RSS

Etiket arşivi: dilek

hatırladıkça

Screen Shot 2015-11-30 at 2.10.59 AM

Yaratıcının sonsuz gücüne, kudretine

Duaların hayırlısının kabul olduğuna

Herkesin kalbindekini yaşadığına

Doğan her yeni güne

Batan her geçmiş güne

Iyiliğe

Kuşlara

DeniZlere

Aşka

Sevgiye

Mavinin mucizesine

Yeşilin huzuruna

Bazılarıyla karşı karşıya

Kimileriyle yanyana

Kimiyle koyun koyuna, kalp kalbe geldiğimize

Ve hiçbirinin boş yere ya da tesadüfen olmadığına

Dönüp dönüp birbirimizi bulduğumuza inanıyorum.

Kimilerinden yana, kimilerinden öteye yürüyoruz şu iki kapılı handa

Şükür ettiğim şeyler azalmadığı sürece uyanmak istediğim sabahlar olacak

Isınmış yorgan altı, kavrulmuş soğan kokan mutfak, “topla dağıttıklarını” diye söylenen birileri olan evler hep olsun hayatlarımızda. Bir ‘Merhaba’ya da, kimseye de muhtaç kalmayalım hiçbirimiz. Dengede kalacak manevi güce sahip çıkalım. En çok kendimizi sevelim, kendimize bakalım. Hatırladıkça gökyüzüne bakalım. Göğe baktıkça aslında ne kadar küçük, gönlümüze baktıkça ne kadar büyük olduğumuzu hatırlayalım. Kötü hissettiklerimize ve yayalara yol verelim.

Yeni hafta hayırlı olsun. Yeni hafta kaldığı yerden değil yeni baştan olsun. Adaletli olsun. Savaşlar dursun. Hastalar şifa bulsun. İşler rast gelsin. Gönüller denk düşsün.

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 30 Kasım 2015 in DENEMELER & RÜYALAR, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

hay hay

Yeni yıl geyiği yapsak mı? Yapmasak mı? Yeni yıl, yeni umutlar, yeni kararlar… En komiği de; yeni kararlar. Eskiden, geçmişte kalan, geçmiş olan, üstüne su içilen, bir daha dönmeyecek, ele geçmeyecek olan zamanlarda kaldı. Milli piyango heyecanı, hayalleri olurdu rüyalarımızı süsleyen, onları ve diğer tümünü bir ayakkabı kutusunun içine koydular. Neyse bu topa hiç girmeyeyim zira çıkılacak gibi değil.

Başta ailece sonra milletçe yaşadığımız dalgalı, giderli, atarlı bu yıldan sonra benim için pek bir şey ifade etmiyor gelecek olan… Gidene bay bay, gelene hay hay! Zaten istemişsin, istememişsin hiç ırgalamıyor gelen geliyor, gidecek olan da gidiyor. Akacak kan damarda, süzülecek yaş gözde, patlayacak kahkaha ümükte durmuyor bir tarafa giren şemsiyede açılmıyor.

2014 nereye, nasıl buyurursa artık!

Kırılacak kıracağız, ağlayacak güleceğiz, kazanacak kaybedeceğiz, konuşacak susacağız, ayrılacak barışacağız, gidecek döneceğiz, yaşlanacak büyüyeceğiz ve sanırım daha az şaşıracağız.

Ahanda kafa durdu! Yazacak, yazılacak gibi değil valla kafamdakiler. Yeni yıl kararları alanlarla (en çok kilo verme kararı alanlar ) uğraşasım, geçtiğimiz yıl yaşanan unutulmazlardan hatırlatasılarım, özlediklerim falan var ama hiç uğraşamam. Çünkü bunların yanında kocaman hem de en kocaman haliyle, yadsınamaz, değiştirilemez gerçekliğiyle tek bir şey duruyor kafamda ‘’ SAĞLIK OLSUN! ’’

Yeni yıl hepimiz için sağlıklı olsun.

Yeni yıl hepimiz için şifalı olsun.

özgür tamşen yücedal

Not: Koyu Yeni Yıl Makyajı’y mış. Ne görsel kullansam diye bakınırken buldum, yeni yıl hizmeti olarak paylaşayım dedim. Yalnız kızın söylediklerini hiç anlayamadım. Nece konuştuğunu bilen beri gelsin! Sonunda kopacaksınız! Belgin, özellikle sen!

 
3 Yorum

Yazan: 30 Aralık 2013 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

demiştim!

Bir filmden yola çıkarak daha doğrusu yolun sonunu bir filme bağlayarak ‘’Noel Baba var mı? Yok mu? ‘’üzerine  yazmıştım geçenlerde. Sizlerle paylaştıktan bir kaç gün sonra Erdo ekte izleyeceğiniz videodan bahsetti. Önce izleyin:

noel baba

Gördünüz mü, büyümüşte olsa insanlar, bir tarafı nasıl inanmak istiyor, gizliden de nasıl inanıyor! Mucizelere! Süprizlere! Karşılıksız olanın güzelliğine!  İnananalım abicim, inanalım valla. Dileyelim, isteyelim! Kendi adıma söyleyecek olursam: dileklerim gerçekleşmeseler bile çoğu zaman onlar hakkında kurduğum hayaller yetiyor bana. Yaşıyor, hissedebiliyor, heyecan duyabiliyor olduğumu hatırlatıyor hayal kurmak.

Üç hafta kadar önce mesela; zamanında ‘’Böyle bir yerde yaşamak nasıl bir şey acaba!‘’ diye içimden geçirdiğim bir muhitte ev baktık. Kiralama prosüdüründe imza atma noktasına kadar geldik. Atmadık ve doğal olarak evi tutmadık. Tutmadık ama karar verme aşamasında evle ilgili hayaller kurarak geçirdiğim dört gün yetti bana. İçini döşedim. Elif’le balkonunda kahve içtik. Erdo’yla içip sarhoş olduk. Turkuvaz renkli gömme dolabına beyaz pijamalarımı yerleştirdim. Arkadaşlarımıza yeni yıl partisi verdik. Hepsi hayallerimde oldu ama hayallerimle uykuya daldığım o dört gece bile güzeldi. Vazgeçtim mi hayal kurmaktan? Hayır. Zamanı gelir gelecekte bir gün, gerçek olur belki. Kimbilir? Zamanı geldiğinde! Vazgeçmek yok!

Son olarak videoyla ilgili aramızdaki en şahane yorumu Nünü yaptı:

‘’Bak anacığım bize de havalimanında sorarlar morarlar ‘Noel Baba’dan ne istiyorsun?’ diye. Sakın öyle salak salak ‘Mutluluk, sağlık mağlık:’ diye cevap vermeyelim. Şimdiden düşünelim elle tutulur bir şeyler isteyelim.’’ dedi. O günden beri ciddi ciddi düşünüyorum ama yeminnen hala bulamadım ne isteyebileceğimi. Daha doğrusu bir yerlerde yayınlanırsa rezil olma ihtimalimin korkusunu engelliyor beni.

Ayrıca facebOk ta yıllardır Santa’dan dileklerde bulunan Meltem’e de selam etmeyi borç biliyor ve borcumu ödemek istiyorum. Meltem; ben de çikolata yiyip yiyip kilo almamak istiyorum arkadaş. Yolların açık ola.

Evlerine yeni taşınmış olanlara ferahlık-kolaylık, hasta olanlara şifa, borcu olanlara para, aşık olanlara akıl, çocuğu olanlara sabır, sınavı olanlara başarı, bekleyenlere vuslat diliyorum. Sevgiyle…

 özgür tamşen yücedal

 

 

 
2 Yorum

Yazan: 16 Aralık 2013 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

13 Ocak

 Öncelikle bu kendim için yazdığım bir yazıdır. Resmi olarak yolun yarısını devirdiği tescillenen bir kadının ( umarım henüz çeyreğidir ) iyiki doğdum yazısı. Yani gün itibariyle yaşadığım 36 yıl artık geçmişimde kaldı, ‘’ Hey gidi günler ‘’ oldular. Bu sebeple yazı oldukça uzun, sıkıcı gelebilir. Şayet yeterli vaktiniz yok, modunuz uygun değil ya da merak etmiyorsanız bu günlük sayfadan hemen ayrılabilirsiniz. Aranızda bunu megolamanca bulanlarınız da olabilir. Ki bu kesinlikle nasıl baktıklarıyla alakalı olacaktır. Karşınızda doğum günümün yazısı.

    Günlerdir düşündüm ve sonunda gördüm ki ben keşkeleri olmayan şanslı insanlardan değilim. Ama asla ‘’ pişmanlıklarım ‘’ değil paylaşacak olduklarım. Yalnızca ‘’ keşkelerim ‘’. Sonunda tekrar yazacak olduğum üzere daha erken olsaydı iyi olurdular. Fakat olmasaydılar ben ne olurdum-lar. Evet başlıyorum:

   ** Keşke annemi anlayabilmek için çaba göstermeye çok daha önce başlamış olsaydım.

   ** Keşke herkesten önce kendimi sevmem gerektiğinin farkına çok önceleri varabilmiş olsaydım.

   ** Keşke kendime daha iyi davransaydım.

   ** Keşke sırası geldiğinde kendime daha fazla güvenebilseydim.

   **Keşke daha az konuşup daha fazla dinleseydim.

   ** Keşke sırası geldiğinde daha cesur davranabilseydim.

   ** Keşke pembe ya da simsiyah farketmez hiç yalan söylememiş olsaydım.

   ** Keşke yalan söylemem – susmam gerektiği zamanlarda doğruyu söylemek zorunda hissetmeseydim.

    ** Keşke doğum günleri ve yol tariflerini aklımda tutabiliyor olsaydım.

   ** Keşke sevgimi gösterirken daha bonkör davransaydım.

   ** Keşke başım ağrıyor, yorgunum dememiş olsam ve o kadar daha fazla sevişmiş olsaydım.

   ** Keşke çok ama çok daha fazla kitap okumuş olsaydım.

   ** Keşke yazmayı yıllar önce denemiş olsaydım. ( 15 yıl kadar önce )

   ** Keşke imalı sözleri anlayabiliyor olsaydım.

   ** Keşke insanları gözünden tanıyabilenlerden olabilseydim.

   ** Keşke çalışmadığım dönemde daha az temizlik yapıp daha fazla gezseydim.

   ** Keşke saçlarımı yıllar önce bu boyda kestirmiş olsaydım.

   ** Keşke şüphe duyduğum insanlara daha az değer verseydim.

   ** Keşke beklentisiz yaşamayı öğrenebilmenin daha kolay bir yolunu bilseydim.

   ** Keşke telefonda uzun uzun konuşmayı seviyor olsaydım.

   Of bitmiyor. Hem de yalnızca aklıma gelenler bunlar. Bir de haftalarca sürse bu listeleme işi sanırım gün gün, saat saat keşke çıkartırım ben bu hayatımdan. Ama yazarken daha da emin oldum; tüm bunlar iyi ki olmuşlar. Bu yapmış – yapamamış, olmuş – olamamış, başarmış  – başaramamış olduklarım,  kaybedişlerimin hepsi benim. Temelimi sağlamlaştıran yaşanmışlıklarım. Tüm bunlar olmasalardı bugün kendimle bu kadar mutlu yaşıyor olamazdım. Bundan sonra ki yıllarda devam edeceğim galiba bu doğum günü yazılarına. Çok rahatlatıcı, hatırlatıcı oldu. Geçen son bir yılımı düşününce önümüzde ki yıl yapacağım ‘’ Keşke ‘’ listem daha kısa olur diye umut ediyorum. Çünkü bu yıl;

   ** Bana bu kadar iyi geleceğinden, bu kadar çoğalacağımızdan habersiz, yaşadığımız aşina duyguları paylaşabilmek için bu bloğu yazmaya başladım. Gerçekten sıkıntı – üzüntüler paylaştıkça azaldı, mutluluklar ise çoğaldı.

   ** Kendime bonkörce, bol bol zaman ayırdım.

   ** Yolum bir şekilde Murat Gülsoy’la kesişti. Yazar & Eğitmen & Akademisyen olmuş olmanın devleştirebileceği egolardan sıyrılmış, donanımlı, bozulmayacak gibi duran sükûnet içinde, disiplinli, başarılı bir yazar. Okumak & Yazmak hakkında çok şey öğrendim ondan. Şııışt! Benden yazısal anlamda beklentinizi yükseltecek kadar çalışkan bir öğrenci değilim. Ve bu ayrı bir konu, başka zaman yazarım.

   ** Bu kesişen yol var ya işte orada; üç ayrı geçmişten ve yüksek ihtimal üç ayrı gelecekte olacak olan üç kişi girdi hayatıma. Ortak noktaları; hepsi kendi dallarında başarılı, çılgın, cesur ve kendilerine güvenliler. Hele bir tanesi var ki; o yazsın okuyayım – şaşırıp kalayım – öğreneyim, o konuşsun dinleyeyim – güleyim cinsinden.

   ** Uzun yıllardır hayatımda olan ve hiç çıkmayacaklarını sandığım iki kişi ile yollarımız ayrıldı.  Akarken paylaşılan gözyaşları, içerken paylaşılan bir tas çorba, söze gerek kalmadan anlatılmış onca sırrın hatırı silinmez ama yollar ayrılabilirmiş. Umarım karşılıklı yeni başlangıçlara gebedir ayrılıklarımız. Neyse; bugün doğum günüm…

   ** Coşkun sularda yüzer, pamuklarla sarılıyormuşçasına çokça da sevgi hissettim bu yıl. Hayatım boyunca sürmesini dilediğim feci güzel paylaşımlar.

   ** Hayatımda ki çılgın hatunlardan biriyle iki gün yurtdışına kaçtım.

   ** Kardeşlerimle en sık görüştüğüm yıldı.

   ** Altı yıldır bizimle beraber olan, Oğuz’u büyütürken en büyük destekçimiz, iyi gün, kötü gün, hastalık, sağlıkta hep ama hep yanımızda olan Diloşumuz kendi bebeğini dünyaya getirmek üzere yanımızdan ayrıldı.

   ** Evimiz de her yıl olduğu gibi bu yılda kalabalık, neşeli, lezzetli sofralar kuruldu. Misafirler ağırlandı. Çocuk sesleri eksik olmadı, olmasın da.. Şükürler olsun.

    Bakın henüz aklıma hiç ‘’ keşke ‘’ ile başlayan bir şey gelmedi. Ay! Durun bak geldi bir tane:

   ** KEŞKE bu seriyi yazmaya yıllar önce başlamış olsaydım da bunca ‘’ keşke ‘’ yle yüzleşmek zorunda kalmasaydım. Demek ki bununda zamanı bu zamanmış. Derken derken diyeceklerimin sonu gelecek gibi değil. Özetle:

   İyi ki doğmuşum. İyi ki Vildan & Nazif gibi ebeveynlerin kızı, Özlem & Önder gibi kardeşlerin ablası olarak dünyaya gelmişim. Kocaman sülalem, Erdo, çocuklarım, tüm arkadaşlarım, Belgin, bahçemizde ki ağaçlar, köpeğimiz ne bileyim işte her şey için evrene teşekkür ediyorum. Ve çalışmalarının devamını diliyorum. Tek derdim; yalnızca kendimle. Tek amacım; hayatımda ki her şeyin yolunun sevgiden geçmesi. Tek dileğim;  huzur + sağlık + dostluk + +18 ( fazlaca argo ya da belden aşağı yazınca Erdo kızıyor ) dolu nice yıllar yaşayabilmek.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL Read the rest of this entry »

 
10 Yorum

Yazan: 12 Ocak 2012 in GÜNLÜK, KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: