RSS

Aylık arşivler: Temmuz 2012

ne bu şimdi?

 

  Öncelikle ‘’ Gene neler demek istemişte, diyememiş bu kadın.’’ diyenleriniz çıkabilir baştan söyleyeyim. Zaten ben de bir bilebilsem ki ne demek istiyorum da yazıyorum bu satırları. Kafamın içinde birkaç tane çift kale maç var fakat gol atmak isteyenler de, golü karşılamak isteyenler de gene benim, iyiden iyiye boka sardım anlayacağınız. Bu arada bamya da şahane olmuştu. Bamyayla ilgili yeni kararım, bundan sonra aşka gelirde almaya karar verirsem en fazla 150 gr. alacağım, pişirene de yiyene de yazık yemin ederim.  

  Tüm bunların yanında ağzımda bir dolu küfür bu sabah gene, inşallah Erdo okumaz. Adam resmen sansür uyguluyor, ‘’ Gene de sen bilirsin.’’ diyerek, sek sek sekerekten, usul usul. Yalnızca bana ait olan yegâne yer burasıyken üstelik. Ama yok dayanamayacağım;

  Şimdi hayatını siktir edip yalnızca çocukları için yaşayanlara gıcık oluyorum.

  Çocuklarını siktir edip hayatını yaşayanlardan nefret ediyorum.

  Sürekli konuşan çocukları duymak istemiyorum.

  Sürekli ‘’otur, sus, yapma…’’ diye çocuklarını azarlayan ebeveynleri karanlık odalara tıkmak istiyorum.

  Ama en çok arka sokakta, köpeğini kalın bir ipe bağlayan kadından nefret ediyorum. Bakışlarım ve inlemelerimden anlamış olacak ki hayvan geçen akşam kaçıp arabamın altına saklanmıştı. Bir süre Oğuz’la beraber sevip, gezdirdikten sonra bıraktık. ( Bu sabah yoktu. ))

  Anammmm ben ‘’Tatil Sendromu!’’ na falan mı girdim yoksa. Nereye, neyin içine girdiysem bir an önce çıkmam hayrıma olacak. Daha gideli bir gün oldu ama kocamı mı özledim ne? Şimdi anacığım olsa ‘’ Canın dayak çekti herhalde.’’ Derdi. Aslında dayak değil de şöyle ayaklarımı yerden kesecek tazecik bir şey olsa! Hu Huuuu! Hemen dalmayın kendi fantezilerinizin içine, aşk falan değil bahsettiğim, yeni herhangi bir şey işte. Aşkla meşkle baş edemem ben bu saatten sonra. Ne istediğimi bilmediğim kadar ne istemediğimi biliyorum. İstanbul’a dönmek istemiyorum. İşe gitmek istemiyorum. Çamaşır toplamak, yemek yapmak istemiyorum. Birkaç gün yaz uykusuna mı yatsam, ne yapsam?

 

 

  Bakın yazınca biraz rahatladım. Etrafıma baktım; oğlum kedi kovalıyor, yan masada bir beyefendi yazıyor, iki hatun sohbette, kızım evde uyuyor, ben kahvemi sipariş ettim. Ulan gerçekten dayak lazım bana, dayak. Hadi ben şimdi kahvemi höpürtüdeyim. Birkaç güne kadar şehirdeyim, yazışırız.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

Reklamlar
 
4 Yorum

Yazan: 31 Temmuz 2012 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

SÜMÜĞÜNÜ YİYEYİM

 

 

  Her şey ne kadar da güzel başlamıştı oysa. Hava mis, müziğimi açmışım en BEBE’ sinden, kurulmuşum terasa… Ama sonunda yaşayacaklarımı nereden bileyim? Sen bir de tut instagram da çektiğin fotoyla ve üstelik ” Terapi gibi bamya ayıklama seansı ” alt yazısıyla ilan et bamya ayıkladığını. Görüldüğü üzere on, sonra yirmi, sonra yirmi beş derken baktım parmaklarımda bir sızı. Şu saat itibariyle ise o iki parmağım kullanım dışı. Ulan bir yerinde ” Tamam çözdüm bu işi galiba.” diyecek oluyorum ki yeni bir sıyrık daha. Şeytan dedi ” Kes kafadan, ye sümüklü mümüklü. Ne olacak? Yediğin öyle de aynı şey böyle de aynı şey.” Bir yanda inadım, diğer yanda ayaklarını altına toplamış koltukta bamya ayıklayan Perikuşumuzun hayali… Neyse kalan son beş taneyi feda ederek ve koli bandıyla sarılmış parmaklarımla bitirdim işi. Koli bandı nereden çıktı demeyim çünkü ulaşabildiğim mesafede yalnızca o vardı. Şimdi düşündüm de bak yüksükte fena olmazmış hani.

  Peki, soruyorum size ayıkladıktan sonra yüce google arama motorunda ” Bamya nasıl soyulur? ” cümlesiyle arama yapanınız var mı? Evet, ben yaptım. Sonra da annemi aradım ” Ağlıyor musun? ” diye sormak için. Ama bak ben diyim ” Eğer bu işin püf noktasını bilipte saklayan varsa! ” Anam bir de pişip bir lokma kalmadı mı, ,iyice yedim kafayı. Suyumu çıktı konservenin, al pişir işte. Ama yok pazara çıktığımda bana bir haller oluyor. Sanırsınız en ala aşçı… İçimin o hiç susmaya sesi başlıyor konuşmaya: ” Ondan da al biraz. ”, ” Bundan da al, zeytinyağlı pişirirsin.”, ” Ayyy! Salataya çok yakışır. ” Bundan İstanbul’da zor bulursun.”, ” Oğuz bunu sever. Elif bunu sever.” diye diye doluca üç pazar arabasıyla dön eve.

  İşte o eve getirip kapın önüne yığdığım an başladım içine ettiğimin iç sesiyle kavgaya ” Ulan hadi de aldın. Şimdi ne halt edeceksin hepsiyle, nereye sığdıracaksın bu sıcakta.” İster inanın, ister inanmayın kelimenin tam anlamıyla dötümden ter aka aka ayıkladım, yıkadım, pişirdim. Amaaaaa serde acı olunca paşa paşa yapıyorsun. Alaçatı’da da yıllık geçimini yazlıkçılardan çıkartmayı kafaya ve adisyonlara koymuş her yerde olduğu gibi fiyatlar el, yürek yakıyor. Durum böyle olunca ter nerenden akarsa aksın pişiriyorsun. Bu taraflara gelmeyi düşünenlere duyurulur ” Yanınızda piknik tüpünüzü, çadırınızı, portatif duş ve denizinizi yanınızda getirin.” benden söylemesi. Hadi ben şimdi kaçayım. Daha soğuyan yemekleri buzdolabına sığdırmak için debelenmeli, hayırlısıyla yarın sabah gelecek olan çocuklarımı, kız kardeşimi ve tabi kızı Duygu’yu karşılamak için erken kalmak zorunda olduğumdan yatmalıyım. Gelişmelerden haberdar ederim.

NOT: Fulya, gördüğün üzere Alaçatı öncesi sana telefonda kurduğum makarna, tost most fantezim bu şekilde suya düşmüş bulunuyor şekerim. Seneye tüm bunları senin önderliğinde tecrübe etmeyi umuyorum. Sevgiler.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
2 Yorum

Yazan: 22 Temmuz 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

İnsanın bedeni bir şey yapmak için harekete geçerken, aklı düşünceleri harekete geçtiği o sandalye ya da koltukta kalabiliyor muş! Sonrasında yapması gereken her şeyi bir kenara da bırakabiliyor muş! İşte şu saat itibariyle hepsini bir kenara bırakmış, mumları yakmış, Elif Çağlar’ı dinlemekteyim. Ayrıca …

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
Yorum yapın

Yazan: 20 Temmuz 2012 in GENEL

 

Etiketler: ,

HEYHATTTTTT

BAŞKALARINI ANLAMAK, TANIMAK İÇİN GÖSTERDİĞİMİZ SABRI KENDİMİZİ TANIMAK İÇİN GÖSTERSEK DAHA ÇOK YOL KATETMEZ MİYİZ? İKİNCİSİ İÇİN NE KADAR ÇOK ZAMANA İHTİYACI OLDUĞUNU FARKEDİNCE İNSAN, İLKİ İÇİN HARCADIĞI ZAMAN VE ÇABAYA NASIL DA ACIYOR!

ŞİMDİ, HALA TATİLE ÇIKAMAMIŞ, YAKIN GELECEKTE ÇIKABİLECEK GİBİ GÖZÜKMEYENLER İÇİN:

” HEYHAT! YENİ VE BİRBİRİNİN AYNI HAFTALARDAN BİRİNİN DAHA İLK GÜNÜDÜR! GÜNLERİMİZ AYDIN OLSUN. SAĞLIK OLSUN.”

 
Yorum yapın

Yazan: 16 Temmuz 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

HER ŞEY SEVGİDEN GEÇSİN

  Kanatlarım hafifledi! SBS sonuçları açıklandı, kızım rahatladı.

  Gece uyurken Elif’in içine uyuduğu stres bastı bana adeta, garip rüyalar, çığlık kıyamet uyandım gece yarısı. Çıktım balkona, açtım bilgisayarı, yaktım bir sigara, çektim bir ‘’Hayır olsun’’… Ve karşımda sonuçlar. Bu defa çektim bir ‘’ Şükür!’’ Sonra mı? Sabah saatleri gelene kadar döndüm durdum yatağın içinde. 08.30’u gösterdiğinde akreple yelkovan zıpladım koynuna, verdim haberi. ‘’ Ohhh ‘’ çekip gömdü ya o güzel suratını yastığına, eridi yüreğim, doldu gözlerim. Nasıl ağırlık, ne stresmiş kanatlarında ki. Kanatlar hem de körpecik… Evimizin de hafifledi adeta. Farklı kokan sesler, neşe var havada.

  Şen şakrak girdi mutfağa, kardeşi ve benim için kahvaltı hazırladı, düşünün artık. Kahvaltı dediysem mısır patlaklarını kâselere koyup üzerine süt döktü yalnızca ama olsun. Mükellef kahvaltı sofrasından daha kıymetliydi benim için. Şimdi sıra önümüzdeki ay yaşanacak kayıt kaosunda. Kaos diyorum çünkü yaşamayanların bilmediği bir düzen var bu işlerde. Her sabah açıklanan puanları, kalan kontenjan sayılarını brokırlar gibi takip etmek zorundasınız falan. Neyse zamanı geldiğinde onları da konuşuruz. Şimdilik bu etapta bitti ya şükür.

  Bütün çocuklar için hayırlısını diliyorum canı gönülden. Daha bu yaşlarda önlerine serilen bu gelecek kaygısı, yarış çok feci. Sınav öncesi, sonrası sinir krizleri geçirenler, kusup bayılanlar, serumla sınavdan çıkanlar, dökülen gözyaşları, korkudan içe akan gözyaşları, uykusuz geçen geceler, mühür vurulan dudaklar ne için, hepsi sınav için. Geleceklerini bağladığımız sınav için. Daha doğrusu sistemimizin bağladığı gelecekleri. Diğer yanda da bu sistem kurbanı, sistem içinde canı yanmış ailelerin, bizlerinde alet oldukları kahrolası düzen.

  Kazandığı halde ailesinin inat ettiği okul uğruna üçüncü kere girdiği üniversite sınavında fenalaşıp, hakkı yanmasın diye, korkudan sınıftan çıkmayan, çıkamayan sonrasında kolunda serum şişesiyle soru çözen öğrenciler duydum. Ellerinden alınan çocuklukları, gençlikleri. Bizli yaşlara geldiklerinde izlerini taşıyacakları yılları. Uğruna şiirler, kitaplar yazacakları yılları. Özleyecekleri ama doya doya yaşayamadıkları yılları. Hiç sorumlukları olmadan gezip tozmaları, âşık olup o aşk uğrunda gözyaşı dökmeleri gereken yılları. Yani ‘’ Sağlık olsun. Her şeyin başı sağlık, huzur.’’ diyecekleri yaşlara geldiklerinde artık giden gitmiş, geçen geçmiş olacak.

  İşte tüm bunları hatırlayarak bizler demeliyiz onlara ‘’ Evet! Bitti, geride kaldı. Sonuç neyse ne, sağlık olsun. ‘’ Sonra da gene sonuç her ne olmuşsa olsun kutlama yapmalıyız. Hazırlanmış güzel bir sofra, alınan küçük bir hediye, sıkıca bir sarılma, güzel sözlerle…

   Hayatımızda ki her şey sevgiden geçsin, sağlık olsun.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
2 Yorum

Yazan: 12 Temmuz 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

AŞK MUTFAĞINDAN YALNIZLIK TARİFLERİ ( YEKTA KOPAN )

BUĞULU YALNIZLIK

2 Kişilk

Malzeme: 2 kişi. 1 ilişki.

Hazırlanışı: Mutlu günler geçirilir. Beraber olmaktan alınan keyif, kaynayana kadar hayatın her aşamasıyla sık sık karıştırılarak yaşanır. Arkadaşlar ortak edilir ilişkiye. Sinemaya gidilir, çıkışta filmden hiçbir şey hatırlanmaz, geriye kalan sadece sevgilinin film boyunca tuttuğu elinizde kalan sıcaklıktır. Sözler verilir. Sözlerin altında ezildikçe, yalanlar söylenir. Mutluluk fokurdamaya başlayınca, ilişkinin altı kapatılıp dinlenmeye bırakılır. Oda sıcaklığına geldiğinde kıskançlık ve kavga gibi baharatlar göz kararı eklenir. Arzuya göre aldatmada konulabilir. İlişki iyice soğuduktan sonra gözyaşıyla servis edilir.

NOT: Daha sonra paylaşabileceğim birkaç tarif yanında, Read the rest of this entry »

 
Yorum yapın

Yazan: 11 Temmuz 2012 in OKUDUM

 

Etiketler: , , , , ,

ŞU ERKEK MİLLETİNİ …

Bu hafta sonu bir kez daha anladım ki, şu erkek milletini sık sık dağa, parka, çayır çimene, denize götüreceksin. Diyelim götürdün kesinlikle işini gücünü konuşmayacaksın. Bir de bağlı oldukları internet, telefon, televizyonun bağlantı kablolarını fişten çekecek, gerçek hayatla tek bağlantı ağı sen olacaksın. Ama senin antende çocuk kanalı frekanslarını birkaç günlüğüne algılamayacak. Bak nasıl oluyorlar pamuk gibi. Anlattığın lafı gözlerine bakarak dinliyor ( ya da en azından dinliyormuş gibi yapıyor ), biriktirdiği ne var yok anlatıyor, espriler havalarda uçuşuyor. Gece yatarken, sabah uyandığındığınızda yalnızca ikiniz.

  En azından bizim için öyle oldu. Oldukça yorucu geçen kış aylarının ardından yaptığımız bir günlük kaçamak bir haftalık tatile bedeldi. Zaten benim adamın tatil moduna geçişini sağlayan tuşu var galiba  ve uçağa bindiğimizde biri basıyor o tuşa. Hoppp! Nefes aldığını hissettiğim, özlediğim, pamuklara sarmak istediğim Erdo çıkıyor ortaya. Yok normalde de süperdir de, anam tatilde bir başka oluyor adam. ( bugün benim bloğu okuyacağı falan tutar, neme lazım ekleyeyim de ) Çok iyidir, Don Juan mübarek.

  Ben zaten her zaman mükemmel olduğumdan fazla bi değişiklik olmuyor. Yalnızca Read the rest of this entry »

 
Yorum yapın

Yazan: 09 Temmuz 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: