RSS

Etiket arşivi: ayrılık

dileyen dilediği yere

 

Her şeyin önemini yitirdiği, anlamsızlaştığı zamanlar…

Her şeyin başının sağlık olduğunu hatırlatan günler…

Akıldan gideni akla getirmek için ayağa takılan taşlar…

Hiçkimse gördüğünden geri kalmasın duaları….

Davetsiz geldiği halde buyur edilmek zorunda kalınanlar…

‘Git’ denildiğinde gitmeyen, ‘Gelsin’ dediğinde bir türlü gelmeyenler…

Başlanamayan satır başları, konulamayan noktalar…

Akılda tam söylenecekken unutulanlar….

Unutulmak zorunda kalınanlar…

Bir türlü unutulmayanlar…

Yastıkta kalan baş izi gibi iz bırakanlar…

Diye mırıldanırken önce deterjan fiyatlarının uygun olduğu marketten çamaşır yumuşatıcısı, ardından pazardan sebze, sonrasında bir başka marketten kahvaltılık aldıp eve döndüm. Cüzdanımdaki parayı kontrol ettim. ‘Ulan’ dedim. ‘Bir karın doyumluğu dediğimiz şey anasının nikahı oldu!’ Bu yetmezmiş gibi; uber mi taksi mi diye tartışan insanları okudum. Hele ki metrobüslere kitaplık yapılsın önerisini de okudum mu! ( Tartışılacak dünyalar kadar şeyimiz varken bu da tartışılmayı versin. ) Ben tamamdım artık. Neye mi? O hangi taşıta binmeli, hangisi haklı diye tartışanlarla kitaplık fikrini savunanları üst üste koyup mesai saati başlangıcı ya da bitiminde metrobüse bindirmeye. Bindirip ilahi emir gibi ‘Oku’ demeye. Hem de o keşmekeşin içindeyken çok güzel bir yerde olduklarını hayal edebilmelerini sağlayan tek şey olmadan; müzük çalar ve kulaklık.

Yemişim samanlığı seyran eden aşkı meşki, komuşum yastıkta kalan ize mize… Dileyen dilediği yere itttir olup gitsin ve hatta ardına bile dönüp bakmadan. Hayatta kalıp, karın doyurup, çocuk büyütmek yeterince zor valla. Bu sebeplerce izsiz mizsiz yalnızca aşkına, keyfine, meşkine gelen varsa gelsin, bulan varsa bırakmasın. Ötesi için kimsenin mecali yok.

Şimdi bunları mırıldanıyorum işte. Her şeyi anlamsız kılan yegâne şey hastalık, açlık, çaresizlikten başka şeyler değil.

Elbirliğiyle önce dünyayı, sonra insanlığı ve birbirimizi tükettik. Tükenmişlik sendromunu birkaç yıl önce duymuştuk, şükürler olsun artık iliklerimize kadar tükenmiş sendromlardayız.

Bu kuşlar da zevkten uçmuyorlar mış!

Mecburiyetten!

Tüm bunlarla birlikte; ÖNCESİ-SONRASI fotoğraflarından gına geldi. Yakındır bir adet öncesi-sonrası fotoğrafı paylaşmam. Tahmin ediyorum planladığım gibi bir tane paylaştıktan sonra kimse kalmayacak. Olsun. Ben rahatlayacağım. Şu an bile hafif rahatladım.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 19 Mart 2018 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

bir hayat bir hayata değer ( ahmet altan )

InstasizeImage-6

Merhaba,

Gene gece… Sessiz… Sakin… Şükür huzurlu. Başucumda elime almak için sabırsızlandığım bir kitap. Bitmesini istemediğim, sayfa ayracı kullanmadığım türden. Elime her aldığımda denk gelen sayfayı daha önce okuyup okumadığıma aldırmadan okuyorum. Aslında hep bildik duygular, bilip uygulayamadığım, bir türlü vazgeçmediğim tekrarlar, pişmanlıklar, heyecan umutlar… Ama diğerleri gibi değil, kişisel gelişememişliğimi yüzüme yüzüme abuk sabuk cümleler, hayali hikâyelerle vuranlar gibi daha doğrusu vuramayanlar gibi değil. Sadece anlatıyor.

Sırf muhteşem bir kokuya sahip olduğu için tarumar edilmiş, adı kötüye kullanılmış bir çiçek diye bahsettiği leylek mesela. Leylek kokulu bir sabahı anlatışı var arkadaşına yazdığı bir veda mektubunda; ‘’ Hepimizin, birbirimizi son kez gördüğümüz bir gün olacak. O günün hangisi olacağını bilemeyeceğiz. Ve o gün gelecek. Koyu bir gecede beliren kara bir muhrip gibi girecek hayatımıza. ‘’ diye başlıyor mektup.

‘’ Hele kabukları çok daha kalın olan kadınlar hayattan ve kendilerinden neler saklıyorlar?

Hayatın ani bir darbesi o kalın kabuğu kırsa, şatonun duvarlarını çökertse, zihnimizin kabuğumuzu besleyen ince zarını yırtıp geçse içinden ne çıkacak?

Kendi kabuğumuzun altından çıkacak olan bizi tanıyacak mıyız?

Biliyor muyuz kim var içimizde?

Bir ömür boyu kendimizi kabuğumuzdan ibaret sanarak yaşayabiliriz. ‘’ diye yazıyor bir masalın içinde.

Aydınlık Bir Kış Sabahı nı anlatırken;

‘’ Hiç aklınıza uyarak mutlu oldunuz mu? ‘’ diye soruyor. Ardından:

‘’ Hayatınızda aklınızın önderliğinde mutluluğa ulaştığınız örnek var mı?

Daha zengin, daha huzurlu, daha güvenli bir hayata akıl sizi götürebilir belki.

Ama mutluluğa?

Mutluluğun yolunu akıl gösterir mi size?

Kendinizden daha fakir birini sevdiğinizde, bir çılgına ya da bir oynağa âşık olduğunuzda aklınız size ne diyor, duygunuz ne diyor?

Hepimiz biliyoruz ki bir çılgını ya da oynak bir kadını sevmek hem yararsız hem gereksizdir.

Ama genellikle onları severiz.

Aklınız onları reddeder, duygularınız onları ister.

Ne yapacaksınız?

Şimdiye kadar ne yaptınız?

Aklınıza uyduğunuzda mutluluğunuzu kaybedeceksiniz, duygularınıza uyduğunuzda ise mutluluk parlamasından sonra büyük ihtimalle mutsuzluk gelecek.

…..

Akıl ‘’şimdi’’yi öldürür.

O hep ‘’daha sonra’’sına bakar.

Duygular ise şimdiyle ilgilidir.

Daha sonrası için şimdiden vazgeçmekle, şimdi için daha sonrasından vazgeçmek… ‘’ diye devam ediyor.

Derken derken sorular sorarken buluyorsunuz kendinizi işte. Fazla düşünmeyin, ben vereyim cevabınızı; ‘’ Artık geçmiş ola. ‘’

Hayır bazen ulan bu herif beni biliyor olabilir mi ya da içine bir kadın falan mı kaçmış diye tebessüm ediyorum. Daha önceki kitaplarını okuma sürecimden tanıdık bu tebessümler gerçi. Hep bir ensemde hissetme hali.

Bu kadar büyümemiş, hepimizin aşağılı yukarılı aynı şeyleri, aşina duyguları yaşadığımızı bilmediğim, bilemediğim, tam emin olmadığım dönemlere ait olan şüphelerim şimdilerde yoklar artık. Artık biliyorum herbirimizin kendimizi ne kadar kalın kabuklara hapsetmiş olduğumuzu, içimize kaçan gün gelip karşımıza dikilse belki tanıyamayacak olduğumuzu, o aklın birçoklarımızın hayatının içine ettiğini, kimilerimizin geceden karanlık olduğunu, kimimizin en derin maviden mavi, dilsizden suskun, bezmişten vazgeçmiş olduğunu, gitmek istediği yere varamayanların belki de hiç varamayacak olduklarını, her şeyin bir sonu olduğunu, korku endişelerin benzer olduğunu, teslim olmanın verdiği rehaveti, aramaktan bezmiş bacaklarla olduğu yere çökmenin ne demek olduğunu ve tüm yalanların büyük olduklarını.

Tam da bunlara benzer haller içinde okuyorum; özünde – başlangıcında ne olduğunu hatırlamaya çalışırken kabuğumu soy soy bitiremediğim, ben cevaplayıp susturmaya çalışmaktan yorulduğum halde kafamın içinde konuşanın konuşmaktan yorulup vazgeçmediği, çokça uyumak isteyip uyuyamadığım, susmak isteyip susamadığım, çoklu günlerde. Kötü falan değil yani tanıdık haller. 

Benden şimdilik bu kadar, uykum kapı eşiğinde evde yokum sanıp gitmesinden korkuyorum.

Hastalara şifa, arayanlara deva, ayrılara vuslat diliyorum. Gönlünüzden geçen, dilinizden dökülenler dikkat edin.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 21 Nisan 2016 in OKUDUM

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

evde yokum

Screen Shot 2015-05-13 at 3.03.13 PM

Aklıma geliyorsun ya işte tam o anda midemin üzerinde bir yumru, soluksuz bırakır cinsten. Bakışlarım donup kalıyor. Gözün pınarı dedikleri yere geliyor ağlayışım, durduruyorum.

Komik gelecek sana ama güzel ayakların geliyor aklıma. Gülümsüyorum sonra. Gülümse.

Bir fare denize düşmekten korkuyor. Hatırla.

Senli rüyalar dileyerek uyuyorum geceye, seni arıyorum rüyalarda. Yoksun.

Nasıl bu kadar uzağıma gittin. Neden?

‘’ Baktığın yerde olurum.’’ yazmış şair demiştin. Yoksun.

‘’Aşk değil aşık olan güzeldir.’’ demiştim. Güzel değilim gittin gideli.

Yaşlı bir balıkçının takasındayım bu günlerde. Beraber olta atıyoruz Karadeniz’e. Yalnızca dalgalar var.

Denizkızlarıyla tanışmaktı dileğim Begonvil rengi saçları olan. Ki; onca maviye bulandıktan sonra.

Bu arada özlemiş seni o balıkçı. O da üzgünmüş senin çocukluğunu kaçırdığı için. Ama geç olduğunu da biliyor muş, erkek erkeğe sohbet etmek, gözlerine bakıp dinlemek için.

Adaletli bir şey değilmiş adına aşk dedikleri.

Az önce bir bulut geçti üzerimden. ‘’ Al ‘’ dedim gözyaşlarımı. ‘’ Ona götür ’’ dedim. ‘’ Canı çok sıkkın, olmaz. ‘’ dediler. ‘’ Tamam, beklerim. ‘’ dedim bulutlara. ‘’ Unuttu seni. ‘’ deselerdi eğer kırılırdı kalbim.

Bazı bazı aklında olduğumun düşü yeter bana.

Geçecek biliyorum.

Geçene kadar evde yokum. 

özgür tamşen yücedal

 

 
Yorum yapın

Yazan: 13 Mayıs 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

keşke

Screen Shot 2014-12-15 at 6.54.58 AM

Giderken tüm günaydınları yanında götüreceğini söyleseydin keşke sevgili

Keşke bilseydim mavinin griye bulanacağını

Tüm lilyumların solacağını mesela

Şehirlere sığdıramadığım aşk bittiğinde bilseydim keşke çikolatayı asla eskisi gibi sevemeyeceğimi

Doğduğun şehrin tüm yağmurlarının parmaklarıma yağacağını da bilmiyordum

Gönlüne dokunmuş olan meleklerimin umutsuzca kanat çırpacaklarını

Hayalini kurduğum odaya masamı yerleştirdiğim ilk gece sana bu şiiri yazıyorum

Karşımda duran fotoğrafta Çengelköy’de bir çay bahçesinde gün doğuyor

Uzaklarımdaki denizde bir karaltı yar olmadığını bildiğim

İstanbul artık sevilmez bir şehir olmuştur senin için, kimbilir

Vaktinden çok sonra gelenim

Gönlüm düştü artık bil ki tam gönlünün yanında duruyor

Isyan yok asla içimde minnetten fazla

Dileğimdin, dilediğimdin

Biliyorum

Senin içinde asla eskisi gibi olmayacak gün doğumları, güneşin batışları

Dinlediğin her şarkı sana beni anlatacak

Denizi her gördüğünde titreyecek derininde bir yer bir zamanlar bana ait olan

Boynundaki bene baktığında hep beni hissedeceksin, dudaklarımı

Giderken götürdüklerin kadar aslında payıma düşen, emanetlerin

Kalabalıklar içinde aklına gelişlerim yakacak canını tıpkı benim acıdığım gibi

Bembeyaz tüller uçuşacak yüreğinde

Bir balkon serilecek tam yol ortası gibi rüyalarının ortasına

Sen de çikolata yiyemeyeceksin mesela

Köşe başında gördüğün çiçekçilere kafanı çevireceksin unutamadığın için beni

Sesim olmadan yollar bitmeyecek artık

Ne kadar uzağa gidersen git kaçamayacaksın kelimeler küstüler çünkü sana

Asaf’ın dediği gibi ‘’ Sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor.’’

Korkuyorum

Ama

Gün gelir her şey biter

Gidecek olan gider

Gelecek olan yola çıkmış olur

Kapılar kilitlenir

Kapılar açılır

Gören gözler görmez olur

Şarkılar susar

Şiirler yazılır

Ve

Insanoğlu bile bile günü geldiğinde her şeyin biteceğini

Yaşar bile bile

Döngünün akışına teslim edip kendini

Biliyorum hiçbir acı gibi bu da baki değil

Geçecek

Hoşçakal sevgili

Tüm günaydınlarım senin olsun

Gözyaşlarımı çimenlerde bırakıyorum

merhaba

özgür tamşen yücedal

 

 

 

 

 
Yorum yapın

Yazan: 11 Mayıs 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

her şey biter

Bir merhaba yla geldin

Sen gelince boyandı begonvillerim

Sen gelince sevdim gri sabahlarda sevişmeyi

Güneşin batışı hüzün getirmedi akşamüzerlerime

Sen gelince…

Maviye boyandım mesela

Hatırladım yılların unuttun dediklerini

Heyecanlandım

Umutlandım

Tazelendim.

Bile bile anlaştım, kabul ettim yüreğimin en güzel yerine ben

Getirdiklerini

Misafir ettim aşkı

Gittiğinde üzülmeyeceğimi sanarak.

Sen gidince soldu begonvillerim

Sen gidince karardı grilerim

Güneş her vedasında götürdü bir parçamı

Sen gidince…

Renklerim silindi

Hatırladım aşk acısının ne olduğunu

Aldatılmanın ne hissettirdiğini

Tazelendim.

Bile bile anlaşmış, kabul etmiştim yüreğimin en güzel yerine ben

Getirdiklerini

Gittiğinde üzülmeyeceğimi sanarak.

Ve okuduğumda yazdıklarını

YolculadıM sizi

”Her şey biter” diyerek.

Hoşçakal Aşk!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 04 Aralık 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: