RSS

Etiket arşivi: huzur

kör mü oldum

 

Ben: üç yıl öncesini okuyorum Belgin, daha iyi yazıyor muşum gibi… ne oldu bana acaba! kendi evimizden taşınınca aidiyet kaybı falan mı oldu bende? Savrulan savrulacak yaprak gibi hissediyor ve bir masa ya da ana bağlanamıyorum.

Belgin: üçüncü gözünle alakalıdır

Ben: kör mü oldum lan

Belgin: hayır salak! Yalnızca parmağını onun üzerinden çek! Ve yıllardır içinde biriktirdiğini doğur artık!

Bu sohbetten doğurma, parmağı çekme, yazma kısmına gelemeden ‘ yaşarken farkına varamamak ’ noktasında asılı kaldım ben. Sabah Ouz’u okula yolladıktan sonraydı, Masumiyet Müzesi geçti elime;

‘’ Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.’’ yazıyordu.

Bu cümlenin üzerine yürüyüşe çıktım, eve dönerken kasaba uğrayıp yarım kilo kıyma aldım, kasabın karşısındaki site güvenliğine kiralık daire olup olmadığını sordum ‘’ Yok ‘’ dedi, eve döndüm, kahvaltı ettim, bir termos kahve içtim, son fincana iki yemek kaşığı Baileys kattım. Içindeyken yaşamayı beceremeyip sonrasında yalnızca hatırladığım ne çok şey yaşamışım, farkına vardım. Yani o an yapmam gerekirken, anlamlandırmayı, ne yaşadığımı bilmeyi sonralarında becerebilmişim. Hâlbuki ne çok yerdeymişim, ne çok histeymişim, ne çok kişilerleymişim. Şimdi anlıyorum.

Kendi evimizin içindeyken de farkına varamamışım; insanın kendine ait bir evde oturmasının – oturabilmesinin ne kıymetli bir şey olduğunun. Ha oradan taşınmaya karar verirken hâlâ geçerliliğini koruyan haklı gerekçelerimiz vardı. Ama gelin görün ki dün akşam ev sahibesinin yollamış olduğu zam ve ‘ işinize gelmiyorsa daireyi boşaltın ’ içerikli mesajından sonra birkez birkez daha toparlanıp bir yerlere sığışma fikriyle beraber uyudum. ‘ Eşya dünya ağırlığı ’, ‘ paran varsa tüm evler senin ’ ve benzeri söylemlerde bulunan biri iyi ki yoktu dün akşam yanımda valla yapıştırıverirdim terliği ağzının ortasına.

%70’I su ya insanoğlunun bence %100’ümüz de kaygı!

Sonra:

Sabah oldu, şükür. Ilk olarak müzik istedim sabahın içindeki şükrümün üzerine, bir tuşla Mina ‘Nessuno’ dedi. Sizlere rezil olmamak için şarkının sözlerine baktım şimdi; aşkla ilgili. Olsun! Çok iyi geldi melodi. Nefes almak nasıl anlamlı, anlamı olan tek şey miş gibi geldi. Sağlık… Huzur…

Dün gece hiçbir yerlere taşınamayan, bulamayan, sığamayan, ödeyemeyen biz her şeyi yapabilirdik bu sabah. Hatta Erdo’ya ‘’ dün gece kiralık ilanlarına baktım da, Bartın’a taşınsak mı acaba diyorum Erdo? Kiralar uygun, evler geniş…’’ diye bile sordum, ‘’ yan yana iki tane stüdyo daire tutsak daha ekonomik oluyor! ‘’ dedikten sonraydı. En son ‘ Sonra ‘ dan sonra Erdo sustu ve işe gitmek üzere çıktı evden.

Bu işte tıpkı çük davası gibi yani; herkes kendi çükünü en büyük sandığı gibi kendi derdini de büyük sanıyor. Ama yok öyle bir şey; sorun sorun değildir, yaşandıktan sonra geçip bitecek olandır. Sağlık olsun! Bittiğinde elimizde ne kalıyor ona bakmalı… Çükle başbaşa kalırsak asıl sorun o bence!

Ayyy bakın bir de ne soracağım; saatlerdir kene gibi yapıştı, hatırlamadım da; bu çuvaldızı kim kime, kim neresine batırıyordu?

Her şeye, her söze, her olaya, mutluluk, mutsuzluğuna anlam arayanlarımız için son söz:

‘’ Nefes alabiliyor olmak anlamlı bir şeydir! ‘’

Basit…

Şimdi kalkmalı, ev her ne kadar bizim olmasa, her ne kadar bugün var yarın yoksa da evde yalnız olmanın tadına vara vara bolonez soslu makarna için soğan doğrayıp kıyma kavurmalıyım, Ouz’a söz verdim. Daha yatakları bile toplamadım. Özgür kaçar yani!

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

sıcaklığı üzerinde

 

 

Kendinden büyük yaşta olanlar, tecrübeliler değil de kendinden küçükler söylediğinde daha bir dokunuyor insana, bir silkeleyip kendine getirtiyor insanı. Ki; bu arada tecrübe dediğimiz nedir, yaşla yıllarla doğru orantılı mıdır? Elf yaşıtı kuzeni (20) bu sabah, günün körü saatte mutfak masasında kahve içiyorken biz ikimiz, henüz rüyalarımız pijamalarımızda, uykunun kırıntısı çapaklar gözpınarlarımızdayken:
“Her şeye rağmen hayat devam ediyor Özgür Abla, her başım sıkıştığında bunu düşünüyorum sonra geçiyor.” dediğinde hissettiğim, düşünebildiğim tam da böyle bir şeydi. Benden tecrübelerce yol almış gibiydi. Dudaklarındaki tebessümü bir kutuya hapsedip başucumda saklama arzunun dibine düştüm. Ufacık bir tesadüf, bakışı işaret kabul edip peşine düşebilmesini kıskandım. Siktiri çekmeden siktirleyebilişini, her yeni sabahla gelen tazelenişi içine kabul edişini mesela. Sonra tazeliğini bencilce yalnızca kendisine saklamadan, cömertçe kahverengi uzun kıvırcık saçlarının ucundan dağıtarak asansöre binip gitti. Son bir öpücük de fırlattı dudaklarıyla olduğu yerden.
Şu anda ben Oğuz’un basketbol antremanında çocuklarını izleyen diğer velilerin arasında kulağımdaki kablolardan dün gece Ece’nin müzik arşivime yüklediği şarkıları dinliyor, “her şeye rağmen hayat devam ediyor.” diyorum. Bulaşıcıdır duygular ama ben güzel olanlarını seviyorum. Sizlerde kendinizi iyi hissettirecek, güzeli hatırlatacak insanlara sürtünün dilerim. Benim artık üzülecek kırılacak yerlerim çok yorgunlar çünkü. Hep güzel söylemek, güzel duymak istiyor şu ufacık kalbim, kulaklarım.
Güzel hafta sonları olsun.
Bir de canım, en derinimden sıcaklığı üzerinde kavrulmuş karışık kuruyemiş çekti şu an. Tadı dilime geldi.
Sevgiyle, tutku, aşkla!..

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

 
1 Yorum

Yazan: 09 Aralık 2017 in GENEL

 

Etiketler: , , , ,

falan falan filan

IMG_6723

Kimine ‘konuş’ dersin, susar.

Kimine ‘sus’ dersin, susmayıp durmadan konuşur.

Bazen ‘yeter’ dersin, yetmemiştir.

An gelir ‘işte bu’ dersin, olmadığını zamanı gelir anlarsın.

Sofraya oturur ‘tokum’ der, tıka basa yersin.

Okumam dediğini okur, sevmeyeceğim dediğini sever, gitmeyeceğim dediğin yere gider, yetmez dediğini yettirir, bıktım dediğine tahammül eder, inanmam dediğine inanırsın falan falan filan.

Kimi çıkar teslim olursun, teslim gözüktüğünden şüphe duyar, dost dediğini unutur, unuttuğunun dost olduğunu görürsün falan falan filan.

Tenhada yakalanır tebessüm edersin, ulu orta tebessümü görmez, için kanarken sırıtır, kahkaha atarken ağlarsın, yalanın karşısında susar, susarken çığlık atarsın falan falan filan.

Yaşıyorum deyip ölür, öldükten sonra doğarsın, olur inanamaz, zorla inandırırsın…

Hırsına yenilir, yenildiğini görmezsin, zenginken fakir, fakirken zengin yaşarsın. Mânâyı unutur gerçeklikle yanarsın.

Hatta aklın karışır, gözün kararır günü geldiğinde ve o günün ne zaman olacağını bilmeden öleceğini unutursun.

Mecburen! Mecburiyetten!

Falan falan filan işte…

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 08 Ağustos 2015 in İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , ,

ardındaki huzur

Screen Shot 2015-03-17 at 12.21.24 AM

Hikayesini bulamayan kelimelerin uyutmadığı bir gece daha. O kadar çoklar ki, ağzımdan burnumdan çıkıp havaya karışacaklarmış gibi. Tutup hapsetmek istiyorum, hikaye geldiğinde kelimesiz kalmasın kendini yalnız hissetmesin diye.

Defalarca aynı duygularla, çoğalan heyecan, alışmış olmanın verdiği güvenle gidilen yolların şarkıları var içinde. Kimsesiz, anlaşılmaz hissedilen günlerden sonra bir gün sevenleriyle karşılaşıp yalnızlığını yolculamanın ardındaki huzur var. Sevginin iyileştirici gücü… Duş yaptıktan sonra temiz nevresim serili yatağa girip derin solukla gözlerini yummak… Kana kana su içmek… Aşk dolu bir mesaj almak… Güzel bir filmin son sahnesinde ekran karşısında mıhlanıp müziği dinlemek… Soğuk bir günde kek kokan sıcak eve girmek… Birine ilk görüşte güvenmek… Çocuk kahkahası… Sevgili tenine hasretle dokunmak… İyileşen bir yara… Yolun sonunda varmak… Samimi sohbetin arasında gelen demli çay… 

Güzel bir hikayenin kelimeleri var aklımda. Belki de güzel bir rüyanın arifesindeyim sabahını bekleyen. Tüm güzel rüyalar için iyi geceler. Tüm güzel hikayeler için günaydın.

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 16 Mart 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

günaydın

Screen Shot 2014-10-29 at 10.12.29 PM

Balıkçıların ağlarını topladıkları saatti, uyandı kadın. Kalktı. Yatağın sıcaklığından ayrılınca ürperen sırtına sabahlığını geçirdi. Balkona çıktı. Mavinin en derinini giymiş olan denizin aksi vurmuştu gökyüzüne. Kadının uykunun izini taşıyan kahverengi saçları; sabahın dinginliğine inat dağınıktı. Beyaz geceliği, üzerine giydiği siyah sabahlığı gibi uyku kokuyordu. Sabah serinliğinde üşüyen ayak parmaklarını sıkıca büzdü. Göğsünde kenetledi kollarını, balkonun korkuluklarına yaslandı sonra… Birbirlerinin ardı sıra uçup giden kuşları selamladı tebessümle. Apartmanın önünde yükselen yapraklarını dökmeye başlamış olan kiraz ağacı yorgun, kasımpatılar heyecanlıydılar. Balkonundaki sardunyalar ise suskun… Kelebekler uyanmışlar mıdır bu saatte acaba diye geçirdi aklından kadın. Üşüdü. Daha sıkı doladı kollarını birbirlerine.

Hergün olduğu gibi bugün de, bir önceki gün kaldıkları yerden devam edecekti her şey, hatırlanabildikleri kadarıyla.Yıllardır hissetmiş olduğu eksiklik duygusu ise olan biten onca şeyin arasında hep aynı yerdeydi. Sonra bakışlarını maviliğe dikti, ağına takılan balıklar için şükür eden balıkçıları düşündü.Yüreğinden bir dua geldi kondu diline, fısıldadı kadın:

‘ Gel, beni bul aşk. Gel ve beni bul. Içinde kaybolayım. O kadar kaybolayım ki, kendimi bulamayayım. Sen o kadar kaybol ki senin için sakladığım, biriktirdiğim onca güzelliğin içinde, ben bulayım kaybolduğun yerde seni. – Sana söylemek istediğim ama söyleyemediğim / Seninle yapmak istediğim ama yapamadığım çok şey var – lı hikayeler çıksın bizim aşkımızdan. Birlikte ufak balıkçı kasabası hayal edelim. Kır pidesi kokulu olsun hayallerimiz. Takaların motor sesleri olsun. Mavi olsun. Beyaz kelebekler uçuşsun. Dinlerken aklıma geldiğin, içimin titrediği bir şarkımız olsun. Gel ve beni bul aşk. Yakınımda olursan sarar, ayrı şehirlerde olursak özlerim seni, söz. Kıskançlık içinde yandığım gecelerde susarım, söz. Gözyaşımı göstermem sana, söz. Kahkaha doldururum kulaklarımızı. Güzel bakar gözlerim, şiirler söyler dilim sana. Ve oldu ya, gün gelir giderse aşk bizden arkama bakmam, söz. Tek vaadim aşk. Gel bul beni. Severim seni, söz. ‘

Sustu kadın. Gözlerini kapattı. Duasını yolculadı kuşların kanatlarıyla.

Kurulduğu saati hatırlatan telefon, melodisini çalmaya başladı. Dönüp baktı kadın. Salona attığı ilk adımla yüzüne vuran sıcaklık açtı kenetlenmiş kollarını. Beyaz mermer döşeli koridordan mutfağa doğru yürüdü, yalınayak. Mutfak penceresinin önündeki radyoyu açtı. Tezgahta duran elektrikli ısıtıcıya su koydu, düğmesine bastı. Pekmez ve cevizden oluşan tek kişilik kahvaltısını iki kişilik yemek masasının üzerine koydu. Duş yapıp giyinmek için yatak odasına gitti. Duasının yolculuğunun başladığından emin… Huzurlu…

özgür tamşen yücedal 

 
Yorum yapın

Yazan: 29 Ekim 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , ,

kardeş payım

Screen shot 2014-08-26 at 09.09.12

Ahh be gülüm nereden başlasam, neresinden tutsam bilemiyorum. Doğum günün ya bugün, içimin en güzel yeri, yüreğim bir pır pır sorma. Sen geliyorsun ya aklıma inceden bir sızı gelip yerleşiyor hep aynı yere. Sana duygusal bir şeyler yazmak istiyorum burnumun ucu sızlıyor, gözlerim sulanıyor. Özet: İçimi titretiyor sevgin lannn, ötesi yok.

Kız kardeşim, parçam, umursamaz yarım, yüreğinin götürdüğü yere gitmeye cesaret edebilen yarım, gidebilen yarım, istediğinde dönebilen, çığlık atabilen, kahkası bol yarım, küsebilen, inaçtı, kararlı yarım, çocuklarımın anne, kocamın kardeş yarısı, ana babamın can parçası, kardeş payımsın… Şükrediyorum ki, taşıdığın o güzel ruh bizi, ailemizi seçmiş dünyaya gelmek için. İyi ki tanışmış ruhlarımız, sevmiş birbirlerini. Can bulmuş bedenlerimiz aynı alemde. Aldığın her yeni yaş çoğaltsın seni, ışıklar saçılsın, melekler seninle olsun her an, her saniye. Yeni yaşın, yaşların; sağlıklı olsun, huzurlu olsun, aşk dolu olsun. Hayat köpeğin olsun. Ve unutma her şekilde rakı içer, roka – beyaz peynir yeriz zaten.

Doğum günün kutlu olsun kız kardeşim.

özgür tamşen yücedal

 
6 Yorum

Yazan: 26 Ağustos 2014 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

mesela

Buralardayım! Arada gidiyor tekrar buralara geliyorum. Buralardayken başka yerleri özlediğim yok. Ama arada sırada oralara, buralara gitmek iyidir. Arada mekan değiştirmek iyidir. İyiyim.

Az önce uyandım, geceyarısı. Aklıma takılmış: ‘’Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ‘’ sözü anlamsız, değil mi? ‘’Eski’’ adı üstünde, eskimiş, bitmiş, geçmişte kalmış… Zaten neden her şey eskisi gibi olsun ki? Her şey neden hep aynı kalsın? Neden?

Her şey taptaze, canlı, ışıl ışıl, farklı olsun. Bir bakış gelsin mesela, davetsiz. Bir çift laf edilsin, beklentisiz. Bir el konsun omuzumuza, ansızın. Sonra değişsin her şey, en azından bazı şeyler. Tazelesin, umutlandırsın, çoğaltsın, heyecanlandırsın mesela.

Gerçi hep başkalarından beklemekte olmaz. Biz mesela… Biz yapalım. Ben mesela! Sen mesela.

Yoğurt kabına çiçek dikelim mesela. Herkes uyurken kalkıp sessizliğin içinde bir bardak su içelim, sessizce. Kakamızı yapabildiğimiz, işeyebildiğimiz, yemek yiyebildiğimiz için şükredelim, mesela. Kahkaha atarken utanmayalım. Sevişirken sarkan mememizi, göbeğimizi düşünmeyelim, dalıp gidelim anın içine, mesela.

Geçmişi düşünmekten vazgeçelim. Gelecek için endişelenmekten vazgeçelim. Değiştiremeyeceğimiz şeyler için didinmekten vazgeçelim. Kabul ya da terk edelim. Şikayet etmeyi bırakalım. Yargılamayalım. Yadırgamayalım. Anı yaşayalım, mesela. En azından çabalayalım. Elimizden geldiğince, yüreğimiz döndüğünce, aklımız yettiğince. Bu kadar bilmişlik, bilgecilik, iç dökmecilik yeter sanırım. 

Burada değilken iki film izledim onlardan da haber salayım sonra gideceğim. Bir tanesi sanatın, sanatçının ne, kim olduğunu anlattı bana. Yaşamak için değil, resim yapabilmek için yaşayan bir kadının hayatını anlattı. Büyülendim. Hayran oldum. Seraphine!

 MV5BMTg3MzAxMjc0NF5BMl5BanBnXkFtZTcwMjEyODU1Mg@@._V1_SX640_SY720_

 

Diğer film yeryüzünde yaşayan tüm insanlar için olan düşüncemi anlatıyordu: Dünyada iki tür insan vardır ve hep olacaktır. İyi insanlar ve kötü insanlar. Dengeyi sağlayan şey bu. Benim Adım Khan!

 my-name-is-khan

 

Şimdi bugün topraklarını tazelediğim, yeni diktiğim çiçeklere milyonuncu kez bakmak ve tebessüm etmek için balkona çıkacağım. Her nerede, kiminle iseniz selam olsun. Sağlık olsun. Çıkmazda hissediyorsanız unutmayın BU DA GEÇER diğer geçmiş olanlar gibi… Sevgiyle…

özgür tamşen yücedal

 

 

 

 
2 Yorum

Yazan: 02 Haziran 2014 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU, İZLEDİM

 

Etiketler: , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: