RSS

Etiket arşivi: adam

sarı

İçi darmadağınık, gözleri kan çanağı… Kendini kıskançlığın pençesindem kurtaramayan adam yatak odasının kapı eşiğinde öylece durdu. Camdan gelen esintiyle açıldı aralık kapı. Uyku kokuyordu oda, rengi sarıydı. Yan kıvrılmış yatıyordu kadın, uykuya teslim. Sağ eli yastığın altında saklanmış. Bacağı yorgandan sıyırmış kendini. Tebessüm buğday tenine konmuş. Bir adım atsa adam, sarının içinde uykunun kokusunda olacak. Adamın istediği; yastığın altında saklanmış olan eli tutmak, kendini yorgandan sıyırmış bacağı okşamak, kadının tebessümünde öpücük olmak. Tebessümün sebebi olan rüyanın içine girebilmek. Girip, kadının yanında rüyanın içine hapsolabilmek. Rengi sarıydı odanın, uyku kokuyordu.

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 09 Haziran 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , ,

merhaba!

Screen Shot 2014-11-20 at 12.21.59 PM

Davetli misafirimdin dün gece. Kapıyı açtığımda karşımdaydın; derinine bakınca Karadenizin yeşiline çalan gözlerinle, aşkla karşımdaydın. Yanağına kondurduğum öpücükle içime yayıldı huzur, tüm bedenimi sardı huzurun… Soluğumu tutup yumdum gözlerimi hapsedebilecekmişim gibi seni en derinime. Belimden kavradığında daha sıkı sardım bedenimi sana, içine hapsedebilecekmişim gibi kendimi. Yokluğunda içimi yakıp kavuran özlem, yaş oldu aktı gözlerimden yüzümdeki tebessüme inat. Yokluğunda dudaklarıma vurulmuş olan mühür bozuldu dudaklarım dudaklarında eriyip tutku olurken. Birbirimize yazdığımız her bir kelime harflere bölünüp döküldüler yerlere… Herkes uyuduğunda dünyanın derdini sırtlayan dervişin sevdasını yazdığı gül kokulu aşk mektuplarına yazıldılar, teker teker. Derviş yarin hasretine dayanamayıp yaktığında aşk mektuplarını ve gece bu sevdaya dayanamayıp günü ağarttığında, gecenin peşi sıra seninde gideceğini biliyordum. Ve ben her sabah olduğu gibi gidişinin ardında erkenden karşılayacaktım günü; gül kokusuyla üzerime yağsın diye kelimeler…

Takaların motor sesleri duyururken gecenin isyanını, yastığıma sinen koku haber veriyorken günün gelişini hepsine inat açmak istemiyorum gözlerimi. Yerlere dökülen harflerin üzerine basıp soyunmak istiyorum seninle. Gözlerinle boyanıp Karadeniz olmak istiyorum. Dalgalarında boğulmak… Özlemek istemiyorum! Sen olmak, seninle olmak istiyorum aşk. Martılar taşımasın aşk mektuplarımı, ben fısıldayayım kulağına aşkımı. Parmakların bedenimin kıvrımlarına karışsınlar, bir olsunlar bedenimle. Bağrım sığınağın olsun. Coşkun, heyecanım olsun. Çığlıklarım şarkın olsun. Bizim için gökkuşağından renk seçeyim, mavi olsun.

Davetli misafirimdin dün gece. Gördüğüm her senli rüyada daha fazla özleyeceğimi bile bile çağırıyorum seni sevgili, davetlimsin. Rüyaların rüyalarıma yol olsun sevgili, geceler aşkla aydınlansın, bizim için yıldız seç gökyüzünden… Bir babaanenin torununa yolladığı hediye gibi kabul et beni, bir çocuğun sevinç çığlığında duy beni, denizin mavisinde hayal et beni ve rüyanın en masumunda hisset beni…

Merhaba!

 

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 20 Kasım 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

neredeyse…

Screen shot 2014-09-21 at 19.17.18

Neredeyse gördüm adamın öldüğünü.

‘Sana gidelim. Merak ediyorum yaşadığın yeri.’ dedim. İşinden çıktığı geç vakitti. Geniş caddelerden yürüdük o önde ben peşi sıra. Yalnızdı. Yalnız insanların çelimsizliği vardı yürüyüşünde. Elinde kahverengi çanta. Dar sokaklara girdik sonra. Parke taşı döşeli dar sokaklara… O sokaklardan birinde mavi kapısı olan bakkaliyeden sigara aldı kendine. Konuşmadık hiç. Denizin dalgalı sularını gören, mahallelerden birinin en ucunda, çıkmazında küçük bir eve geldik. Dar merdivenli… Evin içini görmedim. Kapısını açıp çantasını açtığı sokak kapısının hemen önüne koyarken kokusu çarptı yüzüme. Ağırdı. Bayat kokuyordu.

Boyumdan sonrası tellerle örülüydü başımı dayayıp denizi izlemeye koyulduğum taş duvarın. Kafamı dayayıp sessizce seyre koyuldum dalgaları. Gözlerim doldu. Parmağıyla işaret ederek az ilerideki kayalığın üzerindeki tahtadan yapılmış küçük kulübeyi gösterdi bana. ‘ Ben yaptım. ‘ dedi. Kimin için, ne için yaptığını söylemedi. Ben de sormadım. Sustum. Gözlerim doldu. İçimde buraya getirmekle beni kabul edişinin mutluluğunu yaşıyordum. Ona ait birşeyi paylaşmama izin vermiş gibi.

‘ Burayı görmüştüm rüyamda. ‘ dedim. Gülümsedi. Yalnızlığın çelimsiz duruşuna yakışmamıştı gülümsemek. Sarıldı omuzuma.

Gittim sonra ben. Ardıma da bakmadan.

İki gün sonraydı… Bisikletle geçti yanımdan arkadaşı. Hızlıca. Suçlama vardı bana bakan gözlerinde. Peşinden girdim duvarına bisikletini dayayıp kapısından girdiği gümüşçü dükkanına. Fildişi bir bileklik taktım ince bileğime. Tamir etmeleri için vermişim. Tamir etmişler. Arkadaşı usulca ‘ Öldü. ‘ dedi. Dönüp baktım şimdi suçlama yerine acı olan gözlerine. Sustu. Ağlıyordu. Gerçekti. Ölmüştü. Öldürmüştü kendini. Çelimsiz yalnızlığına yakışmıştı ölüm. Ama ağır gelmişti.

Yağmurun yıkadığı, deniz kokan, yeşil ormanın içindeyim sonra. Üzerimde beyaz gömlek. Dizlerimin üzerinde duruyorum. Yığılıp kalmışım sanki dizlerimin üzerine. Gökyüzüne bakıyorum. Çığlık atıyorum. Avazım çıktığı kadar… İçimin en derin yerinden geldiğini bedenimde hissettiğim çığlıklar atıyorum. Yeşil…

Oğuz ‘ Susadım anne. ‘ diye dürterek uyandırdığında kurumuştu boğazım. ‘Neredeyse gördüm adamın öldüğünü’ diye fısıldadım kendi kendime. Kalktım yataktan. Karanlık koridordan yürüdük ikimiz. Su doldurdum mutfak tezgahının üzerinde duran bardağa. Gözleri yarı açık Oğuz’a verdim. Yatağına döndü sonra O. Kalem aradım. Bu satırları yazdığım pembe kalemi buldum. Çöpten çıkarttığım penye ambalaj kağıdının ters yüzüne yazdım tüm bunları henüz iki saat önce uykuya geçmiş bedenimde en çok bacaklarım sızlıyorken. Boğazım kurumuştu. Kendim için bir bardak su doldurdum.

Yalnızlık ağır olmalı. Öldürürken kendini iple ayağa bağlanan taş gibi.

Adam öldü. Ve ben neredeyse gördüm.

 özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 21 Eylül 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: