RSS

Aylık arşivler: Kasım 2015

hatırladıkça

Screen Shot 2015-11-30 at 2.10.59 AM

Yaratıcının sonsuz gücüne, kudretine

Duaların hayırlısının kabul olduğuna

Herkesin kalbindekini yaşadığına

Doğan her yeni güne

Batan her geçmiş güne

Iyiliğe

Kuşlara

DeniZlere

Aşka

Sevgiye

Mavinin mucizesine

Yeşilin huzuruna

Bazılarıyla karşı karşıya

Kimileriyle yanyana

Kimiyle koyun koyuna, kalp kalbe geldiğimize

Ve hiçbirinin boş yere ya da tesadüfen olmadığına

Dönüp dönüp birbirimizi bulduğumuza inanıyorum.

Kimilerinden yana, kimilerinden öteye yürüyoruz şu iki kapılı handa

Şükür ettiğim şeyler azalmadığı sürece uyanmak istediğim sabahlar olacak

Isınmış yorgan altı, kavrulmuş soğan kokan mutfak, “topla dağıttıklarını” diye söylenen birileri olan evler hep olsun hayatlarımızda. Bir ‘Merhaba’ya da, kimseye de muhtaç kalmayalım hiçbirimiz. Dengede kalacak manevi güce sahip çıkalım. En çok kendimizi sevelim, kendimize bakalım. Hatırladıkça gökyüzüne bakalım. Göğe baktıkça aslında ne kadar küçük, gönlümüze baktıkça ne kadar büyük olduğumuzu hatırlayalım. Kötü hissettiklerimize ve yayalara yol verelim.

Yeni hafta hayırlı olsun. Yeni hafta kaldığı yerden değil yeni baştan olsun. Adaletli olsun. Savaşlar dursun. Hastalar şifa bulsun. İşler rast gelsin. Gönüller denk düşsün.

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 30 Kasım 2015 in DENEMELER & RÜYALAR, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

kırmızı

image

Denizi özledim
Bir de ağaçları
Şimdi, bu kırmızı sabahta elimde boş bir kağıt
Şiirini mi yazsam özlediğimin
Yoksa kökleri çok derinlerde olan ağacın hüznünü mü
Uzakların yakınıma gelmesi dileğimi mi
Ya da anneme mektup

Kar beyazı saçlarını ellemek istediğimi
Denizi özledim
Bir de ağaçları
Şimdi, bu kırmızı sabahta elimde boş bir kağıt

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 21 Kasım 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , ,

… kuşlar uçuyor

Screen Shot 2015-11-19 at 9.25.52 AM

Günaydın!

Bu, yukarıdaki; nane-limon kokulu bir kış sabahının günaydını. Eve kaynamış elma kabuğu-nane-limon kokusu yayıldı ya bu sabah, bana kış gelmiş demek. Paltolar, kazaklar çıkınca değil de bu karışım kaynatılıp balla içilmeye başlandığında gelmiş oluyor sanki. Boğazımda kaşınacak yerini, göğsümdeki kışlık evini hatırlamış olan öksürük geldiğinde… Oldum olası sevemedim bu mevsimi. Pusunu, grisini çok sevmeme rağmen soğuğunu sevmiyorum. İlkokul yıllarımda gözlerimde uyku, yüzüme vuran soğukla beraber taş duvarlara yaslana yaslana okula gidişlerimden kalma bir sevememezlik galiba. Ne bir kuytu, ne ağaç gölgesi, ne dam altı ısıtamaz insanı, üşümek zor. Içinde –bahar- geçen mevsimler güzel bana. Orta karar olanları. Ne büzüştürecek ne bayıltacak. Ama hayat işte gelişine yaşamak zorundayız. Nasıl hızla geçmiş ve geçiyor olduğuna takılmadan. Çünkü orasından baktığında koşası geliyor insanın. Hele bacaklarında eski derman, yüreğinde sabır, ruhunda heyecan kalmadığını hissederse insan, iyice berbat.

Aman neyse ne takmayalım şimdi kafaya bunları. Haftaya havalar iyice bocacak mış haberiniz ola. Her daim –sırtı üşünük- olanlardansanız dikkat edin. Çoluklu çocuklu olanlar, kime dikkat etmesi gerektiğini şaşıranlara ise kolay gelsin. Çocuk hasta olunca zor. ‘’O hasta olacağına ben olayım!’’ demeyin sakın. Hayır, ben zamanında çok dedim, hasta olup bir bakacak bulamamanın yanında çocukların daha da perişan olduklarını görünce annenin kendine iyi bakması gerektiğine karar verdim çünkü. Herkes önce kendine iyi bakacak.

TEOG annelerine gelirsek onlara diyecek sözüm yok eminim onlarında dinleyecek kafaları kalmamıştır. Ateş düştüğü yerde gerçekten, yaşamayan bilemez. Stresini de, geçeceğini de biliyorum. Tek sözüm olabilir onlara ‘’Delirmeye gerek yok!’’. Her halttan haberi var demeyin onu da yaşadım. Yok yok, sınav derdine delirmedim. Amma velakin (ama-lâkin) sonunda gördüm ki; sınav uğruna deliren annelerin çocukları uzaya falan gitmediler. Her şey olacağına, herkes gideceği yere varıyor. Anlayacağın arkadaşım; elinden geleni yap gerisini bırak.

‘’Günaydının makbul olanı kısasıdır.’’ diye uydurup kaçayım şimdi. Yazmak isteyip not aldığım çok şey var en kısa zamanda inşallah maşallah amin. Götü bi doğrultayım geleceğim.

Iyi niyetle olsun. Gönlünüze göre olsun. Kime ne düşünüyorsanız size o olacak, unutmayın. Asıl önemlisi:

‘’Hayat kısa, kuşlar uçuyor ve kafamıza da sıçıyorlar.’’ Öperim.

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 19 Kasım 2015 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

hayırlısı inşallah!

2013718154018_wc__003

Heyyy!

Ruhumdan yükselip gözlerimden akan uykunun derecesini ifade edecek kelimeler nelerdir, bilmiyorum. Amiyane tabir kullanacak olursam; pijamamın paçalarından süzülen uykuyu banyodan yatağa gelene kadar ayaklarımın altında çiğnedim. Adımladığım parkenin çıtırtıları ise sanırım inleyen ruhumun sesiydi. Sessiz olmaya çalıştığı her defasında daha fazla gürültü çıkarmayı becerebiliyor olmam ise takdire şayan tabii ki. Ama asıl sorun; kafama takılmış olanları yazmadan uyuyamıyor olmam. Bu abuk sabuk takılmaz olasıcalar nerelerden geliyorlar? Hadi geldiler takılacak bir benim kafayı mı buluyorlar? Ya da o kadar gereksiz şeyler ki; takılmaya lâyık bir benim kafayı buluyorlar. Evet! Mantıklı tek cevap bu olabilir. Kafa kafa olsa uğramazlar. Bir iki örnek vereyim bakın siz de hak vereceksiniz anlayamamazlığıma. Misal:

Kaç tür gece kuşu vardır? Uyku sorunu yaşayan insanlar, Gece Yaratığı türleri arasında sayılabilinirler mi? Gece uyuyamayanları, benim gibi uyumayı zaman kaybı gibi görenleri bir yere toplamalı mı, toplamamalı mı? Hayır, insanın ara sıra canı sıkılabiliyor çünkü. Sabah kahvesini bahane edip ‘’Naber komşu!’’ diye kapısını çalabileceklerimiz olmalı. Yok!

Peki; diyet listelerinin olmazsa olmazı Kibrit Kutusu Büyüklüğünde miktar bildiren tabire ne demeli? Bu eşleştirmeyi kim ve neresinden uydurmuştur. Bütün kibrit kutularının ebatları aynı mıdır? Büyüklüğü mü, ne işe yaradığı mı önemlidir? Abicim bu tarafından bakıp düşününce karışıyor kafa, bu kibrit kutularının uzunu, kısası, enlisi, darı falan var yani… Neyse bakarsınız işte evdekinin ebadına. Brokoli ise apayrı konu. Yok ona hiç bulaşasım yoktu ama mecburum: brokoli yiye yiye yeşerir miyiz? Vazonun içinde salonun başköşesine koysak! Seyretmesi daha keyifli olmaz mı?

Bu kadınlar bıyıklarını neden aldırtıyorlar? Bıraksalar bıyıkları uzasalar mesela… Yani sakalı, bıyığı olanın ettiği kelâm daha fazla dinleniyor muş ya, o bağlamda merak ettim. Yoksa yüzüne güneş vurduğunda karşındakinin bakışları takılmasın diye ele avuca gelmeden yoldururken o bıyıkları; gözlerden süzülen yaşlar, ansızın gelen hapşırıklar çok mühim değil. Tek dert laf dinletebilmek. Ney miş; kurallar belirlen miş, o söz dinlenilmeyecek miş. Allahtan dinlenip dinlenilmeyeceği biz kadınların pek umurumuzda değil; denilecek olan mutlaka denilecek içte tutamayız. Susmayın! En azından ‘’Ben dedimdi!’’ diyebilme hakkımız garantilenmiş oluyor.

Bu priz sorunsalımdan bahsedecek olursam eğer kafama takılan şudur efendim; fişi soktuğumuz yerden dilediğimizce çıkartabilme lüksünü sağlayabilecek montaj şekli yok mudur bu prizlerin? Yerinden öldür allah çıkmayan, oynamayan priz var mıdır? Eğer varsa benim elimin ayarına sıçayım. Prizlerin kan kardeşleri ise sanırım tuvalet sifonları olmalılar. Sifon modeline göre değişkenlik gösteriyor bu konu: basmalı ise elinizde basılabilinecek tek bir plastik parça, çekmeli ise gene elde kalan plastik parçanın ucuna bağlı ip oluyor. Ankastre ise zaten kapağı üzerinde takılı olanına henüz hiç rastlamadım. Kullanan (kullanamayn) ya da tasarlayanlarda sorun var. Bir Türkiye vatandaşı olarak yanıtlayacak olursam: ‘’Pek tabii tasarlayanlarda sorun var. Biz her şeyi doğru yapar, doğru nedir biliriz. İtiraz edenin karşısında ise zeytinyağı kıvamnı hemen alabiliriz. Evelallah!’’

Şiiri duygular mı yazar yoksa kelimeler mi? Hissettiklerimizi hissettirebilecek kelimeler var mıdır? ‘’Seni anlıyorum!’’ sözünden daha yalan bir cümle daha var mıdır? Herkesin bildiği kendi yaşadığı kadar mıdır?

Bunca lafın üzerine uykum bana küsmüş olmalı, yok! Gerçekten istediğim halde yok olduğu günleri de yaşadım, feci bir durum. Küsmesin. Her şeyin yokluğu çok zor geliyor şu insanoğluna. Iyi günde, sağlıkta, mutlu günlerde değerini bilmediğimiz ne çok şey oluyor. Düşünsenize; tırnaklarımız lan!!! Ya olmasalardı? Nasıl kaşınacaktık!

Son olarak: dünyanın çivisi çıkmışsa eğer, kime gireceğini biliyor mudur? Hayırlısı inşallah!

Uyuyun!

Kibrit kutularına sahip çıkın!

Bıyıklar çok uzamadan aldırın daha az hapşırtıyor!

Brokoli yiyin!

Prizlere sivri cisimler sokmayın!

Sifonlara kibar davranın!

Yalan söylemeyin!

Her söylenene inanmayın!

Kendinize inanın!

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 11 Kasım 2015 in GENEL

 

ne yana

Screen Shot 2015-11-08 at 10.54.39 PM

Urfa bir yana düşer

Zülüf gerdana düşer…

Peki sen ne yana düşüyorsun? Sen o yanaysa ben ne yana, ötekiler ne yana… Berikiler, sizinkiler, bizimkiler ne yana… Kaça bölündük lan! Ölümlerin ardından gözyaşı dökenler! Her an sorgusuz sualsiz polis tarafından götürülebilirim diye nefes ensede yaşayanlar! Çocuğumu nasıl bir gelecek bekliyor diye endişe edenler! Ana avrat düz gidenler! Ellerini ovuşturup daha fazlasına göz dikenler! Istikrar sürsün diye sikenler! Istikrar sürsün diye sikilenler! Kabuğuna çekilenler! Bananeciler! Bihaberler! Her şeye itirazı olanlar! Hayalperestler! Ayakta uyuyanlar, uyutulanlar, uyuyor muş gibi yapanlar! Göt yalayanlar! Elleri havada olanlar! Uzlaşamayan, uzlaştırmayanlar! Hem de aynı gökyüzünün altındayken… Martılar çöplüklerde ağlıyorken! Sonbahar yaprakları sarartmışken! Ayaz acıtmaya başlamışken! Sen ne yana, ben ne yana?

Son söz ‘’ Tanrı’ya inanan adam olmak kolay, asıl zorluk, Tanrı’nın inanacağı adam olmakta. ‘’ diyen Dücane Cündioğlu’ndan:

Tercihini yap:

Şöhret: halkın sana verdiği değer

İtibar: seçkinlerin sana verdiği değer

Haysiyet: senin sana verdiğin değer

Son sözden sonraki söz:  Ben birbirlerine, önünde durdukları her kürsüden ”Haysiyetsiz” diye höküren haysiyetlilerin kelimeyi hangi anlamda kullandıklarını bilmiyorum sayın okuyucu. Sebebi ise; ”Haysiyeti olsa istifa eder!” sorusuna hiçbir zaman fiili yanıt verilmemiş olmasıdır. Der ve hepinize, hepimize iyi geceler, hayırlı haftalar, sağlık, afiyet dilerim. Eyvallah! 

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 08 Kasım 2015 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: