RSS

Aylık arşivler: Ağustos 2014

kardeş payım

Screen shot 2014-08-26 at 09.09.12

Ahh be gülüm nereden başlasam, neresinden tutsam bilemiyorum. Doğum günün ya bugün, içimin en güzel yeri, yüreğim bir pır pır sorma. Sen geliyorsun ya aklıma inceden bir sızı gelip yerleşiyor hep aynı yere. Sana duygusal bir şeyler yazmak istiyorum burnumun ucu sızlıyor, gözlerim sulanıyor. Özet: İçimi titretiyor sevgin lannn, ötesi yok.

Kız kardeşim, parçam, umursamaz yarım, yüreğinin götürdüğü yere gitmeye cesaret edebilen yarım, gidebilen yarım, istediğinde dönebilen, çığlık atabilen, kahkası bol yarım, küsebilen, inaçtı, kararlı yarım, çocuklarımın anne, kocamın kardeş yarısı, ana babamın can parçası, kardeş payımsın… Şükrediyorum ki, taşıdığın o güzel ruh bizi, ailemizi seçmiş dünyaya gelmek için. İyi ki tanışmış ruhlarımız, sevmiş birbirlerini. Can bulmuş bedenlerimiz aynı alemde. Aldığın her yeni yaş çoğaltsın seni, ışıklar saçılsın, melekler seninle olsun her an, her saniye. Yeni yaşın, yaşların; sağlıklı olsun, huzurlu olsun, aşk dolu olsun. Hayat köpeğin olsun. Ve unutma her şekilde rakı içer, roka – beyaz peynir yeriz zaten.

Doğum günün kutlu olsun kız kardeşim.

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
6 Yorum

Yazan: 26 Ağustos 2014 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

sözcüklerin sihri

Screen shot 2014-08-22 at 11.58.37

‘’ Yüreğinin götürdüğü yere git ‘’ kimin için söylenmiş acaba. Kimlere denmiş ‘’ Yüreğinin götürdüğü yere git ‘’ diye. Sizin hayatınızda tanıdığınız kimse var mı; yüreğinin götürdüğü yere giden, gitmeyi götü yiyen. Ne mutlu benim var! Hep olsun, sağolsun sayesinde ben de gitmiş kadar oluyorum yıllardır. Gerçi gittiği yoldan dönüşlerinde karşılayan rolü oynamak da var ama olsun her şeye rağmen hayatında olmak çok güzel ve O her şeye değer. E tabii her şeyin bir bedeli de var; sen onun yüreğinin gittiği yerlere gitmiş gibi ol, es, coş, kükre sonra, yok dönüşünde ben yokum. Yemezler yedirtmezler. Zaten kim kalmış gittiği yerden dönmeden.

Gitmeye cesareti olan insanın döneceği, dönebileceği bir yer olması kadar güzel bir şey var mı? Yok! Şimdi ben bu sabah anladım ki; benim varmış. Aman aman bir yere gittiğim döndüğüm falan yok! Bendeniz bir tarafı kalk gidelim derken diğer tarafı bok yeme otur diyen ve hep otur diyeni dinleyenlerden.

Neyse işte sabah önüme çıkan bir yazı, ardından duyduğum bir ses, ardından gelen mesaj sonra bir şarkı, biraz gözyaşı, sevgi sözcükleri … ve geldiğim nokta karşınızda. Mutluyum.

Sözcüklerin sihri!!!

Merhaba!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 22 Ağustos 2014 in GÜNLÜK, KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , ,

anahtar

Screen shot 2014-08-19 at 07.17.26

Günaydın!

Sabahın bu saati… Sanıyorum kargalar henüz bokunu yememiştir. Ama eminim horozlar ötmeye başlamışlardır. Geçen sabah annemler de beni uyandırdıklarında horozlar, saat yaklaşık bu saatlerdi. Normal bir insan ‘’ Ne güzel ses! Nasıl da özlüyor insan bu sesleri. ‘’ der. Tabii ben normal bir insan olmadığım için kümesi basıp gırtlaklarına basasım geldi. Geçti sonra.

Yanlış anlamayın ben de isterdim daha normal olmayı. Ama hepimiz aynı olsaydık çekilir miydi bu hayat! Ben istermiydim sabahın 06.00’sında aklımda ‘’ Elinin hamuruyla erkek işine kalkışan kadınlar.’’ sözüyle güne gözlerimi açmayı. Ama oldu işte. Bir de geldiği gibi durmuyor bu sözler. Sonra başladım düşünmeye, elimizin hamuruyla kalkışıp başaramayacağımız şeyleri. Ulan bir şey gelmedi aklıma. En azından günlük hayata dair. Tutup şimdi bir tekne inşaa edemeyiz belki, tamam. ( belki yalnız )

Evde alınan bir kararla ilgili psikolojik analiz çıkartmak, alınacak eşya için maliyet raporu hazırlamak, çöpe atılacaklar için ekspertiz raporu çıkarmak, elektrik ve minimum tamir işleri için proje geliştirmek, faturalar için tasarruf paketi hazırlayıp uygulamak, yenilecek yemekler için aşçılık eğitimi, evdeki huzur için empati geliştirmek, eve getirilen market alışverişi için yerleştirme düzeni hazırlamak… Aklıma gelmeyen dahası var, azı yok.

Peki ya erkekler? Bizim destek, köstek olmadan yapabildikleri? Ellerinin tozuyla bizim destek, köstek olmadan yapabildikleri? Evet, kösteğe takıldınız biliyorum. fEkat o da çok önemli. Çapraz düşünceler yaratır doğruyu buldururuz. Her şeyin anahatarı biz de, kadınlarda.

Haklısınız insan bir süre sonra hep haklı olmaktan yoruluyor ama ne yaparsın hayat! İnsan her şeye de alışıyor.

Uzun zaman önce yazmıştım, basit örnek vereyim: mangal yakan erkekler… Mangalı yalnızca yakan erkekler. Geçen Cuma arkadaşlarımız Nazmi ve Nükhet’in evlerinde yemeğe davetliydik. Nazmi mangalı yaktı. Sofrayı kuran, etleri hazırlayan, mangal telini yıkamış olan, mangal için sebzeleri yıkayıp hazırlayan, et kabı – maşayı getiren, salata – mezeleri yapan kim Nünü! ( aradan şey biti gibi çıkartmadım kendimi, araya girmemek için ama ben de armut toplamadım tabii) Sofrayı, mutfağı toparlayan kim Nünü. Tüm bunlar olurken Nünü’nün ismi kaç kere zikredildi, saymadım. Gecenin sonunda mangalı yakıp misafirlere et yedirmiş olan kim, Nazmi! Bu erkekler mangal işini çok iyi beceriyorlar hakkEtten!

Ha durun aklıma geldi! Benim içinden çıkmayı beceremediğim bir konu var: kış aylarında tekleri kaybolan çoraplar. Ulan çamaşır makineleri yiyiyorlar mı bunları diye merak etmekten alamıyorum kendimi. Tekler yok oğlu yok! Hayır çamaşır filesi falan da denedim gene de yok abicim tekler! Yok yok evelallah o konuyu da çözüp, aydınlığa kavuşturacağım, güveniyorum kendime.

Hadi hadi kalkın artık saat 07.00 olmuş. Kargalar da balkona geldiler zaten. Tatilde olanlar o güzel dötleri ne zaman kaldırırlarsa kaldırsınlar biz tatilde olmayanların hiç umurunda değil. Kıskançlığın bu kadar olur mu, olur!

Hadi öper koklarım. Kendinize emanet, kendinizde olun. Sevgi selam benden.

özgür tamşen yücedal

 
1 Yorum

Yazan: 19 Ağustos 2014 in GÜNLÜK, KADIN & ERKEK

 

Etiketler: , , , , , , , ,

aşk olsun

Screen shot 2014-08-15 at 10.33.41

İsmin en güzel hali, yalın hali. Zamanın en güzel hali, şimdiki zaman. İnsanın en güzel hali, aşk hali.

Neye, kime olduğu önemli değil, aşıkken insan güzel. Karnında fokurdayan enerji içini allak bullak ediyor. ‘ Bana bir şey olmaz! ‘ cesareti geliyor. Nereden geldiğini bilmediği, umursamadığı pırıltı yapışıyor gözlerine. Titreyen, ton tutturamayan sesi yabancı geliyor. Dinlediği her şarkı aşk nağmeleri getiriyor kulaklarına. Bir huzur hali çöküyor üzerine. En güzeli de; ne zaman, nerede, kime, neye aşık olacağını bilmeden, bilemeden, oradan oraya savrularak yaşıyorken bir köşe başında aşkla çarpışmak.

Bu muhteşem Cuma sabahında aşkın diğer hallerine girip havayı bozmak istemiyorum. Bu sebeple bu günlük bu kadar.

Aşk olsun. Huzur olsun. Sağlık olsun. Hayırlı cumalar olsun. Amin.

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 15 Ağustos 2014 in İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

ölümsüzlük?

Robin-Williams.-006

Geride bıraktıklarımız yalnızca hissettirdiklerimiz, hissettirebildiklerimiz, ötesi berisi boş! Hayata veda eden sanatçıların arkalarında bıraktıkları buna kanıt değil mi? Barış Manço, Kazım Koyuncu, Müslüm Gürses, Ahmet Kaya, Neşet Ertaş, Zeki Müren … öldüler mi! Amy Winehouse, Michael Jackson hayatta olmamaları şarkılarını dinlerken hissettiklerinizi öldürdü mü? Peki Tuncel Kurtiz, sesi kulaklarında olmayan var mı! Peki birkez sonra birkez daha, yıllar sonra tekrar izlediğimizde Ölü Ozanlar Derneği, Kuş Kafesi, Günaydın Vietnam … filmlerini, hissettiklerimiz farklı mı olacak! Robin Willams’ın o incitmekten korkar bakışları gelecek aklımıza, bir tebessüm konacak dudaklarımıza.

Ölümsüzlük işte bu!

Ardımızda bir tebessümlük izler bırakabilecek hayatlar yaşayabilmek dileğiyle!

Merhaba!

özgür tamşen yücedal 

 
2 Yorum

Yazan: 12 Ağustos 2014 in İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , ,

bu da geçer be gülüm

Screen shot 2014-08-03 at 23.01.59

Geldim, geldim ve buradayım. Burası sizin için nereyi ifade ediyorsa işte, yani burası her neresi ise oradayım, ikametgahımdayım. Özledim sizleri… Özledim ama lafa nereden başlayacağımı bilemiyorum. Bilemez halde ellerimi kavuşturmuş öylece ekrana bakarak bekledim. Sonra ya allah deyip dokundum tuşlara elbet lafın bir yerinden çıkarım diyerek. Şu elleri kavuşturmak kısmeti kapatır derlerdi biz çocukkene, nedendir bilinmez feci rahat ederim ben, sıkı sıkı kilitlenmiş gibi. Bak kilitlemek dedim gelmeye başladı kelimeler…

Kendimi bir kilitleyesim var ki sormayın gitsin. Hani insanın kendini kendinden koruyamadığı dönemler vardır ya aha işte ben o dönemin göbeğindeyim. Ha arındım ha arınacam, erdim erecem, çözdüm çözecem falan derken puffff öyle bir şey oldu ki baktım ben bıraktığım yerdeyim, en zavallı insanlık halleri içindeyim. Neyse sevinecek bir taraf var; hala insan, insanlıktan çıkmamış haldeyim. Kız kardeşim Özlem’in yorumu: ‘’ Nereye gitti tüm okudukların, yazdıkların, verdiğin akıllar? ‘’. Valla ben diyim size benim merhemim fala yokmuş ki kelime süreyim! Kelaynak gibi kaldım ortalarda. Kızımın yorumu ise: ‘’ Bu da geçer be gülüm! ‘’ oldu. Ben ne verdim bu çocuğa ki böyle bir şey çıktı ortaya bilemiyorum. Fazla emziremedim de halbusem! ( keyiften değil, süt kesildi ) Bizim tahlil sonucumuz; süt değil bol ölçekli sevgi almış olması. Yarebbim kızı ben doğurdum benden akıllı, olgun bir yaratık oldu çıktı. Uzaktan uzaktan gülüyor benim bu kelaynak hallerime.

Şimdi; ben bizim bu adama bir mail yolladım, Erdo’ya. Gönder tuşuna bastıktan sonra ucunu tutup yakalayamazsın ya işte tam öyle oldu. Anlık kararla bir şey yaparsın ya işte tam öyle. Bir de bile bile lades dersin ya işte tam öyle oldu. Ama oldu! Sonra mı? Sonrası tam –terzi kendi söküğünü dikemez- vakası! Sen o kadar oku, bu kadar yaz sonra sıç bir de üzerine tüğ dik, su dök. Özetle; boka bulandım. Adam konuşmuyor benimle. Evet! Tam ergen bebelerin yaşadığı gibi. Elf’e hep derdim; ‘’Kızım gözlerini görmeden nasıl küsebiliyorsunuz? Nasıl anlaşabiliyor sunuz?’’ diye. Demek ki neymiş; olabiliyor muş. Küstü adam.

Ama elden bir şey gelmez. Düzelteyim derken iyice bok çuvalının içine saplanacağım diye korkuyor, bekliyorum. İçimden sürekli ‘’ Bu da geçer be gülüm!’’ diye tekrarlıyorum. Amannnn neler geçmiyor ki bu hayatta. Geçecek! Vardır bir hayır. Bilirsiniz bana hayır yerine hep hıyar çıkar ama olsun, hayat. Tepin tepin nereye kadar! Su akar yolunu bulur. Bu arada yazı deyimler sözlüğüne bağlamak üzere, dikkat.

Eee sizler neler yaptınız? Durumu benden hallice ya da dibi benden kara olanlarınız vardır elbet. Gerçi hepsi aynı bokun laciverti ya neyse. Ayyy amma kokulu bir yazı oldu, değil mi! Ama küfürün rahatlatıcı etkisi yadsınamaz. En azından benim için öyle. Bildiklerim zaten çok bel altı, analı babalı olmadığı için küfür etmek rahatlatıyor beni. Neyzen’i derinden, en derinden anlayabilmemin sebebi bu olsa gerek. Gelmişine geçmişine derken asıl kendime küfür ediyorum ya rahatlıyorum. Yoksa başkalarından banane… Herkes ne hali varsa onu görsün.

Az sonra bitireceğim…

Son olarak: herkes birbirini bi rahat bıraksın. Anneler çocuklarını, çocuklar analarını, karılar kocalarını, kocalar karılarını, dostlar dostlarını rahat bıraksın, özgür bıraksınlar. Endişe, memnun edebilme, gereksiz gönül alma çabaları, endişe, korkularla geldi de geçiyor ömür. Nokta.

Fabrika ayarlarıma döner dönmez tekrar karşınızda olacağım. Mis gibi günler geceler bizlerin, herkesin olsun.

 

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 03 Ağustos 2014 in GÜNLÜK, KADIN & ERKEK

 

Etiketler: , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: