RSS

Etiket arşivi: para

kime yükseliyor bu

 

– Yeni yılda ne yapıyorsunuz?

– Valla biz bir şey yapmıyoruz, beklentim kendisinden yana; yeni yıl bir şeyler yapar diye umuyorum.

Bende ki durum bu! Bitmeye yüz tutmuş yılla da ilişkim bu şekildeydi. Beklentiyi düşük tutmuştum. Ne olduğunu tam anlayamadan geçip bitti. Yani tadı damağımda kalan bir tarafı olmadı, olamadı.

Son günlerde görüşüp konuştuğum herkeste olan yeni yıl ruhu bir bana giremedi anlayacağınız. Noel Baba’yı kıçına takan bırakmış kendini coşkunun kucağına. Bir telaş pür telaş. Bende isterdim aslında öyle coşkudan coşkuya koşayım, biraz salak avare yaşayabileyim, takmayayım takıştırmayayım, geyiğin boynuzu elimde, noel babanın şapkası kafamda falan yaşayayım. Hayır tam kıvamına girer gibi oluyorum kafama bir balyoz iniveriyor; ‘ höt kendine gel hayatın gerçekleri var, sen hâlâ Noel Baba’ya inanıyor musun! ‘ diyerekten. Bozdular içimi de, dışımı da. Sabah spora giderken görseldekiler karşıladılar beni sokakta:

-Hadi len oradan kandırıp kandırıp duruyorsun yıllardır, hediyey miş, yenilik miş, süpriz miş diye diye bacasız evlerin kapılarında bekletip durdun GH. ‘Bekletene değil bekleyene bak’ diyorsan eğer o geğikler de sana girsin.” dedim içimden.

Ama kesin benim kanda bir şey, ayarda kaçıklık var. Dün Serkant Abimle (kuzen ) yazıştık, özlediğim eski günlerimizden bahsettim. Mesajıma da ‘Gün gelecek sığınacak bir yer bulup bu sonuçsuz devinimden kaçıp gideceğim Serkant Abi. Ama sonuç hep ‘hayırlısı ve sağlık olsuna geliyor.’ diye bitirdim. Gelen cevabın sonu da ‘…birgün bende hayır ve sağlık sözüne isyan edip gideceğim hayaliyle yaşıyorum.’ la bitiyordu. Bu depresif haller kalıtsal olabilir mi?

Yanlış anlaşılsın istemem ya da nasıl anlarsanız anlayın yahu; bu ‘sağlık olsun’, ‘hayırlısı’ na inancım sonsuzdur. Ki; tecribe etmişliğimiz çoktur. Ama dönem geliyor ki insanın sabrı falan bitmiş, içi kurumuş, yapayalnız kalmış gibi hissedebiliyor. Galiba bana Noel Baba değil de Polyanna lazım. Lazım derecesi ise; Polyanna’yı yutmak. O da düzmece, uydurmaca diyenlere cevap vermeyeceğim. Çok biliyorlarsa kendileri anlatsınlar da bakalım Polyanna’nın penceresinden bakmamızı sağlayabiliyorlar mı?

Aklıma takık ne zamandır, haberlerde söyleyip duruyorlar; ekonomi yükseliştey miş. Aramızda, aranızda bilen var mı; bu ekonomi kime kime yükseliyor arkadaşım?

Canım nasıl patlıcan oturtma çekti şimdi be! Şöyle yağı dibinde… Ekmek bana bana yenilesi. Televizyon, gazeteler, sokakta ki insanlar, tanıdık tanımadık herkes sağlıklı-organik beslenmekten, yok vejeteryanlıktan, veganlıktan, azot döngüsünden bahsettikçe benim canım böyle yağlı pilavlı falan şeyler çekmeye başladı. Evrenin mucizesi zencefile ne demeli, kulaklarımızdan çıkacak neredeyse. Ota boka zencefil, zerdeçal! Organik etiketi altında satılan ürünlerin gerçekten organik olma koşullarına uyup uymadıkları bir, fiyatlarıysa apayrı konu. Bir dönem organik beslen daha sonrasında beslenecek paran kalmayacak kadar yüksek fiyatlılar. Bunlara kafayı çok tak, istediğin kadar organik beslen gene de sağlıklı-uzun ömür garantisinin olmaması ise komik mi trajik mi bilen beri gelsin. .

Hele çok yakın zamanda yaşadığımız ani ölümden sonra iyice anlamsız gelmeye başladı tüm bunlar. Şayet bu uzun ve sağlıklı yaşamanın saçma sapan inanışlara, takıntılara bağlı bir reçetesi varsa kendisi uzun yaşaması gerekenlerdendi. Ama ne oldu; vakit geldi. O vakit kime ne zaman, nerede, ne şekilde gelecek bilmiyoruz. Bu kadar yormanın, yorulmanın hiç alemi yok. Kimilerinin dediği-inandığı gibi insanoğlunu izliyor, bu debelenmemizi görüyorsa feci eğleniyordur. 

Hayatla samimiyet derecemizin; enseye şaplak göte parmak olması gerektiği kanaatindeyim. Ne zaman ne olacağı, ne yandan vuracağı falan belli olmuyor çünkü. Ulan gene yaza yaza buldum doğru yolu!

Dur hele kalkıp yeni yıl kurabiyesi pişireyim barî.

Bu arada görüşemez konuşamazsak:

Yeni yılda da her şey gönlünüzce olsun

Bitcoin mevzu netleşsin

Gönlünüzdeki hayatınızda olsun

Sağlık olsun

Sokaklara hayvan bırakmaktan vazgeçilsin

Dinleyelim

Sevelim

Imkanı olanlar sevişsin

Aşık olanlar yar dan ayrılmasın

Şifa olsun

Derman bulsun

Geçmiş olsun

Sabır dolsun

Yalnızlık paylaşılsın

Yalan söyleyenleri burunları uzasın

Çocuklar çocuk olabilsin

Hayırlısı olsun

Kelebekler uçsun

Mavi hep olsun………

 

Eyvallah

 

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 27 Aralık 2017 in GÜNLÜK, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

lakin

kucuk-prens-2015

Bazılarımız büyüyoruz. O kadar büyüyoruz ki; çocukluğumuza ait olan ne varsa hatırlayamayacağımız kadar uzaklarımızda kalmış oluyor. Çocukluklarımıza ait masum, heyecanlı ne varsa uzaklarda kalmış oluyor. Büyük büyük yaşıyor, zamanı dolduruyoruz. Zaman doluyor, kiminin cepleri doluyor, evleri evleri evleri, arabaları, parayla satın alabilecekleri şeyleri doluyor… Tüm bunlar olurken içleri boşalıyor, bomboş kalıveriyorlar. Sonra ölüyoruz. Kimimiz yaşarken ölü olduğumuzun bile farkında varamıyor.

Ötelenen her plan ötelenen diğer şeylerle birlikte bir köşede bekleşiyorlar.

‘Haftaya’,

‘Öbür ay’,

‘Seneye’,

‘Şu işi bitsin sonra’,

‘Bir tane daha alalım sonra’… Yok abicim hiçbir zaman gelmiyor o sonralar. Ya da geldiğinde çok geç olmuş oluyor. 

Biz bugün çok büyümüş gibi davrandığımız bir günün ardında sinemaya gittik. Küçük Prens!

Evet, ilk okuyuşumda anlayamayıp arkasından tekrar okuduğum, anladıktan sonra başucu kitabı yapmış olduğum hikayenin filmini izledik. Biraz, az biraz dürtüldüm ama çoğunlukla ‘aferin’ dedim kendime kendim. İmkânlar elverdiği sürece üşenmek, bahane üretmek, gerçekten istediğim şeye zaman bulamamak, başkalarının isteklerine bağımlı yaşamak, giderlerse gitmek – yaparlarsa yapmaktan uzun zaman önce vazgeçmiş olduğum için tebrik ettim kendimi. Gene imkânlar dahilinde herkese öneririrm. 

Bu arada salonda çocuk izleyiciden çok yetişkin vardı. Aramızda bu duruma en çok şaşıran Ouz oldu. Tabii çocuk nereden bilsin; kaç yaşına gelmiş olursa olsun masumiyetinin bir ucundan tutmak için çabalayan, hâlâ kendinden ümidini kesmemiş olanlarımız var. Baktığını görmek, hissedebilmek, sevebilmek, affedebilmek, anlayabilmek için çabalayanlarız. Şükür!

Eklemeden geçemeyeceğim bir şey daha var ki; ne kadar çabalarsa çabalasın kendisinde ümitlenmemesi gerekenler de çok aramızda. En azından benim fikrim. Kıstas mı ne? Mesela birisi vardı; burnundaki sümüklerini çıkartmak için yaptığı müdahaleyi o kadar abarttı ki sümkürürken beyni eline gelecek zannettim ve bunu istedim. Altı çocukla ön sıramızda oturan üç kadından bahsedecek olursam; sitelerinde dönen tüm dedikodulardan artık bizde haberdarız. Cep telefonuyla konuşan mı ararsın, cep telefonu ışığı yüzüne vurmuş tavşan görünümlü olanlar mı… Yemin ediyorum çocuklar çok daha saygılılar hem kendilerine hem de çevrelerine. Şimdi bunu yazdım başım göğe mi erdi; hayır. Ama gözünüzü seveyim yapmayın lan, yapmayın.Tamam bir Küçük Prens değil olamayız ya da Küçük Prens gibi bir arkadaşımız olmamış olabilir ama insaf!

On dakikadır ekranın karşısında oturmuş bön bön bakıyorum. Yazıyı bağlayayım diyor lakin bağlayacak bir şey bulamıyorum. Böylece bırakacağım galiba, uykum geldi kalk gidelim diyor. Gittim ben!

İyi Geceler!

özgür tamşen yücedal

”Peki insanlar nerde?” dedi Küçük Prens. ” İnsan kendisini çölde çok yalnız hissediyor.”

”İnsanların içinde de öyle hissedersin.” dedi Yılan.  ”Arada pek fark yoktur.”

”Senin gezegenindeki insanlar” dedi Küçük Prens.”Tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yinede aradıklarını bulamıyorlar…”

”Evet bulamıyorlar ” diye yanıtladım onu.

”Halbuki,aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir.”

”Haklısın” dedim.

Bunun üzerine küçük prens şöyle dedi:”Ama gözler gerçeği görmez ki.Yüreğiyle aramalı insan.”’

‘’İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez.’’

 

 
1 Yorum

Yazan: 03 Ekim 2015 in ÇOCUKLAR, İNSANOĞLU, İZLEDİM

 

Etiketler: , , , , , , ,

hayattan ne öğrendiler? ( Yüksel Aksu )

hayattan ne öğrendiler? ( Yüksel Aksu ).

 
Yorum yapın

Yazan: 04 Eylül 2012 in Hayattan ne öğrendiler?

 

Etiketler: , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: