RSS

Etiket arşivi: sabah

ne yani

Screen Shot 2016-01-06 at 11.53.54 AM

Günaydın!

Tamam hava gri, puslu, tuslu… Bir rehavet, bir şey yapmak istememek falan… Ne yapalım yani, ne yani! Bir kuş şakısın, sevgilim olsun gelsin öpsün, ılık bir esinti tenimi okşasın, köşe başında bir adam akordiyon çalsın, muhtar gelip kahvaltı hazırlasın, çay demlenmiş olsun…. Bekleyeceksek vay halimize. Bekle bekle boktur işin.

Itiraf edeyim sonunu düşünmeden bekledim! Sonuç mu; bok! Okumaya başladığım kitabın heyecanın ipine tutundum, bedenimi yataktan kazıdım, radyoyu açtım, ocağa bezelyeyi koydum, pirinci ısladım, kahve yaptım ve beklemekten vazgeçtim. Şükür tırnağım var, kaşıdım kendimi. Ense desen günden güne kalınlaşıyor.

Bu arada, aramızda kalsın kimseye söylemeyin; diyetteyim. Hiç tartılmadan başladım diyete ( evdeki baskül bozuk ). Yarın bir hafta olacak. Ve delicesine hergün zayıflamış olduğuma inanarak mutlu oluyor, neşeyle dolduruyorum içimi. Kilo vermiş olsam da, olmasam da kilolar benim değil mi? Benim! Gelişine gidişine kendi başıma mutlu ya da mutsuz olabilirim, kimene!!! Bir tek güçlüğü var: diyetteyim ya, yanıma her akşam çocukların biri gidiyor diğeri geliyor ‘’anne evde tatlı var mı?’’ diye. Ama ne yapacaksın çocuk bunlar! Geçecek, bu günlerde geçecek. Uğruna direndiğim 3-4 kilo, geçecek. 3’ü, 4’ü gider, eksiği azı gelir ne olacak hayat geçiyor böyle böyle.

Dünya, egemen olmaya başlayan kötü düşünceler bu kadar çoğalmaya, yayılmaya başlayınca ne yapayım yani, ne yani! Bunlarla bozdum işte. Içime döneyim, iyice tıkanayım içime dedim. Hayır bazen öyle şeylere gülerken yakalıyorum ki kendimi sonra kendim kendime inanamıyorum. Örgü öreyim dedim, başladım biliyorsunuz çoğunuz. O işte olmadı. Abartmış olmalıyım ki; evdekilerin sinirleri bozuldu durmaksızın örme eylemimden. Onları duymazdan geleyim dedim bu defa da bileğim iflas etti. Alışmayan götte don durmaz mış misali… Olmadı, tığı, yünleri bazanın altına kaldırdım. Seneye çıkartırım belki. Sıyırmalara gel yani.

Bu çağda hâlâ dinî ayrımcılık yapılabilineceğine, çocukların öldürülebileceğine, para-güç için savaşılabilineceğine inanmıyorum, inanmak istemiyorum. Birini dinlemek desen, yok dinleyemiyorum kimseleri. Toplu delirmece oyunu gibi. Siktiğimin düzeni üç kuruşluk sokağa çıkma, gazete okuma, biriyle iki çift laflama, televizyona bakma keyiflerimizin içine etti. Ne yana dönsem inanamadığım haberler, laf sözler, bakışlar… Tüm dünya vatandaşları olarak Düzen Askerleri olma yolundaki evrimimizi tamamladığımızda bizimle ne yapacaklar merak ediyorum. Allahtan göremem…

Offf! Iç karartıcı oldu. Tüm bunları zaten biliyor, duyuyor, okuyorsunuz. Tamam söyleyin o halde bana: bu diş fırçalarını ambalajından çıkartırken zorlanan bir tek ben miyim? Yalnız mıyım? Hayır, neden sıkış tıkış o ambalaj. Koy abicim şeffaf bir jelatinin içine dişimizle koparalım ucundan kavuşabilelim fırçaya.

Bunun yanında fikri okuduğum günden beri kafamı kurcalayan bir mevzu daha var; cep telefonları elastik olsalar hakkEtten süper olmaz mıydı! Yok vallaha! Hani elimizden düşürmüyor, kulağımızdan – gözümüzden ayırmıyoruz ya; elastik olsalar götümüze de sokabiliriz. Tüm bu taşıma, bakma zahmetinden kurtulur düşünce gücüyle, içten yanmalı motorla kullanıverirdik.

Bir de son zamanlarda gene aldı başını coştu gitti bu ‘’İyi çocuk yetiştirmenin yolları’’ , ‘’Nasıl iyi ebeveyn olunur?’’, ‘’Çocuklarımıza nasıl davranmalıyız?’’ vb. paylaşımlar. Ulan kelin merhemi olsa keline sürer. Bi geçsinler bunları allah aşkına. Bizler insan olma yolunda sapmamak için direniyoruz. Sevmeyi unutmayalım diye. Temiz kalmaya çalışıyoruz. Ne yolu, ne metodu!!! Bizim evde iki tane emanet var; iletişebilmek için bulabildiğimiz tek yol konuşmak ve sevmek.

Ha bir de bu havalarda: Tek Çare Yün İçlik!

Sıcak tutmak lazım kalbi ve bedeni.

Ben bi kaptırdım gibi ama kalkmalıyım çişim geldi.( Ayyy! Ne terbiyesiz kadın! Halbuki bizim hiç çişimiz gelmiyor! )  Arada gene haberleşiriz.

Herkese şifa diliyorum. Sabır diliyorum. Unutmayın diyorum; kuşlar uçuyor, kafamıza sıçıyorlar ve hayat kısa.

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 06 Ocak 2016 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

derin nefes

Screen Shot 2015-12-21 at 1.21.35 AM

Merhaba!

Gene gecenin bir yarısı… Evde uyanık olan yalnızca uykunun sessizliği, saatin tik takları bir de ben… Üzerimde kışlık üniformam haline gelen siyah polar sabahlığımla mutfak masasında oturuyorum. Kahve kokusu burnumda, tadı damağımda. Okuyorum. Kafamın içinde yüzlerce kelime dans ediyorlar. Sıraya nasıl koyacağımı bilemediğim düşünce var aklımda. Kısa kısa sahnelerini hatırladığım rüyalarımdaki yüzler gelip gidiyorlar gözlerimin önüne. Gülümseyenler, şaşkınlıkla bakanlar, korkuya kapılmış olanlar, meraklılar, beyaz ışıklar içinde sessizce duranlar. Izi, hatırası silinmeyen kokular, dokunuşlar… Nereye varacağını bilmeden, düşünmeden yazmaya başladım. Aslında nereye gideceğini bildiğim, yazmayı çok istediğim, gizli saklı olan, birgün gelir belki yazarım dediğim şeyler, hayallerim, düşüncelerim de çok. Zamanı geldiğinde belki. Bunca törpülenmeye, an da kalmaya tutunmaya çalışmama rağmen hâlâ böyle söylüyor olmam ayrıca ironik; o gelecek zaman ne zaman? Gelecek, gelmesi beklenen zaman ne zaman? Ya gelmezse? Ya geldiğinde zamansız olursa? Ya pişman olursam ve pişmanlık gene bir işe yaramazsa? Hayat geç kalınmış zamanlarla dolu! Zamansızlıklarla! Yaşamak için geç kalmış insanlar topluluğuyuz. Iska geçilmiş anlar. Geçişinin ardından mal mal baktığımız fırsatlar. Tadına varmayı beceremediğimiz tatlar. Bozup bozup tekrar eski haline getiremediklerimiz, yıkıp yıkıp yeniden yapamadıklarımız. Her gece yastığa kafamı koyduğumda hatırlatıyorum kendime; biten günün ardından bile bile ‘’Bitti’’ diyorum. Tekrarı olmayacağını bile bile ‘’Bitti’’ diyorum. Bu biten günlerin hele hele boşa geçen günlerin hesabını yapmayanları, hesapta yanlışlık yaptığını fark ettiği halde olduğu yerden fark ettiği yerden dönmeyenleri anlayamıyorum. Ne bileyim sevdiğine sevdiğini söylemediği, takmaması gereken şeyleri kafasına takmış olduğu günleri, her şeyi kusursuz yapmak uğruna her şeyi kendisi yaparak vakit kaybedenleri, hep daha fazlasının peşinde kendini helâk edenleri, sarılmamış olanları, -mış gibi yapanları anlayamıyorum. Ben öyle bir gün geçirdiysem kendimden özür diliyorum. Ki; gene tekrarının olmadığını bile bile, bittiğini bile bile. Ve sanırım gerçekten yaşamımızdaki hemen hemen tüm problemlerin iki sebebi var. İlki; 
düşünmeden hareket etmemiz. Diğeri ise; eyleme geçmeden düşünüp durmamız. Duranlara sakın takılmayın. Yanlarında durmayın. Onları durakta bırakıp, baktıkları trenlere binip yolculuğa devam edin. Ne bileyim bilmediğiniz, merak ettiğiniz bir şey mi var; araştırmak için saatler harcayın. Karnınız mı acıktı; üşenmeyin yalnızca kendiniz için bir sandviç hazırlayın. Uzun zamandır aklınızda olan filmi izleyin. Telefonunuzu kapatın. İşi asın, bir gün de olsa gitmeyin. Görmek istediğiniz biri mi var; atlayıp gidin yanına. Canınız istemiyor mu; konuşmayın. İmkan varsa uzun zamandır ertelediğiniz seyahat için bilet alın. Imkan yoksa o seyahatle ilgili hayal kurmak için zaman ayırın. İnanın dünya durmaz! Hayat bize verilmiş en güzel hediye. Takmayın. Taktırmayın. Çığlık atın. Derin nefes alın.

Geceler iyi olsun.

Sabahınız aydınlık olsun.

Hafta hayırlı olsun.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 20 Aralık 2015 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , ,

yaşamsal deformasyon

Screen Shot 2015-12-07 at 8.55.59 AM

Günaydın

Bu sabah İstanbul’da sisli bir hava var. Trafik durumunu dinledim, özet durum; ‘’Trafik akmıyor!’’ . Bir saat önce uyandım daha doğrusu uyandırıldım. Süt, un, yumurta, margarin karışımıyla selamlaştık, karıştık. Kreplere sürdüğüm Nutella ile inatlaştık, ben kazandım yemedim. Sürahiye su doldururken pompanın ayarını gene tutturamadım yerler öbek öbek su oldu, ıslak bıraktım. Taşındığımızdan beri su sebili almamış olmamızı umursamadan döndüm arkamı. Çayı taze demlemedim, akşamdan kalanı ısıttım, ağzımın tadı bozulmadı. Bak uyandığımda yüzümü de yıkamamıştım onu söylemeyi unuttum. Gece şeytan yalar derler ya hiç umursamıyorum, nefret ederim sabah sabah yüzümü yıkamaktan. Çocukken annem mecbur tutardı ( neyi öğretmeye çalıştılarsa ) ben de suya temasını sağladığım parmak uçlarımla göz pınarlarımı hafifçe nemlendirirdim o kadar. Bu kafama zaman zaman gelen şeytani düşüncelerin sebebi bu olabilir, sabah erken saatlerde kovmadığım için şeytan beni seviyor olabilir? Şimdi normal olanı; Erdo saç bakımı, kıyafet seçimi tamamladıktan ve kendisini sofrada hazır nazır bekleyen kahvaltısını yiyip, bayat olduğunu anlamayacağı çayını yudumlayıp hayırlısıyla evden çıktıktan sonra benim çalışmayan bir bayan olarak kıçı devirip bir saat kadar daha uyumam gerekmeli. Uyumalıyım. Uyumalıyım. Neden uyuyamıyorum? Bu satırları yazıyorum ya diğer yandan zaten hafif hafif bileniyorum. Şu yazdıklarıma bakın yahu! Ne bileyim işte insan istiyor, hayal ediyor… Arada sırada gençlik yıllarına dönebilmeyi falan istiyor. Heyecanlı yıllarına, kanın damarlarda deli aktığı yıllarına… Şöyle aşklı meşkli, iş-ev-çoluk çocuklu falan değil duygulu bi’şiler yazmak istiyor. Tamam tamam tüm büyümüşler gibi ‘’Aşk gelir geçer hep aşık olmaz insan!’’ falan diye geçiyor içinizden, umursamıyorum. Biliyorum yüreğinizden geçenleri çünkü, hiç maval okumayın. Eskiye dönemeyeceğimi ben ve benim gibiler de biliyoruz.

Düşünüyorum! Tam şu an düşünmeye başladım: heyecan duyduğum ne var. Olduğu ya da olmadan az önce beni heyecanlandıran şeyler neler? Aman servisi kaçımayayım! Çocuklara yetişmeliyim! Bugün yeni bir tarif deneyeyim! Pilavın ayarı tutacak mı, lapa olmasın! Kayınvalidemler yemeğe gelecekler sofra eksiksiz olsun! Ağdam gelmiş bak hele ne araya sıkıştıracağım! Bu akşam sevişir miyiz acaba olmazsa yarın da olur günler çuvala mı girdi! Şu çorapların tekleri nereye gidiyorlar! Gibi saçma salak şeylerden tabii ki bahsetmiyorum. Gerçi insan kırk yaşına gelince bunlardan zevk almayacak kadar biraz törpülenmiş, biraz yorgun, geç kalmış falan hissediyor. Neredeyse hiçbiri umurumda değil. ( ‘neredeyse’ ye dikkat hepsi değil yani ) Yetişemediğim zamanlar oldu, lapa olduğu, tutmadığı, olmadığı, yokolduğu falan falan hepsi geldi başıma ama bana bir şey olmadı, hayat devam etti, kimse aç kalmadı, kimse sokakta kalmadı, kaldıysa bekledi, herkes dediğiyle, yaşadığıyla kaldı. O kendi kendimi telaşın kollarına attığım, paniklediğim, korktuğum, daha olmadan endişe duyduğum anların hepsi boşa gitmiş. Kaçırmışım. Evet, kimbilir belki de o anlarda, bahsettiğim duygulardan sıyırabilseydim kendimi mutlu olabilecektim. Mutlu olabileceğim halde bu duyguların gölgesinde es geçtiklerimin tekrarı yok. Ulan şaka maka yıllarca bir günü hiçbir şey yapmadan geçirebilme özgürlüğünü bile vermedim kendime. Ama öyle böyle değil gerçekten hiçbir şey yapmadan, tüm gün yataktan çıkma ya da evde herhangi bir yere mıhla kendini di mi. Yok! Bok var amk sanki mecburcusun! Bir diğeri, diğerlerinden biri: ‘Hayır’ diyebilmek mesela ‘Canım istemiyor, gelmeyeceğim’, ‘Yapamam’, ‘ Gidemem’ gibi hayır lar, başkalarına söylenen, söylenebilmesi gereken hayır lardan bahsediyorum. Kendimize söylediğimiz hayır lardan bahsetmeyeceğim. Yalnız kalabilme özgürlüğü mesela. Tüm gün konuşmama hakkı. Alnıma ‘Kapalıyım’ yazamak istediğim yazmasam da söylediğim günler oluyor artık. Herkes, herşey sussun istediğim falan… Onları susturamazsam ben susuyorum, daha kolay. Dinlemek istemiyorsam bakıyor ama dinlemiyorum. Kafa nereye ben oraya. Bazı mesleklerde vardır ya Mesleki Deformasyon diye bir durum, benim gibilerde görülen bu yaşamsal-güdüsel hallere de sanırım Yaşamsal Deformasyon denilebilinir. Bakış şeklim, duyuş şeklim, dokunuş-hissediş, umursayış şeklim falan değişime uğradı yıllar içinde.

Tüm bunlardan memnunum. Şüktermekten, dilemekten, olduğu gibi kabul etmekten vazgeçmeyeceğim. Noel babaya inanmaktan da vazgeçmeyeceğim. Buna rağmen her defasında toplamaktan üşendiğim için yılbaşı ağacı süslemeyeceğim.

Doğru olmadığını bildiğiniz halde inanmak istiyorsanız inanın abicim anlatılan masallara. Canınız ne istiyorsa onu yapın, sonra ya çok geç ya da siz pişman olacaksınız. Hayat bir tane, zaman kısa. Bırakın olduğu kadar olsun. Sağlık olsun.

Hafta hayırlı olsun.

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 07 Aralık 2015 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

kırmızı

image

Denizi özledim
Bir de ağaçları
Şimdi, bu kırmızı sabahta elimde boş bir kağıt
Şiirini mi yazsam özlediğimin
Yoksa kökleri çok derinlerde olan ağacın hüznünü mü
Uzakların yakınıma gelmesi dileğimi mi
Ya da anneme mektup

Kar beyazı saçlarını ellemek istediğimi
Denizi özledim
Bir de ağaçları
Şimdi, bu kırmızı sabahta elimde boş bir kağıt

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 21 Kasım 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , ,

sabır

oglak-burcu-1414

Günaydın

Günün aymasına şahitlik edenlerdenim aslında. Gerçi bu aralar vücudun kendini yenileyebildiği tek zaman aralığı olan 24.00—03.00 saatleri arasında uyumaya gayret ediyorum. Onda da beden uyusa bile kafa rüyalar aleminde oradan oraya yoruluyor. Eğer gece uyanıp yazmamışsam her sabah ‘’Neydi lan rüyamda gördüğüm?’’ debdebesiyle dolanıyorum. Kimi gerçekten hiç uyanılısı olmuyor gözlerimi tekrar tekrar yumuyorum ama nafile, ışıyan günle beraber gecede kalmış oluyor o alem. Aman neyse işte o konular derin konular şimdi sabah sabah…

Az önce oğlanın servis vitese takıp gitti. Kahvemi yapıp odama geçtim. Hava güzel bugün? Dünkü gibi boğucu bir sabah değil bu sabah.

Arada, bazı bazı yaptığım gibi gazeteyi okumadan önce burç yorumuma baktım. Aman tamam be; öncesinde çiş, diş, yüz seramonisini de hallettim. Işte ne diyordum; burcumun yorumunda yazanı görünce ‘’Keşke okumasaydım.’’ dedim. Habersiz olmak çoğu zaman çok daha iyi oluyor. Ama olana da çare olan bir şey bulunmuyor.

‘’ Önümüzdeki birkaç gün için kurallar, yöntemler, uygulama veya zamanlama sorunları, karışıklıklar veya benzeri aksilikler nedeniyle yapmak istediklerinizi yapmanız zorlaşabilir. 

Sabrınızı ölçmek için güzel günler.’’

Zamanlama sorunuyla doğmuş biri olarak iyice karışacağımın haberini aldım. Yettittiremiyorum. Sığıştıramıyorum. Bunların hepsinin programsızlıktan olduğunu biliyorum. Her gece uyumadan ertesi gün yapmam gerekenleri tekrar tekrar sıraya koymama rağmen yetiştiremiyorum. O son anda kapıya sıkışan yumurta bende hep kapıda. Yok aslında tek sorunum; ertelemek. –Du beş dakika sonra yaparım. –Yarım saat yeter. –Aslında yarında olur. … diye diye oluyor tüm olanlar. Sonra götte motor, baştan gitmiş aklı yakalamaya çalış dur.

Bir de sabır konusu var. Sabrı sınamak için geçen günler nasıl güzel olur? Muradına ermiş derviş olana kadar kafayı yemişsen eğer, senden çıkan dervişten ne hâyır gelir? Yorgun derviş. Hevesi kaçmış derviş. Yana yana kora dönmüş derviş. Beğen beğen kullan.

Demek ney miş; gökte yıldızlar yerlerini almışlar hepimiz için ayrı ayrı kimimizde hafif şaşmalar olabilir miş. Bütün evren neredeyse alt üst oluyor tüm dengeler şaşmışken bizim yıldızlar kaymış, çok mu. Bu da geçer.

Konuyu hiç saptırmadan kıyın kıyın kaçayım. Cumaya şafak bir iken günümüz aydın olsun. Her şey gönlümüzce olsun. Müzik kulaklarımızda olsun. Sabrımız çok olsun. Duamız dilimizde olsun. Hastalara şifa, dertlilere deva olsun. Hayırlısı olsun. Yıldızlar hep parlasın. Gün aydın olsun.

Hazır elim deymişken bugünkü burç yorumlarını iliştirip gideyim:

 

KOÇ: Aynı an da pek çok şeyle uğraşmak zorunda kalmanız olumsuz sonuçlar doğurabilir. 

Başkalarının işleriyle uğraşırken kendi istek ve ihtiyaçlarınızı arka plana atmanız, onların işleri olumlu sonuçlar verirken, sizin istediğinizi alamamanız sonucunu doğurabilir. Dikkat!

BOĞA: Başkalarından onay veya yardım beklemeden hareket etmeniz, onay ya da destek bekleyerek harekete geçmenizden daha fazla işe yarayabilir. 

Asıl hedeflerinize odaklanın. Sezgilerinize güvenebilirsiniz.

İKİZLER: Verdiğiniz sözleri yerine getirmeniz mantıken olduğu kadar fiziksel olarak da mümkün olmayabilir.

İmajınıza zarar vermemek adına oldukça zorlanabileceğiniz bir gün olabilir.

YENGEÇ: Bazı planların değiştirilmesi mümkün olmasa da, diğerlerinin birbirinden çok farklı ya da imkansız gibi görünen istek veya ihtiyaçlarını yerine getirmek size düşüyor olabilir. 

Ya bu konuya konsantre olacaksınız ya da yepyeni planlar geliştireceksiniz.

ASLAN: Bitirmeniz gereken işler ya da tamamlamanız gereken görevler varsa, zamanında tamamlayabilmek ya da sözlerinizin arkasında durabilmek asına iki üç kere kontrol etmenizde fayda var. 

Aksi takdirde, sözlerinizi yerine getirebilmeniz zor olabilir.

BAŞAK: Bazı kişilerin bile bile bazı konularda çekimser kaldığını ya da katılımcı veya yardımcı olmamak için fark ettirmeden ortadan kaybolma niyetinde olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. 

Ancak, bu durumu dile getirmenin ortamı germekten başka bir şeye faydası olmayacaktır.

TERAZİ: Plan ve projelerinizi en iyi şekilde planlamaya bakmalısınız. 

Sizden çok fazla şey bekleyen kişiler olabilir ya da söz vermeniz durumunda daha da fazla şey yüklenebilirsiniz. Ancak, problemlerle karşılaşmak, ihmallere bağlı hatalar yaşamak istemiyorsanız, daha fazlasına ‘hayır’’ demelisiniz.

AKREP: Bugünlerde, olaylar ve olanaklar hangi yoldan ilerlemeniz gerektiğini daha rahat görmenizi sağlayabilir. 

Daha bilinçli ve düşünceli olmanız durumunda, en doğru yolu seçebilecek konumda olabilirsiniz.

YAY: Bazı kişilerin gerçekçi olmasını istiyor olabilirsiniz. 

Ancak, bu talebinizi dile getirirken, bu kişilerin içerisinde bulunduğu durumları ya da genel anlamda ortamı göz önünde bulundurup, zamanlamayı es geçmemenizde fayda var.

KOVA: Size en uygun olan konularda yaratıcılığınızı en iyi şekilde kullanabileceğiniz günlerdesiniz.

Ancak, öncelikle, size neyin en uygun olduğuna karar vermeniz gerekiyor.

BALIK: Detaylar veya detaylı çalışmalar bazı girişimlerinizin, işlerinizin veya iş birliklerinizin geleceği açısından büyük önem arz ediyor olabilir.

Dolayısıyla, bu tür durumlar varsa takviminizi, planlarınızı ya da belli uygulamaları bu gelişmelere göre düzenlemenizde fayda var.

özgür tamşen yücedal

 

özgür tamşen yücedal

 

 
2 Yorum

Yazan: 21 Mayıs 2015 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , ,

AŞK

Sevgilim sabahın erkenini seviyor,
ben geceyi ve esmerliğini onun,
o dorukları seviyor, korkuyor bundan
ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı,
ona bir yeşil gülümsüyor,
ben, hayatı delice sevdiysem nasıl,
diyorum, seni de öyle.
O kendi boşluğunda oyalanan günlerde
canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor,
ben göğe bakıyorum geceden,
kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim
diyorum, yanında,
o sabahları eğilip öpüyor denizi.

Çıplağın çıplağımda, rüzgarın dağımda olsun,
esmerliğin gecemde, öyle kal.
“Bulutlara bak, gidiyorlar, hızla” diyorsun,
yağmur bir yalıyor yüzümü,
bir duruyor. Sabahları eğilip yüzüme
öpüşün geçiyor bir, bir duruyor aklım.

Su ve rüzgar, dağ ve doruk, sonsuz hepsi,
oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür, ölüm geliyor aklıma bir
bir, çıplağın çıplağımda.

Rüzgarın dağımda olsun esmerliğin gecemde
öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda.

Birhan Keskin

 
Yorum yapın

Yazan: 04 Ocak 2015 in OKUDUM

 

Etiketler: , , , , ,

koca çınarın altında

Screen Shot 2014-12-15 at 6.54.58 AM

Koca çınarın altında karşılanan bir sabahtı;

Çöpçülerin eşlik ettiği

Çay ocağındaki adamın bir türkü mırıldandığı

Farenin ipte cambazlık yaptığı

Ufak kuşun ağzında ekmek kırıntısıyla geldiği

Kedinin miyavladığı

Patatesli börek tadında bir sabahtı.

Demli çayların içildiği

Martıların çok olduğu

Köprünün ışıklarının mavi yandığı

Soğuğun aşk koktuğu, içinde hasreti sakladığı

Koca çınarın altında unutulmayacak bir sabahtı işte…

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 15 Aralık 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: