RSS

Etiket arşivi: erdo

-miş’li

 

647114-roger-federer

Klavye özlenir miymiş? Özlenir miş!

Sayılı gün biter miymiş? Elbet bitecek miş!

–miş’li zamanlar bu kadar birbirine girer miymiş? Girer!

Bu kadar uzun olmasına asla anlam veremediğim ve veremeyeceğim adı  ‘yaz tatili ‘ olan tatilin içine normalde sığmaması gereken bir dünya olay sığışmaya çalışmakla kalmayıp sığınca –miş’li de, gelmişi geçmişi geleceği de birbirine girer hatta girdi bile!

Götteki osuruktan yel alan omuzlarım tutuk, bırakacak ( yollayacak ) okul ( yakın – akraba ) tatilde oldukları için 7X24 Oğuz yanımda, kulağı iltihaplanmış Erdo kendini iş ve spora adamış, Elf deseniz  ‘ pazartesi okulum açılıyor yetişin a dostlar ‘ diyerek kendini sokaktan eve alamıyor. Hayır, ‘yetişin’i bırakın ‘ olduğunuz yerde kalın ben giderim ’ diyerek kaçılacak deliği kalmamış sürüngen gibi hissediyorum kendimi.

Bir önceki hafta ‘ Beni sakinleştirecek bir şey verin! ‘ yardım çağrısıyla eczaneye girerek başkası yapsa yadırgayacağım, cahilce bulacağım şeyi yaptım; ilaç aldım. Kendime iyi uçuşlar dileyerek içtim. Ne oldu? Uçuş takımları açılmadı! Açılmıyor! Açılmayacak galiba! Ola ola ancak kafaya giden yollar, omuzlarım tutuldu, beni olanca ağırlığımla yere çekiyorlar. Buna da şükür!

Derken Amerika Açık Tenis Turnuvası başladı. Erdo yıllardır tüm tenis turnuvalarını izler, beli platin monteli olmasına rağmen oynar da. ( Amerika Açık Tenis Turnuvasında değil. ) Şaka bi yana Elf’te oynamaya başlayınca hadi dedim izleyeyim,  öğreneyim, konuşuyorlarken neden bahsettiklerini anlayayım.  Evet bu da kusur kalmasın. En önemlisi bu işe de burnumu sokabileyim. Hiçbir merakını bokunu çıkartmadan bırakamayan ben gene formumdayım. Şu saatte evde herkes bilmem kaçıncı uykularındalar ben ise oturmuş Gasquet – Ferrer maçını izliyorum. Heyecanla… ( Federer elendi, çok üzgünüm. ) Diğer spor karşılaşmalarına benzemiyor ki; bir başlıyor ne zaman biteceğini kimse bilmiyor. Maç sırasında adamların sakalları uzuyor, ben sakinleştikçe sakinleşiyorum.

Laf aramızda zaman zaman yakaladığım sakinlikte bile takacak şeyler buluyorum. Misal mi: Nadal’ın karşılaşma boyunca bıkmadan usanmadan donunu düzeltmesi, bazı bayan oyuncuların çığlık – inilti dozunu abartmaları dayanılır gibi değil.

Ben de laf bitmez ama şimdi kapatmam gerekiyor. Gasquet,  Ferrer’i eledi. Bir sonraki maç başlayacak.

Kapatmadan önce SBS ve üniversite sınav sonuçlarına göre okullarına yerleşen, yerleşecek, yerleşmek için hazırlıkta olan başta kuzenlerim olmak üzere tüm gençlere bol şans diliyorum. Diliyorum ki unutamayacakları güzel anı, başarılarla dolu yıllar olsun. Yolları açık olsun.

NOT: Tatile sığıştırdığım şeyler arasında hayli kitap da var onlar hakkında bilahare konuşacağız.

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 04 Eylül 2013 in GÜNLÜK, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , ,

haydi bize gün aydı!

Nedir bu kadınlık hallerimiz, tanrım? Zaten yeterince zorken karmaşaya meyilli iç dünyalarımızla yaşamak, düşünerek daha da içinden çıkılmaz bir hale getiriyoruz içine ettiğimin dünyasını. Ha komik olansa bilmem kaç bilinmeyenli denklem olan kendimizi bir de tutmuş birilerinin anlamasını bekliyoruz. Ne büyük komedi.

Sabahın bir körü kalkmışım, çocuklar, ardından Erdo çıkmış evden. Kalmışım arkalarında ben, göz altları balon, üst baş darmadağınık. Onlar çıkana kadar güne güzel, enerjik, pozitif başlasınlar diye dik duran kuyruğum yerlerde sürünüyor şimdi. Balkona çıktım dakika başı bir servis kornası. Sahi biz küçükken nasıl gidiyorduk okula? Var mıydı bu kadar servis? Anasını öpeyim yollar servis konvoylarıyla dolu.

He işte balkona çıktım ya, baktım Bolt geziniyor bahçede. ( Bu arada Bolt köpeğimiz. ) Bekleyin aklımdan geçene bakın hele:

” Ulan bu köpeğede yeterince sevgi gösteremiyor muyuz acaba? Ya sevgisizlikten hasta olursa! ”

Al sana bir tasa, içini dalgalandıracak yepis yeni düşünce.

Haydi bana şahane gün aydını!

Sizlere de şahane gün dileklerim.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

kasmadan, ufaktan ufaktan açalım müziğin sesini

 Özlüyorsan duramıyorsan
İçine atıp susma böyle
Gel diyorum sana ben ( Yalın )

Kasılıp kalmış, elimden bir şey gelmez haller içindeyken, sabah sabah, pek çoğunuza saçma sapan gelecek, bu akşama, cuma akşamına dair bir heyecan yakaladım. Adı ” Yalan Dünya ”. Uçurtmasının ipine sıkı sıkıya tutunmuş çocuk gibi tutundum.

Yani akşam olacak, evde toplanmış olacağız, kuzen Ece’de gelmiş olacak, yemek yenilenecek, çay demlenecek, televizyonda ” Yalan Dünya ” başlayacak, Oğuz yüzünden ben izleyemeyeceğim,                 ” Anneciğim lütfen bak izlediğim bir tek şu var, rahat ver izleyeyim. ” ricalarım fayda etmeyecek, yakaladığı esprilerde Erdo gülecek  ben gıcık olacağım, çocuklar uyuyacaklar, ben televizyon izleyememiş olmaktan mutlu mesut, geçirdiğim gün için şükür edeceğim. İşte yakaladığım uçurtmamın ucundakiler. Kasmadan, ufaktan ufaktan…

Herkese, hepimize huzurlu haftasonu diliyorum.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
4 Yorum

Yazan: 28 Eylül 2012 in DİNLEDİM, GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , ,

… ne de kelimeler

Ne gündü yarabbi!

‘’ Babamın avucuna gömün beni. ‘’

‘’ Kendim ettim kendim buldum, gül gibi sarardım soldum. ‘’

‘‘ Doyulur mu doyulur mu, canana kıyılır mı, cananına kıyanlar, Hakk’ın kulu sayılır mı ‘‘?

‘’ Seviştiğimde mutlu olurum, sevgisiz imanı nasıl bulurum, böyle inandım böyle bilirim, sevişmek ibadettir sevgi imandır. ‘’

‘’ Nedeceksin bu kadar malı… İşte görünür dünyanın halı. ‘’

‘’ Evvelim sen oldun, ahirim sen. ‘’

Ve sayısız içi asla boşalmayacak söz söyleyen, manayı çözme çabasında biri daha, verilen devlet sanatçılığı unvanını ‘’ Halkın sanatçısı olmayı tercih ederim. ‘’ diyerek geri çeviren adam Neşet  Ertaş öldü. Gerçi bunları söylemiş biri ölür mü? Asla!

Ama ne yazık ki bahsettiği birçok güzel duygunun yok olup gittiğine şahitlik ederek gitti.  Şimdi vah bizim, geride kalanların, şahitliğe devam edecek olanlarımızın  haline. Ne aşk kaldı ne de kelimeler.

Dün bu düşünceler içinde, iki tek atmak, hasretimi gidermek için düştüm yollara. Durup bir akaryakıt istasyonundan aldım mı Şevval Sam’ın son çıkan  ‘’ II Tek ‘’  adlı albümünü. Benim kafa daha tek atmadan oldu 1500. Erdo’yu aradım trafikten ‘’ Erdo feci oldum abicim bu şarkılarla. Valla şimdi biri gelse dese ki  – gel arkadaş açtık 35’liği demlenecez. –   otaban kenarı falan demeyecek sağa çekeceğim. ‘’ Ama nerdeeeee! Ne arkadaşlık kaldı ne de kelimeler.

Yol üzerinde el arabasındaki tezgâhtan kaptım iki palamut, tekelden aldım 35’lik vardım Özlem’lerin evine. Duygu balkonu temizlerken piyazlık doğradığım soğanların üzerine yaydım mis palamutları, ektim üzerine tuzu, karabiber, maydanozu attım ocağa. Acelemiz Özlem’i iş dönüşü hazır karşılayabilmekten ötürü. Neyse yetişti, geldi. Parmakları salataya bana bana yedik afiyetle. Ne denizler kaldı ne de kelimeler.

Gece yarısı olup durulunca gözyaşlarına karışan kahkahalarımız, koydum kafayı yastığa. Düşündüm.  Bu topraklar için ağlayan, gama düşen, insanlık için dertlenen, her şeye rağmen söz söylemekten vazgeçmeyen birini daha kaybettik. Kaç kişi sığar bu yok oluşa?  Her defasında biraz daha sahipsiz kalmış hissediyorum. Ne adam kaldı ne de kelimeler.

Şimdi gelelim öbür boyutuna: Kardeşim bu son zamlar nedir! Biz kimin günahının vebalini ödüyoruz acaba? Bu devlet erkânından biri oğluna iş falan mı kurdu, yoksa bir yerlere gene abuk sabuk paralar mı ödendi, milletvekillerinin faturalarımı birikmiş nedir yani. Sıkışınca zam yap. Yaptığında gıkı çıkmadığı için kimsenin, sorun da yok. Harcar ederken B planı yapmana gerek yok. Bütün ırmakların denize dökülmesi gibi bütçedeki bütün açıklarda halka arz edilir.

Tekelden ‘’ Zıkkım için. ‘’ manasına gelen etiket fiyatını ödeyip çıktım. Kitaplara getirilen adaletsiz ücretler apayrı zaten. Akaryakıt… Doğalgaz ve elektrik sırada. Yeni moda da; zam yapıyorlar, iki gün sonra indirdik diyorlar, dört gün sonra sessizce tekrar uygulamaya başlıyorlar zammı. Geçen gazeteyi okurken yemin ederim takip edemedim akaryakıta zam geldi mi, gelmedi mi.  İçme, yeme, okuma, konuşma, gezme… Elimizde bedava olan bir tek sevişmek kalmıştı onu da ‘’ Kürtaj yasak. ‘’ diyerek aldılar elimizden. Sonunda her şeyin kaçağı, merdiven altı çıksın ve sen bas bas bağır ‘’ Bunlar işte böyle dinden çıkmış, ayyaşlar. ‘’ ‘’ Korsana bulaşmayın, haram yemeyin. ‘’  diye. Şimdi ben, kesinlikle her akşam iki tek atMAyan biri olmama rağmen,  bir 35’liğe ( yaş üzüm olanından ) 28 lira ödemiş olan ben, düşünmez, araştırmaz mıyım – acaba evde rakı yapabilir miyim? – diye.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
5 Yorum

Yazan: 26 Eylül 2012 in GÜNLÜK, TATTIM, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , ,

gülümsedim

( En yakın arkadaşı Elif ve Oğuz )

Okullar açıldı ( açılacak ) ama bizlerinde

  ” Hangi okul?”

” Kazanabilecek mi?”

” Beş yaşını dolduruyor mu? ”

” Gerizekalı mı yoksa akıllı mı?”

” Tek ayağının üzerinde kaç saniye durabiliyor?”

” İmam Hatipli mi yoksa öğrenci mi olsun?”

gibi sorularla yaz aylarımız piç oldu. Yukarıda sıraladığım ve benzeri birçok soru, sonra onların doğru cevaplarını bulmaya çalışarak geçti benim yaz aylarımda. Bu zaman zarfında dikkatimi çeken bir şey oldu: ortalıklarda deliler gibi koşturan, sorup soruşturan, morali bozulan, endişelenen hep biz kadınlar. Nerede lan bu çocukların babaları? Öyle değil mi, bu çocukları bizlere leylekler getirmedi ya!

Hele akşam eve geldiklerinde biz annelerin ağzından yani banttan kayıtla olup biteni anlatınca eleştirisel fikir beyan etmiyorlar mı çıldırıyorum. Bakın şimdi: dün akşamdan bu sabah Oğuz’u okula benim götürmem kararlaştırılmıştı. Aynı anda iki yerde olabilmem mümkün olsaydı eminim Elif’i de ben götürürdüm. Neyse işte evden çıkarken Erdo ” Oğuz’un fotoğraflarını çekmeyi unutma!” dedi ya yemin ederim elimde onun için hazırlamış olduğum tostların olduğu tabakla ejder kesilip üzerine atlayasım geldi. Ama ben ne yaptım? Yalnızca gülümsedim. Neden mi? Neden şu yazdığım paragrafı sözlü olarak karşısına geçip söylemedim. Çünkü eminin diğer tüm erkekler gibi verilecek, kendince haklı çıkacağı bir cevabı vardır. Ama bu günlerde duymaya hazır değilim. Bu günler sessiz kalıp gülümsenecek günler. Sakin kalmak lazım. Her şey zamanı gelince.

Tabii tüm bunların yanında belki de bencilliğin üst boyutlarında mutlu ve de heyecanlıyım. Çocuklarımla yaşadığım bu tecrübeleri hatıra belleğime kazıma şansım olduğu, olabilidiği için şükrediyorum. Bu arada fotoğrafta zaten çekecektim, çektimde. Ama Erdo dediği için değil benim belleğime kazınan gün çocuklarımın hatıralarında fotoğrafla yer alabilisin diye.

Yeni dönem hepimize mutlu, kutlu, umutlu olsun.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
Yorum yapın

Yazan: 10 Eylül 2012 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

ne bu şimdi?

 

  Öncelikle ‘’ Gene neler demek istemişte, diyememiş bu kadın.’’ diyenleriniz çıkabilir baştan söyleyeyim. Zaten ben de bir bilebilsem ki ne demek istiyorum da yazıyorum bu satırları. Kafamın içinde birkaç tane çift kale maç var fakat gol atmak isteyenler de, golü karşılamak isteyenler de gene benim, iyiden iyiye boka sardım anlayacağınız. Bu arada bamya da şahane olmuştu. Bamyayla ilgili yeni kararım, bundan sonra aşka gelirde almaya karar verirsem en fazla 150 gr. alacağım, pişirene de yiyene de yazık yemin ederim.  

  Tüm bunların yanında ağzımda bir dolu küfür bu sabah gene, inşallah Erdo okumaz. Adam resmen sansür uyguluyor, ‘’ Gene de sen bilirsin.’’ diyerek, sek sek sekerekten, usul usul. Yalnızca bana ait olan yegâne yer burasıyken üstelik. Ama yok dayanamayacağım;

  Şimdi hayatını siktir edip yalnızca çocukları için yaşayanlara gıcık oluyorum.

  Çocuklarını siktir edip hayatını yaşayanlardan nefret ediyorum.

  Sürekli konuşan çocukları duymak istemiyorum.

  Sürekli ‘’otur, sus, yapma…’’ diye çocuklarını azarlayan ebeveynleri karanlık odalara tıkmak istiyorum.

  Ama en çok arka sokakta, köpeğini kalın bir ipe bağlayan kadından nefret ediyorum. Bakışlarım ve inlemelerimden anlamış olacak ki hayvan geçen akşam kaçıp arabamın altına saklanmıştı. Bir süre Oğuz’la beraber sevip, gezdirdikten sonra bıraktık. ( Bu sabah yoktu. ))

  Anammmm ben ‘’Tatil Sendromu!’’ na falan mı girdim yoksa. Nereye, neyin içine girdiysem bir an önce çıkmam hayrıma olacak. Daha gideli bir gün oldu ama kocamı mı özledim ne? Şimdi anacığım olsa ‘’ Canın dayak çekti herhalde.’’ Derdi. Aslında dayak değil de şöyle ayaklarımı yerden kesecek tazecik bir şey olsa! Hu Huuuu! Hemen dalmayın kendi fantezilerinizin içine, aşk falan değil bahsettiğim, yeni herhangi bir şey işte. Aşkla meşkle baş edemem ben bu saatten sonra. Ne istediğimi bilmediğim kadar ne istemediğimi biliyorum. İstanbul’a dönmek istemiyorum. İşe gitmek istemiyorum. Çamaşır toplamak, yemek yapmak istemiyorum. Birkaç gün yaz uykusuna mı yatsam, ne yapsam?

 

 

  Bakın yazınca biraz rahatladım. Etrafıma baktım; oğlum kedi kovalıyor, yan masada bir beyefendi yazıyor, iki hatun sohbette, kızım evde uyuyor, ben kahvemi sipariş ettim. Ulan gerçekten dayak lazım bana, dayak. Hadi ben şimdi kahvemi höpürtüdeyim. Birkaç güne kadar şehirdeyim, yazışırız.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
4 Yorum

Yazan: 31 Temmuz 2012 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

ŞU ERKEK MİLLETİNİ …

Bu hafta sonu bir kez daha anladım ki, şu erkek milletini sık sık dağa, parka, çayır çimene, denize götüreceksin. Diyelim götürdün kesinlikle işini gücünü konuşmayacaksın. Bir de bağlı oldukları internet, telefon, televizyonun bağlantı kablolarını fişten çekecek, gerçek hayatla tek bağlantı ağı sen olacaksın. Ama senin antende çocuk kanalı frekanslarını birkaç günlüğüne algılamayacak. Bak nasıl oluyorlar pamuk gibi. Anlattığın lafı gözlerine bakarak dinliyor ( ya da en azından dinliyormuş gibi yapıyor ), biriktirdiği ne var yok anlatıyor, espriler havalarda uçuşuyor. Gece yatarken, sabah uyandığındığınızda yalnızca ikiniz.

  En azından bizim için öyle oldu. Oldukça yorucu geçen kış aylarının ardından yaptığımız bir günlük kaçamak bir haftalık tatile bedeldi. Zaten benim adamın tatil moduna geçişini sağlayan tuşu var galiba  ve uçağa bindiğimizde biri basıyor o tuşa. Hoppp! Nefes aldığını hissettiğim, özlediğim, pamuklara sarmak istediğim Erdo çıkıyor ortaya. Yok normalde de süperdir de, anam tatilde bir başka oluyor adam. ( bugün benim bloğu okuyacağı falan tutar, neme lazım ekleyeyim de ) Çok iyidir, Don Juan mübarek.

  Ben zaten her zaman mükemmel olduğumdan fazla bi değişiklik olmuyor. Yalnızca Read the rest of this entry »

 
Yorum yapın

Yazan: 09 Temmuz 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: