RSS

Etiket arşivi: ev işleri

Miş… Mış… Muş…

Geçen haftadan bana kalanlarım:

1) Ütü yapmak hayatta yapılan en anlamsız işlerden bir tanesiy Miş.

2) Ev işleri nankör değil biz kadınlar akılsız Mışız.

3) Ev sevgili gibiymiş; ona iki gün sırtını dönersen içine sıçar Mış.

4) Dağınıklık kötü bir şey değil Miş.

5) Deterjan alışverişi giyisi ya da ayakkabı alışverişi gibi zevk verebilir Miş.

6) Dönüşebilen atıkları ayırmak vicdanı bir nebzede olsa rahatlatıyor Muş.

7) Saçını süpürge ederken ellerin fırça, sinirlerin salça olabiliyor Muş.

8) Her gün taze pişmiş yemek yemeMek insanı öldürmüyor Muş.

9) Dip boyası, saç renginde bir rimele sahip olununca o kadar elzem bir şey değil Miş.

10) Makyaj çıkartıcı kremler yatağın başucunda durmalıy Mış.

11) Gerçekten beş dakikada duş alınabiliyor Muş.

12) Saçlar kendi haline bırakılınca da kuruyabiliyor Muş.

13) Eğer durmaksızın tekrarlamalarını göze alabiliyorsan çocukların sorduğu her soruyu cevaplamasan da oluyor Muş.

14) Her telden, her türden müzik arşivi şart Mış.

15) Allah her zaman korumaz Mış.

16) Her işte bir hayır yok Muş.

17) Tanrı kendine havale edilen bu kadar insan, bunca işle nasıl başa çıksın Mış.

18) Arada derede, kıyıda köşede sex yapmak da zevkliy Miş.

19) İnsanlar gerçekten çok ve de boş konuşuyorlar Mış.

20) Delilik efendiliğe ters değil Miş.

21) Söylenmeyen söz içe dert olur Muş.

22) Günü gelince her yüz unutuluyor Muş.

23) Bütün yollar, bütün bakışlar, bütün sözler sonunda insanın kendisine çıkıyor Muş.

24) Kafamızı kaldırıp arada sırada da olsa yukarıya, gökyüzüne bakmalıy Mışız.

25) Her şey kolay olmadan önce zor Muş.

26) Her şey varması gereken yere kendisi gidiyor Muş.

27) Kötü her zaman ama her zaman kötü, iyi de her zaman iyiy Miş.

28) Bazen boğa bazen Buda gibi olmak orta karar Mış.

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 01 Nisan 2013 in GÜNLÜK, KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , ,

diyet!

733747_10151455985502398_1041185575_n

Yemek yemek bir bağımlılık mı? Evet! Bağımlılık mış! Diyete başladım. Daha doğrusu Erdo’yla diyete başlayalım dedik ama bizim şarap çanağımıza başlayan diyet oldu. Canımız burnumuzda, sinirimiz tepemizde dolanıp duruyoruz. Dün Hande’nin de söylemiş olduğu gibi evdeki yardımcımızın gittiği şu günler yeni bir başlangıç için kesinlikle yanlış mış.

Zaten başta sabahın körü, kargaların nereye sıçtıklarını bilemediği saatlerde güne başlıyor olmak ayaklarımı yerden kesmiş durumda. ‘’ Akşam erken yat.’’ diyeceksiniz. O saatlerde de deli mikmiş gibi ayılıyorum. Gerçi sonrasında bedenim yatağa uzandığında, bacağımı kımıldatamıyorum bile. Hele ki rahatsız bir pozisyonda yatmaya göreyim…

Şimdi sopayı alıp kendime vurmaya kalkarsam eğer; ulan ne zorun var bütün işlere yetişmeye çalışıyorsun. Değil mi ama bırak etraf biraz tozlansın, ütü geciksin, yataklar hiç kapanmasın, yemek desen her gün taze yemek yemenin ne manası var. Bak yazınca ne kadar mantıklı geliyor. Ama yok benim içimde kesinlikle iki kişi var onu biliyorum. Daha fazla olma ihtimali ise çok yüksek. Böyle mantıklı mantıklı düşünen, düşünebilen tarafımı susturan, susturabilen taraf ne kadar güçlü demek ki.

Sabah Erdo’nun o şefkat dolu;  ‘’ Özgür saat 05.30! ’’ ültimatomuyla dikiliyorum. ( Bu arada dikilen neden benim? Son iki gündür Elif’e yetişemiyorum. Yani 06.30’da dikiliyorum.) Sonrasında Oğuz ve Erdo’nun ardından; diyet yağları bedenimden atmaya uğraşırken ben evi toparlayıp kendimi işe gitmek için evden atmaya uğraşıyorum.

Yazdıklarıma bakın yahu kesin önce beynimde ki yağlar, peşlerinden de hücrelerim gidiyor. Bunları yazdıran neyin kafası olabilir ki? Yalnızca diyet kafası tabi. Merak ediyor uygulamaya korkuyorum: Acaba hiçbir şey yapmasam yalnızca işe gidip gelsen ne olur? Çünkü anne, çocukları ve özellikle koca arasında yapılmış yazılı bir anlaşma, sözleşme ya da anayasada yer alan maddelerce sabitlenmiş kurallar değil bunlar. Yalnızca karınlarını doyursam. Diğer işlerin eksikliğini hissederler mi? Çünkü korkuyorum bir yerlerde bu tempodan dolayı düşer kalırsam bir de üzerine  ‘’ Sana kim yap, paralan dedi ki! ‘’ denirse sanıyorum düştüğüm yerden kalkmadan yatarım öylece.

Yok ben daha fazla dokunmayayım bu tuşlara. İç hatlar karıştı çünkü. Yazdığım her kelimenin ardından içine ettiğimin iç seslerinden bir diğeri cevap veriyor bana. Hadi ben şimdi kıçımı kaldırıp aşağıya ineyim.

Bu arada yiyip yiyip kilo almayanlara gıcık oluyorum. ( KısKaNIyorUM )

not: yazdıklarımı kontrol etmeye mecalim yok. Cümleleri yer değiştirebilirsiniz. İmla hatalarını düzeltmekde size kaldı.

özgür tamşen yücedal

 
 

Etiketler: , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: