RSS

Aylık arşivler: Aralık 2013

hay hay

Yeni yıl geyiği yapsak mı? Yapmasak mı? Yeni yıl, yeni umutlar, yeni kararlar… En komiği de; yeni kararlar. Eskiden, geçmişte kalan, geçmiş olan, üstüne su içilen, bir daha dönmeyecek, ele geçmeyecek olan zamanlarda kaldı. Milli piyango heyecanı, hayalleri olurdu rüyalarımızı süsleyen, onları ve diğer tümünü bir ayakkabı kutusunun içine koydular. Neyse bu topa hiç girmeyeyim zira çıkılacak gibi değil.

Başta ailece sonra milletçe yaşadığımız dalgalı, giderli, atarlı bu yıldan sonra benim için pek bir şey ifade etmiyor gelecek olan… Gidene bay bay, gelene hay hay! Zaten istemişsin, istememişsin hiç ırgalamıyor gelen geliyor, gidecek olan da gidiyor. Akacak kan damarda, süzülecek yaş gözde, patlayacak kahkaha ümükte durmuyor bir tarafa giren şemsiyede açılmıyor.

2014 nereye, nasıl buyurursa artık!

Kırılacak kıracağız, ağlayacak güleceğiz, kazanacak kaybedeceğiz, konuşacak susacağız, ayrılacak barışacağız, gidecek döneceğiz, yaşlanacak büyüyeceğiz ve sanırım daha az şaşıracağız.

Ahanda kafa durdu! Yazacak, yazılacak gibi değil valla kafamdakiler. Yeni yıl kararları alanlarla (en çok kilo verme kararı alanlar ) uğraşasım, geçtiğimiz yıl yaşanan unutulmazlardan hatırlatasılarım, özlediklerim falan var ama hiç uğraşamam. Çünkü bunların yanında kocaman hem de en kocaman haliyle, yadsınamaz, değiştirilemez gerçekliğiyle tek bir şey duruyor kafamda ‘’ SAĞLIK OLSUN! ’’

Yeni yıl hepimiz için sağlıklı olsun.

Yeni yıl hepimiz için şifalı olsun.

özgür tamşen yücedal

Not: Koyu Yeni Yıl Makyajı’y mış. Ne görsel kullansam diye bakınırken buldum, yeni yıl hizmeti olarak paylaşayım dedim. Yalnız kızın söylediklerini hiç anlayamadım. Nece konuştuğunu bilen beri gelsin! Sonunda kopacaksınız! Belgin, özellikle sen!

 
3 Yorum

Yazan: 30 Aralık 2013 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

soyuna sopuna

Screen shot 2013-12-26 at 12.07.31

Oğlan dayıya kız teyzeye çekti! Tamam doğrusu kızın halaya çekmesi ama ne yapsın kızcağız ha la olmayınca çekiverdi teyzeye. Hayır bu çocukları dokuz ay karnında taşıyan, emziren, onlar için canını verebilecek olanken neden bu veletler babaya benzeyip dayıya – teyzeye çektiler? An geliyor şükrediyor an geliyor ‘soyuna sopuna’ diyorum valla.

Erkek kardeşim feci kuduruktu. Kuduruktu ve ağzından ‘’Önder in oradan şimdi kalkıyorum ayağa!’’ ‘’Önder bırak onu şimdi geliyorum oraya!’’ ‘’Önder yeter valla şimdi alıyorum terliği elime!’’ diyen annem bi türlü kalkamadı, gelemedi, terliği fırlatamadı oğluna. Şimdi otuz küsür yaşında alnında üç dikiş izi, olanca muzurluğu, özgürlüğüyle bir adam oldu erkek kardeşimiz. Bir oğlu var! Ve tarih tekerrür ediyor. Neyse işte bunlar olurken arada terliğe denk gelen biz iki kız, Önder’in azgınlıklarından nasibimizi alarak büyüdük (şükür), koca kadınlar olduk.

Derken Oğuz henüz yedi yaşına gelmedi; dudağına atılmış olan onlarca dikişe dün kaşının üzerine atılanlar eklendi. Şimdi iyi şükür! Ağrı kesici, antibiyotikler o kadar etkili oldu ki; akşam kudurmasına dayanayıp ‘’Öbür kaşınıda ben yaracam!’’ diye bağırırken buldum kendimi. Vücudunda kediler tarafından tırmalanmadık yer yok. Geçtiğimiz yaz ayağına batan paslı çivi sebebiyle tetenoz aşısı oldu. Süt dişlerinden kırılmadan dökülen çok az. Kucağında taşırken kırdığı bilgisayar, mini televizyon ekranlarını artık tamir ettirmiyoruz. Herkes kibarlıktan ‘’Yok canım yaramaz değil, hareketli çocuk. Zaten şeytan tüğü var, kızamıyor insan.’’ diyor, sağolsunlar da o tüğü dikti bize Oğuz.

Kız deseniz teyzenin burnundan bana düşmüş adeta. Normal genç kızlar hangi sporlara merak sarıyorlar bilmiyorum. Bizimki; kayaktı, tenisti, platesti, kardiyoydu, sörftü, waterskiydi derken şimdi de king boksa başladı. İçindeki canavarı dışarıya atıp geliyor eve ama… Bunalıma girdi mi dibinde, çıktı mı dünya götünde. Dünya yanıyor muş yansın biz keyfe devam edelim kafasında. Hayır teyze, yeğendeki neyin kafası, benim kafa neyin? Aslında bakmayın çok özeniyorum onların kafayı belki büyüyünce benim de olur!

Tabii tüm bunlar yaşanıyorken, çocuklar büyüyorken Erdo nere ben nere? Geçen ‘’Bu dönem böyle ne yapalım! Çocuklar büyüyene kadar tempo böyle.’’ diyecek oldum da ‘’Evet! Evet de; çocuklar büyüdüklerinde bizden arta kalanlarla idare edebilecek miyiz onu merak ediyorum.’’ deyiverdi.  Gerçekten lan ne olacak, nasıl olacak bu işler? Aynı evin içinde birbirini özler mi insan?

Ben özleyenlerdenim galiba! Nokta!

 özgür tamşen yücedal 

 
Yorum yapın

Yazan: 26 Aralık 2013 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , ,

feng shui

Screen shot 2013-12-17 at 01.51.26

Biz daha oralara gelemedik, gelememişiz. Nerelere mi? Durun hele anlatacağım. Şimdi efendim, biz de birçok şey hala anam- babam usulü. Pilav- makarna mı pişecek, tereyağlı olacak. Beyazlar arada çamaşır suyuna basılacak. Üstten çıkan ters çıkarılmayacak. Sokağa çıkarken don temiz, çorap sağlam olacak. Domates suyu evde yapılacak. Bezelye buzluğa konulacak. Nevresim haftasında değişecek. Çocuklar taze yemek yiyecek. Karşındaki çemkirirken susulacak sıra gelince çemkirilecek. Kocaya ayarına göre ‘Paşam ağam’ denilecek. Herkes yerini bilecek. Kaynana aranıp sorulacak. Ana karşında mı, ses yükselmeyecek. İşten saatinde dönülecek. Kimisi hurafe, kimi alışkanlık, kimi test edip onaylanmış. Ne derseniz deyin.

İşte biz böyle anam babam usulü yaşarkene geçenlerde okuduğum feng shui kaidelerinden birine takıldı kafam: Klozet kapaklarını kapalı tutmak gerekirMİŞ. Ahanda tam şöyle yazıyordu:

‘’ Tuvalet ve banyolar sade, süsten uzak olmalı, kapıları ve klozet kapakları mutlaka kapalı tutulmalıdır. Aksi halde paranızda ciddi azalma ve kayıplar olur.
’’ yemin ederim paradan maradan değil de şu kanalizasyon bağlantısı, içinde dolananlar falan bi taktı bana, e ben de boş durmadım taktım klozet kapaklarına. Evde başladım ‘Kapatın! Kapatmayı unutmayın!’ nidalarıyla dolaşmaya. En fazla imtinayı gösteren Ouz (6,5) oldu. Şükür bir tek o dinliyor ve kayıtsız inanıyor bana; en azından ergenlik dönemine kadar… Neyse işte kapaklar kapalı tutulmaya başlandı.

Derken; ilk olarak Ouz gecenin bir körü, odasından bizim odaya doğru yola çıkmış tuvalet molası verdiği sırada klozet kapağının üzerine işedi. ( bundan evdeki kimsenin haberi yok.) Olaydan bir kaç gece sonra gene aynı saatlerde Erdo’nun tuvaletten gelen ‘’Başlayacam fengine de şuine de bu ne lan! Kapanmayacak şu kapaklar!’’ nidasına kadar feng şuilendi bizim evde. Yok yok vukuat olmadı ama sanıyorum ucundan dönüldü.

Tabii bunun öncesinde evde adaçayı tüttürecem diye yangın alarmını çaldırtmaya az kalmışlığım, enerji akışı rahat olsun diye eşya atıp ayazda kalmışlığım, sirke arındırır diyerek kokulara bulanmışlığım olduğu için sanırım mimliydim. Bu kapak mevzu da kapak oldu bana.

İşte bizim gelemediğimiz yer bu şuili muili şeyler. Ayna olduğu yerde iyidir, kalsın. Yatak sığdığı yerde dursun. Ayaklar kocaya ya da karıya doğru olsun. Gözler sevgiyle baksın. Ses yükseltilmesin. Bol kahkaha olsun. Yemek koksun. Eş dost dolsun. Telefonlar çalsın, susmasın. En önemlisi sağlık olsun. Yemişim fengini şuisini. 

NOT: Kafalar hafif dağıldı mı? Valla üç gündür polis, savcı, ayakkabı kutusu, cemaat, ampul falan derken avalladık. Ben her zaman olduğu gibi, bu ülkede yaşayan bir vatandaş olarak olanların, dönen dümbeleklerin biz zavallılarla hiçbir alakası olmadığına inandığımdan salladım gitti.

özgür tamşen yücedal

 

Etiketler: , , , , , , ,

demiştim!

Bir filmden yola çıkarak daha doğrusu yolun sonunu bir filme bağlayarak ‘’Noel Baba var mı? Yok mu? ‘’üzerine  yazmıştım geçenlerde. Sizlerle paylaştıktan bir kaç gün sonra Erdo ekte izleyeceğiniz videodan bahsetti. Önce izleyin:

noel baba

Gördünüz mü, büyümüşte olsa insanlar, bir tarafı nasıl inanmak istiyor, gizliden de nasıl inanıyor! Mucizelere! Süprizlere! Karşılıksız olanın güzelliğine!  İnananalım abicim, inanalım valla. Dileyelim, isteyelim! Kendi adıma söyleyecek olursam: dileklerim gerçekleşmeseler bile çoğu zaman onlar hakkında kurduğum hayaller yetiyor bana. Yaşıyor, hissedebiliyor, heyecan duyabiliyor olduğumu hatırlatıyor hayal kurmak.

Üç hafta kadar önce mesela; zamanında ‘’Böyle bir yerde yaşamak nasıl bir şey acaba!‘’ diye içimden geçirdiğim bir muhitte ev baktık. Kiralama prosüdüründe imza atma noktasına kadar geldik. Atmadık ve doğal olarak evi tutmadık. Tutmadık ama karar verme aşamasında evle ilgili hayaller kurarak geçirdiğim dört gün yetti bana. İçini döşedim. Elif’le balkonunda kahve içtik. Erdo’yla içip sarhoş olduk. Turkuvaz renkli gömme dolabına beyaz pijamalarımı yerleştirdim. Arkadaşlarımıza yeni yıl partisi verdik. Hepsi hayallerimde oldu ama hayallerimle uykuya daldığım o dört gece bile güzeldi. Vazgeçtim mi hayal kurmaktan? Hayır. Zamanı gelir gelecekte bir gün, gerçek olur belki. Kimbilir? Zamanı geldiğinde! Vazgeçmek yok!

Son olarak videoyla ilgili aramızdaki en şahane yorumu Nünü yaptı:

‘’Bak anacığım bize de havalimanında sorarlar morarlar ‘Noel Baba’dan ne istiyorsun?’ diye. Sakın öyle salak salak ‘Mutluluk, sağlık mağlık:’ diye cevap vermeyelim. Şimdiden düşünelim elle tutulur bir şeyler isteyelim.’’ dedi. O günden beri ciddi ciddi düşünüyorum ama yeminnen hala bulamadım ne isteyebileceğimi. Daha doğrusu bir yerlerde yayınlanırsa rezil olma ihtimalimin korkusunu engelliyor beni.

Ayrıca facebOk ta yıllardır Santa’dan dileklerde bulunan Meltem’e de selam etmeyi borç biliyor ve borcumu ödemek istiyorum. Meltem; ben de çikolata yiyip yiyip kilo almamak istiyorum arkadaş. Yolların açık ola.

Evlerine yeni taşınmış olanlara ferahlık-kolaylık, hasta olanlara şifa, borcu olanlara para, aşık olanlara akıl, çocuğu olanlara sabır, sınavı olanlara başarı, bekleyenlere vuslat diliyorum. Sevgiyle…

 özgür tamşen yücedal

 

 

 
2 Yorum

Yazan: 16 Aralık 2013 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

hayat gerçekten kötüyse

Aşağıda okuyacaklarınız alıntıdır! Nereden alıntılandığı aşağıdaki nottadır!

Bir de hepimize aydınlık günler! 

KELİMELERİN GÜCÜ

Düşünün, sadece 10 dakika ve bilinçsiz olarak bu kelimelere maruz kalmak davranışları bu kadar etkiliyorsa, bir çocuğun aile ortamında yıllarca duyduğu söylemler ve kelimeler onların davranışlarını nasıl etkiler?

Peki, ailenin hangi söylemleri çocuklarda nasıl bir etki yaratıyor? Hangi temel değerler hangi söylemle oluşuyor?

İNSANLAR İYİ MİDİR KÖTÜ MÜDÜR?

Hayata dair en önemli temel değerlerden bir tanesi diğer insanlara dair görüşlerimiz.

Bazı insanlar, diğer insanları kötü, çıkarcı ve güvenilmez; bazıları iyi ve güvenilir olarak görür.

Örneğin, aile der ki, “Kızım malını ortada bırakma. Çalarlar!” Çocuğa diğer insanlar kötüdür, mesajı verilir.

Diğer insanları kötü görenler, sağlıklı bağlar kuramazlar. Kendilerini mutsuz ve yalnız hissederler. Çocuk, “Ben aitim.”diyebilmeli. Sadece aitlik duygusunu hisseden insan, kendini güçlü hisseder.

Aile, “Oğlum al bunu da arkadaşına ver.” diyebilir.

HAYAT ADİL MİDİR, DEĞİL MİDİR?

Bazı aileler çocuklarına sürekli hayatın adil olmadığını ve zor olduğunu empoze eder.

Örneğin, aile der ki, “Bizim dayımız yok ki zengin/başarılı/patron olalım.”

Bu tür çocuklar kendilerini şanssız hisseder ve hayatın onlara sunduğu  olanaklardan yararlanamaz. Çocuk hayatın kontrolünün elinde olduğunu bilmeli. Ben yapabilirim, demeli.

Aile, “Çalışarak her şeyi başarabilirsin.” diyebilir.

GELECEKTEN EMİN OLABİLİR MİSİN?

Bazı aileler sürekli çocuklarına geleceğin kötü ve riskli olduğunu söyler.

Örneğin, aile der ki, “Oğlum ne olacağı belli olmaz. Garanti bir işin olsun.”

Çoçuk endişeli bir hayat sürer. Geleceğe umutla bakamaz. Risk alamaz. Çocuk hayata iyimser bakmalı.

Aile, “Çocuğum hayallerinin peşinden git. Her şey güzel olur. Önemli olan senin ne istediğin.” diyebilir.

HALİNDEN MEMNUN MUSUN?

Bazı aileler sürekli hayata eleştirel bakar ve şikayet eder. Bu da çocuğa hayat memnun olunacak bir şey değildir mesajı verir. Çocuk kendi içinde bütünlük duygusunu yaşayamaz. Halinden memnun olamaz.

GERÇEKTEN HAYAT KÖTÜYSE?

Peki gerçekten insanlar kötü olamaz mı ya da gelecek riskli olamaz? Olabilir ama önemli olan burada çocuğun ana düşünce şemasıdır. O çocuk der ki, “İnsanlar iyidir ama bu adam kötü çıktı.”. Ama diğer çocuk “Gördün mü bak? Bu da kötü çıktı ”der.

İşte bu dört alanda aileler söylemlerine ve davranışlarına dikkat etmelidir.

Çocuk halimden memnumum, gelecekten eminim, çalışarak yapabilirim ve diğer insanlara güvenebilirim demelidir.

Bu söylemlerle yetişen çocuk dünyanın en mutlu ve huzurlu  insanı olur.

Not: Bu arada söylemlerin gücüne inanıyorsanız, çocuğunuzun ruh sağlığı için onları TBMM’deki Salı günleri yapılan grup toplantılarından uzak tutun.

alıntı: http://www.hurriyet.com.tr/index/özgür_bolat

 

 
Yorum yapın

Yazan: 12 Aralık 2013 in ÇOCUKLAR, OKUDUM, İNSANOĞLU

 

var mı? yok mu?

EFSANE-BEŞLİ-RISE-OF-THE-GURADIANS-21

Noel Baba var mı? Yok mu? Çocukluğumda  varolmadığını bile bile sanki Noel Baba varmışçasına hayaller kurardım. Şimdi, bu yaşımda, ha-la varolmadığını bile bile ama varmış gibi yeni yıl için dileklerde bulunuyorum. Hem de eskiden olduğu gibi ufak tefek şeylerde değil… Çocukların da varolduğuna inanmalarını isterdim. Hayal kırıklığına uğramalarından korkuyorum. Inandırma çabalarımın bize maddi olarak hayli pahalıya patlayacağından endişe duyuyorum. Varmış, yokmuş kafa yormadan; bizi düşünen, karşılıksız seven bir güce inanma ihtiyacı her yaşta vardır aslında! Vardır ve zararı yoktur! Gerçi bugün arkadaşım yazdığı mesajıyla son noktayı koydu; 

‘’Bu evrenin içine tükürüyorum artık. Diliyorum, evrene yolluyorum sonra karla, yağmurla kafama düşüyor! ‘’ diye yazdı. Ama biliyorum; iki sigaralık ilk buluşmamızda gene yollayacağız, içine tükürdüğü evrene yeni dileklerimizi. Artık ondan sonra kafamıza düşen kar dı, yağmur du, bok tu bakacaz bi hal çaresine.

Ayyy bu kadar işte! Daha fazla yazamayacağım uykum geldi, yorgun ve iki kadeh şaraplıyım.

Gecenin bu saati klavyeyi okşamaya başlamamın asıl sebebi geçenlerde Oğuz’la (6,5) izlediğimiz film ‘’Efsane Beşli’’ y di. ’’Izleyin’’ derim. Ben, vizyondayken atlayıp izlememiş olduğumuz için hayıflandım. Gerçi laf aramızda salonumuzdaki koltuğun üzerinde alt alta üst üste izlemek ayrı keyifli oldu. Konusunu merak edenler için alıntıladım, ekte.

Ulan sanırsın kar üzerime yağdı, göz kapaklarım soğuğa direnemiyor tutamıyorum. Hadi ben yatar. Yarın için dileğim mi:

Lütfen okullar tatil olmasın! Çocuklarla evde mahsur kalmak için hazır değilim, henüz.

özgür tamşen yücedal Read the rest of this entry »

 
2 Yorum

Yazan: 10 Aralık 2013 in ÇOCUKLAR, İZLEDİM

 

desinler

Screen shot 2013-12-04 at 22.58.13

Bir saat önce eve geldim. Elif’e verdiğim sözü yerine getirmiş olmanın huzuruyla dopdolu. Baba? Baba televizyonun karşısına oturmuş, Oğuz’u (6,5) ayaklarının dibine oturtmuş. Adam televizyona bakıyor, oğul minicik parmaklarıyla 65’den geriye 3’er 3’er saymaya çalışıyor. Peki anne hergün ne yapıyor? Oğulun yanında diz çöküp minik parmakların yanına kendi parmaklarını koyup onunla beraber sayıyor. Zaman zaman sinirden morarıyor, verilen ödevlerin saçma sabukluğuna akıl erdiremiyor sonra oğulun kafasını öpüyor, ellerini tutuyor, uyuturken ona bağırdığı anlar için pişmanlık duyuyor, vicdanı bedenine ağır geliyor ertesi gün aynılarını yaşayacağını bile bile. ‘’Hep anaları yapıyor bu çocukları böyle!’’ lafıyla anılacağını bile bile.

Evetttt! İtiraf ediyorum! Bu lafı yemeye gönüllü oluyorum! Dayak yediğini söylediğinde sen de karşındakine geçir bir tane diyorum. Ödevleri saçma bulduğumda, ses etmeden üzerini çizip atlıyorum. Arada sırada hala ve hala elimle besliyorum.  Gece yatağa yattığımda uyanıp yanıma gelsin diye dua ediyorum. Kokulu ayaklarını, terli atletlerini kokluyorum. Bitip tükenmez sorularından bıksam da hepsini cevaplıyorum. Uykulu gözlerle uyanıp servise binerken ayakkabılarını giydiriyor, bağcıklarını bağlıyorum. Haberleri izlemesine izin vermiyorum yani gerçeklerle yüzleşmeli diyenlere inanmıyorum. Bakkala yolladığımda camda yolunu gözlüyorum. Damarında akan kan için ölebileceğimi biliyorum.

Bunları yapıyorum çünkü biliyorum bir kaç yıl sonra kucağıma alıp sevmeme izin vermeyecek. İstesemde yanımda uyumayacak. Çorapları koklanacak gibi bile olamayacak. Ödevlerine kafam basmayacak. Arkadaşlarını dövmek isteyemeyeceğim. Benden nefret ettiğini söylediği günler gelecek. Benimle konuşmadığı, dışarıda karnını doyurup geleceği, odasından çıkmayacağı günler….

Bunları biliyorum çünkü yaşadım. Elif’i (16) sürüklesem bile tüm gece yanımda uyumuyor. Benimle hiç konuşmadığı günleri yaşadım. İsyanına şahit oldum. Gözyaşlarıyla ıslandım. Pişirdiğim yemekleri yemediği oldu. Bir bakışından medet umduğum günler oldu. Böğrümdeki taşla uyuduğum geceler oldu. Suskunluğundan korktuğum, arkadaşlarının çok arkasında kaldığım, tek anlamayanı olduğum çok oldu.

Tamam çok şükür o günlerde geçti. Ama zor geçti. Eğer sevgiyle, ilgiyle, yanında olarak, ödev yaparak, gün gelip ödevlerini yaparak, yanımda uyutup, elimle besleyerek oğlan da kız gibi olacaksa varsın desinler! ‘’ Hep anaları yapıyor bu çocukları böyle!’’ desinler. Gerçi bu saatten sonra ne derlerse desinler ya, neyse işte.

özgür tamşen yücedal

 
1 Yorum

Yazan: 04 Aralık 2013 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK, KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: