RSS

Aylık arşivler: Ocak 2014

sarı battaniye

xlfashion_610806053

Kızıma battaniye örmeye başlayacağım. Nasıl örebileceğim hakkında hiçbir fikrim yok. Kararı verdiğim sabahın devamı olan gün boyunca battaniye genişliğinde ilmekleri şişe nasıl sığdırabileceğimi düşünüp durduğum halde başlangıç için de bir fikrim yok. Ne kadar süre alır bilmiyorum. Renginin sarı olmasını istediğimi biliyorum. Yumuşacık bir yün cinsi olsun istiyorum. Sarıp sarmalayacak ebatta olsun istiyorum. Her ilmeğinde biz olalım istiyorum. Hayatı boyunca demirbaş eşyası benim öreceğim sarı, yumuşacık, el emeği, kokusu biz gibi olacak olan battaniye olsun diliyorum.

Hayatı boyunca örme tecrübesi zincir atmaktan öteye gitmeyen Özgür’ün hevesi, kararlı kararı nereden mi çıktı: Sabah 07.30’da Erdoyla uyandım. Hoştu sohbetti kapıdan yolculadım. Ev sessiz. Bir fincan kahve yaptım. Mutfaktan çıkıp salona geçtim. Krem rengi koltuğumuza gömüldüm. Elimdeki kahve fincanını sehpaya bıraktım. Bilgisayarı aldım kucağıma. Açtım. Üzerimi battaniye, kulaklarımı kulaklıklarla örttüm. ‘Play’ düğmesine bastım. Film başladı. 1 saat 33 dakika sonra kararımı vermiştim. Kararımı vermiştim ve gün boyu üzerimde taşıyacağım huzur verici duyguyla sarmalanmıştım. James Gandolfini ekranda gözüktüğü ilk an oldu sarmalanışım, ilk bakışıyla. ( http://tr.wikipedia.org/wiki/James_Gandolfini )

Ha şefkat günündeymişsin! Sabah mahmurluğundaymışsın! Ayamamışsın! Ne bokuna etkilendin! Diye içinden geçirenleriniz olabilir. Kimene! Günüme güzellik, hoşluk katacak bir şiirin tek bir satırı, bir kitabın tek kelimesi, bir şarkının tek notası ya da bugün olduğu gibi bir filmin tek sahnesi olmuş ne zararı var? Ya bir kişi bile olsa, bir başkasının filmi izleyip aynı şeyleri yaşamasına aracı olabilme ihtimalim varsa? O bir başkası da kızına battaniye örmeye karar verse? Fena mı? İzledikten sonra gidip kocasına, sevgilisine, arkadaşına sarılsa, fena mı? Söylediği karşı koyamadığı yalandan pişmanlık duysa, fena mı? Benim bu ‘’fena mı? ‘’ lar gene 18+ sınırına doğru gidiyor o sebeple burada keseyim.

Aman güzeldi işte! Arada takılın filmlerin peşine. İyi oyuncuların peşine takılın. Hikâye okumak kadar zevk verir iyisini bulunca. Hele denk gelip o da sizin modunuzu buldu mu!

Satırlarıma son verirken özellikle “The Sopranos” dizisinde canlandırdığı mafya babası “Tony Soprano” karakteriyle hatırlayacağınız James Gandolfini  ( 18 Eylül 196119 Haziran 2013 )sevgiyle selamlıyorum. Eminim güvenli ellerde…

Ayyy bu arada filmin adı: Başka Söze Gerek Yok

Güzel hafta sonları olsun. Dolar, Euro eski günlere dönsün. Yağmur yağsın. Hastalar iyileşsin. Sömestr hayırlısıyla bitsin. Anneler mutlu olsun. Babalar mutlu etsin. Çocuklar kanaatkâr olsun. Herkes niyetini görsün.

özgür tamşen yücedal

 

 
3 Yorum

Yazan: 30 Ocak 2014 in GÜNLÜK, İZLEDİM

 

izleyin beni

Dün akşam denk geldi, Okan Bayülgen’in programına baktık Erdoyla. İzlemeden önce gayet normal bir çifttik. Aslında benim dâhil olduğum ilişki ne kadar normal olabilirse o kadar. Neyse işte programda; Telefon konuşmalarımız dinleniyor mu? Kim dinliyor? Kiminkiler dinleniyor?  Neden dinleniyor? gibi soruları profesyoneller, avukat, araştırmacılar yanıtladılar.  Yanıtları dinledikten sonra biz eski biz değildik artık. Götü başı yayıp uyumadan önce izleyen varsa diye bilgisayar ekranını, telefonları kapatıp yattık.

Bişi diyeyim; yemin ediyorum âlem göt olmuş. Adamların anlattıklarına göre herkes dinlenildiğini düşünüyor ve psikopata bağlamış. Taksi şoföründen, bakkalına, anneden, dedesine her kesim, her yaş grubundan insanlar var bu şüpheyle yaşayan. Yıllar önce ‘’Biri Bizi Gözetliyor ‘’ adlı program vardı. Yalnız bizde değil bütün dünyada yayınlanıyordu. İnsanları bugünlere hazırlamak için miş meğer. İzlemenin, izlenmenin normal bişi olduğunu öğretmiş günümüzün aydın insan topluluklarına. Günümüzde artık halkların eğitim – öğretimi televizyon yayınları aracılığıyla yapılıyor. Son yıllarda izleyeceklerimizi kontrol edip, ne izleyeceğimize karar veren mercide oturanları sonra da izlediklerimizi düşünün. Dizilerdeki şiddet, çarpık ilişkilerin normalliği, cinayet işleme yöntemleri, aldatma tarifleri, arkadaş kazıklama metotları, yalanın en cazip şekilleri… Sinema filmleri deseniz bunların üzerine argonun her türü de eklenince şah değil şahbaz oluyoruz. 

İnsanlar ne zaman bu kadar meraklı oldular? İnsanlar ne zaman bu kadar kötü oldular? İnsanlar ne zaman bu kadar menfaatçi oldular? İnsanlar ne zaman bu kadar güvensiz oldular? Benim düşüncen şu ki; insanlar hep böylelerdi. Her zaman! Yaradılışımızda var. Tek fark, günümüz teknolojisiyle içimiz dışımıza vurabildi. Teknolojinin nimetlerinden beraberce yararlanıyoruz. Nefsine hâkim olmak dedikleri şey de böylece daha bi değer kazanmadı mı? İçimizde taşıdığımız kötü – meraklı – güvensiz – riyakar -nankör insana mukayyet olmak, olabilmek çok değerli.

Boşanacağı kocasının açığını yakalayıp daha fazla nafaka alabilmek isteyen karılar, ortağını faka basmak isteyen hissedarlar, karısına-çocuğuna güvenmeyenler adamlar… Eğer iş bu noktaya geldiyse ilişkide, bi siktirin gidin abicim, ne yiyip bitiriyorsun kendini. Hayatlarını bu kadar ucuza nasıl satabiliyor, nasıl hiçe sayıyor, nasıl bu kadar uzun sanıyor insanlar akıl alacak gibi değil.

Kafamda yazmak istediğim çok şey var fEkat uzatıp sıkmak istemiyorum sizleri. Yalnız, şayet yazdıklarımı izleyip beni takibe alan bir merci varsa buradan onlara seslenmek istiyorum:

İzleyin beni! İzleyin asla sıkılmazsınız. Kızımın yazdığı ‘’ Akşama ne pişirdin? ‘’  ‘’Akşam Ayşelerde kalacağım.’’ mesajları ya da içeriği genelde Erdoyla ‘’Akşam için hazır mısın?’’  ‘’Haftasonu ne yapacağız?’’,  annemle ‘’Nerelerdesin? Neden gelmedin?’’ ,  Özlem’le ‘’Nereye gitsek?’’  ‘’Ne giysem?’’ içerikli telefon konuşmalarımızın temelinde sevgi var. Biz de her şey normal, insani, sıradan, olması gerektiği gibi. Bakın şimdi yazarken farkına vardım biz sizi sıkarız yahu. Entrika, yalan, riya, aldatma, kaçırma falan yok. En iyisi siz dönüp kendi götünüzü kollayıp kontrol edin, bizden size iş çıkmaz sevgili yetkililer.

Satırlarıma burada son vermeye hazırlanırken yarıyıl tatilin başlamasıyla gözleri ayan annelere kolaylık – sabır diliyor, ‘’Sayılı gün çabuk geçer.’’ demek istiyorum. Yabancı paralarla taksit – kira ödeyenlere canı gönülden, gönlümün en derin yerinden sabır, gönül ferahlığı diliyorum. Hastalara şifa, gençlere deva diliyorum.

İyi hafta sonları!

özgür tamşen yücedal

NOT: Yazı başında yer alan parçayla yazı arasında bağlantı kurmak için yorulmayınız.

 
Yorum yapın

Yazan: 24 Ocak 2014 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

13 Ocak

 

1555333_10152129187627398_2070280617_n

Kırkımı çıkarmama az kala olan doğum günümün ilk hediyesi Cem Adrian’dan geldi. Sesiyle alemden aleme gezdiğim, şarkılarıyla kalemime yol çizen, gözyaşlarıma deniz olan adamdan.

Geçen yıl yazmış, hatırlatmışım kendime. Şarkıyı dinlerken düşünüp durdum, geçmişime eklenen son yılda neler oldum diye. Sanırım tek özeti hepsinden biraz olmuş olduğum; biraz kadın, biraz çocuk,  biraz eş, biraz gelin, arkadaş, komşu… En fazla evlat, anne, abla ve Belgin’in dostu olmak vardı. Diliyorum ki, son nefesimi verene kadar devam eder bu olma hallerim.

Evrildiğim tarih ise 1 Temmuz! İşte o gün; gördüğüm, duyduğum, düşündüğüm, üzüldüğüm, sevindiğim her şeyin rengini değiştirdi asla eskiye dönemeyecek şekilde. Annemin o güzel beyninin içinde büyümüş olan tümörle beraber çıkıp gitti hayatlarımızdan manası olmayan her düşünce. İnsanca sandığımız, kısacık ömürlerimizi zorlaştırıp asıl manayı kaybettiren çok şey…

Ve döngüye teslim olunca yaşadım ki; debelenip durmamın zaten hiçbir manası yokmuş. Olacak olan oluyor, gidecek olan gidiyor, kalacak olan da kalıyor. Şimdi yazının tam burasında havayı dağıtmak istemiyorum ama gerçek hazine; ‘Ko götüne rahman gitsin.’  sözünde yatıyor yahu.

Bunların yanında canımın istemediği şeyleri yapmamak için bahane olduklarını bile bile bahaneler üretmeye devam ediyorum.

Zıkkımın pekini içmeye devam ediyorum.

Zıkkımın öbür pekini içmeye de devam ediyorum.

Gerçekleşemeyecek olma ihtimalini hiçe sayarak hayaller kurmaya devam ediyorum.

Erdo’ya aşık kadın olma halim devam ediyor.

Zaman zaman Erdo’dan nefret etme halim devam ediyor. Ama en çok AŞK.

Adres bulmamaktaki yeteneğim devam ediyor. Ama çok daha sakin.

Daha kolay çığlık atabiliyorum.

Geçmişte yapmış olduğum hatalarla hesaplarımı kapattım. Kendimi affettim.

Özlemim sağolsun! Sayesinde daha cesurum. Ve daha Özgür.

Belgin sağolsun! Yaşamak dışında -zorunda olduğum- hiçbir şeyin olmadığını kafama vura vura öğretti, biliyorum artık. Ve omuzlarımdan inen -zorunda olmak- duygusu sayesinde daha hafifim.

Annem hep olsun! Asla yalnız olmadığımı biliyorum.

Babam can olsun! Öğrendim; ağırdan almak güzel, aslolan niyettir.

Serkant Abim şansım olmuş! Hayal kırıklığına uğramanın insan kaldığımın kanıtı olduğunu söyledi ve hayal kırklığı yaşamaktan korkmaz oldum. Yıllar yıllar önce kitaplarla çıkageldi, içinden çıkmak istemediğim kocaman bir dünya hediye etti bana.

Efsane bilmiyor ama onun sayesinde artık yüksek sesle kahkaha atmaktan korkmuyorum. Her defası son kez mişçesine.

Sizler! Hep yakınımda olduğunu bildiğim çok kişisiniz sizler. Arada sırada konuşup görüşebiliyor olsak da beraber olduğumuzu, gönüldaş olduğumuzu bildiğimiz çok kişisiniz. Bir sözünden çok şey aldığım, bakışından izler taşıdığım çok kişi.

Sonra yeni tanıştıklarım var. Mesela Serdar Pecen; ne çok şeyi hatırlattın bize hayata dair. Yalnızca toklaştıklarım, bir bakışla karşılaştıklarım, yanından geçmemin tesadüf olmadığını bildiklerim, günü geldiğinde karşılaşacak olduklarım…

İyi ki doğmuşuz! İyi ki sol yanımızda çarpanın farkındayız! İyi ki arada dürtüp hatırlatıyoruz birbirimize mucizemizi!

James Thurber ‘’Bütün soruları bilmektense bazı cevapları bilmek daha iyidir.’’ diye güzel söylemiş.

özgür tamşen yücedal

Ve bu da hepimize benden hediye: Read the rest of this entry »

 
1 Yorum

Yazan: 13 Ocak 2014 in GÜNLÜK, KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

aşkın kalıntısı

İç organları ağrır ya insanın acıdan. Öylece yok olmak ister ya insan. Etrafındakiler yalnızca görüntülerden ibaret olur ya. Sesler diner, yalnızca acı kalır.

Dinen gözyaşları içine akar insanın. Öfke dolar her yanına… Sonra anlamsızlık gelir kurulur baş köşeye. Sonra gene sessizlik ve acı. Nefesin soluksuz kalır ya. Her şey dönüşüverir baldan kabağa. Akrep gibi acıtmak ister acıtamazsın acından, acıya bulanmış aşktır izin vermeyen. Özgür bıraksın istersin seni. Özgür bırakmak istersin.

Bilirsin zamandır ilaç olacak olan. İç organların acır aşktan ama bilirsin işte. Bu acıdır yaşadığını fark ettiren. Bu duygudur her haliyle kabul ettiğin aşkın içinde olan. Beynini kemiren, kemiklerini sızlatan aşkın kalıntısıdır. Ama yaşadığını hissedersin. O kadar özlemişsindir ki aşkın her halini, dibine batmak istercesine debelenir durursun.  Gerçek aşıktır yalnızca kendini acıtan. Aşkının mirasına sarılıp ağlayandır.

İç organları ağrır ya insanın acıdan. Öylece yok olmak ister ya insan. Etrafındakiler yalnızca görüntülerden ibaret olur ya. Sesler diner, yalnızca acı kalır.

özgür tamşen yücedal

 
5 Yorum

Yazan: 09 Ocak 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

tutku

31

Öncelikle yazı için 18 yaş sınırlaması olduğu uyarısını yapmak istiyorum.

Şimdi:

‘Çiçek’ deyince aklınıza salonda sulamayı unutmuş olduğunuz çiçekler,

‘Tutku’ deyince akışkanlığı bol olan bisküvi,

‘Akşam’ deyince içinde rahat edeceğiniz ev giyisileriniz,

‘Isınmak’ deyince pufidik terlikleriniz,

‘Oynaşmak’ deyince keeendi kıraş oyunu,

‘Film’ deyince tivi dizileri,

‘Yemek’ deyince karnıyarık,

‘Müzik’ deyince sessizlik,

‘Güzel söz’ deyince ‘bir şey lazım değil’,

‘İltifat’ deyice ‘ellerine sağlık’

geliyorsa evli hatta uzun yıllardır evlisiniz demektir. Haa uzun yıllardır evli değil ve son durum raporunuz bu ise; son çıkışı kaçırmadan hangi yoldan gitmek istediğinize karar vermelisiniz.

Sonra:

‘Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.’ sözü uydurmadır. Daha doğrusu yolun sonunda ulaşmak istediğiniz organa bağlı olarak değişkenlik gösterir.

‘Erkeler akıllı kadından hoşlanır.’ sözü tamamen safsatadır. ‘Erkekler kadınLARdan hoşlanır.’  sözü doğrudur.

‘Kocalar eşlerinin onlara neden darıldıklarını anlamazlar.’ sözü yalandır. Kocalar eşlerinin neye darıldıklarını bilir ama bilmezden gelirler.

‘Erkekler eşlerinin çatalı gözüksün istemezler.’ sözü doğrudur. Ama ‘Erkekler gördüğü hiçbir çatalı bakışlarından mahrum bırakmak istemezler.’ sözü daha doğrudur.

‘Kadınları anlamak, ne istediklerini bilmek mümkün değil.’ sözü kesinlikle doğrudur. Çünkü daha kadınlar bile kendilerinin ne bok istediklerini bilememektedirler.

Uyarımı dikkate almayarak yazıyı okumuş olan gençler yalnış anlamayın evlilik şahane bir şey! Yalnızca ‘Evlilik aşkı öldürüyor.’ diyorlar biz onların yalancısıyız.  Yoksa ‘Nikahta keramet vardır.’ sözünün doğruluğuna inananlardanız.  

 

NOT: Yazıda bahsi geçen kurum ve kuruluşlar tamamen hayal mahsulüdür.

 

özgür tamşen yücedal

 
3 Yorum

Yazan: 05 Ocak 2014 in KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: