RSS

Aylık arşivler: Kasım 2018

gelmiş

Kış geldi mi? Gelmiş hali bu mu? Daha çok gelecek mi, kalacak mı? Peki: On pezevenk biraraya gelince bir aziz eder mi? Düne kadar iyiydik hani! Kışa kıyın kıyın, fazla elleşmeden yaşayıp gidiyoruk. Ne olduysa birden bire oldu.

Şimdi aranızda gözü her an açık, hafıza zehir, hava tahmin raporlarını an be an takip edenleriniz, gözlem yeteği yeteneklileriniz vardır mutlaka ki! Bu ve benzer sebepler sebebiyle;

‘’ Ben gözleyemez, takipsiz biriyim. Bana olanlar aniden oldu, kışım birden bire geldi benim. ‘’ demem daha doğru olacaktır.

Olanı biteni hayli geç idrak edişlerim, ihtimal hesapları yapmayış, yapmayı denemeye kalkıp hep yanlış ihtimallere çıkışlarımın etkisi büyüktür. Olsun. Her türlü hiç anlayamadım valla gelişini!

Görmezden gelecek halim yok elbette, yaşıyorum. Aynı zamanda hafif üşümeye de başladım, değişik geldi. Gene en çok ayaklarım ve omuzlarım üşüyorlar. Ayıları özeniyorum. Galiba yani! Galiba ayıları özeniyorum. Kış uykusuna yatmalı, yatabilmeliydik. Istemeyen, hep koştur koştur yaşamak isteyenler yatmayabilir olmalıydılar.

Çünkü; hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz, mecburcuyuz, yarın ne olacak, kim gidip kim kalacak, kim yaşayıp kim ölecek, kim sevecek kim nefret edecekle birlikte yüzlerce ihtimalin içinde nefes alıyoruz, adına hayat diyoruz. Biz ve bizim gibilerin ev sahibi gibi bir gerçekte var hayatlarında, yadsınamaz. Ama o büyük salaklığımızla hayal mayal kuruyoruz, planlar programlar, sevgisel aşksal, maddesel maneviyesel şeylerle uğraşıyor minnak beyinlerimizle kotarmaya çalışıyoruz. Hayal kırıklıkları, yarı yolda kalma bırakılmalar, kazıklanmalar, kazık atmalar, bizden tarafa yapılan hatalar, hatalarımız, terk etme edilmeler tecrübelendiriyor akıllarınca bizi! Hayır! Akıllanmıyor, tekrar tekrar ediyoruz tüm o haltları. Öleceğiz lan sonunda! Farklı bir son yok yani! Hepimiz ölüm günümüz geldiğinde öleceğiz. Ki; aramızda gün ve saatini bilenimiz de yok. Al sana bir bilinmezlik daha hem de en büyüğünden. Off , yorucu valla.

Hâlbuki ayı haklarına sahip olabilseydik eğer, uyuyabilecektik bu aralar. Taa ki; bahara kadar uyuyup dinlenebilecektik. Uyurken sakin sakin düşünebiliyor falan bile olabilirdik. Dinlendirici…

Evden hiç çıkmayan bir kara, bir de sivrisinek yanıltmışlar beni; yazdıklarım tam kışlık şeyler oldular. İçimden çıkanlar da bunlarsa, kışım gelmiş benim hakkaten. Artık anlaşılamayacak bir yanı kalmadan hem de, büsbütün kış mevsimindeyim. Hayırlısı!

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

not: ‘’hakkaten’’ yerine ‘’hakikaten’’ kullanabilir dileyenler. Ve hatta, ve ayrıca ekleyeyim ‘’haki:katen’’ diye de okuyabilirler.

 
2 Yorum

Yazan: 20 Kasım 2018 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

sır

 

Birkaç hafta oldu gene annemi aradığım rutin sabahlardan biri:

‘’ Vilo dayanamayacak ve sana bir şey söyleyeceğim. Yemin ver kimseye söylemeyeceksin.’’ dedim. Yemin versin, söylemekten korksun diye de:

‘’Bak sonra nazar mazar değer olmaz.’’ diye de ekledim.

Ve dayanamadığım güce dayanmaktan tamamen vazgeçerek söyledim. Aman çok gizli bir şey de değil aslında Özlem (kardeşim ) hakkındaydı. Ertesi günün sabahı gene hal hatır için aradım Vilo’yu, konuştuk. Tam telefonu kapatacağım;

‘’ Özlem dayanamadı aradı gece, söyledi.’’ dedi.

‘’ Peki sen ne dedin. Bilmiyor muş gibi yaptın değil mi?’’ diye sormama daha fırsat bulamadan:

‘’ Biliyorum Özgür söyledi dedim.’’ dedi.

İşte bizim aile değil sülale boyu sır saklama potansiyelimizin sınırı bu kadardır. Üçgen dersin birkaç saat sonra olur sana piramit. Gerçi aramızda en ketum annemdir, nuh deyip peygamber demeyen cinsinden. Beş teyze, bir yenge olunca ise sır saklama yerimiz geniş aslına bakarsanız. Bugüne kadar asla bir zararını görmedik bu piramit boyutlu ağımızın o ise ayrı. Bu ağdan şikayeti olan ise tek kişi var; babam. Bu ağın onun da dahil olduğu konularda tek merkezi var; babam. Yalnızca bu sebepten lakabı: mikser!

Hele beni aramış ve konuşmasına;

‘’ Kızım bak annenim haberi yok… ‘’ ya da

‘’ Annene söyleme ama …. ‘’ diyerek,

müsaitliğimi bile sormadan konuya girdiyse bilin ki ya annemle kavga etmişler barışmak istiyordur ya da kesinlikle olan her ne ise hepimizin bilmesini istiyordur.

Aslında benim sır saklama kapasitem oldukça geniştir diyeceğim ama neresinden, kime göre bakarsınız bilemeden. Bu satırları yazarken anlıyorum ki; paylaşmayı istediğim, bana söyleyeninde mutlaka haberi olarak paylaştığım sırlar hep güzel şeyler olmuş. Paylaştıkça çoğalacağına olan inancımdan… E burasından bakınca ortada sır mır da kalmış olmuyor zaten. Saadet zincir gibi bir şey.

Ama anlayamadığım, anlamlandıramadığım şeyler, cevapsız sorularım olduğunda çok susuyorum ben, sır küpü gibi. Sırlar benim, küp kendimim şeklinde. Uzuncadır da suskunum. Mecbur kalmadıkça evden çıkmıyor neredeyse kimseyi görmüyorum. Dün geçirdiğim günden sonra daha da susacak gibiyim aslında. Dün denizi gördüm haftalar sonra, hâlâ mavi. İşaret miydi? Köprülerden geçtim; sonları var. Kitap kokulu bir gündü. Beklenmedik. Plansız. Süprizli. Değişik. Yeni. Unutulmuşu hatırlatan. Gizemli. Merak uyandırıcı. Sonunu benim belirleyebileceğim. Hele ki o kitap kokusundan ayrılırken bir hediye verildi ki bana; işaret dolu. Tüm gece okudum. Ama söyleyemem. Sorularımı cevaplayabileyim; sonra paylaşırım sırrımı belki.

Gerçi sır dediğin nedir ki?

Mezara giden sırlar kime ne kazandırmış?

Tutulan sır yararlı mıdır, zararlı mıdır?

Sır tutana mı, verene mi ağırdır?

Sırrın yalnızca sana söylendiğinden emin olabilir misin?

Kaç tür sır vardır?

Bunları bilemem ama benim dün kendi kendime söylediğim sır bir yere gelecekse yalnızca benimle mezara gelecek türden galiba.

Ohooo saat kaç olmuş! Hadi yatalım artık. Yatıp uyuyabilene kadar bekleyelim. Bebekler uykuya gideceği zaman söylenen:

‘’ Uykularım senin olsun. ‘’ temennisini hep çok sevmişimdir. Bu gece ise büyükler olarak sırlarımızı değil ama uykularımızı paylaşabiliriz belki.

Uykular hepimizin olsun, rüyalar kendimizin.

Allah rahatlık versin.

Eyvallah

 

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 07 Kasım 2018 in GÜNLÜK, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: