RSS

Aylık arşivler: Aralık 2017

sıcaklığı üzerinde

 

 

Kendinden büyük yaşta olanlar, tecrübeliler değil de kendinden küçükler söylediğinde daha bir dokunuyor insana, bir silkeleyip kendine getirtiyor insanı. Ki; bu arada tecrübe dediğimiz nedir, yaşla yıllarla doğru orantılı mıdır? Elf yaşıtı kuzeni (20) bu sabah, günün körü saatte mutfak masasında kahve içiyorken biz ikimiz, henüz rüyalarımız pijamalarımızda, uykunun kırıntısı çapaklar gözpınarlarımızdayken:
“Her şeye rağmen hayat devam ediyor Özgür Abla, her başım sıkıştığında bunu düşünüyorum sonra geçiyor.” dediğinde hissettiğim, düşünebildiğim tam da böyle bir şeydi. Benden tecrübelerce yol almış gibiydi. Dudaklarındaki tebessümü bir kutuya hapsedip başucumda saklama arzunun dibine düştüm. Ufacık bir tesadüf, bakışı işaret kabul edip peşine düşebilmesini kıskandım. Siktiri çekmeden siktirleyebilişini, her yeni sabahla gelen tazelenişi içine kabul edişini mesela. Sonra tazeliğini bencilce yalnızca kendisine saklamadan, cömertçe kahverengi uzun kıvırcık saçlarının ucundan dağıtarak asansöre binip gitti. Son bir öpücük de fırlattı dudaklarıyla olduğu yerden.
Şu anda ben Oğuz’un basketbol antremanında çocuklarını izleyen diğer velilerin arasında kulağımdaki kablolardan dün gece Ece’nin müzik arşivime yüklediği şarkıları dinliyor, “her şeye rağmen hayat devam ediyor.” diyorum. Bulaşıcıdır duygular ama ben güzel olanlarını seviyorum. Sizlerde kendinizi iyi hissettirecek, güzeli hatırlatacak insanlara sürtünün dilerim. Benim artık üzülecek kırılacak yerlerim çok yorgunlar çünkü. Hep güzel söylemek, güzel duymak istiyor şu ufacık kalbim, kulaklarım.
Güzel hafta sonları olsun.
Bir de canım, en derinimden sıcaklığı üzerinde kavrulmuş karışık kuruyemiş çekti şu an. Tadı dilime geldi.
Sevgiyle, tutku, aşkla!..

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
1 Yorum

Yazan: 09 Aralık 2017 in GENEL

 

hop dedik

 

Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlara, Güneş’e, Ay’a şarkılar, şiirler yazılmış. Isınıp, aydınlatmak, yol göstermek, rayında tutmak derken derken ilişkimizi neden bunlarla sınırlayamadık bunlarla. Ben diyorum ayarımız yok bizim.

Bu kadar uzağımızdalarken nasıl oluyor da üzerimizde bu kadar etkili olabiliyorlar. Işığı, sıcaklığı falan tamam akıl alabiliyor. Da; ruhsal olarak diyorum, duygu durumlarımızı nasıl derinden, yakından etkileyebiliyorlar? Oldukça uzun zaman önce okumuştum; doğumgünü kutlamalarının çıkış sebebi bile bunlar. Güneş ve yıldızlar doğumgünlerimizde ( bir gün önce ya da sonra olabiliyor muş ) haritada doğduğumuz gündeki yerlerinde oluyor ve biz o doğum şokunu tekrar tekrar yaşıyor muşuz. Hele ki; bir sapma olsun vay halimizey miş. Al sana ters kavuşma, bunalımlı bir gün. Işte bu ihtimale karşı kutlamalar yapılır, doğumgünü olan kişi yalnız bırakılmaz mış, bunalıK olmasın, enerjisi yükselsin diye.

Merkür’e gelirsek, bu da yılda üç kere üç haftalık dönemlerle geriliyor muş. Yalnız başına gerilese iyi bu sırada bizler zaman durmuş gibi hissediyor muşuz. Adeta uzun bir ara vermişsiz gibi. Bu zamana kadar yaptığınız şeyleri geri dönüp değerlendirmek için en doğru zaman mış. Bu dönemde risk almaktan uzak durmalı, risk teşkil edecek girişimlerden de mutlaka kaçınmalıy mışız. Detaylara önem verip, yanlış anlaşılmalara karşı da dikkatli olmalıy mışız. Yaşamınızı etkileyecek büyük değişikliklerden ise uzak durmalıy mışız.

Şahsen ben, kendim doğumgünlerimde pek travmıyorum, benim işim sorgulama. Beni asıl tepe taklak eden hep Ay. Vampirlerle soy kesişmem olduğundan şüphelenecek kadar sapıyor rotam. Dün gece büyük geceydi. Bir de üstüne her yerde bangır bangır yazıp durmadıkları durum gerçekleşiyor ya, ben perişan.

Merkür geriliyor muş. Gerilerken gerilerken dün gece sanırım bana girdi. Iki gün boyunca süren iç sıkıntısı, öfke topu yutmuş hissiyatı… Telefonda Özlem aynı durumda, yanımda Elf ( Alp beni eskisi kadar sevmiyor gibi sanki! ) aynı durumda birbirimiz eyler haldeyken dolunay haberine sevinişimiz görülmeye değerdi. Hele ahizenin karşı ucunda Özlem’in:

– Gerçekten mi? O yüzden mi böyley mişiz? deyişi üstüne bir de suni gülüşü…

Gülelim mi, kaçalım mı derken oldu mu sana akşam. Saati 03:00 etmiş, nefes almakta zorlandığımdan balkon kapısını açıp yatmış, kafamdaki deli hesaplaşmalarla debeleniyorken yağmur sesini duydum. Kendimi balkondan atmama ramak kalmıştı yardımıma yağmur yetişti. Adeta içime içime yağdı. O yağarken ben uyumuşum.

Ben gerçekten neredeyim?

Buradaysam neden burası?

Doğru mu?

Gerçek buysa rüyalar ne?

Evlilik nedir?

Hatıra dediğin nedir?

Hatıra olarak saklayacaklarımızı biz seçiyoruz sanki?

Sarımsak yiyip ağzı nasıl kokmaz bir insanın?

Bu beyine istemedik, fazla bulduklarını silme yetkisini kim ( hangi güç ) verdi?

Feyza neden böyle yaptı acaba?

Ay içime kaçmış olabilir mi?

Yuttum mu ben O’nu?

Neden rahat olamıyorum?

Insanlar neden yalan söylerler?

Gece yatarken süt içmek yararlı mı?

Adalet bu dünyada tecelli ediyor mu?

Ediyor da biz farkına varamıyor muyuz?

Artık hiçbir şeyi, hiçkimseyi özellikle kendimi umursamayacağım!

Uyumadan önce son hatırladıklarımsa bunlar. Sabah uyandığımda başka bir insan mıydım? Tabii ki, hayır. ‘’ Bu ne lan dünün aynısı! ‘’ diye mırıldandım. Stabil kalan durumuma inanamamanın verdiği bir titreşimle neredeyse bütün sabahı da ağlayarak geçirdikten sonra ben sağ Ay selametle diyerek evden dar attım kendimi. Ben ağlarken içime dolan güven hissi ve resim yapmanın iyileştirici gücüyle bu saatlere geldim, şükür.

Bak içimde gene hafif bir fokurdama var ama aynı zamanda çok uykum var. Beynime tıpa tıkayıp yatacağım. Hiç uzatmayayım.

Tatlı rüyalar.

Geri geri gelirken dikkatli olalım.

Tişikkirlir Sipirmen!

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

İşte bunlarda gerilemeyle ilgili gelen mailden inanan – inanmayanlar için alıntıladıklarım:

‘’ Merkür gerilemesini iyi bir şekilde kullanmak isterseniz olaylara daha farkındalıklı yaklaşmalısınız. Merkür 12 Aralıkta güneş ile kavuşarak tüm başarılarınızı aydınlatırken, 15 Aralıkta Venüs ile kavuşum yaparak aşk ve ilişkilerdeki ödüllerini önünüze getirecektir. Harekete geçin. 
Geleceği belirlemenin ilk şartı, yönü ve yolu belirlemektir. Zaman en etkili ilaçtır. Vakit öldürmek, intihar etmek demektir. Çalışmaya zaman ayır, başarının bedeli budur, düşünmeye zaman ayır, iktidarın kaynağı budur.
Eğlenmeye zaman ayır, sağduyunun kaynaklarından biri de budur. Etrafındakilere nazik davranmaya zaman ayır, mutluluğa giden yol budur. Hayal kurmaya zaman ayır, dünyanın dertlerini kısa bir zaman unutmak için en tatlı çare budur.



Kim inkar edebilir ki, kendi canını yakan kişiyi sevmediğini….Evrenin en puanlı sorusu burdan gelir.
Yaralı şifacı Kiron uzun zamandır süren geri hareketini tamamlıyor ve durağan pozisyonunda gerileyen merkür ile birbirlerine meydan okuyorlar.Aynı zamanda Satürn de Merkür ile kavuşum yapıyor. Kısaca yaralarımız acıyor ve bu acıyan yer çoktan kabuk bağlamış bir yerdi….
Nerden çıktı bu acı şimdi?
 Acaba bu yarayı kabuk mu bağlamıştı,yoksa kabuğun altında yaramı vardı? Bazen neresinden baksan işe yaramaz. Olan olmuştur bir kere. 
İlişkiler konusunda korkularınızla yüzleşmeye başlayacağınız bir zaman içine giriyoruz. ‘’

 
Yorum yapın

Yazan: 04 Aralık 2017 in GENEL

 
 
%d blogcu bunu beğendi: