RSS

Aylık arşivler: Şubat 2013

diyet!

733747_10151455985502398_1041185575_n

Yemek yemek bir bağımlılık mı? Evet! Bağımlılık mış! Diyete başladım. Daha doğrusu Erdo’yla diyete başlayalım dedik ama bizim şarap çanağımıza başlayan diyet oldu. Canımız burnumuzda, sinirimiz tepemizde dolanıp duruyoruz. Dün Hande’nin de söylemiş olduğu gibi evdeki yardımcımızın gittiği şu günler yeni bir başlangıç için kesinlikle yanlış mış.

Zaten başta sabahın körü, kargaların nereye sıçtıklarını bilemediği saatlerde güne başlıyor olmak ayaklarımı yerden kesmiş durumda. ‘’ Akşam erken yat.’’ diyeceksiniz. O saatlerde de deli mikmiş gibi ayılıyorum. Gerçi sonrasında bedenim yatağa uzandığında, bacağımı kımıldatamıyorum bile. Hele ki rahatsız bir pozisyonda yatmaya göreyim…

Şimdi sopayı alıp kendime vurmaya kalkarsam eğer; ulan ne zorun var bütün işlere yetişmeye çalışıyorsun. Değil mi ama bırak etraf biraz tozlansın, ütü geciksin, yataklar hiç kapanmasın, yemek desen her gün taze yemek yemenin ne manası var. Bak yazınca ne kadar mantıklı geliyor. Ama yok benim içimde kesinlikle iki kişi var onu biliyorum. Daha fazla olma ihtimali ise çok yüksek. Böyle mantıklı mantıklı düşünen, düşünebilen tarafımı susturan, susturabilen taraf ne kadar güçlü demek ki.

Sabah Erdo’nun o şefkat dolu;  ‘’ Özgür saat 05.30! ’’ ültimatomuyla dikiliyorum. ( Bu arada dikilen neden benim? Son iki gündür Elif’e yetişemiyorum. Yani 06.30’da dikiliyorum.) Sonrasında Oğuz ve Erdo’nun ardından; diyet yağları bedenimden atmaya uğraşırken ben evi toparlayıp kendimi işe gitmek için evden atmaya uğraşıyorum.

Yazdıklarıma bakın yahu kesin önce beynimde ki yağlar, peşlerinden de hücrelerim gidiyor. Bunları yazdıran neyin kafası olabilir ki? Yalnızca diyet kafası tabi. Merak ediyor uygulamaya korkuyorum: Acaba hiçbir şey yapmasam yalnızca işe gidip gelsen ne olur? Çünkü anne, çocukları ve özellikle koca arasında yapılmış yazılı bir anlaşma, sözleşme ya da anayasada yer alan maddelerce sabitlenmiş kurallar değil bunlar. Yalnızca karınlarını doyursam. Diğer işlerin eksikliğini hissederler mi? Çünkü korkuyorum bir yerlerde bu tempodan dolayı düşer kalırsam bir de üzerine  ‘’ Sana kim yap, paralan dedi ki! ‘’ denirse sanıyorum düştüğüm yerden kalkmadan yatarım öylece.

Yok ben daha fazla dokunmayayım bu tuşlara. İç hatlar karıştı çünkü. Yazdığım her kelimenin ardından içine ettiğimin iç seslerinden bir diğeri cevap veriyor bana. Hadi ben şimdi kıçımı kaldırıp aşağıya ineyim.

Bu arada yiyip yiyip kilo almayanlara gıcık oluyorum. ( KısKaNIyorUM )

not: yazdıklarımı kontrol etmeye mecalim yok. Cümleleri yer değiştirebilirsiniz. İmla hatalarını düzeltmekde size kaldı.

özgür tamşen yücedal

 
 

Etiketler: , , , , , , ,

kumsalda

188218_10151443777702398_1882116709_n

 

Yan yana uzanıyoruz. Seviyorum seni ben. Çok özlemişim seni. Kokunu özlemişim. Dokunuşunu özlemişim. Beyaz kumların üzerinde uzanmışız. Gün ha doğdu ha doğacak. Kuşlar öter mi bilmiyorum. Seni özlemişim ben. Senli olmayı, seninle olmayı. Elindeki kadehi uzatıyorsun. Bir yudum almışsın kadehteki kırmızı şaraptan. Dudağının izine dayıyorum dudaklarımı. Bakışlarınla içiyorum tadını. Dokunsa bana diye geçiriyorum içimden. İçimden yanıyorum, titriyorum dokunman için. Yaksa kavursa beni diyorum. Özlemişim seni ben. Acıtmaktan korkarcasına bakıyorsun gözlerime. Sigara tadı var dudaklarında; tıpkı hatırladığım gibi, tıpkı özlediğim gibi. Dilin itiyor dilimi sertçe. Kayboluyor dudaklarım ağzımın içinde. Upuzun boynunu kavrıyorum ellerimle. Yumuşacık. Uzun parmakların sarıyor belimi, bedenimi. Kucağında yatıyorum. Ben küçülürken bedeninin üzerinde, sen büyüyorsun içimde. Tıpkı hatırladığım gibi. Tıpkı özlediğim… Beyaz gömlek giymişsin. Çikolata getirmişsin benim için. Avucunda saklamışsın. Suratımı gömüyorum uzun boynuna. Solukluyorum seni. Güvendeyim. Kalabalık yaklaşıyor. Gençler… Söyledikleri şarkının melodisi geliyor onlardan önce. Kulağımda melodi, yüzümde tebessüm uzaklardan, gençliğimden, gençliğimizden gelen. Geçip gidiyor gençler beyaz kumlarda izlerini bırakarak. Bakmıyorlar bize. Kim bilir, utanıyorlar belki utanmışlığımızdan. Gömleğinin yakasından sıvışıyor ellerim sırtına doğru. Yumuşacık. Şaşırıyorum. Bunca zaman sonra aşina oluşuma şaşırıyorum. Daha sıkı sarılıyorsun bana. Söylediklerini duymuyorum. Söylediklerini masalmışçasına dinliyorum. Susma istiyorum. Gece bitmesin, gün doğmasın istiyorum. Kuşlar umurum değiller. Dünya umurumda değil. Rüyam bitmesin istiyorum. Rüyada olduğumu biliyorum. Gözlerimi açtığımda da rüyamda, seninle olmak istiyorum.  Gözlerim sımsıkı yumulu öylece kalakalıyorum yatakta. Kokun geliyor. Tadın ağzımda. Sen uzakta. Sen gençliğimde. Ben burada. Ben yalnız başıma.

özgür tamşen yücedal

 

 
1 Yorum

Yazan: 22 Şubat 2013 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , ,

elma!

Anlamsızlığın bir anlamı vardı, bir adı vardı; hayat diyorlardı buna. Her sıradan sözcük gibi, içine girince, yineleyince bir şey ifade etmiyordu. Sıradan olmayan sözcükler arıyordum. Yoktu. Çevremdeki insanlar, sözcükleri kendilerini iyi hissetmek, çıldırmamak için kullanıyorlardı. Aslında hepsi de evreni saran boşluğa aittiler ama bunu kabul etmektense, o boşluğa bir anlam yükleyip varlıklarını birbirlerine onaylatmayı yeğliyorlardı. 

Düşündüklerim sözcüklere sığmıyordu artık. Sözcüklerin kılıfını patlatıyor, dışarı taşıyordu. Bir şey söylediğimde, başka bir şeyi anlatmış oluyordum. Elma diyordum ama elmayı anlatmak istemiyordum. Bir dili bilmenin bütün avantajlarını yitirmiş gibiydim. Üstesinden gelemediğim bir durum oluşturuyordu bu: bir kaos!

( menekşeler atlar oburlar / Hüsnü Arkan )

ELMA!

özgür tamşen yücedal

 
2 Yorum

Yazan: 22 Şubat 2013 in DİNLEDİM, OKUDUM

 

Etiketler: , , , , , , , ,

kıyısızlar ( Kahraman Tazeoğlu )

551519_10151440181342398_90307500_nKarşılıksız sevmek, sahip olunmadan sahip olmaktır bir hayale. Karşılıklı olmalıdır bu karşılıksızlık. Karşılıksız sevmek, yanında olmasına gerek duymamaktır. Yanında olmadan, yanındalığıyla senin sevgine karşılık vermesini istemeden sevmektir. Seni seviyorum cümlesine karşılık beklememektir. Bu bir soru cümlesi değildir çünkü. Karşılıksız sevmişsen, bu sorunun cevabı da seni ilgilendirmiyor demektir. O karşılık, bir kelime israfıdır o zaman. Aşk kelimeleri israf için değil, hediye etmek içindir. Ne olmak, ne de ölmektir.

Kendini hiçe saymaktır. ‘’ benim ol ‘’ diye başlayan cümlelerini öbek öbek yutmaktır. Karşılıksız sevmekten hasretler çıkarmaktır. Ve hasret aşkın anadilidir. Hep karşı kıyıda kalmak, yine de kadere isyan etmemektir karşılıksız sevmek. Sevdiğinin gözlerine her sabah sandalla açılmak, dümeni unutmak, kürekleri denize atmak, o gözlerin başkasına baktığını bilmek, yine de o gözler için her sabah yeniden ummana açılmaktır… Zaten zaman denen dalga, vuracaktır seni kendi kıyısızlığına.

Beklentisizliktir karşılıksız sevmek. Yenilmektir bile bile… Ve keyfini sürmektir bu yenilginin. Hiçbir zaman karşılıksız sevdiğini söylemeyeceksin o’na… Susacaksın… Söylediğin an karşılık beklemek olur, bilesin… Yoksa seninle gurur duyar ama başkasını sever. Böyle bir aşkın karşılığı acı değil, hüzün olmalıdır. Çünkü acı geçer, hüzün kalır. Karşılığını kendi ruhunla ödediğin bir şarkıdır o.

Karşılıksız sevmekten bugün ölmediysen, yarın da sevmeye devam edebilirsin. Korkma, daha sonra da ölmezsin. Yaraların yara alır yeniden. Sen sussan, saklasan yaraların konuşur. Belki yok olmazlar ama iyileşir yaralar. Öptür yaranı hayalindeki sevgiliye. ‘’ Öp ama geçmesin ‘’ de. Kimi yaralar kapanır, ” izi ‘’ kalır; kimi yaralar kapanır ‘’ sızı ‘’ kalır. Yaş ilerledikçe aşkın karşısında nasıl da küçülür insan. ‘’ Keşke aynı aşkın içinde birbirleriyle hiç karşılaşmayacak olan iki yalnız olarak kalsaydık. ‘’ dersin. Vazgeçmeyeceksin! Yanlış kapının anahtarı olmak üzmez de; kendi doğurduğunu öldürmek koyar adama. Evet! Kendi doğurduğunu öldürmektir vazgeçmek. Vazgeçmeyeceksin! Bu acıya ancak kendini daha çok kanatarak katlanabilirsin.

Karşılığı alınmışsa bir aşkın, mutlaka sonu da gelir… Karşılıksız olandır sonsuz aşk. O’na şöyle yaz: ‘’ Kimse benim kadar karşılıksız sevemeyecek ve kimse benim kadar bensiz bırakamayacak seni. Ben hep aynı şarkıyı dinliyorum, belki bir gün farkına varmam diye… Farkında olmasan bile, ben böyle katlanıyorum her türlü derde. Birbirimiz için yaratıldığımızdan yalnızca benim haberim var. Bu yüzden seni kendime borç verdim… Kimse hak etmeden sevemez ve karşılıksız sevmeyen kahraman olmaz. ‘’

Geride bıraktıkların her zaman bir geçmiş yaratmaz sana. Geçmişte kalmış bir sürü şey vardır ama belki geçmiş olmamıştır daha. Kıyısızlar, her karşılıksız aşkta dört taraflarına kendi elleriyle duvarlar örerler. Ve o duvarların ellerinden daha güçlü olduğunu bilirler. Kıyısızlar, kendi duvarlarının arkasında, kendilerinden bile gizlenerek ağlarlar. Gözyaşlarındaki tuzu yaralarına basarlar. O yaşlarla yazdıkları şiirleri hep başka gözler eskitir, okur. Sonuçta gözyaşı sudur.

Ve bir gün kurur.

KIYISIZLAR ( Kahraman Tazeoğlu )

 
1 Yorum

Yazan: 20 Şubat 2013 in OKUDUM

 

Etiketler: , , , , ,

geç git!

 

 

‘’ Geç git Pazartesi sen de! Sende de iş yok! Sen de salıya doğru… sümkürerek, burnunu çekerek, vapura atlayarak, merhaba diyerek, bilet alarak, pazarlık ederek, bir şarkı bile mırıldanmadan, ıslık çalmayı bile hatırlamadan… yalan söyleyerek, insanoğlundan insanoğluna kötü haberler ileterek, çarşambaya doğru yürüyen budala bir salı ile kol kola geçip gideceksin… Ulan Pazartesi! Sen bir tarafta pazar, bir tarafta salısın; serseri herif! Ne diye İstanbul’da bize ‘ pazartesiyim ‘ diye kafa tutarsın ‘’

Sait Faik Abasıyanık

 
Yorum yapın

Yazan: 18 Şubat 2013 in OKUDUM, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , ,

sevgililer günü

tumblr_m0nax8qLsO1qzt1zxo1_500

Nasıl güzel âşık olunur?

Türklerin aşk karnesi

Aşkın tarifi

Nasıl seviyor, nasıl ayrılıyoruz?

Dijital zamanlarda aşk nasıl yaşanır?

Aşkın denklemi!

Gecelerden aşk çıkar mı?

Aşk 50 yıl sürer mi?

Aşk engel tanır mı?

Sevginizi gösterin

Alternatif son dakika hediyeleri

Yarışmayı kazanana tek taş hediye!

           Başlıklarının yanında:

Sevgililer günü arifesinde ayrılmayın!

Eşim beni aldatıyor mu?

Teknoloji aşkı öldürüyor mu?

50 yaşındayım 25 yaşındaki kıza âşık oldum!

Sex hayatınızı renklendirin!

2 yıldır gerdeğe giremedik

Evlilik aşkı öldürüyor mu?

Bekâr bir erkek âşık olursa, sonu evlenmektir. Evli bir erkek âşık olursa, sonu boşanmaktır.

   Ne kafa yormak, hem de ne! Aşkı arayan bulamıyor, bulan aşkı yaşatamıyor! Bekâr olanlar evlenmek istiyor, evli olanlar boşanmak! Bekâr kızlar ‘’ Piyasada erkek yok! ‘’, bekâr erkekler ‘’ Piyasada kız yok! ‘’ diye vahlanıyorlar. Kimi şarkılar; ‘’ Evli – Mutlu – Çocuklu ‘’ , kimi ‘’ Yalan ‘’ diyor.

   Şimdi tüm bunlardan sonra sevgililer günü, evlilik yıldönümlerinin neredeyse tümünde ya uyuya kalmış, ya misafir ağırlamış, ya eşiyle dargın olmuş bir kadın olarak, bunların birer işaret olabileceğini göz önünde bulundurmaktan imtinaıyla kaçınan bir kadın olarak bu tür özel günlerin kutlanması taraftarı olan da bir kadınım aslında. Geçen yıl da yazmıştım Read the rest of this entry »

 
5 Yorum

Yazan: 13 Şubat 2013 in GÜNLÜK, KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

seve seve…

Uzun zaman olmuş

karşılıklı oturup,

öylece,

öylesine bir kahve içmeyişimiz.

Şöyle usul usul yağmur yağıyorken,

bulutlar şekilden şekile giriyorken,

ben yüzümde tebessümle seni seyrediyorken

ve

en önemlisi

ben

seni

çok

özlemişken…

özgür tamşen yücedal

 
2 Yorum

Yazan: 08 Şubat 2013 in DİNLEDİM, GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: