RSS

Kategori arşivi: DENEMELER & RÜYALAR

kendime çarptım

Gün, güneş, martılar, takalar, deniz mavi bu sabah… Ben dersen; baştan ayağa maviyim yükselen güneş ayaklarıma vurmuş, beyaz nevresimlerin içine uyanmışken. Gece yanımda olsan yatağın ne tarafında yatardın acaba diye düşünmüştüm. Sabah uyandığım şu anda ise ne farkeder her şekilde bedenine sarılmış uyanacaktım beraber uyandığımız tüm sabahlardaki gibi dedim kendim kendime. Sen ne taraftaysan o tarafayım. Ortada buluşuyor olmamızsa en güzeli, değil mi. Biz kokulu odada bizli sabaha uyanmak… Özledim. Hem de çok özledim seni. İliklerimde bile hissediyorum yokluğunu. Bir olduğumuz sevişmelerimizin soluğunu özledim. Kolum uyuştu ama kımıldamak istemiyorum olmadığın bu yatakta. Kımıldadığımda kokuna çarpmayacağımı bildiğim için kımıldamak istemiyorum. Uyuşmuş olan kolum da özledi seni onu da biliyorum. Bi haberim nerede kimlerlesin, bi’kendimden haberim var bir de özlemimden. Her özlemiş olan kavuşur mu? Yoksa biteviye devam mı edecek içinden çıkmayı beceremediğim kısır döngüm. Kimbilir; ki ben bile bilmiyorum ama belki de becerememek değil de istemiyorumdur bahsettiğim kısır döngünün içinden çıkmayı. Burada sorular benim, cevaplarını bilmesem bile bana aitler. Özlediğim sen de bana aitsin burada. Avuntum bana ait, avunamayışım bana ait. 

Bir hayal ya bu; işte en gerçek, yalın haliyle burada ve bana ait. 

Kımıldadım!

Kendime çarptım!

Kanın uyuşmuş olan kolumdaki damarlara akışını hissedebiliyorum.

Balıkçıların sesleri geliyor yatağa, aralık balkon kapısından.

“ Kasayı uzatsana oğlum hadi! Seni bekliyorum! ” diyor adam.

Bir de başucumda duran çiçeğin kokusu karıştı sabahıma…

Gün aydı!

Ben mavi…

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 02 Ekim 2018 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , ,

öyleyken böyle


Nasılsın?
Îmla hatası yapmamaya çalışacağım, hata bulmaya çalışma lütfen. Gelişine oku. Gelen yazın hatırına…
Kış boyunca yüzünü görmediğin, belki havayı fırsat bilip o da yürüyüşe çıkmıştır dediğin her kimse , onu görme ihtimali gibi heyecanlı değil mi! Terlemekle üşümek arasında, özlemekle kavuşmak arasında, umutla süpriz bağlamında bir şey yazın ilk günleri. Aşk hayallari kurduran, olmama ihtimaline inanan yüreklere bile heycanını bulaştıran mevsim. Kâh tedbirli olmayı hatırlatan, kâh her daim elde tutulan tedbiri savurup attıran.
Dün büyük şehirden ayrıldım, küçük köye geldim. Kış boyu koltukları örten pikeleri kaldırdım üzerime serililer miş gibi. Pencereler açtım hiç kapatmayacak mışım gibi. Zeytin ağaçları gebe kalmışlar, dalları zeytin dolu. Domatlarsa olmamışlar henüz. Sabah arka sokakta oturan Nevbahar’a uğradım da “10-15 günü var.” dedi. Ardımdan “Az biraz bekle geliyorum.” dedi. Geldi. Elinde bir demet kurutulmuş adaçayıyla…Hediye etti bana. Ferahlık-nazarlık için tütsüleyeyim diye. Sen tanımazsın onu; kalın camlı gözlükleri, kocaman memeleri, meraklı çenesi, savruk halleri var Nevbaharı’ın. Karı koca yaşıyorlar. Güneş daha yükselmeden gidip sebze topladıkları bostanları var. Arada Ouz ve benim misafirleri olduğumuz bostanlarında yaşlanmış, yaşlandıkça dolgunlaşmış incir ağaçları da var. İncir kokulu sabahlara uyandıran… Sokaklarda ise arife sükûneti… Ama ya begonviller! Kimseyi beklemez, dinlemezler bilirsin… Rengarenk patlatmışlar çiçeklerini mavi göğün altında. İzin alamadım dikenli dallarından, eve getiremedim. Zakkumlar ise gönüllü geldiler benimle, kahvaltı tepsimin yanındalar. Sonra Zeyno aşık olmuş. Çok romantik yerlerdeler sevgilisiyle. Dün yazdım O’na “heyecanın bulaştı etrafa” diye. Aşkın kucağında, heyecanlıy mış.
Ben mi? Umursuzum! ” Umurumu kaybettim, bulan olursa hükümsüz değildir. Tepe tepe kullanabilirsiniz.” ilanını verebilecek kadar hemde.

Tuhaf bir şekilde derin bir kabulleniş yaşanıyor iç tarafımda. Gözünün önünde olan biten haksızlıklara karşılık, haksızlık yapanların karşılarına dikilip “yeter artık, dur hata yapıyorsun” diyemeyen, demesini beklediğim insanlara bile umurum tükendi.
Herkesin anlaşabilir, ortak paydada buluşabilir, mutlu – huzurlu – birarada yaşayabilir ihtimalim de söndü sönecek. Arada umutlanır gibi oluyorum ki; bir bakıyorum çalınmış.
Haller böyle bir dönemdeyken bulabildiğim, güvende hissettiğim yer sessizlik oldu. Sustum. İçime kaçar mıyım diye de korkmuyorum.
Korkmak yerine anlattığım gibi pikeleri kaldırdım, çiçek topladım, dolapları toparlıyor fazlalıklarımdan arınmaya çalışıyorum. Yan evde marangoz çalışıyor, o da zımparayla kışın izlerini silmeye çalışıyor galiba.
Fenerbahçe’nin başkanlık seçimlerini izledin mi? Ben izledim. Hem de tüm haftasonu… Bak sonuçlar karşısında da bi umut dolar gibi oldum mesela. Onu da çalmak üzereler. Ben izin verdiğim için mi çalınıyor durmadan bir şeylerim?
Neyse canını sıkmak asla istemedim, istemem de. Can sıkacak bir şey de yok zaten. Yalnızca insanlık halleri. Fazla şe’etmemek lazım.
Asıl diyeceğim; yaz geldi! Farkında değilsindir belki… Yaşarken bir çok şeyin farkına varamıyoruz ya işte öyle. Bir de yaşayacak kaç yazımız kaldığını bilemeyişimiz var tabii. Sabahları erken uyan, yeni güne “merhaba” de. Sahip oldukların, şükrettiklerine sıkıca sarıl. Ben birazdan çıkıp nalbura gideceğim. Masanın ayağındaki teker kırılmış, yenisini alıp geleyim de öğlende vidalayayım.
Öyleyken böyle, böyleyken öyle işte.
Selam eder gözlerinden öperim.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

hatırladıkça

Screen Shot 2015-11-30 at 2.10.59 AM

Yaratıcının sonsuz gücüne, kudretine

Duaların hayırlısının kabul olduğuna

Herkesin kalbindekini yaşadığına

Doğan her yeni güne

Batan her geçmiş güne

Iyiliğe

Kuşlara

DeniZlere

Aşka

Sevgiye

Mavinin mucizesine

Yeşilin huzuruna

Bazılarıyla karşı karşıya

Kimileriyle yanyana

Kimiyle koyun koyuna, kalp kalbe geldiğimize

Ve hiçbirinin boş yere ya da tesadüfen olmadığına

Dönüp dönüp birbirimizi bulduğumuza inanıyorum.

Kimilerinden yana, kimilerinden öteye yürüyoruz şu iki kapılı handa

Şükür ettiğim şeyler azalmadığı sürece uyanmak istediğim sabahlar olacak

Isınmış yorgan altı, kavrulmuş soğan kokan mutfak, “topla dağıttıklarını” diye söylenen birileri olan evler hep olsun hayatlarımızda. Bir ‘Merhaba’ya da, kimseye de muhtaç kalmayalım hiçbirimiz. Dengede kalacak manevi güce sahip çıkalım. En çok kendimizi sevelim, kendimize bakalım. Hatırladıkça gökyüzüne bakalım. Göğe baktıkça aslında ne kadar küçük, gönlümüze baktıkça ne kadar büyük olduğumuzu hatırlayalım. Kötü hissettiklerimize ve yayalara yol verelim.

Yeni hafta hayırlı olsun. Yeni hafta kaldığı yerden değil yeni baştan olsun. Adaletli olsun. Savaşlar dursun. Hastalar şifa bulsun. İşler rast gelsin. Gönüller denk düşsün.

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 30 Kasım 2015 in DENEMELER & RÜYALAR, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

kırmızı

image

Denizi özledim
Bir de ağaçları
Şimdi, bu kırmızı sabahta elimde boş bir kağıt
Şiirini mi yazsam özlediğimin
Yoksa kökleri çok derinlerde olan ağacın hüznünü mü
Uzakların yakınıma gelmesi dileğimi mi
Ya da anneme mektup

Kar beyazı saçlarını ellemek istediğimi
Denizi özledim
Bir de ağaçları
Şimdi, bu kırmızı sabahta elimde boş bir kağıt

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 21 Kasım 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , ,

özlem’e

Screen Shot 2015-08-20 at 3.24.35 PM

Herkesi kıskandıran sevgim

Kıskanılmasından korktuğum sevdiğim

Sırlarımın, korku, zaaflarımın üzerinde örtü

Sırtımda taşımaya gönüllü olduğum

Sırtında taşımaya gönüllüm

Gözündeki bakışa dağlar aşacağım

Gözümdeki bakışa dünyaları yakanım

Üzeni üzenim olan

Mutlu edeni sevdiğim olan

Kol kanadım

Evladı evladım

Evladım evladı olanım

Doğduğu andan itibaren tanığım

Ana, baba, kardeşimin ortağı

Kardeş payım

Şükrüme şükrü

Duama duası olanım

Gün doğumum

Öğretenim

Ağlatan, güldürenim

‘ Siktir et ‘ diyenim

‘ Hayat bir gün o da bugün ‘ unutturmayanım

Doğduğun günün yıldönümü kutlu olsun

Yeni yaşın aşkla olsun

Sağlık, huzur dolsun

özgür tamşen yücedal

 
2 Yorum

Yazan: 29 Ağustos 2015 in DENEMELER & RÜYALAR, GENEL

 

Etiketler: , , , , , ,

sus

IMG_6658

Uzaklardan hatıra yüklü bir melodi duyarsın, yanından geçenin soluğu çarpar yüzüne, aşina gelen bir bakış takılır gözüne, anlık temas dokunur tenine, okunan satır değer kırılgan bir yerine, elinde tuttuğun bardak kırılıverir, çalan telefonu duymaz cevapsız çağrıya bakakalırsın… Çağırmadan, planlamadan… Ansızın! Aynalara baktığında kendini göremediğin dönemde, sesini duyamaz olmuşken mesela… Canın hiçbir şey yapmak istemediğinde mesela… Ya da kalabalık içindeyken, gitmek isteyip gidemezken, kalmış olup gitmişken, zamanın içinde yokolmuşken… Çocuğunun masumiyetini kıskanır, çocukluğunun uzaklığına inanamazken, geri gelemeyecek olan herkesi ve her şeyi özlüyorken, yanında olana çok uzakken, uzağında olana yakın hissediyorken, pişmanken, pişman olduğuna bir kez daha pişman olmuşken… Sus! Tam o an da; maviliğin karşısında oturmuş rüzgar tenine çarpıyorken. Sus!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 18 Ağustos 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , ,

Seni Özlemek

image

Seni özlemek kar çiçeği olmaktır
Bahara hasrettir seni özlemek
Geceyi gündüzü unutmak
Hatıraları koyup karşıya
Gözlerinde kaybolmaktır seni özlemek

Umuttur seni özlemek,
Gündüz hayaldir gece rüyadır seni özlemek
Seni özlemek yeniden doğmaktır
Saçlarının kıvrımlarında
Dudaklarının tebessümlerinde kaybolmaktır seni özlemek

Beklemektir seni özlemek bazen üzgün
Bazen sabırsızlıktır
Kıvranmaktır bazen basan sıcaktan
Bazen terden boğulmak
Bazen yalnızlıktan üşümektir seni özlemek

Seni özlemek ‘Yeter!’ demektir, ‘Gel!’ demektir
‘Gitme!’ demektir, ‘Kal!’ demektir
Dudaklara acı bir tebessüm koyup
Varlığında da yokluğunda da sen deyip
Ölesiye sevmektir seni özlemek

Beni unutmaktır seni özlemek
Seni özlemek her gölgede seni bulmaktır
Seviyorum desen de demesen de
İnan
İnan sesini duymaktır seni özlemek…

Turgut Uzdu

 
Yorum yapın

Yazan: 13 Ağustos 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 
 
%d blogcu bunu beğendi: