RSS

Aylık arşivler: Aralık 2012

ertesi!

 

Hiçbir şey beklemeden,

Oluruna bırakmanın hafifliğiyle gelen

Yeni bir haftanın başlangıcı.

Ve karşınızda haftanın ilk günü

Pazartesi,

Geçen haftanın ertesi!

Gerçi benimki biraz yorgun ama olsun.

Hali, oluru güzel olsun.

özgür tamşen yücedal

NOT: Bedel ödenmiş aşklarda işler kötüye gittiğinde taraflar birbirini suçlamaya başlar. Kaçınılmazdır bu. Geçmişin sizi takip etmesine izin vermek istemiyorsanız, zamanında ödediğiniz bedeli unutacaksınız. O da unutacak. Bunun baştan kabullenilmesi gerekir. Sonrasında borç giderek katlanır çünkü, alacak da… ( Murathan Mungan )

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 24 Aralık 2012 in GENEL

 

sonsuza kadar…

Her günle bana verilmiş olan bu dünya yaşamı için şükrediyorum.
Aklım, bedenim ve yaşamım için şükrediyorum.
Şifa bulmak, vermek ve aydınlanmak için olan arzuma şükrediyorum.

Benliğimi ilahi sistemin benliğine bırakıyorum.
Akışa direnmeden kendimi bütünün hayrına teslim ediyorum.
İlahi bilgiyi taşıyan ışığı ve bu ışıkla çevreyi aydınlatmayı seçiyorum.

İnsanları affetmeyi ve onları sonsuz bir şekilde sevmeyi seçiyorum.
Kendi varlığımı ve ilahi bilgeleri, bilgelikleri onurlandırıyorum.
Değişimi seçiyorum ve değişime güveniyorum.

Ey Yaratıcı, bana verdiğin ruha ve bedene rehberlik et.
Sade bilgelikle dolup bu bilgeliği yaymaktır isteğim.
Her güne, bedenim ve ruhum sevgi saçarak daha güçlü başlasın.

Saf olmayan her şey zihnimi, kalbimi ve bedenimi terk etsin.
Bedenimin her hücresi, varlığımın her zerresi bilgelik ile dolsun.
İlahi aşka, bilgiye, aydınlığa kavuşmaktır dileğim.
Kendi derinliğimi, içindeki güzelliği ve yaradılışımdaki hakikati bulayım.
Varlığım tüm varlıkların hayrı için evrensel sevgi ve ışıkla aydınlansın.

Şu andan itibaren sonsuza kadar,
Şu andan itibaren sonsuza kadar,
Şu andan itibaren sonsuza kadar.

Alıntı: Buradan!

 
Yorum yapın

Yazan: 20 Aralık 2012 in GENEL

 

Etiketler: , ,

gözünüz aydın!

. Üzgünsünüz.

. Herkesten,  her şeyden kaçmak istiyorsunuz.

. Yataktan çıkmak istemiyorsunuz.

. Aynalardan kaçıyorsunuz.

. İştahınız kesildi ya da açıldı.

. Yalnız hissediyorsunuz.

. Cinsel ilginiz azaldı.

. Kimsenin sizi anlamadığına inanıyorsunuz.

. Herkes mutlu bir siz mutsuz, suçluymuşsunuz gibi geliyor.

. Bugün ölseniz kimsenin umurunda olmayacakmış gibi.

. Kafanızın içinde ıssız ama çok gürültülü bir yere sıkışıp kaldınız.

Gözünüz aydın! Nur topu gibi bir depresyonunuz var artık. Ha yoksa da yukarıda ki maddelerden bir kaçını evirip çevirip zorla olduracaksınızdır. Özellikle kadınlar. Çünkü şu belamız hormonlarımız yüzünden biz kadınlar erkeklere oranla 2 – 3 kat daha sık depresyona giriyormuşuz. Ülkemizde ise 2 milyon 100 bin kişi kronik depresyon hastasıymış. Geri kalanlarımızda kafalarda huni geziyor, depresyonda değilmiş numarası yapıyoruz zaten.

Sağlık bakanlığı depresyonun tüm toplumlarda görüldüğünün altını çizip, düşük eğitimli ve sosyoekonomik şartları iyi olmayan çevrelerde daha yüksek oranda ortaya çıktığını kaydetmiş. Şiddete maruz kalma ve çocukluk çağında travmatik olayların depresyonun ortaya çıkmasında büyük etken olduğunu belirtmiş.

Ben de kendi bakanlığımdan açıklama yapıyorum: Çocuklukmuş, kadın olmak, erkek olmakmış, travmalar, sosyal, eğitimsel boyut moyut falan irdelemeye gerek yok. Bunları geçelim bir kere. Bu dönemde, bizim ülkemizde eğer her akşam haberleri izliyor, arada sıradada olsa gazete okuyor, izlediğinizi – okuduğunuzu anlayabilecek zekâya sahipseniz, onun bunun dediklerine kulak asıyorsanız zaten kafadan depresyonun göbeğindesiniz. 1) Para varsa seansına 300 TL ödeyip psikoloğa gidebilirsiniz. 2) Sosyal güvenceniz devleteyse, 100 bin kişiye düşen yaklaşık iki psikiyatrdan birini yakalayabilirsiniz. 3) İnancınız güçlüyse ‘’her şey Allah’tan ‘’ diyerek kabul edebilirsiniz. 4) Eğer inancınız hayattan yanaysa ‘’hayat bu!’’ diyerek siktir edebilirsiniz. 5) Depresyonunuzu kucağınıza alıp, sevip okşayıp, onunla barışıp, kabul edip beraberce gül gibi yaşayabilirsiniz.

” Hayat bu! Bir bakarsın her şey bir anda son bulur. Hayat bu! Son dediğin anda her şey yeniden can bulur.” özlü sözüyle paylaşımıma son verirken iyi haftalar geçirmenizi temenni ediyorum.

Saygılarımla…

özgür tamşen yücedal

NOT: Aslında bu özlü söz yerine Belgin ve benim gibilerin özlü sözünü yazma isteği var çokça içimde, bastıramadım: ” Ko dötüne gitsin! ”

 
5 Yorum

Yazan: 19 Aralık 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

bir intihar akşamı üzerine söylenti

Kısacık yoğun bir akşam
herkesin yüzünün bir anıya karıştığı
yoğun bir akşam

bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
ve intihar üstüne söylenti
bütün kıyıları dolaştı durdu
kısacık bir akşam

Kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu birtakım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam

Neyi söylesem bir kahramanlıktı
içinde azıcık buluştuğumuz
bir bulutla bir kağıt peçete arasında
kısacık yoğun bir akşam

şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
kısacık yoğun bir akşam

Herşey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kısacık yoğun bir akşam

biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam

Kim karışırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu birtakım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa bir akşam
duraladım ne yapsam

Kim karışırdı gerçekliğine
su terazilerindeki ensizliğin
ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa ki bir akşam

yüzümü bir suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
serim bir akşam sonra öyle söylediler…

Turgut Uyar

 
Yorum yapın

Yazan: 14 Aralık 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

aşk yeniden ( hope springs )

hope_springs

Bazen aşkı yeniden alevlendirmek için biraz sihir gerekebilir.

Kiminle konuşsan herkesin kocası, sevgilisiyle zoru var. Aldıkları kararlarda kocaları, sevgilileri var. Vazgeçişlerinde kocaları, sevgilileri var. Zorunluluk, sorumluklarında, ne kadar güzel, ne kadar kadın olduklarının ölçüsünde, hissiyatında bile erkekler var. Sabırla dinledikten sonra soruyorum: ‘’ Sen? Sen ne istiyorsun? Neredesin? Ne yapıyorsun? ‘’ diye. Ardından gelen cevaplara gene ve gene ‘’ Ama O’da… ‘’ diye başlıyor. Bu defa ben bağırarak soruyorum: ‘’ Ulan sen, sen diyorum! ‘’ yok, tık yok. O kadar takmış oluyorlar ki inat inat üstüne, küskünlük küskünlük üstüne günler geçip gidiyor. Sakince konuşup meramını anlatanda yok. 

Oturup erkeklerden dertlenmeyenler ise ne yapacağına karar vermiş olanlar. Onlar çoktan harekete geçmiş oluyorlar. Sonuca varan, kendi verdiği kararların sonuçlarıyla yüzleşmeye cesareti olanlarını gördüm. Ama çok az. Hepsi çok mutlular. En azından hissettikleri, yaşadıkları her şeyin sorumluları kendileri.  Sonuçlarını yaşarken de suçlu arama gibi bir dertleri yok. Tek zorları kendileriyle.

Eeee bize ne? Tamam,  tamam bağlıyorum. Geçen hafta bir film izledim: AŞK YENİDEN

Genellikle hep gençlerin aşklarını konu alan filmlerden sonra 31 yıldır evli olan bir kadının aşkı arayışını konu alıyor. Kadın değil de evli bir kadın olan, hayatı kocası kocasından dolayı, çocuklarından dolayı olmuş bir kadın. Gün geliyor bakıyor ki kendisi yok! Bedeni görünmez! Ruhu hissedilmez! Yapmak istedikleri duyulmaz! Daha da önemlisi bunları merak edip soranda yok. Saklanabilir bir şey olmayan gençlik yaş kemale erince arasanda bulunmuyor. Hadi ona tamam desen, yaşlılığımda kendim için yaşayayım desen de sana gönüllü eşlik edecek koca yok.  Alan almış, aldıklarından mutlu sen diğer yanda – el el üstünde, baş baş üstünde. –  O saatten sonra ya o deveyi güdeceksin ya da o diyardan gideceksin. İşte Aşk Yeniden filminde başrol kadın karakteri canlandıran Merly Streep’in oyunculuğuyla deveyi gütmek ile diyardan gitmek ikilemini yaşayan bir kadının çabasına şahitlik ediyorsunuz.

Hızla geçen hayatın içinde an geliyor hiçbir şeyi net göremez oluyoruz. İşte bu konuda çok büyük destekçi film ve kitaplar. Anları yakalamak, üzerine sağlıklı düşünmek, ölçüp biçmek, sindirebilmek için, kendimize dışarıdan bakabilmek için birebir. Ben de dedim ki; hafta sonu arada derede birer salep yapıp, kocayı yamacına alıp, ekranın karşısına geçip sakin sakin, entrikasız bir şey izlemek isteyenler olursa…

Benden bu kadar, gerisi size kalmış. Son günlerde ona dargınsanız (ki büyük ihtimalle o sebebinden bi haber, gene sıyırdı bizim hatun diye geçiriyordur aklından ), çocukların dersleri varsa, anneniz size gelecekse, alışveriş yapılması gerekiyorsa, temizlik – çamaşır bekliyorsa, …sa, …sa diye liste uzar gider, tercih sizin. ‘’ Salep + koca + film = paylaşmak ‘’ ya da tercih sırasını değiştirerek ‘’ ertelemek ‘’

Not: ‘’ Yeniden Aşk ‘’ naçizane bir öneridir. Maksadım ortadadır.

özgür tamşen yücedal

 
9 Yorum

Yazan: 14 Aralık 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

GUGUK KUŞU’NA MEKTUPTUR

 

Sevgili Guguk Kuşu,

Öncelikle şu an bana eşlik eden müzik için teşekkür ediyorum. Bu sabah, 12.12.2012’nin şerefine bir güzellik dilemiştim. Gerçi can bularak ilk hediyemi almıştım ama… İletinin bugüne ait olması için melekler bekletmiş adeta. Dün yayınlamış olduğun mektubu bu sabah okuyor olmam tesadüf mü?

Hayat güzel olmalı. Hayatımızı güzelleştirenlerimiz olmalı. Hayatı güzelleştirmek için çabalıyor olmalı, destek olmalı insan.

Ne mutlu, ne güzel bir tanışma oldu bizimkisi. Tanıştığımız köşe başını hangi olasılıklar hazırladıysa minnettarım. Şahsıma özel hediye almanın hazzını yaşattığın için bir kez daha teşekkür ediyorum. Sabahlarımın melodisi, tebessümündesin.

Yakın arkadaşın Özgür.

 
4 Yorum

Yazan: 12 Aralık 2012 in GENEL

 

Etiketler: ,

daha ne olsun?

65004_10151284504732398_33312392_n

Hafta sonu için feci güzel kurgum vardı. Aslına bakarsanız feci güzelde geçti. Cumartesi tüm gün, Pazar kahvaltısında,  annem – babam, kardeşlerim ve biz, hep beraber.

 Cuma akşamından kafamdaki menüdeki her şeyi ve aşureyi pişirdim. Yeni yıl konseptine uygun mumdu, ağaçtı, kırmızı masa örtüsüydü, peçetelerdi, tombalaydı falan elimden geldiğince organize oldum. Daha doğrusu olduk.  Sebep ise yeni yıla girerken bir arada olmayacak olmamızdı. Şükür her şey de rast geldi, yetişti, aşurenin kıvamı, yemeklerin lezzet tuttu falan.

Sonra, Pazar sabahı  bir şey oldu. Tam kahvaltıya oturacağız, evde fırından yeni çıkmış simit – ekmek kokusu: erkek kardeşim tamamen takılmak maksatlı, yüzümde gülümsemeyle ettiğim laf yüzünden beni bir güzel payladı. Gerçi onun mevzu ettiği şey benim asla mevzu etmeyeceğim, edemeyeceğim bir konuydu fakat şaşkınlığımdan bunu bile açıklamadım.  Şaşkınlığım geçince de – Belki sözüm bahane oldu da kardeşim benim hakkımda biriktirdiklerini dökebildi. – , – Her şey de hayır vardır, rahatladı çocukcağız.- diyerek çıkarımda da bulunmayı ihmal etmedim.

‘’Kafayı düzelt! Sen önce bir doktora git, kafayı düzelt!’’ dedi bana.

Ben mi; sus pus, şaşkın.

Neyse işte sabah kahvaltıydı, toparlanmaydı falan herkes dağıldı evlerine.

Öğle saatlerine kadar düşündüm:

– Ulan gerçekten bendeki kafa neyin kafası len? – diye.

 – Bendeki kafa nereye? – diye.

 Baktım soru işaretleri ve ben sığamadık bu benim kafaya, akşam üzeri oturup bir film izleyeyim dedim. Kesmedi ikinciyi de izledim. (Başka Bir Kadın (La Vie d’une Autre) ve İlk Aşkım ( Ma première fois )) İyi ki de demişim. Neden mi? Çünkü şimdi:

– Benim kafa iyidir ya, en azından benim için. E şimdilik bana, Erdo’ya, çocuklarıma da yetiyor. Bırakayım yetmesin başka kimseye. Baksana pamuk ipliğine bağlı yaşıyoruz. Yarın kim, ne olacak belli değil. ‘’ Gıg ‘’ dedin gittin, dötede tıktılar mı pamuğu oldu da bitti maşallah.  O saatten sonra kim ne anladı, kimin kafa doğru, kimin ki yanlış, sen yanlış, biz EN doğru…. hepsi boş. Zaten iştahım da açılmış son günlerde, iç organlar birleştiler komple bir mide kapladı içimi adeta, dolduramıyorum, doyuramıyorum. Al işte şimdilik en büyük derdim budur, biline.

Sağlık olsun.

Güzel bir hafta olsun.

Nefes alıyoruz, daha ne olsun?

özgür tamşen yücedal

 
7 Yorum

Yazan: 10 Aralık 2012 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: