RSS

Aylık arşivler: Mayıs 2014

denizkızı

Okyanusun kenarında beyaz bir ev. Kocaman. Bahçesinde palmiye salkım saçak. Denizle arasındaki uçsuz kumsal, beyazlığı örtü yapmış. Geniş verandasında beyaz mobilyalar, yerde kırılmış bardaklar… Ama en çok oradan oraya savrulup duran bebek arabasının hareket eden tekerleklerinden duyulan gıcırtının sesi var verandada. Bulutların kaplamış olduğu gökyüzünde esen çılgın rüzgârla alabora deniz. Rüzgârın açıp kapadığı pencereler.

Etrafta kimse yok. Duyulanlar yalnızca köpüren dalgalar, çarpıp duran pencereler, tekerleklerin gıcırtısı. Beyaz evin üst katında yatağının içinde büzülmüş yatıyor kadın. Sıkıca yummuş gözlerini. Dinliyor tüm olup biteni. Korkuyor. Pencerelerin kapanıp açılmamasını istiyor. Bitsin istiyor. Sussun bu büyük sessizlik.

Sonra aniden bir şey oluyor. Okyanus kenarında beyaz ev. Kocaman. Güneşin eteklerine eğiliyor bulutlar. Başlarını yerden kaldırmadan usul usul çekiliyorlar önünden. Gıcırtılar azalıyor. O an aklına gelmişçesine heyecanla yataktan fırlıyor kadın. O koşarken üzerindeki beyaz, keten geceliği siliyor ardında bıraktığı izleri. Verandaya çıkıyor. Bebek arabasında bir çocuk gülümsüyor. Mutlulukla buğulanmış gözleriyle kucaklıyor çocuğu. Ev kalabalık. Sessizlik kalabalık. Deniz turkuaz.

images

Kıyıya yaklaşan yelkenli. Kadının kucağında çocuk. Gerim gerim gerinen yelkenlinin içinde uzaklaşıyorlar kıyıdan, kalabalık. Güneşin içinden atlayıp ışıklar saçarak onlara doğru yüzen şey kamaştırıyor gözlerini. Gittikçe yaklaşıyor. Denizkızı. Başını sudan çıkartan denizkızı; omuzlarına düşen sarı saçları, turkuaz rengi gözleriyle gülümsüyor. Tekneyle beraber yüzmeye başlıyor. Kıyıya geliyorlar. Suyun içinde kırmızı çakıl taşları var. Kadının elinde bir avuç kırmızı çakıl taşı. Çocuk gülümsüyor. Denizkızı korkuyor. ‘’ Korkuyorum.’’ diyor ‘’ Dilimde beş harfli, sihirli bir kelime var. Söylemeliyim. Söylemeliyim ki; bozulsun büyü. Uyansın insanoğlu. ‘’

Çocuk ‘’ Söyle.’’ diyor.

‘’ Ben söylerken elinizde tuttuğunuz ne varsa yapışıp kalacak sizlere. Lütfen özgür bırakın kendinizi. Siz bize inanmayı bırakalı çok oldu. Çok savaşlar geçti üzerinizden. Biz vazgeçmedik sizden.‘’

‘’ Söyle bozulsun büyü.’’ diyor çocuk. Gülümsüyor çocuk.

‘’ Hayat !’’ diyor denizkızı.

Kalabalık sessiz. Kadının elinde çocuk. Kalabalığın elinde dünya… Ağlıyor denizkızı. Işıklar saçarak yüzüyor güneşe doğru. Anlıyor ki insanoğlu vazgeçmiş. İnanmaktan vazgeçmiş. Hayattan vazgeçmiş.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
Yorum yapın

Yazan: 22 Mayıs 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , ,

kömür karası

296821_10150291421532398_3452653_n

İnsanoğlunun yüzü asla ağarmayacak!

Tarih boyunca yüzümüze sürülenleri hiçbir şey silemeyecek.

Yaşadığımız bu yılları da yazıyor, geçmişi yazmış olan tarih.

Şehit düşen tüm evlatları, tersanelerde ölen işçileri, göçük altında kalan madencileri, kesilen ağaçları, sokak gösterilerinde yitip giden her canı, taş duvarların yuttuğu yüzleri, katliamları, sömürüleri, petrol uğruna atılan mermileri, atom bombalarını, tanrıyı paylaşamayanların din savaşlarını yazarken tarih…

Bu satırları okuyan hepimiz yazılan tarihin satır aralarındayız.

Dünden beri battaniyelere sarılı cesetleri gören gözler bizim.

Bugün açılan toplu mezarları izleyen gözler bizim.

Adaletsizlik, yaşamın hiçe sayılışı, çıkarcılık, ne yapacağını bilememezlik karşısında bir kez daha insanlığından utanmak hissi var üzerimde.

özgür tamşen yücedal

 

Etiketler: , , , ,

erkekler için

Screen shot 2014-05-09 at 14.20.37

BİR KADIN, BİR ADAMI ÇILDIRTABİLİR Mİ?

Aslında adamına göre değişir. Eğer akıllı ise kılıbık olur ve çıldırmaktan kurtulur. Bu yüzden erkeklerin çoğu hayatta kalabilmek için kılıbık olmayı seçer.

Sorun kadın değildir. O sizi çıldırtmak için bir çaba sarfetmez. Sadece onların zihinleri değişik çalışır. Durum, manyetik alandaki kutuplar gibidir. Bir kadın ne kadar farklıysa size o kadar cazip gelecektir. Sizin gibi oldukça çekim kaybolur.

İlişki kemere benzer. Bir kemer yapacağınızda, karşılıklı konulan tuğlaların zıtlığı, bir güç yaratır ve yapının ayakta kalmasını sağlar.

Kadının düşünme biçiminin farklılığı erkek için çıldırtıcı olabilir. Kadın mantıkla hareket etmez. Fakat bu onun yoludur, doğasındır. Çıldırma mantıksal zihne ait bir olgudur. Bir kadını sevdiğinizde, onu ne pahasına olursa olsun kaybetmek istemezsiniz, onu anlamak, hissetmek istersiniz. Tüm hayatınızı ve çalışmanızı ona adayabilirsiniz. Fakat ne yapsanız fayda etmez, neyin ne olduğunu anlayamazsınız. O hiçbir zaman sizi anlamaya çalışmaz. O sonuca, prosedür olmadan ulaşır, atlama yapar. İşin mucize tarafı onun mantıksal hareket etmeden haklı çıkmasıdır. Bu durum çıldırtıcı olabilir.

Karısının büyük piyangoyu kazandığını duyan koca çok şaşırır ve nasıl başardığını sorar.

Karısı hemen anlatmaya başlar: ‘’ Rüyamda yedi rakamını üç kere gördüm ve bunun yirmisekiz manasına geleceğini düşünerek bu rakamla başlayan bileti aldım. ‘’

Kocası çok şaşırır ve ‘’ Ama üç kere yedi yirmisekiz etmez ki ‘’ der.

Karısı hemen yanıtlar ‘’ Sen matematikçi olabilirsin ama piyangoyu kazanan benim. ‘’

Matematiği kim ne yapsın, önemli olan sonuçtur. Kadın zaten anlamıştır, bu yüzden anlamaya çalışmaz. Çağlardır erkekler kadınları anlamaya çalışarak hata yaptılar.

Bayan psikanalizci, hastasının zihinsel ve duygusal durumu hakkında üç aylık yoğun araştırmasını tamamlar. Son sözlerini söylemek için hastasını çağırır. Hafifçe öksürür, kağıtlara bakar ve sözlerine başlar. ‘’ Eee çalışmalarım sonucunda varmış olduğum nihai ve profesyonel kanım şudur ki siz manyağın tekisiniz. ‘’

Hasta şok olur ve kızgın bir şekilde sorar ‘’ Söyleyeceğiniz başka bir şey yok mu?’’

‘’ Evet var aynı zamanda da çirkin birisiniz. ‘’

Kadınları anlamaya çalışmayı bırakın. Onların varolan farklılıklarının, hayata değişik yaklaşımlarının tadına varın. Kadın sizin gibi düşünmez, sadece bedeni değil ruhuda farklıdır. Zihninizi bir kenara bırakın ve mevcut olanı yaşayın. Daha az entelektüel olun. Onunla dans edin, şarkı söyleyin, onu sevin. Onunla tartışmaya çalışmayın. Böylece kaybetmez ve çıldırmazsınız.

 Zen Yolu / Tasavvuf Yolu ( sayfa 62-63 )

Evet anlaşıldığı üzere bu cuma; ha la anlamamış – anlayamamış – anlamak istememiş – umursamamış – sırtını dönmüş – yenilmiş – terk edilmiş – terk etmiş tüm erkekler için olsun diyoruz.

Foto ise; anlamamış – anlayamamış – anlamak istememiş – umursamamış – sırtını dönmüş – yenilmiş – terk etmiş – terk edilmiş tüm kadınlar için…

Her ne olmuşsa olmuş ŞEREFE…

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 09 Mayıs 2014 in KADIN & ERKEK, OKUDUM, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

mal

Screen shot 2014-05-06 at 09.34.54

Merhaba sevdiceklerim! Size bir haberim var. Artık tamamıyla mala bağlamış bulunuyorum. Evet, evet bildiğiniz mal! Düşünmek yok.

Dün son düşünüşümü gerçekleştirdim de; ulan düşünmeye başlayalı kaç yıl oldu? Peki sonuç? Hiç! Yani kum kum düşünüp durmanın bir faydası, anlamı yok. Dönem dönem kendimi akıllı zannettiğim oldu, o aklın bir boka yetmeyeceğini anladım. Zaman geldi deliyim dedim bu defa Belgin kahkaha dolusu güldü, ‘Kendini akıllı mı sanıyordun.’ diye. Ve işte buradayım. Merdiveni kırka dayamış, basamakları çıkmaya başlamışken karşınızda mala bağlamış Özgür.

Osho’nun kitaplarından birini önermişti arkadaşım, bundan uzun zaman önce. Adı ‘Boş Kayık’. Aldım. Okumaya başladım. ‘Kayığı boşalt, kayığı boşaltmalısın.’ yazıyordu satırlar boyu. Denedim. Ama ne mümkün. Benim kayık olmuş ada vapuru, boşalacak gibi değil. Tahmin edeceğiniz üzere, okumadım. Yarım bıraktım. Vazgeçtim. Dün akşam yatağımın başucundaki komidinin çekmecesine el attım gene Osho’nun bir kitabı: ‘Zen Yolu / Tasavvuf Yolu’. Okumaya başladım. Henüz 50. sayfasındayım. Bir yola giremedim. Kitabın sonunu getirebilir miyim bilmiyorum ama başta yazdığım kararı aldım.

Sanırım Nietzsche’nin bir sözüydü: ‘Hayatın saçmalığından sıkılan insan sanata sığınır’ ya da bunun gibi bir şey olmalıydı. Neyse ne! Başkası söylemiş olabilir. Hiç kimse söylememiş olabilir. Ama böyle bir söz olsa gerek, doğru olsa gerek. Televizyon izlemeyi bırakalı hayli oldu. Gazeteler deseniz, okunacak haber, yolunda-fikrinde saygı duyulup okunabilecek köşe yazarı kalmadı. Okumuyorum. Ha izlediğim tek bir dizi var: Aramızda Kalsın. Onu izlerkende koltuktan kalkıp gitmemek için kendimi zorladığım anlar olmuyor değil. Amma velakin insanların birbirlerini öylesine, gelişine, oluşuna sevebileceklerini, kabul edebileceklerini görmek içime iyi geliyor. Bir kadın ne yaparsa yapsın eş, anne olarak, insan olarak nasıl sevilebilinir, kabul edilebilinir görmek iyi geliyor. Dahasına, başkasına ne tahammülüm ne de kafamda yer var. Tek iyi gelen kitaplar, filmler.

Özetlersem; artıkın gelişne, düşünmeden, mal edasıyla yaşama merhaba dedim. Umarım hoşbulurum.

Mutluyum

Mutlusun

Mutlu

Mutluyuz

Mutlusunuz

Mutlular

NOT: Başka bir konuya gelirsek: Abicim bunca insan gittiniz Antep’ine, Urfa’sına… Ulan birinizde demediniz ki ‘Etleri, baharatları ağır gelir, dokunur. Fena olursun. Kısacası yemekten ölebilir insan.’ diye. Ölüyordum lan! Henüz gitmemiş, niyetinde olanlar için ben diyim ‘ Yemekten ölebilir insan, dikkatli olun!’

özgür tamşen yücedal

 
5 Yorum

Yazan: 06 Mayıs 2014 in GÜNLÜK, OKUDUM, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , ,

son

Screen shot 2014-05-06 at 10.24.03

Açıla açıla biten bir kurşun kalem

Yaza yaza sayfaları dolan bir defter

Okunan son sayfanın ardından biten bir roman

Sayıla sayıla biten günlerin ardından son bulan hasret günleri

Hastalıkların sonu

Ağız tadıyla içilen bir fincan kahvenin son yudumu

Şafak sayarak biten askerlik günleri

Umutlu beklenen günlerin bitişiyle dünyaya gelen bebek

İştahla başlanan yemeğin şükürle gelen sonu

Sabırsız yazı günlerinin sonunda tamamlanan roman

Sevgiliye giden yolun sonu

Şehvetli bir sevişmenin sonu

Okul hayatının sonunda alınan diploma

Başarılı geçen sınavın sonu

Son notayla tamamlanan beste

Mutlu sonlar. Mutluluk veren sonlar.

Aşkla başlayan ilişkinin sonu

Son bulan, tükenen kelimeler

Son bulan dostluklar

Son bulan buluşmalar

Son bulan umutlar

Başarısız sonların tümü

Özenle hazırlan sofraya beklenenin gelmemesi

Sonu getirilemeyen romanlar

Vazgeçişlerin hepsi

Susan, duyulamayan melodi

Söylenmeyen, söylenemeyen kelimeler

Mutsuz sonlar. Mutsuzluk veren sonlar.

Hangisindeyiz!

Hangi sondayız!
 Hangi sonlardayız!                                                                                                                                                

özgür tamşen yücedal

 

 
3 Yorum

Yazan: 02 Mayıs 2014 in DENEMELER & RÜYALAR, GENEL

 
 
%d blogcu bunu beğendi: