RSS

Etiket arşivi: kadınsal

tarhana çorbası

Hünaydın,

Var mı şapkasından kuş çıkan? Farklı renkli gökyüzüne uyanan? Var mı hedeflediği kilo için diyetine başlamış olan? Ilişkilerini gözden geçirip, set çekebilmiş olan? Içinden yeni bir ‘kendi’ çıkartabilmiş olan? Yarine kavuşabilmiş olan? Borçları silinmiş olan?

Yeni yıl geldi ya, yenilenecektik – değişecektik ya, yeni kararlar almış uygulayacaktık ya, sihirli değnek değecek yeni baştan daha güzel olacaktı her şey ya o sebepten soruyorum. Hayır ben de değişen bir şey yok da merakım bundan dolayı. Kendi adıma yeni karar falan almamıştım fEkat eğer değişebilen – değiştirebilen olduysa önümüzdeki yeni yılda ben de deneyebilirim belki.

Milli piyango biletleri desen, işe yararlılığı ise milli olarak kalan birçok değerlerimiz kadar kaldı gene. Biletlere ödenen paralar çekiliş saatine kadar hayal kurabilmek için veriliyor adeta. Bizim ailede o bile riskli oldu ve daha net anlaşıldı ki; bize ikramiye çıkmaması aile birliğimiz açısından kesinlikle hayırlı. Gerçi Erdo ne kadar pararsı olursa olsun ayrılmayacağımızı söyledi ama ne bileyim insanın içine bir şüphe düşmüyor değil. Desenize; olacak olan olacaksa pararlı da parasız da oluveriyor insanın ruhu olurken duyuyor. Aslına bakarsam bende, olsa da olmasa da diyerek bir dilek dileyebilir mişim; ruhumun vurdum duymaz olması gibi. Vuruyor vuruyorsun içeride kimse yok ve vurduğunla kalıveriyorsun, kendine vurmuş gibi.

Ayrıca dilemek hayli riskli bir şey… Dilediği şeye dikkat etmeli insan diyorlar. Dilediğin şey geldiğinde her şeyiyle kabul edecek – edebilecek – onunla yaşayabilecek misin?, diyorlar.

Daha büyük bir ev, misal. Büyük ev daha fazla elektrik – doğal gaz – su parası demek. Daha fazla aidat ödemek demek. Daha uzun sürede ve emekle temizlemek – temiz tutmak demek. Çocukların ya da diğer aile üyelerinin odalarında daha fazla vakit geçirmeleri bir anlamda yalnızlık demek. Bak bu kadarıyla bile kaç tane ‘daha’ oldu.

Zayıflamayı dilemek, misal. Zayıfladın ama vitamin eksikliğine bağlı hastalandım diyelim. Çok zayıfladın beğeneceğini umarken yeni bedenin içine sığamadın diyelim.

Yeni ilişkiler dedin, diledin. Vazgeçtiğin, zamanında beslenmediğini düşündüğün ama farkında olmadan seni besleyen eski arkadaşlarını çok özlediğini hissettiğinde… Dönüp baktığında onları bıraktığın yerlerinde bulamaması var. Haksızlık ettiğinin ayrımına vardığında pişmanlığı var. Dönüp kendine baktığında kendinde onlardan birisini ya da hatalarını yakaldığında vicdanı var, falan.

Hele hele ‘aşk’ diledin, mesela. Aşık olunca ‘yar’ olmak, ‘yar’da olmak var. Her an o yarın ucunda olma duygusu var. Kavgası var, aldatılması var, ne kadar sevdiğini bilip ne kadar sevildiğini bilememesi ve en beteri yakıp küle döndüren sonra küllerinden doğup tekrar tekrar yakan ayrılığı var. Bunların hepsi dileğinin içinde yani paket program!

Dilerken de dikkatli olmak gerekiyordur dendiği gibi, belki.

Dilimize, gönlümüze hakim olalım.

Yeni yılda aynı bokun laciverti.

Iç ısıtan tek çorba tartışmasız ‘tarhana çorbası’dır.

Nar güzel de çekirdeği olmasa iyiydi.

Kitapların hepsi değil ama bir bir birçoğu yeni âlemlerdir.

Söz büyüdür.

Mükemmel ebeveyn diye bir şey yoktur.

Çocuklar ağlar ağlar susar.

Sanal âlem; sanaldır.

Zencefil, her derde devadır.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 05 Ocak 2018 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

kime yükseliyor bu

 

– Yeni yılda ne yapıyorsunuz?

– Valla biz bir şey yapmıyoruz, beklentim kendisinden yana; yeni yıl bir şeyler yapar diye umuyorum.

Bende ki durum bu! Bitmeye yüz tutmuş yılla da ilişkim bu şekildeydi. Beklentiyi düşük tutmuştum. Ne olduğunu tam anlayamadan geçip bitti. Yani tadı damağımda kalan bir tarafı olmadı, olamadı.

Son günlerde görüşüp konuştuğum herkeste olan yeni yıl ruhu bir bana giremedi anlayacağınız. Noel Baba’yı kıçına takan bırakmış kendini coşkunun kucağına. Bir telaş pür telaş. Bende isterdim aslında öyle coşkudan coşkuya koşayım, biraz salak avare yaşayabileyim, takmayayım takıştırmayayım, geyiğin boynuzu elimde, noel babanın şapkası kafamda falan yaşayayım. Hayır tam kıvamına girer gibi oluyorum kafama bir balyoz iniveriyor; ‘ höt kendine gel hayatın gerçekleri var, sen hâlâ Noel Baba’ya inanıyor musun! ‘ diyerekten. Bozdular içimi de, dışımı da. Sabah spora giderken görseldekiler karşıladılar beni sokakta:

-Hadi len oradan kandırıp kandırıp duruyorsun yıllardır, hediyey miş, yenilik miş, süpriz miş diye diye bacasız evlerin kapılarında bekletip durdun GH. ‘Bekletene değil bekleyene bak’ diyorsan eğer o geğikler de sana girsin.” dedim içimden.

Ama kesin benim kanda bir şey, ayarda kaçıklık var. Dün Serkant Abimle (kuzen ) yazıştık, özlediğim eski günlerimizden bahsettim. Mesajıma da ‘Gün gelecek sığınacak bir yer bulup bu sonuçsuz devinimden kaçıp gideceğim Serkant Abi. Ama sonuç hep ‘hayırlısı ve sağlık olsuna geliyor.’ diye bitirdim. Gelen cevabın sonu da ‘…birgün bende hayır ve sağlık sözüne isyan edip gideceğim hayaliyle yaşıyorum.’ la bitiyordu. Bu depresif haller kalıtsal olabilir mi?

Yanlış anlaşılsın istemem ya da nasıl anlarsanız anlayın yahu; bu ‘sağlık olsun’, ‘hayırlısı’ na inancım sonsuzdur. Ki; tecribe etmişliğimiz çoktur. Ama dönem geliyor ki insanın sabrı falan bitmiş, içi kurumuş, yapayalnız kalmış gibi hissedebiliyor. Galiba bana Noel Baba değil de Polyanna lazım. Lazım derecesi ise; Polyanna’yı yutmak. O da düzmece, uydurmaca diyenlere cevap vermeyeceğim. Çok biliyorlarsa kendileri anlatsınlar da bakalım Polyanna’nın penceresinden bakmamızı sağlayabiliyorlar mı?

Aklıma takık ne zamandır, haberlerde söyleyip duruyorlar; ekonomi yükseliştey miş. Aramızda, aranızda bilen var mı; bu ekonomi kime kime yükseliyor arkadaşım?

Canım nasıl patlıcan oturtma çekti şimdi be! Şöyle yağı dibinde… Ekmek bana bana yenilesi. Televizyon, gazeteler, sokakta ki insanlar, tanıdık tanımadık herkes sağlıklı-organik beslenmekten, yok vejeteryanlıktan, veganlıktan, azot döngüsünden bahsettikçe benim canım böyle yağlı pilavlı falan şeyler çekmeye başladı. Evrenin mucizesi zencefile ne demeli, kulaklarımızdan çıkacak neredeyse. Ota boka zencefil, zerdeçal! Organik etiketi altında satılan ürünlerin gerçekten organik olma koşullarına uyup uymadıkları bir, fiyatlarıysa apayrı konu. Bir dönem organik beslen daha sonrasında beslenecek paran kalmayacak kadar yüksek fiyatlılar. Bunlara kafayı çok tak, istediğin kadar organik beslen gene de sağlıklı-uzun ömür garantisinin olmaması ise komik mi trajik mi bilen beri gelsin. .

Hele çok yakın zamanda yaşadığımız ani ölümden sonra iyice anlamsız gelmeye başladı tüm bunlar. Şayet bu uzun ve sağlıklı yaşamanın saçma sapan inanışlara, takıntılara bağlı bir reçetesi varsa kendisi uzun yaşaması gerekenlerdendi. Ama ne oldu; vakit geldi. O vakit kime ne zaman, nerede, ne şekilde gelecek bilmiyoruz. Bu kadar yormanın, yorulmanın hiç alemi yok. Kimilerinin dediği-inandığı gibi insanoğlunu izliyor, bu debelenmemizi görüyorsa feci eğleniyordur. 

Hayatla samimiyet derecemizin; enseye şaplak göte parmak olması gerektiği kanaatindeyim. Ne zaman ne olacağı, ne yandan vuracağı falan belli olmuyor çünkü. Ulan gene yaza yaza buldum doğru yolu!

Dur hele kalkıp yeni yıl kurabiyesi pişireyim barî.

Bu arada görüşemez konuşamazsak:

Yeni yılda da her şey gönlünüzce olsun

Bitcoin mevzu netleşsin

Gönlünüzdeki hayatınızda olsun

Sağlık olsun

Sokaklara hayvan bırakmaktan vazgeçilsin

Dinleyelim

Sevelim

Imkanı olanlar sevişsin

Aşık olanlar yar dan ayrılmasın

Şifa olsun

Derman bulsun

Geçmiş olsun

Sabır dolsun

Yalnızlık paylaşılsın

Yalan söyleyenleri burunları uzasın

Çocuklar çocuk olabilsin

Hayırlısı olsun

Kelebekler uçsun

Mavi hep olsun………

 

Eyvallah

 

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 27 Aralık 2017 in GÜNLÜK, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: