RSS

Etiket arşivi: erken

diyet!

733747_10151455985502398_1041185575_n

Yemek yemek bir bağımlılık mı? Evet! Bağımlılık mış! Diyete başladım. Daha doğrusu Erdo’yla diyete başlayalım dedik ama bizim şarap çanağımıza başlayan diyet oldu. Canımız burnumuzda, sinirimiz tepemizde dolanıp duruyoruz. Dün Hande’nin de söylemiş olduğu gibi evdeki yardımcımızın gittiği şu günler yeni bir başlangıç için kesinlikle yanlış mış.

Zaten başta sabahın körü, kargaların nereye sıçtıklarını bilemediği saatlerde güne başlıyor olmak ayaklarımı yerden kesmiş durumda. ‘’ Akşam erken yat.’’ diyeceksiniz. O saatlerde de deli mikmiş gibi ayılıyorum. Gerçi sonrasında bedenim yatağa uzandığında, bacağımı kımıldatamıyorum bile. Hele ki rahatsız bir pozisyonda yatmaya göreyim…

Şimdi sopayı alıp kendime vurmaya kalkarsam eğer; ulan ne zorun var bütün işlere yetişmeye çalışıyorsun. Değil mi ama bırak etraf biraz tozlansın, ütü geciksin, yataklar hiç kapanmasın, yemek desen her gün taze yemek yemenin ne manası var. Bak yazınca ne kadar mantıklı geliyor. Ama yok benim içimde kesinlikle iki kişi var onu biliyorum. Daha fazla olma ihtimali ise çok yüksek. Böyle mantıklı mantıklı düşünen, düşünebilen tarafımı susturan, susturabilen taraf ne kadar güçlü demek ki.

Sabah Erdo’nun o şefkat dolu;  ‘’ Özgür saat 05.30! ’’ ültimatomuyla dikiliyorum. ( Bu arada dikilen neden benim? Son iki gündür Elif’e yetişemiyorum. Yani 06.30’da dikiliyorum.) Sonrasında Oğuz ve Erdo’nun ardından; diyet yağları bedenimden atmaya uğraşırken ben evi toparlayıp kendimi işe gitmek için evden atmaya uğraşıyorum.

Yazdıklarıma bakın yahu kesin önce beynimde ki yağlar, peşlerinden de hücrelerim gidiyor. Bunları yazdıran neyin kafası olabilir ki? Yalnızca diyet kafası tabi. Merak ediyor uygulamaya korkuyorum: Acaba hiçbir şey yapmasam yalnızca işe gidip gelsen ne olur? Çünkü anne, çocukları ve özellikle koca arasında yapılmış yazılı bir anlaşma, sözleşme ya da anayasada yer alan maddelerce sabitlenmiş kurallar değil bunlar. Yalnızca karınlarını doyursam. Diğer işlerin eksikliğini hissederler mi? Çünkü korkuyorum bir yerlerde bu tempodan dolayı düşer kalırsam bir de üzerine  ‘’ Sana kim yap, paralan dedi ki! ‘’ denirse sanıyorum düştüğüm yerden kalkmadan yatarım öylece.

Yok ben daha fazla dokunmayayım bu tuşlara. İç hatlar karıştı çünkü. Yazdığım her kelimenin ardından içine ettiğimin iç seslerinden bir diğeri cevap veriyor bana. Hadi ben şimdi kıçımı kaldırıp aşağıya ineyim.

Bu arada yiyip yiyip kilo almayanlara gıcık oluyorum. ( KısKaNIyorUM )

not: yazdıklarımı kontrol etmeye mecalim yok. Cümleleri yer değiştirebilirsiniz. İmla hatalarını düzeltmekde size kaldı.

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
 

Etiketler: , , , , , , ,

sömestr tatili!

Sömestr tatiline girecek olan öğrenci ve ailelerine ( annelerine ) :

Gözümüz aydın! Bir tarafımız göğe erecek, göreceksiniz. Ne mutlu, ne gururlu bir şey şu tatiller! Hele sömestr bir başka. Tam da uzun yaz tatilinin ardından her şey rayına oturdu, düzene girdi diyorduk ki… Sömestr geldi hoşgeldi! Peki nedir bu adı asortik ” Sömestr Tatili ”, ne yapılır bu tatilde?

Öğrencilerin atacağı ‘’Ohhh! Onbeş gün erken uyanmak, erken uyumak yok. Yaşasın! ‘’ nidalarıyla başlayacak olan  tatil. Gene aynı öğrencilerin bir iki gün sonra, az biraz uykuya ve televizyona doyduktan sonra ‘’ Canım sıkılıyor!’’ nağmeleriyle devam edecek oldukları tatil. İki haftalık süre zarfında bir yerlere giden arkadaşlarının maceralarını paylaşım sitelerinden görerek ” Biz ne yapacağız? Canım sıkılıyor! ” diyerek anaların beynini yiyecekleri tatil. Bir yerlere gittiklerinin akşamında ise  gene can sıkıntısı yaşayacakları tatil. Arada esip okulu özleyecekleri, açılmasına bir gün kala özlemekten vazgeçecekleri tatil. Sayıla sayıla sonu gelen on beş günün ardındaki okulun ilk gününde, annelerin servislerin arkasından su döküp ‘’ selametle! ‘’ diyerek çocuklarını okula yollayacakları ve hatta hemen sonra bir kahve yapıp arkalarında bıraktıkları onbeş günü nasıl geçirebildiklerine inanamayacakları tatil.

Ana fikir neymiş: ‘’ Can Sıkıntısı ‘’. En azından benim çıkarttığım ana fikir bu olunca oturup yazdım arama motoruna ‘’ Can sıkıntısı nedir?’’ diye. İşte Uludağ Sözlükte yazan can sıkıntısı tanımları.

* Tek dersten ya da sınıfta kalmanın yarattığı etkidir

* Büyüklerin ‘sıkı can iyidir, kolay çıkmaz’ tabiriyle çocuklarını kandırmaya çalıştığı ve insanın canıyla beraber boğazını da sıkası gelen bir duygu oluşturan durumdur…

* Çikolata ve çekirdekle geçiştirilmeye çalışılırken sivilce oluşumuna meyil veren hal.

* Hele bir de havalar da cehennemi sıcaksa, lanet olsun dedirtir. İnsanda güneye kaçma isteği uyandırır.

* Hiç sebebi yoktur bazen ama peşini bırakmaz bir türlü. Bu da yetmezmiş gibi bir de saplanır başına bir ağrı, bütün gününü sana zehir bile edebilir. Böyle bir durum da annem: sıkı can iyidir çabuk çıkmaz der.

* Nasıl geçer bu bir bilsem dediğim şeydir.

* Yapacak bir şey bulamamak, bulunsa da zevk alamamak, kendinden bile sıkılmak.

Tüm bunlardan sonra Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, öğrenciler için ‘’ Anneleri Anlama Kılavuzu ‘’, ‘’ Can Sıkıntısını Giderme Kılavuzu ‘’ , ‘’ Sömestr Tatilini Başladığı Gibi Heyecan, Barış Dolu Geçirme Kılavuzu ‘’ çıkartmasını talep ediyorum. Bir de öğrencilerin bilmelerini istiyorum ki; biz büyüklerinde gençken sıkılabilen canları vardı. Bizlerinde anneleri merhem bulamadı o sıkıntıya. Hatta o ananelerin de canları sıkıldı ve onların anneleri de merhem bulamadı. Bakmayın şimdi büyüklerinizin canlarının sıkkın olacağı zamanı bulamıyor oluşlarına. Gençlikte fırsatlar, zaman o kadar sonsuz zannediliyor ki can olur olmadık sıkılmak isteyebiliyor. Sonralarında, büyüyünce yaşanmışlıklar evire çevire döverek öğretiyor fırsatların kaçtıklarında bir daha yakalanamayacağını, zamanımızın sanıldığı kadar sonsuz olmadığını. O sebeple canınız mı sıkılıyor, bırakın doya doya sıkılın, yorgana sarın o canınızı, sarılıp yatın öylece. Ve inanın ki, sıkı can, canı burnunda yaşamaktan çok ama çok daha iyidir.

İyi tatiller!

özgür tamşen yücedal

 
1 Yorum

Yazan: 25 Ocak 2013 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: