RSS

Aylık arşivler: Mayıs 2015

-muş, -miş, -mış ve diğerleri

Screen Shot 2015-05-28 at 9.58.48 AM

Gene ne oldu? Nedir bu haller? Kime dokunsan bin ah! Herkes sıkkın. Bulutlar dolu, insanlar dolu, trafik sıkışık, yaz gösterip vermiyor, deniz suyu ısınmadı, balık yasağı var, sardalya sezonu (y MUŞ ), okullar kapandı kapanacak, üniversite sınavının son ayağına yaklaşıl MIŞ, okullarda son sınavlar yapılıyor MUŞ, öğrenciler yayım yayım yayılMIŞlar, dolar ne bok yiyeceğini bilemez halde, iş sektörü seçimi bekliyor MUŞ, caddelerde asılı bayraklardan yolu göremiyorsun, Tarkan Umre’ye gidiyor MUŞ, yaz şarkıları henüz çıkmaMIŞ, herkes yaz aşkı hayalleri kuruyor MUŞ, eski aşklar bitiyor MUŞ, depresyon ilaçları peynir ekmek gibi satılıyor MUŞ, kiraz reyonlarda yerini alMIŞ ama çok pahalıy MIŞ, satılan karpuzlar nereden geliyor tartışılıyor MUŞ, annem cebine koyduğu telefonunu tuvalete düşür MÜŞ, suya düşen telefonlar pirince konuyor MUŞ sonra iflah olmuyor MUŞ, instagrama baksan herkes mutluy MUŞ, Rusya, Türkiye’den ithal edilen 4 ton kayısıda insan sağlığına zararlı haşere bulunduğu gerekçesiyle ülkeye girişine izin verme MİŞ, son pişmanlık fayda etmiyor MUŞ, bezelye ayıklamak rahatlatıyor MUŞ, cümle âlem ‘Çiçek Bahçesi’ adlı boyama kitaplarını boyuyor MUŞ, hatta kimileri gölgelendirme bile yapıyorlar MIŞ o kadar sıyrıl MIŞ yani, düğün sezonu açıl MIŞ, ne giyeceğim derdi çok büyük MÜŞ, bir an önce bronzlaşmak iyiy MİŞ, koyu ten zayıf gösteriyor MUŞ, Arap ve Suriyeliler ülkeyi zapt etMİŞ… Ama ney MİŞ; bunların hepsinin sebebi haftanın her günü yayınlanan Survivor MIŞ. Yani benim kişisel kanaatim bu. Her şeyin sorumlusu Acun!

Şimdi ben sandalyeye yerleştirdiğim kıçımı kaldırıp hazırlanmalıyım. Iki hatunla randevum var. Anlatıp anlatıp depreşmek, depresyonun dibine vurmak gibi bir planımız var. Akşam üzeride Oğuz’u okuldan alıp saç traşına götüreceğim. Yemek yapasım deseniz; gelemedi bugün, yolda bir yerlere takılmış olmalı, bekleyemem, beklemeyeceğim. İki gündür kitap okuma çabalarım da sonuç vermeyince salma kararı aldım. Du bakalım vardır bunda da bir hâyır. Tüm hâyırlarımız hâyrımıza çıksın inşallah. Yukarıda hepsini sıraladım işte sorunumuz yok, iyiyiz.

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

 

 
3 Yorum

Yazan: 28 Mayıs 2015 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

haberler

Screen Shot 2015-05-26 at 8.02.37 AM

Günaydın

Haberiniz var değil mi? Okulların yaz tatiline girmelerine çok az kaldı. Meali; çocuklar yaz ayları boyunca okula gitmeyecekler. O uzun yaz aylarının yine o uzun günlerinde evdeler. Bir şey olduğundan değil yalnızca hatırlatayım dedim, benim son günlerde hiç aklımdan çıkmıyor da!

Seçimlere az zaman kalmış olmasının ise aklımdan çıkmasına izin vermiyorlar. Allahtan şehrin göbeğinde yaşamıyorum. Ses ve görüntü kirliliği feci bir hâl almış. O kargaşa da ‘’ Ben kendimi seçiyorum lan! Oyum kendime! Hepiniz aynı bokun lacivertisiniz. ‘’ diye diye sokaklarda bağırası geliyor insanın, belki bir sesimi duyan olur diye. Şaka bir yana; adaylar her köşeden çıkıp tokalaşmak için el uzatıyorlar, hoparlörden yükselen müzik sesleri dehşet verici. Bu politakaya bulaşmış olmak anlaşılması zor, garip duygu olmalı. Ya da bu özelliklerle doğuyor olmalılar. Yoksa aklıselim düşününce insan; hiçbir akla sığacak gibi değil. Para pul, aile, özel hayat, gerçek arkadaşlar, durabilme insiyatifi, vazgeçebilme özgürlüğü… hepsinden vazgeçmek. Seçilmek için, başa geçebilmek için, yönetebilmek için… Hayır tüm ülkeyi kucaklayıcı bir tavır da sergilemiyorlar. En azından ben göremiyorum. Başa geçtiklerinde de değişiklik olmuyor; her gelen temsil ettiği kesimin düzenini kuruyor arada olan temsil etmediklerine oluyor. Gerçi adaylara hak vermek lazım; tutup tüm ülkeyi kucaklamaya kalksalar, doğrudan sapmasalar, icraat yapsalar nasıl kafa yorup zaman bulacaklar birbirlerini yemek için, yermek için. Mutlaka vardır ‘Politikacı Kafası’ denilen bir şey.

Geçen yıl ‘Olağan Psikopatlar’ adlı kitabı okuduğumda az buçuk anlamıştım o kafayı ama gerçekliğini görünce gene ve gene şaşırıyor insan. Gerçi kitapta yazdığı gibi; ‘’ … korkusuzluk, kendine güven, cazibe, acımasızlık ve odaklılık gibi psikopatlarda öne çıkan özellikler 21. yüzyılda başarı kelimesinin üzerine terzinin diktiği ceket gibi oturuyor. Filmlerdeki emsallerinin aksine, gerçek hayatta her psikopat şiddet yanlısı veya suça meyilli değil. Yeni araştırmalar her on CEO’dan birinin psikopat olduğunu söylüyor. Gülerek “Bilmem mi!” diyorsanız ekleyelim; cerrahlar, avukatlar, gazeteciler ve politikacılar arasında da psikopatlık hayli olağan. ’’

Tüm bunların yanında hepimiz içimizde bir yerlerde gizli psikopatımızı barındırıyor muşuz. Çok nadir olsa da hatırladığım anlar var, gizlendiği yerden hörtleyen psikopat yanımla burun buruna geldiğim. Ve diyim size çok da yabancılamıyor insan, biraz şaşkınlık yaşasa da.

Ayyy neyse ne! Sabah sabah yoramam bu güzel kafamı politikacılar için. Yormam bir şeye yarasa tamam da, bu ülke de o da kâr etmiyor. Biz kendimiz kendimize öylesine yaşayıp gidelim.

Gün aydın olsun efendim. Gün hayırlara vesile olsun. Gün sağlıklı olsun. Günlerimiz birbirinden güzel olsun. Amin. 

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 26 Mayıs 2015 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , ,

sabır

oglak-burcu-1414

Günaydın

Günün aymasına şahitlik edenlerdenim aslında. Gerçi bu aralar vücudun kendini yenileyebildiği tek zaman aralığı olan 24.00—03.00 saatleri arasında uyumaya gayret ediyorum. Onda da beden uyusa bile kafa rüyalar aleminde oradan oraya yoruluyor. Eğer gece uyanıp yazmamışsam her sabah ‘’Neydi lan rüyamda gördüğüm?’’ debdebesiyle dolanıyorum. Kimi gerçekten hiç uyanılısı olmuyor gözlerimi tekrar tekrar yumuyorum ama nafile, ışıyan günle beraber gecede kalmış oluyor o alem. Aman neyse işte o konular derin konular şimdi sabah sabah…

Az önce oğlanın servis vitese takıp gitti. Kahvemi yapıp odama geçtim. Hava güzel bugün? Dünkü gibi boğucu bir sabah değil bu sabah.

Arada, bazı bazı yaptığım gibi gazeteyi okumadan önce burç yorumuma baktım. Aman tamam be; öncesinde çiş, diş, yüz seramonisini de hallettim. Işte ne diyordum; burcumun yorumunda yazanı görünce ‘’Keşke okumasaydım.’’ dedim. Habersiz olmak çoğu zaman çok daha iyi oluyor. Ama olana da çare olan bir şey bulunmuyor.

‘’ Önümüzdeki birkaç gün için kurallar, yöntemler, uygulama veya zamanlama sorunları, karışıklıklar veya benzeri aksilikler nedeniyle yapmak istediklerinizi yapmanız zorlaşabilir. 

Sabrınızı ölçmek için güzel günler.’’

Zamanlama sorunuyla doğmuş biri olarak iyice karışacağımın haberini aldım. Yettittiremiyorum. Sığıştıramıyorum. Bunların hepsinin programsızlıktan olduğunu biliyorum. Her gece uyumadan ertesi gün yapmam gerekenleri tekrar tekrar sıraya koymama rağmen yetiştiremiyorum. O son anda kapıya sıkışan yumurta bende hep kapıda. Yok aslında tek sorunum; ertelemek. –Du beş dakika sonra yaparım. –Yarım saat yeter. –Aslında yarında olur. … diye diye oluyor tüm olanlar. Sonra götte motor, baştan gitmiş aklı yakalamaya çalış dur.

Bir de sabır konusu var. Sabrı sınamak için geçen günler nasıl güzel olur? Muradına ermiş derviş olana kadar kafayı yemişsen eğer, senden çıkan dervişten ne hâyır gelir? Yorgun derviş. Hevesi kaçmış derviş. Yana yana kora dönmüş derviş. Beğen beğen kullan.

Demek ney miş; gökte yıldızlar yerlerini almışlar hepimiz için ayrı ayrı kimimizde hafif şaşmalar olabilir miş. Bütün evren neredeyse alt üst oluyor tüm dengeler şaşmışken bizim yıldızlar kaymış, çok mu. Bu da geçer.

Konuyu hiç saptırmadan kıyın kıyın kaçayım. Cumaya şafak bir iken günümüz aydın olsun. Her şey gönlümüzce olsun. Müzik kulaklarımızda olsun. Sabrımız çok olsun. Duamız dilimizde olsun. Hastalara şifa, dertlilere deva olsun. Hayırlısı olsun. Yıldızlar hep parlasın. Gün aydın olsun.

Hazır elim deymişken bugünkü burç yorumlarını iliştirip gideyim:

 

KOÇ: Aynı an da pek çok şeyle uğraşmak zorunda kalmanız olumsuz sonuçlar doğurabilir. 

Başkalarının işleriyle uğraşırken kendi istek ve ihtiyaçlarınızı arka plana atmanız, onların işleri olumlu sonuçlar verirken, sizin istediğinizi alamamanız sonucunu doğurabilir. Dikkat!

BOĞA: Başkalarından onay veya yardım beklemeden hareket etmeniz, onay ya da destek bekleyerek harekete geçmenizden daha fazla işe yarayabilir. 

Asıl hedeflerinize odaklanın. Sezgilerinize güvenebilirsiniz.

İKİZLER: Verdiğiniz sözleri yerine getirmeniz mantıken olduğu kadar fiziksel olarak da mümkün olmayabilir.

İmajınıza zarar vermemek adına oldukça zorlanabileceğiniz bir gün olabilir.

YENGEÇ: Bazı planların değiştirilmesi mümkün olmasa da, diğerlerinin birbirinden çok farklı ya da imkansız gibi görünen istek veya ihtiyaçlarını yerine getirmek size düşüyor olabilir. 

Ya bu konuya konsantre olacaksınız ya da yepyeni planlar geliştireceksiniz.

ASLAN: Bitirmeniz gereken işler ya da tamamlamanız gereken görevler varsa, zamanında tamamlayabilmek ya da sözlerinizin arkasında durabilmek asına iki üç kere kontrol etmenizde fayda var. 

Aksi takdirde, sözlerinizi yerine getirebilmeniz zor olabilir.

BAŞAK: Bazı kişilerin bile bile bazı konularda çekimser kaldığını ya da katılımcı veya yardımcı olmamak için fark ettirmeden ortadan kaybolma niyetinde olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. 

Ancak, bu durumu dile getirmenin ortamı germekten başka bir şeye faydası olmayacaktır.

TERAZİ: Plan ve projelerinizi en iyi şekilde planlamaya bakmalısınız. 

Sizden çok fazla şey bekleyen kişiler olabilir ya da söz vermeniz durumunda daha da fazla şey yüklenebilirsiniz. Ancak, problemlerle karşılaşmak, ihmallere bağlı hatalar yaşamak istemiyorsanız, daha fazlasına ‘hayır’’ demelisiniz.

AKREP: Bugünlerde, olaylar ve olanaklar hangi yoldan ilerlemeniz gerektiğini daha rahat görmenizi sağlayabilir. 

Daha bilinçli ve düşünceli olmanız durumunda, en doğru yolu seçebilecek konumda olabilirsiniz.

YAY: Bazı kişilerin gerçekçi olmasını istiyor olabilirsiniz. 

Ancak, bu talebinizi dile getirirken, bu kişilerin içerisinde bulunduğu durumları ya da genel anlamda ortamı göz önünde bulundurup, zamanlamayı es geçmemenizde fayda var.

KOVA: Size en uygun olan konularda yaratıcılığınızı en iyi şekilde kullanabileceğiniz günlerdesiniz.

Ancak, öncelikle, size neyin en uygun olduğuna karar vermeniz gerekiyor.

BALIK: Detaylar veya detaylı çalışmalar bazı girişimlerinizin, işlerinizin veya iş birliklerinizin geleceği açısından büyük önem arz ediyor olabilir.

Dolayısıyla, bu tür durumlar varsa takviminizi, planlarınızı ya da belli uygulamaları bu gelişmelere göre düzenlemenizde fayda var.

özgür tamşen yücedal

 

özgür tamşen yücedal

 

 
2 Yorum

Yazan: 21 Mayıs 2015 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , ,

suskun

 

Screen Shot 2015-05-20 at 11.29.25 PM

Gecenin karanlığı… Gündüz bulutların sıkıştırdığı, en derinlerime bastırdığı ne varsa gecenin serinliğiyle dolaşıyor, savruluyorlar. Yerle bir ediyor rüzgar diplerimde kalanları. Kimseler görmeden… Göremediğim ama var olduğunu bildiğim her şey çarpıyor yüreğime. Kış uykusuna yatmasını beklediğim ne varsa uykusuzlar hâlâ ve hâlâ. Bahar geçti yaz geldi halbukî. Beyaz kelebekleri beklerken ben… Uykusuz gece nöbetlerindeyim. Hiç gelmeyeceğini bildiği yolcusunu durakta bekleyen biri gibi oturuyorum gecenin içinde. Bir kemanın hüzünlü melodisi kulaklarımda. Dilimde ise şiir mırıltıları. Mavi çığlığım içimde hapsolmuş. Suskun.

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 20 Mayıs 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , ,

amin

Son yıllarda bıkmadan usanmadan ‘’Siktir edin.’’, ‘’ Ko verin gitsin!’’ deyip duruyorum. O baktığınız yerden nasıl gözüküyor bilmiyorum. ‘’Deli bu!’’ diyenler, ‘’Tuzu kuru!’’ diyenler hatta ‘’Şımarık!’’ diyenleriniz bile oldu, olmuştur. Ama diyim ben size öyle kolay delir miyor insan. Bu hayat hiçbirimizi, hiç kimseyi sağlıkla ilgili sorunlarla sınamaya görsün. Az önce gencecik bir kızın ölüm haberini okudum. Ki; daha niceleri vardır. Son ana kadar umut beslemek, direnmeye çalışmak ama diğer taraftan umutsuzluğa kapılmak, aciz-güçsüz hissetmek…

Benim kocaman ailem gencecik bir ölüm tecrübesi yaşamış bir aile. Adaletini anlayamadığımız bu yaşamın yaşattığı feci acı bir tecrübe. Başka kayıplarımız oldu hergün çok özlediklerimiz var. Ölümlerin hiçbirinin zamanlı olmadığını öğrendik. Daha bir kaç yıl önce annemim beynininden kocaman bir parça alınmasını yaşadık. Iyileşme sürecinde tek başına oturabildiği gün ettiğim şükürü hatırlıyorum. Çaresizlik nedir? Geçen ay hastanede yatarken gırtlağıma kadar mikroba bulanmış haldeydim. Doktorumun tabiriyle içimde canlı bir bomba taşıyordum. Tekrar hatırladık her şeyin başının sağlık olduğunu. Hastanede uykusuz geçen gecelerde koridordan gelen çocuk seslerini dinledim gözyaşları içinde. Çaresizce. Oğlumu soluksuz kalmış haliyle hastaneye yetiştirmelerim. Daha niceleri. Yani öyle kolay delirmiyor insan.

Hergün bu düşüncelerle mi yaşıyorum? Hayır. Unutuyorum. Tüm insanlar gibi. Ama unuttuğum günlerde karşıma çıkan, birçoğunuzun kendine büyük dert edindiği şeyleri dert edinmemek için çok çaba sarfediyorum. Deliymişim gibi yapıyorum. Gittiyse gidesi gelmiştir, diyorum. Gelmediyse işi çıkmıştır, diyorum. Azaldıysa gün gelir artar, diyorum. Hayırlısı, diyorum. Hastanede kaldığım odanın kapısından kafasını uzatıp yalnızca gözlerime baksaydı anlardım ben onu dediğim gelmediğinde bile aynı şeyi söyledim ‘İşi çıkmıştır.’

Para pul, oturduğumuz ev, bindiğimiz araba, dolaplarda duran giyisilerimiz … hiçbirinin sağlayamayacağı şeyler anlatmaya çalıştıklarım. Ne sağlığı ne de huzuru sağlayamazlar. Her şeyin en şaşaalısına sahip olan tanıdığım o kadar çok mutsuz insan var ki. Yalnızlar. Hastalandıklarında gözünün hiçbirini görmediği. Tam tersi bir göz odalı evler var bildiğim. Her akşam çayı demlenen, dip dibe çay içip mutlu olunan evler. Çayı çok seviyor olmam, her akşam içine bisküvi batırıp çocuklarla içmekten zevk alıyor olmam bundandır belki. Şükrüm artsın, taşsın diye.

Işte tüm bunlar yüzünden boşverin gitsin. Sağlığın yerinde, sevdiklerin yanında mı? En zengin, en şanslı sensin. Her şey geçer, biter. Boşalan gün gelir dolar.

Sağlık olsun.

Huzur olsun.

Dualar susmasın.

Her nerede darda olan, hasta olan, şifa bekleyen varsa dualar şifa olsun inşallah.

özgür tamşen yücedal

 

 

 
3 Yorum

Yazan: 14 Mayıs 2015 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , ,

evde yokum

Screen Shot 2015-05-13 at 3.03.13 PM

Aklıma geliyorsun ya işte tam o anda midemin üzerinde bir yumru, soluksuz bırakır cinsten. Bakışlarım donup kalıyor. Gözün pınarı dedikleri yere geliyor ağlayışım, durduruyorum.

Komik gelecek sana ama güzel ayakların geliyor aklıma. Gülümsüyorum sonra. Gülümse.

Bir fare denize düşmekten korkuyor. Hatırla.

Senli rüyalar dileyerek uyuyorum geceye, seni arıyorum rüyalarda. Yoksun.

Nasıl bu kadar uzağıma gittin. Neden?

‘’ Baktığın yerde olurum.’’ yazmış şair demiştin. Yoksun.

‘’Aşk değil aşık olan güzeldir.’’ demiştim. Güzel değilim gittin gideli.

Yaşlı bir balıkçının takasındayım bu günlerde. Beraber olta atıyoruz Karadeniz’e. Yalnızca dalgalar var.

Denizkızlarıyla tanışmaktı dileğim Begonvil rengi saçları olan. Ki; onca maviye bulandıktan sonra.

Bu arada özlemiş seni o balıkçı. O da üzgünmüş senin çocukluğunu kaçırdığı için. Ama geç olduğunu da biliyor muş, erkek erkeğe sohbet etmek, gözlerine bakıp dinlemek için.

Adaletli bir şey değilmiş adına aşk dedikleri.

Az önce bir bulut geçti üzerimden. ‘’ Al ‘’ dedim gözyaşlarımı. ‘’ Ona götür ’’ dedim. ‘’ Canı çok sıkkın, olmaz. ‘’ dediler. ‘’ Tamam, beklerim. ‘’ dedim bulutlara. ‘’ Unuttu seni. ‘’ deselerdi eğer kırılırdı kalbim.

Bazı bazı aklında olduğumun düşü yeter bana.

Geçecek biliyorum.

Geçene kadar evde yokum. 

özgür tamşen yücedal

 

 
Yorum yapın

Yazan: 13 Mayıs 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

işler güçler

Screen Shot 2015-05-13 at 1.06.24 AM

Merhaba

Bu defa kafam karışık değil. Ne yazcağımı biliyorum. Ne soracağımı da biliyorum. Bu açıklamayı yapıyorum çünkü; geçen akşam oturup önceki paylaşımlarımın birkaçını okudum. Sonuç; ilk okuyanlar, yeni okumaya başlayanlara çizmiş olduğum tablo feci! Basbayağı ne diyeceğini, nereden başlayıp nereye bağlayacağını bilemez bir insancık portresi… Tamam üstün zekam, her boktan anlayan, süper bilgili bir tip olduğumu iddaa etmişliğim falan yok. Da; iki kelam edebilir, anlatılanı anlayabilir, okuduğunu hayal edebilir biriyim az buçuk. En azından kendim kendime yetiyorum. Hal böyleyken aklımın yetemediği de çok şey var. Bugün konumuz gene bunlardan biri:

Yaşadığımız evde kendimize yetecek küçük bir bahçemiz var. Etrafta da her bahar içine benim çiçekler ektiğim saksılarımız. Mevsim geldiğinde seradan çıkarılmaları, budanıp tazelenmeleri görevi bana ait. Doludan alıp boşa eklemek, serpilmiş sardunyaların dallarından kırıp kırıp bozulanların yerine saplamak, soğanlıların soğanlarından çoğaltmak suretiyle hayli vakit alıcı işler. Öbür türlü her sene yenilerini almaya kalksan dünya para. Fidelerimizi annem hazırlıyor, sağolsun. Geçen gün uğradım boy vermişler. Mayıs başı dikeriz inşallah. Neyse işte nedense benim her yıl yaşadığım bu seramoni öyle filmlerde, belgesellerde gözüktüğü gibi şık olmuyor. Hele instagramda yayınlanmış bazı paylaşımları görünce şoka giriyorum. Elalemin önlükler pırıl pırıl! Alet edevat dokunmaya kıyanılmayacak cinsten, al salonunda baş köşeye koy. Kibarcık eller nerelerden alındıklarını merak etmediğim eldivenlerce korumaya alınmış. Kafada son moda şapkalar. Saksılar deseniz ayrı mevzu…

Bir kere alet edevat; İkea’dan, bazı bazı nalburdan kaç kere almış olduğumu hatırlamıyorum, kayboluyorlar. Erdo’nun mangal yakarken falan yelleme, kömür itekleme-yerleştirme işlerinde kullanıp ben görmeden yok ettiğinden şüphelenmiyor değilim. Çalışırken kullandığım önlük bir zamanlar siyahken şimdiler de ‘’Beni at artık, rengimden utanıyorum.’’ isyanında. Hala iş gördüğü için ne hissettiğini umursamıyor, her şeye rağmen seviyorum ben onu. Şapkaya gelirsek; öyle antin kuntin şeyler bana yakışmıyor, kafa kabul etmiyor. Ama durun o kadar değil; zamanın bir yerinde almış olduğum eldivenim var. Hem de çiçek desenli. Hiç kullandım mı? Hayır! Uzun yıllar seramik yapmış biri olarak toprakla haşır neşir olmaktan gelen alışkanlık mıdır, yapısal mıdır bilemiyorum ama kullanamıyorum. Bulaşık eldivenini de kullanmayı becerememişimdir hiçbir zaman, parmaklarımda ya da ellerimde ciddi kesik olmadığı sürece. Böyle yazınca bilenlerin bildiği üzere bulaşık eldivenini hayli kullanmışımdır yalan olmasın. Özetle sosyal mecrada gösterilen-gözükenin aksine bende bahçe işleri; anam babam usulü doludan alıp boşa koymak, toza toprağa bulanmak, bulanmış ellerle cigara tellendirip molalarda kahve içmek suretiyle gerçekleşiyor. Hakkından gelmeye çalışıyorum işte. Hele yanımda eşlikçi olarak Oğuz varsa sormayın gitsin! O zaman tüm bunlara bağırışıp çağrışmak, küfür kafir, ben sulayacağım kavgasında hortumla ıslanmak, kucağında taşıdığı kedilerle uğraşmakta ekleniyor. Ufakken yediği sümüklü böceklerin üzerindeki karıncaların ağzının kenarında yol yapmasında iyidir gerçi. Şükür.

Işte öyleyken böyle sevgili okuyucu. Şükürler olsun bu yıl da öyle böyle en önemlisi sağlık-huzurla geldik hakkından. Diyeceğim-soracağım ahan da bu kadardı. Sevgi saygı benden size.

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 12 Mayıs 2015 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: