RSS

Aylık arşivler: Kasım 2014

merhaba!

Screen Shot 2014-11-20 at 12.21.59 PM

Davetli misafirimdin dün gece. Kapıyı açtığımda karşımdaydın; derinine bakınca Karadenizin yeşiline çalan gözlerinle, aşkla karşımdaydın. Yanağına kondurduğum öpücükle içime yayıldı huzur, tüm bedenimi sardı huzurun… Soluğumu tutup yumdum gözlerimi hapsedebilecekmişim gibi seni en derinime. Belimden kavradığında daha sıkı sardım bedenimi sana, içine hapsedebilecekmişim gibi kendimi. Yokluğunda içimi yakıp kavuran özlem, yaş oldu aktı gözlerimden yüzümdeki tebessüme inat. Yokluğunda dudaklarıma vurulmuş olan mühür bozuldu dudaklarım dudaklarında eriyip tutku olurken. Birbirimize yazdığımız her bir kelime harflere bölünüp döküldüler yerlere… Herkes uyuduğunda dünyanın derdini sırtlayan dervişin sevdasını yazdığı gül kokulu aşk mektuplarına yazıldılar, teker teker. Derviş yarin hasretine dayanamayıp yaktığında aşk mektuplarını ve gece bu sevdaya dayanamayıp günü ağarttığında, gecenin peşi sıra seninde gideceğini biliyordum. Ve ben her sabah olduğu gibi gidişinin ardında erkenden karşılayacaktım günü; gül kokusuyla üzerime yağsın diye kelimeler…

Takaların motor sesleri duyururken gecenin isyanını, yastığıma sinen koku haber veriyorken günün gelişini hepsine inat açmak istemiyorum gözlerimi. Yerlere dökülen harflerin üzerine basıp soyunmak istiyorum seninle. Gözlerinle boyanıp Karadeniz olmak istiyorum. Dalgalarında boğulmak… Özlemek istemiyorum! Sen olmak, seninle olmak istiyorum aşk. Martılar taşımasın aşk mektuplarımı, ben fısıldayayım kulağına aşkımı. Parmakların bedenimin kıvrımlarına karışsınlar, bir olsunlar bedenimle. Bağrım sığınağın olsun. Coşkun, heyecanım olsun. Çığlıklarım şarkın olsun. Bizim için gökkuşağından renk seçeyim, mavi olsun.

Davetli misafirimdin dün gece. Gördüğüm her senli rüyada daha fazla özleyeceğimi bile bile çağırıyorum seni sevgili, davetlimsin. Rüyaların rüyalarıma yol olsun sevgili, geceler aşkla aydınlansın, bizim için yıldız seç gökyüzünden… Bir babaanenin torununa yolladığı hediye gibi kabul et beni, bir çocuğun sevinç çığlığında duy beni, denizin mavisinde hayal et beni ve rüyanın en masumunda hisset beni…

Merhaba!

 

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 20 Kasım 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

nane-limon

Screen Shot 2014-11-11 at 7.45.12 AM

Pişmanım! O yıllar çok ama çok geride kalmamışken, ben daha çocukken hasta yatağıma getirilen nane-limon aşkına, tavuk suyu çorbalara burun kıvırıp kıymetini bilmediğim için pişmanım. En ufacık rahatsızlığında yatak-döşek yatıp nazlanan bir hatun olmayı beceremediğim için pişmanım. Yaşamım boyunca olan tırnağım kadar kaşınmaya çalıştığım için pişmanım. Ama ney miş; son pişmanlık fayda etmez miş, etmiyor muş!

Sesim kısıldı, soluğu neredeyse götümden alıyorum. Koca: ‘’İyi oldu biraz dinlensin çenen.’’ dedi. Oğlan: ‘’Üstün açık yatmışsındır.’’ dedi. Babam: ‘’Yavaş yaşa biraz… Evde otur, çok gezme. Kitap oku!’’ dedi. Kızım farkında mı, bilmiyorum. Annemle henüz konuşmadım ama kesin: ‘’Göt-baş-bağır açık gezerseniz olacağı bu!’’ diye sever. Gerçi bak kardeşim olaydı çorba değil ama bol bol kahve yapardı, kahveyle beraber sigara içerdik iyice geberik olurdum. Biliyorum biliyorum bunların hepsi sevgiden.

Biz türklerde aile yapımıza uyan budur. Düşer kafa-göz yararsın ‘’Niye önüne bakmıyordun?’’ olur. Bir hata yaparsın ‘’Ben sana demiştim!’’ olur. Yanlışlıkla bir şey kırarsın küfür yersin. Ama neden? Hepsi sevgiden. Bu davranışlar buzdağının görünen kısmıy mış, görünmeyen altta olan şey sevilen için duyulan endişeler miş. Birbirimizi daha az mı sevmeliydik acaba. Kuyruğu dik tutmak yerine ara sıra yelkenleri bırakmalı mıydık sulara.

‘’Ne ekersen onu biçersin!’’ sözü doğru ise böyle gelmiş, böyle gideceğiz demektir. İttire kaktıra, bağırış çığırış yaşayıp gideceğiz vay anasını…

Aman diyim sonunda ara sıra benim gibi pişman olacaksanız eğer ‘’Kıyamam sana! Gel yat nane-limon kaynatayım sana. Al bir tas çorba iç.’’ diye sizi pamuklara saran birileri varsa yakınınızda en azından birkaç gün çıkmayın yataktan. Tadını çıkarın sarılıp sarmalanmanın.  

Özet: Yaşıyorum. Boynuma tülbenti bağladım. Kendime nane-limon kaynattım. Dün olduğu gibi bugünde sokağa çıkacağım. Buzdağının altı da, üstü de kabulüm. Pişmanlığım geçti. Neden mi? Hayat; ‘’neden böyle dedi-demedi, yaptı-yapmadı, geldi-gelmedi’’ diye durup düşünmeye değmez. Ayrıca bunlarla vakit harcayacak kadar uzun olmadığı da söylenen rivayetler arasında.

Şimdi; bu mis gibi Salı sabahından herkese selam. Hayırlı olsun. Hastalara şifa olsun. Derdi olanlara derman olsun. Aşık olanlara soluk olsun. Hep beraber ko verip yaşayalım. Şükürler olsun bu günümüze.

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 11 Kasım 2014 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

günaydın

Şükür!

Doğan gün için

Aldığımız soluk için

Sevdiklerimiz

Seviyorum dediklerimiz için

Sevmediklerimiz için

Yakında olanlarımız

Uzağımızda olanlar için

Uçan kuşlar

Kelebekler için

Gel dediklerimiz

Git diyebildiklerimiz için

Ağrıyan yerlerimiz için

Hatalarımız

Sevaplarımız için

Şükürler olsun.

Günaydın!

özgür tamşen yücedal 

 

 
Yorum yapın

Yazan: 05 Kasım 2014 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , ,

eskiden

ozgurtamsen

577475_299116040222387_1109147942_n

Şimdi şu yukarıdaki fotoğraf var ya işte o çok eskiden çekilmiş bir fotoğraf. Eskide kalmış günlerde çekilmiş bir fotoğraf. Oyun oynadığımız günlerden… Orada çocukluğum var. Büyük ninemin Birinci markalı cigarasını tüttürdüğü yıllardı. Ananem hayattaydı o eski günlerde. Hayattaydı, dedeme aşkla bakardı ananem. Gülümseyişlerimiz yorgun değildi şimdiki kadar. Gözlerimizde silinemez izler daha az dı bizim. Daha az aldatılmıştık. Daha az ağlamıştık. Ve daha az kaybetmiş, kaybolmuştuk. Kurban bayramı arifesinin o soğuk gününü yaşamamıştık biz. Arife günleri şimdiki gibi korkutamazdı beni o eski günlerde. Olur olmaz her şeye de gözlerim dolmazdı benim.Yumurta haşlayıp pikniğe giderdik o günlerde. Çakıl taşlarının üzerinde ateş yakıp midye pişirirdik tenekede. Deniz kestanesi batardı ayaklarımıza. O günlerde yüzmeyi dedem öğretmişti biz çocuklara. Tabakta kalan yemeğin arkamızdan ağlayacağına inanırdık. Güller daha pembeydi o eski günlerde. Filmler siyah beyazdı. Zeki Müren dinlerdik TRT 1 ekranlarında, sesinin yıllar sonra hatırlatacaklarından habersizdim. Top oynayacak arsa vardı mahallelerde eskiden.  Babalar daha çok evde…

View original post 259 kelime daha

 
Yorum yapın

Yazan: 03 Kasım 2014 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

eşek

Screen Shot 2014-11-02 at 12.38.19 AM

Eşeğe altın semer taksan da, eşek yine eşek! Ya da nasıl desem? İnsanoğlu gaza gel gel doymayan bir mahlukat! Gerçi gözünü sevdiğimin Einstein’ı patlatmış ve “Aynı hatayı iki defa tekrarlamayan insan mükemmel insandır” demiş. Bu adama göre ben mükeNmel insan değilim. Çünkü; tekrarlananların hesabı yok.

‘’ Anniş dolabımı toplayalım mı?’’ teklifi karşısında her defasında Elif elinde telefon bir yandan mesajlaşır diğer yandan bana komutlar veriyorken dolabı toplayan taraf ben oluyorsam.

‘’ Bugün hava güzel bahçediki çiçekleri seraya yerleştirelim!’’ önerisi karşısında; koca elinde puro yönergelerde bulunurken kucağında saksılar, elinde eldivenler serayı temizleyip çiçekleri taşıyan taraf ben oluyorsam. ( Ki; üzerine ‘’ Çok yorulduk ama değdi! ‘’ dedi. )

‘’ Anne, babamla yapmak istemiyorum! Ödevimi yapmama yardım eder misin?’’ ricası karşısında beyni mikilen ben oluyorsam.

‘’ Bugün pizza yapalım! ‘’ fikri sonrasında mutfakta yalnız kalıyorsam.

‘’ Haftasonlarını şehirde geçirelim. ‘’ kararı karşısında her Cuma eşyaları, çocukları yüklenip şehre yolalan ben oluyorsam.

‘’ Çocuğun öğretmeniyle görüşmeye gidelim böyle olmayacak! ‘’ lafının ardından okula giden oluyorsam.

‘’ Annemleri ne zamandır görmüyoruz! ‘’ dendiğinde yemek pişiren, evde o-şu-bu eksik olduğunda markete giden, çocuklar hasta olduğunda suçluluk hisseden, aranacak- yapılacaklar listesi yapan, çocuklarına ana, kocaya karı, anaya babaya evlat, kaynana kayınpedere gelin, dosta dost, … Ve hepsinin sonucunda vicdanı elinde dolanan ben oluyorsam Einstein’a göre mükemmel olamayan, bazılarına göre enayi, büyük çoğunluğa göre anne, bana göre mutluyum. Biraz eksik, biraz fazla ama mutlu.

Kendime yaratmış olduğum, içinde çok olduğum, bir dünya Özgür’le kavaga edip galip çıktığım, kendim olduğum, kendimi tanıdığım, az kişiyi kabul ettiğim ve çok sevdiğim dünyamda şükürle dolu, mutluyum.

Düşünce ve sözlerin dua olduğuna inancım tam. Beynimi, kalbimi, dilimi temiz tutma çabam bundan. Mutlu olmak için bir şeylerin olmasını, bitmesini beklemiyor olmam bundan. Beddua etmiyor oluşum, kendime zaman zaman küsmelerim, susmalarım hep bundan. Olduğu karar, olmadığı kader. Siktiğimin dünyasına bir daha mı geleceğiz? Kim bilir?

Sonuç olarak eşek meşek mutluysan işte! Ko ver gitsin. Eyvallah!

Bu serin anason kokulu Cumartesi akşamından herkese Merhaba!

tecrübe: Çoktan kucaklamış olduğumuz bir budalılığın eski ve nahoş bir tanış olduğunu fark etmemizi sağlayan bilgelik.

Gecenin ve sisin içinde ilerleyen biri

boğazına kadar iğrenç bir çamura battığında,

tecrübe hiç girmemiş olması gereken yolu gösterir ona. 

( Şeytanın Sözlüğü ( Ambrose BIERCE ) )

 

özgür tamşen yücedal

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: