RSS

Aylık arşivler: Eylül 2015

bulursam kırarım kafanı

Screen Shot 2015-09-26 at 8.31.23 PM

Heyy!

Tatil yorgunluğu içinde, derinden, özlem dolu bir ‘Merhaba’ sizler, bizler, hepimiz için…

Tamam biliyorum çoğumuzda bir dağılmışlık, bir daha toplanamayacak mışlık hissi. Gece gündüz ayarımız, çoluk çocuk kargaşamız, nerede – ne zaman cevapsızlıkları ya da çoktan seçmeli yanıtlar, yağdı – durdu yağmur takipleri, açtı – kapadı güneş arayışları, haberleri izlemek izledikçe kahrolmalar, çaresizlik, öfke, anlam veremeyişler … derken derken tükendik.

Sonbahar sendromu dediğimiz ruh hali içine girmek bir yana ta kendisi olduk sendromun. Gözlemlediğim kadarıyla erkeklerin ruh halleri her zamanki gibi stabil, ne yapsınlar yaradılış özürü; yol hep düz. Biz kadınlar yaradılış özüründen dolayı hep çetrefil, virajlı yollar, dalgalı sulardayız. Anacım kiminle konuşsam regliye dört kala ya da menepoz yaş haddi ruh halinde. Ama geçecek, yorganlar bi çıksın ortaya, okul servisi yolları gözlenmeye başlansın hele hepsi geçecek. Elbirliğiyle atlatacağız. Bu arada aranızda sendromu benim gibi vücuduna kilo olarak yerleşenler varsa onlar da endişe etmesinler; önümüzde bir dünya Pazartesi var, başlarız. Ben ümitli, umutluyum. ( Ümit: uyanık insan rüyası ( tolstoy ). Umut: hayal ettiklerini hayata geçirme isteği ). Oldu oldu, olmadı çay içeriz!

‘Dağılmışlık’ diye başlamıştım ya işte bu son bayram tatilinde anladım ki; biz fiili anlamda toplanamaz bir aileyiz. Toplanamaz da demeyelim aslında ‘Bulamaz’, ‘Bulma özürlü’.

– Anne …. neredeeeee?

– Oğlum bak gelir bulursam kırarım kafanı, dikkatli bak!

– Tamam, gel kır! Aman gelme buldum!

Diyaloğu tüketti beni. Gerçi annemi tüketmediyse bana da bir şey olmaz.

– Bakan kör.

– Gözünün önündekini göremiyorsun.

– Bak! Bak! Burada işte! Baksan göreceksin!

– Bırak getirme o halde, kalkamam şimdi, kalkarsam kafanı kıracağım çünkü…

Sayısız kereler telaffuz edilen bu diyaloglarla büyümüş olan biz üç kardeş de, sayısız kereler telaffuz eden annem de iyiyiz. Aradığımız şeylerin nicelik niceliklerinin değişmiş olması bir şeyi değiştirmedi, hâlâ arıyoruz ama iyiyiz. Şükür!

Lafı gelmişken itiraf edeyim; çok kereler ‘Anne bulamıyorummmm!’ diye çığlık atasım gelmiyor değil. Gelse de kafamı kırsa istediğim çok oluyor. Bir dönem arayıp bulayım derken kendimi kaybetmiş, çığlıkta atamamış yalnızca buraya ilan yazabilmiştim: ‘ Kendimi kaybettim bulan olursa hükümsüzdür! ‘ diye. Ilk bulan ben oldum allahtan, iyi kotarmıştım. Artık hepimiz beraber takılıyoruz; kaybettiklerim, aradığım bulduklarım, tesadüfen karşıma çıkanlar, pandoranın kutusundan çıkanlar, süprizler hepimiz beraberiz.

Son olarak bir instagram geyiği:

Size bir iyi bir de kötü haberim var,

Kötü Haber: Hiçbir şey sonsuza dek sürmez.

İyi Haber: Hiçbir şey sonsuza dek sürmez.

Arayıp bulamayanlara, bulup kıymetini bilenlere, bulduğunu göremeyenlere, kendini arayanlara, aşkı arayanlara herkese selam olsun.

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 26 Eylül 2015 in GÜNLÜK, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

şikayet etme

Screen Shot 2015-09-16 at 11.46.36 AM

Şikayet etmekten vazgeç! İçinden çıkamıyorsan, sırtını dön. Görmeye tahammül edemiyorsan, gözlerini yum. Duymak istemiyorsan, tıka kulaklarını. Her şeyle, herkesle, her düşünceyle, her sesle mücadele edemezsin. Yenmek, üstesinden gelmek, zorla kabul etmek zorunda değilsin. Zor mu? Çok zor! Kokaklık mı? Sanane! Kimene!

Tüm bunları beceremeyip, kendine yenilen, yenilgisini görmekten korktuğu için karşısındakini yermeye, ezmeye, aşağılamaya çalışan biriyle karşılaşırsan da onlara sırt dönmek yetmez götünü dön. Taşı bağrına mı basarsın, elinde mi tutar yoksa yutar mısın sana kalmış ama kaç onlardan. Ben mi? Genelde ‘düşün düşün boktur işin ‘ diyerekten, tek tek basaraktan taşı yutup, götünü dönmek zorunda kalanlardanım. Dert etmiyorum; bir iki ıkınıyorsun sonra sen sağ ben selamet. Zamanla her şey geçiyor.

Sağlık olsun.

NOT: Yazılanların yakın geçmişte yaşadığım hiçbir olayla ilgisi yoktur. Dün gece okuduğum bir hikayeden içimde kalan tortunun dışa vurumudur. Hikayeyi merak eden varsa ‘’OT’’ dergisinde yer almaktadır.

özgür tamşen yücedal

 
2 Yorum

Yazan: 16 Eylül 2015 in GENEL

 

Etiketler: , ,

iki kapılı han

Screen Shot 2015-09-06 at 1.28.35 AM

Ay çok güzel bu gece! Sakin! Sessiz! Pencerenin önünde oturdum, bakışıyoruz. Düşünce baloncuğumun için tıka basa dolu, birbirinden bağımsız bir yığın konu başlıklarıyla. Az önce üstün körü göz attım günlüğüme; hiç bitmeyecek diye korktuklarım günü gelmiş bitmiş, geçmeyecek sandıklarım geçmişte kalmış, asla kesişmez dediğim hayatlar kesişmiş, ayrılmaz dediğim yollar ayrılmış, değişmeyecek gibi gelenler şimdilerde değişik… Alışamayacağım sandığım şeylere alışmışım, yapmam dediklerimi yapmışım, özlemem dediklerimi özlüyor, unuttuğum sandıklarım dürtüyor… Tuhaf! Uzun sanılan hayat kısa, anlaşılmaz, anlamlar yüklemeye değmez demek. Dünya durmadan dönüyor. Zaman durmadan tükeniyor. Sen ne kadar inat edersen et, sana rağmen her şey yazıldığı düzende oluyor. Uzun ince yol… Iki kapılı han…

Herkesin gönlüne göre olsun.

Melekler korusun.

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 05 Eylül 2015 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: