RSS

Aylık arşivler: Eylül 2014

umrumdamı sanıyorsun

Eyy sevgili,

Gelmişsin, gitmişsin, hiç dönmeyecekmişsin

Umrumda mı sanıyorsun

Sevmişsin sevmemişsin

Umutmuşsun mesela

Yalan mış değil miş

Umurumda mı?

 

Mıhlamışım seni kalbime

Bir gülücük boyamışım yüzüne

Aşk yerleştirmişim gözlerine ben sevgili.

Boynundaki ben i sevmişim mesela

Coşkunu sarmışım bedenime

Hayalini eklemişim rüyalarıma.

Aşkın emanetini saklıyormuşum.

 

Eyy sevgili,

Gelmişsin, gitmişsin, hiç dönmeyecekmişsin

Umrumda mı sanıyorsun

Sevmişsin sevmemişsin

Umutmuşsun mesela

Yalan mış değil miş

Umrumda mı?

 

Günaydın sevgili!

özgür tamşen yücedal

 

 

 

 
Yorum yapın

Yazan: 29 Eylül 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , ,

açıklıyorum

Screen shot 2014-09-25 at 07.59.44

Erkeklere bakınca ya da onlarla yaşarken kadınların göz ve ruh zevkini bozan şeylerle ilgili evlisi bekarı, samimi olduğum olmadığım, bir sohbetlik tanışıklığımın olduğu kadınlar arasında yaptığım anket sonuçlarını açıklıyorum! Vatana millete hayırlı olsun!

. Holiganlık mertebesinde taraftar olmak

. Bilgisayar bağımlısı olmak

. Önüne konulan yemeğe kulp takmak

. Ota boka karışmak

. Hiçbir şeyle ilgilenmemek

. Kontrolsüz kıskançlık

. Gereksiz samimiyet

. Gereksiz soğukluk

. Çokkk konuşmak

. Hiççç konuşmamak

. Bihaber olmak

. Sürekli eleştirmek

. Hep bana hep bana demek

. Sevişirken bencil olmak

. Çok sevişken olmak

. Anneye ölçüsüz bağlılık

. Anneye ölçüsüz ilgisizlik

. Baktığını görememek

. Kapri pantolon giymek

. Göbek övünülecek birşey miş gibi gere gere dolaşmak

. Soket çorap giymek

. Atlet giymek

. Kösele ya da günlük ayakkabıyla boyu bilekte çorap giymek

. Kumaş pantolon ve çorap arasından bacağın gözükmesi

. Olur olmadık yerlerde önünde bulunan kutsal emaneti düzeltip, yerleştirmeye çalışmak

. Burun karıştırmak

. Kulakların kıllı olması

. Parfüm sıkmak yerine parfüme bulanmak

. Tırnakların bakımsız olması

. Fırçalanmayan dişler

. Çokkk büyük saat takmak

. Çocuklarla ilgilenmemek

. Mutfak toplanana kadar geçen sürede koltukta zıbarmak

  Ve

. Pişman olmak için hep geç kalmış olmak.

 Yalnız, bu cevapları veren kadınlar aslında bunlara takılmaktan bile vazgeçme noktasındalar. Nereden mi anladım? Vermiş oldukları cevapların ardından söyledikleri;

 ‘’Eşeğe altın semer taksan ne, takmasan ne eşek hep eşek.’’

 ‘’Kim değişmiş o değişecek.’’

 ‘’İte kaka gidiyor ne olacak!’’

 ‘’Beklentisiz yaşamazsak olmaz bu iş!’’ ve benzeri özlü sözlerden.

Valla ben onların elçisiyim ve elçiye zeval olmaz. Sizinde eklemek istedikleriniz varsa eğer ekleyin ve postayla hayatınızdaki erkeğe yollayın. Mail atmayın ama postayla yollayın. Kimbilir belki romantik bir hareket gelir aklına da cevap olarak gene postayla bir aşk mektubu yollar. Gülmeyin! Allahtan ümit kesilmez.

Haydi gün hayırlı uğurlu ola!

özgür tamşen yücedal

 

 

 

 
Yorum yapın

Yazan: 25 Eylül 2014 in KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

neredeyse…

Screen shot 2014-09-21 at 19.17.18

Neredeyse gördüm adamın öldüğünü.

‘Sana gidelim. Merak ediyorum yaşadığın yeri.’ dedim. İşinden çıktığı geç vakitti. Geniş caddelerden yürüdük o önde ben peşi sıra. Yalnızdı. Yalnız insanların çelimsizliği vardı yürüyüşünde. Elinde kahverengi çanta. Dar sokaklara girdik sonra. Parke taşı döşeli dar sokaklara… O sokaklardan birinde mavi kapısı olan bakkaliyeden sigara aldı kendine. Konuşmadık hiç. Denizin dalgalı sularını gören, mahallelerden birinin en ucunda, çıkmazında küçük bir eve geldik. Dar merdivenli… Evin içini görmedim. Kapısını açıp çantasını açtığı sokak kapısının hemen önüne koyarken kokusu çarptı yüzüme. Ağırdı. Bayat kokuyordu.

Boyumdan sonrası tellerle örülüydü başımı dayayıp denizi izlemeye koyulduğum taş duvarın. Kafamı dayayıp sessizce seyre koyuldum dalgaları. Gözlerim doldu. Parmağıyla işaret ederek az ilerideki kayalığın üzerindeki tahtadan yapılmış küçük kulübeyi gösterdi bana. ‘ Ben yaptım. ‘ dedi. Kimin için, ne için yaptığını söylemedi. Ben de sormadım. Sustum. Gözlerim doldu. İçimde buraya getirmekle beni kabul edişinin mutluluğunu yaşıyordum. Ona ait birşeyi paylaşmama izin vermiş gibi.

‘ Burayı görmüştüm rüyamda. ‘ dedim. Gülümsedi. Yalnızlığın çelimsiz duruşuna yakışmamıştı gülümsemek. Sarıldı omuzuma.

Gittim sonra ben. Ardıma da bakmadan.

İki gün sonraydı… Bisikletle geçti yanımdan arkadaşı. Hızlıca. Suçlama vardı bana bakan gözlerinde. Peşinden girdim duvarına bisikletini dayayıp kapısından girdiği gümüşçü dükkanına. Fildişi bir bileklik taktım ince bileğime. Tamir etmeleri için vermişim. Tamir etmişler. Arkadaşı usulca ‘ Öldü. ‘ dedi. Dönüp baktım şimdi suçlama yerine acı olan gözlerine. Sustu. Ağlıyordu. Gerçekti. Ölmüştü. Öldürmüştü kendini. Çelimsiz yalnızlığına yakışmıştı ölüm. Ama ağır gelmişti.

Yağmurun yıkadığı, deniz kokan, yeşil ormanın içindeyim sonra. Üzerimde beyaz gömlek. Dizlerimin üzerinde duruyorum. Yığılıp kalmışım sanki dizlerimin üzerine. Gökyüzüne bakıyorum. Çığlık atıyorum. Avazım çıktığı kadar… İçimin en derin yerinden geldiğini bedenimde hissettiğim çığlıklar atıyorum. Yeşil…

Oğuz ‘ Susadım anne. ‘ diye dürterek uyandırdığında kurumuştu boğazım. ‘Neredeyse gördüm adamın öldüğünü’ diye fısıldadım kendi kendime. Kalktım yataktan. Karanlık koridordan yürüdük ikimiz. Su doldurdum mutfak tezgahının üzerinde duran bardağa. Gözleri yarı açık Oğuz’a verdim. Yatağına döndü sonra O. Kalem aradım. Bu satırları yazdığım pembe kalemi buldum. Çöpten çıkarttığım penye ambalaj kağıdının ters yüzüne yazdım tüm bunları henüz iki saat önce uykuya geçmiş bedenimde en çok bacaklarım sızlıyorken. Boğazım kurumuştu. Kendim için bir bardak su doldurdum.

Yalnızlık ağır olmalı. Öldürürken kendini iple ayağa bağlanan taş gibi.

Adam öldü. Ve ben neredeyse gördüm.

 özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 21 Eylül 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , ,

günaydın

Screen shot 2014-09-18 at 08.59.59

Günaydınnnn!

Şu uyku ne acayip şey, değil mi? Sen bütün gün ha babam, de babam koştur, didin vakti gelsin hoooop zıbar uyu. Mola! Sonra mucize gerçekleşsin, uyan. Gene başla kaldığın yerden ya da yepyeni yerinden yaşamaya. Şükür!

Gelelim günün sorunsalına; şimdi biz bu yaz başında kaldırdığımız yorganları çıkaracak mıyız, çıkarmayacak mıyız? Daha erken mi yoksa vakti geldi mi? Havalar böyle mi gider yoksa tekrar düzelir mi? Düzelir ve yorgan fazla gelmeye başlarsa neremize sokarız o yorganları? Offf yeminnen yoruyor bu hayat, bu mevsimler. Hayır, ben bu mevsimsel geçişlerdeki hazırlıklarda hiç denk getiremediğimden… Yazlıkları çıkarır dizerim raflara, erkendir götüm donar. Geç kalırım götümden ter damlar. Bi tutturamama durumum var o sebeple zorum var.

Bu sabah mesela; akşam zaten yorgunluktan olduğum yerde sızıp kalmışım. Uyandığımda saat 05.00’i gösteriyordu. Önce telekominasyon ağına bağlanıp neler olmuş bitmiş baktıktan sonra kahvaltıları hazırladım, sırasına göre. Akabinde gene sırasına göre herkesi yolculadım. Duşa girdim, yüzümü temizledim, pijamalarımı giydim, kahvemi yaptım, sigaramı tütütürdüm. Tekrar yatağa girdim. Görüldüğü üşere ters işlem, tutturamıyorum. Derken uyudum uyuyacağım döneniyorum baktım bir esinti sırtımda, yağmur sesi dışarıda… İnce pikeye sarın sarın ısınamadım, hep bir tarafım ayazday mış gibi. Ahh yorgan olaydı sarmalasaydı şöyle yumuşak yumuşak diye geçiverdi içimden.

Bak şimdi böyle yazınca vakti gelmiş gibi! Yok yok ben haftasonu çıkarıp mis gibi geçireyim nevresimlere. Fazla gelirse de alırım yarısını bacaklarımın arasına estiririm bir yanımı.

En büyük sorunumuz böyle şeyler olsun inşallah, maşallah. Çok güzel bir gün bugün, çok güzel. Yolcu karşılamak için güzel. Kahve içmek için güzel. Çay demlemek için, gülmek için, sevmek için, özlemek için… Hayırlı sabahlar, günler olsun diyor ve Özlem’e ayrıca huzur dolu gün diliyorum. Yüzüne yapışan şapşal bir tebessümle geçsin gün. Sevgiyle…

 

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 18 Eylül 2014 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , ,

sabah

Screen shot 2014-09-17 at 10.22.24

Sabah gri. Kadın suskun. Deniz dalgalı. Rüzgar uğultulu. Martılar çılgın. Düşünceler dağılmış. Aşk korkmuş. Vücut tutkulu. İşte kadın böyle gri bir sabaha uyandı. Sığınma, kaçıp gitme isteğiyle…

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 17 Eylül 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , ,

sıkası geliyor

Screen shot 2014-09-14 at 13.54.32

Başımızı alıp gittiğimiz doğrudur! Yedi gün sonra gittiğimiz yerden gene başımızı alıp döndüğümüz de doğrudur.

Nelere mi gittik; yosun kokan, yeşille gölgelenmiş, turkuvaza boyanmış, zamanın yavaş yavaş keyifle aktığı yerlere gittik. Acelesi olmayan insanlarla yemek yedik, sohbet ettik. Denizden çıkanlarla beslendik. Trafik sorun, gürültü katlanılmaz değildi. Durduk. Az konuştuk. Bu yedi gün, güneş beni değil ben güneşi bekledim her sabah. ‘Günaydın’ sözcüğü katmerli çıktı yüreğimden, gülen gözlerle de kabul gördü.

İstanbul’dan geldiğimizi söylemeye utandığımız, plakayı neremize soksak acaba diye düşündüğümüz yerler oldu ki; biz şehirlilerin yaşadıkları cennet köşeyi keşfedip talan edeceğimizden onca korkuyorlardı.

Radyonun yalnızca TRT FM’i çektiği yolları özlediğimi farkettim. Ama bunun yanında 3G bağlantı da istedim, şeyi bulup kıllısını isteyenler misali. O yolların bazı yerlerinde insanların gökyüzüne merdiven dayayıp oralara da ev yapma hayallerinin olabileceğinden korktum. Akılalmaz yerlerde, akılalmaz kadar çok ağaç kesip kendilerine ev yapmışlar, koloniler halinde! Tabii bir de evrimini tamamlayamamış insan müsvetteleri var; aracından küllük boşaltan, ormanlık arazide sigara tüttürüp savuran, sıra beklemenin ne demek olduğunu bilmeyen… ‘Silah’ tek başına sözcük olarak bile ürkütücü geliriyorken insan bazen istiyor valla birkaçının bacağına sıkmayı. Akılalır gibi ya da eğitilerek olacak gibi değiller. Her yerdeler, kaçış yok. Tövbe tövbe.

Bak ya konuyu nasıl getirdim buraya şimdi, havam kaçtı. Ulan miss gibi başlamıştık halbuki.

Son olarak şu; özlem çekmek, özlemek, özlenmek konusunu da yazayım, kaçayım. Bu hafta tüm bunları yaşıyorken diğer yanım gırtlağına kadar özlem doldu. Ve ben herkes için sonu kavuşmalı ayrılıklar diliyorum. Kavuşabileceğini bilerek özlemek bu kadar zorken diğer türlüsüyle sınamasın hayat hiçbirimizi. Amin.

Bir de müjdem var: Okullar açılıyor!!! YarEbbim ne mutlu, ne güzel bir Pazartesi bu Pazartesi. Kendilerine uyan bir plan olmadığı günlerde canlarının sıkıntı girdabından çıkamaması yetmezmiş gibi, annelerinin canını sıkmak için ellerinden geleni yapmaktan çekinmeyen çocuklar adına üzgün fakat bu sıkılan canları eylemek için kafayı yiyen, kalkmak bilmeyen kahvaltı sofraları, toplanmak bilmeyen evlerle uğraşan, hem işe hem eve yetişmek zorunda olan anneler için mutlu, umutluyum. Okul düzendir. Hayırlı olsun.

özgür tamşen yücedal

 
3 Yorum

Yazan: 14 Eylül 2014 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , ,

dolunay

image

Ay dolunay olsa, dün gece olduğu gibi. Çok özlemiş olsak birbirimizi… Gelmiş olsan sen sevgili… Denizi olan küçük bir kasabada olsak, denizin kenarında otursak. Sussak, konuşmasak. Dokunsak, konuşmasak. Soluğum söylese, tenin dinlese. Anlatsam sana senden uzaktayken nasıl güzel özlediğimi seni, her şeyini. Yıldız kaysa, gitmemeni dilesem. Minik ayaklarım ıslansa serin sularında denizin, içim ısınsa sıcaklığında yüreğinin. Soysan beni, çırılçıplak kalsam. Dolunay izlese bizi. Başım göğsünde uyansam güne, güneşe o küçük sahil kasabasında. Deniz koksak… Aşka boyansak… Sen hiç gitmesen.
Gün aydın, aydınlık olsun.

özgür tamşen yücedal

 
2 Yorum

Yazan: 10 Eylül 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: