculadık.Herkezin karnı tok,pijamalar çekildi.Eeeee nasılsa oğlanda annemde annnem illa beni annem yatırsın demezmi bak allahın işine!!!!Bende gidip uyutayım da üzülmesin içlenmesin çocukcağız.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL
 
Yorum yapın

Yazan: 28 Şubat 2011 in GENEL

 

TUBA’NIN KARALADIKLARI

Dün akşam Erdo’nun gönlünü alıp mutfağa inip kahvemi yapıp bilgisayarı açtığımda saat 23.30’du. Belçim’le görüntülü konuşmaya başlamıştık bile.Neyse günlük mevzular dersleri,ev arkadaşı falan derken ona bir link yolladım.”tuba’nın karaladıkları”Ben bu blog işiyle alakalı araştırma yapmaya başladığımda çıkmıştı karşıma.

Neyse bu gece de Belçim’le tanıştılar.Gerçi biz blog yazarıyla tanışma yolunda bayağı yol katettik ama onun bundan haberi yok.Alışılmamış olan çok bu alemde ama hem alışılmadık olup hem de anlaşılabilir olanı nadir.

Bazen okurken fikirleriniz çatışıyor,bazen hemfikir oluyorsunuz,bağılaşmayan argo araya hoşluk katıyor falan filan.Bir ara gülmekten gözlerde karşılıklı yaşlar…Derken derken biz aramızda ”acaba ne okumuş”-”kesin gazetecilik”-”nasıl bir yaşantısı vardır?bu kadar araştırmayı ne ara yapıyor?”lardan yaş tahmini için resmini incelerken baktık saat 04.55 olmuş ve bu gidiş iyi bir gidiş değil.

Yatak odasına döndüğümde;sanki mutfakta değilde gece klubünde falanmışımcasına neredesin bu saate kadar  sorusuyla karşılaşınca doğal olarak Tuba,Belçim ve ben sohpetteydik dedim.(uyku sersemi anlamadığı cevabı sabah tekrar açıkladım).Anlayacağınız sizede önerebileceğim, ara sıra göz atabileceğiniz  farklı bir durak…(http://bilincsizkaralamalar.blogspot.com/)

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
1 Yorum

Yazan: 27 Şubat 2011 in GENEL

 

>YENİ BİR YAŞ ?

>

Bugün kızım yeni bir yaş daha aldı.O;müthiş bir heyecan ve sabırsızlıkla yeni yaşlarını beklerken ben zamanın bu kadar hızla geçip gittiğine bir kez daha şahit olmaktan korkuyorum.Yıllar önce Can Dündar’ın bir yazısında okumuştum.Zamanla yarışanlar hep yenilmeye mahkumlardır.Eğer kabul eder ve dost olursanız zamanla; içini daha kolay doldurabilirsiniz diye yazmıştı.

Ayyy pazar pazar şiştim şimdi bak!Anacığım onu kabul et ,bunu şartsız sev;şuna aldırma;bir de zamanla dost ol.Hangi birine yetişeceğiz.Herhalde böyle böyle oyalanıp yaşlanacağız.En iyisi ben mutfağa gidip bir çay demleyip onunla yetineyim,televizyonda şansıma ne çıkarsa kabulleneyim,oğlumun üstümüzde tepinmelerine uyuma saatine az kaldığını düşünerek göz yumayım.
                                                                                  ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
2 Yorum

Yazan: 27 Şubat 2011 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK

 

MUCİZELER GERÇEKLEŞİRKEN

Geçen yaz üç arkadaşın dertleşmek için oturduğu çayla kafa bulduğumuz gecelerden birinde anlatılan ufacık bir hikaye…Sıkıntılı anlarımda bana hep yardımı dokunuyor.Belki dedim!!!

 

Toprağın altında mutlu mesut yaşayan tohumların hayatı birgün değişmeye başlamış.Toprakta bir hareketlenme,içlerinde bir genleşme hissetmeye başlamışlar.Düzen bozan huzursuzluk veren birşeyler. Bütün tohumlar isyan edip karşı koymaya çalışırken,küçük tohum ”birşeyler oluyor,değişiyor ve ben buna karşı koyamıyorum”demiş.Ve teslim olup beklemeye karar vermiş ve öylede yapmış.

 

Bu arada tohumların kabukları patlamış kök salmaya başlamışlar.Günü gelmiş filizlenmiş toprağın üzerine çıkmışlar.Doğadaki mucizelerle tanışmışlar;gökyüzüyle,güneşle,yağmurla,dallarında yeşeren yapraklarla.Bu gördükleri ve hissettikleri karşısında küçük tohum anlamışki çektikleri sebepsiz değilmiş.

 

O sıkıntıların sonunda onları bekleyen bir mucize varmış.Umuyorum ki hayatlarımızda gerçekleşen mucileri göremeyecek kadar kapanmamış olur gözlerimiz.

 
Yorum yapın

Yazan: 26 Şubat 2011 in ÇOCUKLAR, İNSANOĞLU

 

>HAYATINIZIN MERKEZİNDE KİM OTURUYOR?

>

Başımıza gelenler için başkalrını suçlamadan önce bir an dönüp kendimize bakmalıyız.Karşımızdakini işaret eden bir parmakken diğer üç parmağımız bize dönük değilmidir?(Gerçi biz Türkler bu işide çözüp beş parmak açık söver söyleniriz.)

Çağırıyor, seçiyoruz hayatımızdakileri.Sonra da kimi farkında kimimiz farkında olmadan
oturtuveriyoruz hayatımızın merkezine.Çocuklarımızı,kocamızı,arkadaşlarımızı,sevgilimizi,kedimizi,köpeğimizi…Arabasına aşık adamlar görürsünüz karısına göstermediği özeni arabasına gösterir.Anneler görürsünüz çocuklarının peşinde kendini unutmuş.

Sonra da merkeze kilitlenip onları kaybetmemek için çabalayıp dururuz.Bu sebeptendir belki ayrılıklarımızın, kaybedişlerimizin büyük travmaları…Öyle bir kısır döngüde yaşar dururuzki benliğimizi kaybedercesine.

Günün birinde o fanusta bir delik açılır; belki bir bakış, belki bir söz, birşekilde yaşanılan bir hayal  kırıklığıyla.Başlar sorgulamalar.Bana zamanında ……… demiştin,şöyle yapmıştınlar.Ama geçti borun pazarı demezlermi adama!!! O saatten sonra ister güt ister bu diyardan git.

İster geçip giden,geri iadesi mümkün olmayan zamanına yan, ister sırtındaki dolu küfeyi boşaltıp yelken aç gönlün nereye isterse.Kolay gelsinnnn

                                           ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
2 Yorum

Yazan: 25 Şubat 2011 in GENEL, İNSANOĞLU

 

KOCAMAN BİR SUSKUNLUK

Bir varmış bir yokmuş;

Almış olduğum yeni kararlarla hayatıma yeni bir kapı açmış ve o kararla bir köy ilköğretim okulunda göreve başlamıştım.

Bambaşka,gazete sayfalarında okuduğum türden hayatların ortasında buluvermiştim kendimi.Hapiste ya da kayıplara karışmış babalar, bir göz odalarda 6-7 kişilik hayatlar…İstanbul’un bu kadar içinde bir o kadar uzağında.

Onca yokluk içinde uzatılan yardım eline kimi zaman aşalayıcı kimi zaman gurur kimi zaman minnetle verilen cevaplar.Derken yavaş yavaş kabullenmeye kabul görmeye başlamıştım.

Sınıfta ilk günden beri dikkatimi çeken bir çocuk vardı.Sadece sınıf arkadaşlarınca değil tüm okul tarafından kabul görememiş adeta görünmez bir çocuk.Kocaman bir suskunluk içinde.Aylarca ne sorularıma cevap ne de ödev alabildim ondan.

Derken bir teneffüs yanımdan geçerken farkettimki saç traşı olmuş.”saçların çok güzel olmuş”deyip geçtim yanından öylece.Gözlerindeki şaşkın bakışı görmezden gelip…Orada duruyordu gene o kocaman suskunluk.

İki gün sonra elinde o döneme ait bütün ödevlerle dikiliverdi karşıma, suskunluk bozuldu.Tanıdıkça anladım ki o teneffüse kadar doğup büyüdüğü evde Ne hangi çocuğuyla uğraşacağını,karınlarını nasıl doyuracağını bilmeyen, eve gelmeyen kocasını merak etmekten nicedir vazgeçmiş annesi,Ne tenceredeki aş için kaşık mücadelesi veren kardeşleri farkına varmışlardı onun.

Hayatında ilk kez biri farkına varmıştı.Ve suskunluğunu bozması bozabilmesi için bir ışık yakmıştı onun için…

                    ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 

>ANANEMİZ (PERİ KUŞUMUZ)

>

Yumuşacık göğsünde yatmaktan bu kadar huzur duyulacak kaç anane olmuştur acaba. Kahveleri yapıp ‘ ver bi cigara’ dedikten sonra bacaklarını da aldımı altına hiç kalkası gelmezdi insanın. Gıdısından kokulu kokulu öpmekten alıkoyamazdınız kendinizi.

Yedi çocuktan olan 20 torundan onun evinde sabahlamamış, sarhoş olup kusmamış, yaralarına merhem bulmamış, yaptığı pirinçli domates çorbasında şifa bulmayanımız yoktur.

Ananemin evinde her daim bir çeyiz hareketi olmuştur. Çünkü; yedi düvele yetişirdi. Herkesin çeyizinde hatırası olurdu muhakkak. Kasımpaşadaki çeyizcide nevresimler sardırılır, yağmur çamur demeden gerekirse bir limon sıkacağı için Eminönüne gidilirdi.

Bir de damatları çok kıymetliydi ananemin. Oturma odasında ya da balkonda sohbete dalmış kızları, torunları ”Adamların karnı açtır kalkın kurun sofrayı” deyip dikiverirdi ayağa. Şimdi bakıyorumda önce kızlarına sonra torunlarına miras kalmış bunun gibi birçok şey. Hiçbir şekilde satın alınamayacak kocaman  bir miras. Karnımızı doyururken komşumuzu düşünmeyi, paylaşmayı, halden anlamayı, çalışmayı, keyif etmeyi hatta koca idare etme tüyolarını…

Herkesi içine sığdırabilecek kadar büyük bir kalbi vardı peri kuşumuzun! Biliyorum bir yerlerde izliyor bizleri. Kokulu kocaman bir öpücük, selam yolluyorum ona tüm kalbimle.

                                                            ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
1 Yorum

Yazan: 23 Şubat 2011 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 
 
%d blogcu bunu beğendi: