RSS

Etiket arşivi: evlilik

gözünü sevdiğimin anası!

 

Perimenopoz nedir? Bilimsel, doktorsal tanımları kenara koyarsak: Birkaç yıl içinde menopoza ulaşacaksınız, demek. Hormonların ergenlikten sonra tekrar kendilerini kaybetmeye başladıkları dönem de diyebiliriz. Ve bu çıldırmış hormanların himayesinde bedensel – psikolojik dengesizliklere kadınların tekrar tekrar merhaba demeleri, demek. Her ay döngülerinde yaşadıklarımız yetmiyor (yetmedi) iyice içine edilsin çünkü hayatlarımızın. 

Iki yıl önce ‘’Herkes vitamin kullanıyor ben de kullanmalı mıyım?’’ sorumu yanıma alıp endokrinoloji uzmanına gittiğimde konu döndü ve hepsinin üzerine adına perimenopoz denilen bu hazırlık sürecinin sekiz ila on yıl aldığını, yavaş yavaş ergenlik dönemi belirtilerini görülmeye başlandığını da öğrenmiştim. ‘’Hocam ağzım gözüm ancak otuzbeşimizde kadın olduğumuzun farkına varıyor biraz rahatlıyoruz. E kırk, kırkbeşlerimizde menepoza hazırlanmaya başlıyorsak refah içinde yaşayacağımız hepi topu beş yıl mı?’’ diye sormuştum. O da ‘’Evet, maalesef.’’ diyerek gülmüştü. Ben ne komik bulmuş ne de gülmüştüm. Komik mi allah aşkına! Neyse vitaminler içinse; ‘’Biz hekimler olarak vitamin kullanmıyoruz sayılır Özgür Hanım. Siz kimseye bakmadan kontrollerinizi düzenli olarak yaptırın, beslenmenize dikkat edin ve kafanıza göre asla vitamin kullanmayın.’’ demişti. Bu paragraflar yeterli aslında daha fazla dallandırıp menopoz dönemine geçiş sırasında vücutta östrojen ve progesteron hormonu düzeylerinde yaşanan dalgalanmalardan falan bahsetmek istemiyorum.

Özetle kadınlara havada karada rahat yok!

Belirtilerse say say bitmiyor cinsinden:

Düzensiz adet dönemleri,

Normalden daha yoğun ya da hafif kanamalar, 

Hiç adet kanaması olmayan dönemler geçirmek,

Özellikle geceleri aniden sıcak basması,

Kalp ritminin anormal seyretmesi,

Duygusal dengesizlikler ve aşırı tepkiler, 

Ani ve çoğu zaman sebepsiz gülme ya da ağlama krizleri,

Uykusuzluk ve düzensiz uyku,

Cinsel istekte azalma, hatta bazen hiç istek olmaması,

Normal dışı vajinal kuruluk,

Halsizlik, bitkinlik, yorgunluk hali, 

Sebepsiz stres ve gerginlik,

Ani depresyon atakları,

Sebepsiz korku ve kaygılar,

Herhangi bir şeye odaklanmada güçlük, 

Mental konfüzyon hali,

Kısa süreli unutkanlıklar ve hafıza sorunları,

Ani kilo alımı,

Daha önceden var olmayan alerjik reaksiyonlar,

Göğüslerde aşırı hassasiyet,

Vücudun bazı yerlerinde şiddetli karıncalanma,

Ağız içinde yanma hissi,

Sık sık diş eti kanaması,

Tırnakların kırılgan, hassas ve yumuşak hale gelmesi,

Kaslarda ve tendonlarda ağrı ve sancı hissi,

Osteoporoz belirtileri,

Vücudun bazı bölgelerinde aşırı kıllanma ya da ani ve aşırı saç dökülmesi,

Ciltte kaşıntılı veya iltihap,

Kafasının içinde ani elektrik çarpması gibi bir his,

Vücut kokusunda normal dışı bir değişim,

Kötü ağız kokusu,

Kabızlık, hazımsızlık, gaz, şişkinlik gibi sorunlar,

Mide bulantısı,

Baş dönmesi, sersemlik ve denge kaybı,

Aniden şiddetlenen baş ağrısı,

Kulakta uğultu, çınlama gibi çeşitli sesler olması gibi belirtiler gösterir.

Şikayetleri azaltmanın en doğal yolu sağlıklı ve doğal beslenme ve yaşam alışkanlıkları kazanmaya çalışmak, diyorlar.

Sağlıklı beslenin

Düzenli olarak egzersiz yapın

Stresten uzak durun

Çoğu belirti olmamasına rağmen bu dönemin neresindeyim tam bilemiyorum. Okuduklarıma, yaş aralıklarına bakılırsa yavaş yavaş yolalıyor olmalıyım herhalde.

Tüm bunları öğrenince insan çevresindekileri de bi’farklı gözlemliyor. Misal en büyük gözlemim; kadınların çok çoğunun Stresten Uzak Durun önerisini kocalarından uzak durarak uyguladıkları. Gene çok çoğunun akşamları ayrı odalarda, ayrı televizyonlar karşısında geçiriyor oldukları. Bir Kaşık Suda Boğma modu deseniz; hep açık. Tahammül kotası full. Bir asilik, bir başkaldırı halleri… Ulan benim kendime yorgan almam da belirtilerden biri olabilir mi? Akşamlarımı genelde balkon ya da televizyon olmayan odada geçiriyor olmam falan. Sus geldiğinde çenemi günlerce zahmet edip açmamalarım. Kimi günlerimi kör kuyularda kimini bulutların üzerinde yaşıyor oluşlarım. Yok yahu bendeki ruhsal belirtileri takip edecek olursam takribi onlu yaşlarımdan beri perimenopoz dönemimde yaşıyorum sonucu çıkar. Bitmeyen ergenlik benzeri ruhum var, demek olur. Olmamalı.

Yukarıda yazdıklarım dün akşam karşıma çıkan makaleden sonraydılar. Derken sabah oldu bunları geçtim; televizyon kumandası, salonun başköşesinin hakimi erkekleri düşündüm ve annem geldi aklıma. Yapamadın, dedim kendi kendime. Annen gibi olamadın be Özgür. Abicim evlerinin üst katı (kartal yuvası) annemim, televizyon kumandası annemde, salonun başköşesindeki ikili koltuk annemin. Destursuz konuşamazsın hatunla. ‘’Tamam’’ dediyse tamam, ‘’değil’’ dediyse değildir. Ve hep böyleydi kadın. Peh peh… Gözünü sevdiğimin anası!

E ben ne oldum şimdi. Ortada! Odayı yorganı falan terkeden olarak babamın kızı, kendi bildiğimi okuduğum kadarcığımla annemin kızı.

Menopozun perisi aslı falan derken tüm hayatımız hormonların kontrolünde geçiyor ve ne yapsak buna yoruluyor ya, asıl ona ifritim. Bir laf edecek, kırk yılın başı küsecek olursun; tamam tamam bunun regl dönemi gelmiş. Yok menopoza beş kalalar falan.

Hormonların da topunun da köküne kibrit suyu!

‘’Ayyy yazdıklarına bakın, kadın kesin menopoza koşuyor!‘’ diye içinden geçirenler için tüm bu kibritler, suyu, çeri çöpü…

Hadi biz kadınlarda durumlar böyle; iki ileri beş geri falan. Da; geriye tek mevzu kaldı:

Erkekler neyin izindeler, onlar da hormonların egemenliğinde mi yaşıyorlar?

 

 

özgür tamşen yücedal

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

yorgan davası

 

Kaçıncı yaş dönümümdü, evliliğimizin kaçıncı yılıydı tam hatırlayamıyorum. Sanırım on yılı aşkın süredir evliydik. Işte onca yıl önceki doğumgünümde kayınvalidem bana hediye olarak bize çift kişilik, kaz tüyü, en kalitelisinden bir yorgan almıştı sağolsun. O zaman ki elti adayıma da şık mavi boncuklu, altınına dolgun bileklik. Onu da hatırlıyorum çünkü bir elinde yorgan diğerinde kuyumcu amblemli kırmızı kadife kutuyla gelmişti yanıma. Kimseye ayrım yapılmasın diye bana doğum günü hediyesi alırken gelin adayına da bileklik aldığını söylemiş hatta beğenip beğenmediğimi sormuştu. Beğenmiştim. Yorganı hala kullanıyoruz. Daha doğrusu artık ben değil zamanında yorganı annesinden istemiş olan Erdo kullanıyor. Konu bambaşka yere bağlanacak merak etmeyin. Beni az biraz takip edip tanıyanlarınızdan buraya kadar okuyup şaşıranlarınız olabilir çünkü…

Neyse işte hepsinin üstüne yorganın adı Erdo’nun ağzında hep ‘’Annemin aldığı yorgan’’ olarak kaldı. Hatta tatlı sert yatakta tartıştığımız bir sabah ‘’Valla annenin aldığı yorganla seni boğar balkondan da atarım Erdo,’’ demişliğim bile var. Ulan o yıllarda tartışıyormuşuz falan hale bak… Uzun süre evli kaldıkça taraflar sus pus oluyorlar adeta.

Yorgan diyorum işte; takribi ondört yıldır ha benim tarafta az kaldı, çekiştirme şunu, tüm gece üzerim açık uyudum, havalar ısındı kaldıralım, ben klimayla yatıyorum kaldırmayalım kalsın…. Daha bir sürü laf ama yorgan değişmez elemandı. Artık yorgan kesinlikle sorun değil. Yok yahu ne Erdo’yu boğdum ne de yorganı attım. Daha güzel bir şey yapıp kendime yorgan aldım. Kalan tek böbreğimin tarafı, bel bıkınım buz olmuş uyandığım bir sabahtı. Bir elim belimdeyken diğerine cep telefonumu koydum ve kendime pamuklu bir yorgan sipariş ettim. Geldi. Haftalardır balkon kapısı mı, klima mı açık hiç dert etmiyorum. Yastığım ve yorganımla huzurla uyuyorum. Üstüne üstlük sıcacık.

Şimdilerde uyandığım o sıcak sabahlarda düşünmüyor da değilim hani; neden, neyi beklemişim acaba. Çok üşüyen biri olduğumu kabullenmek bunca yılımı almış olamaz. Benim haricim birinin bunu benim için düşünüp yapmasını beklemiş de olmamalıyım. Bekledim mi acaba?

Az önce google‘da araması yaptım. Bizimkine benzer olmasa bile yorgan yüzünden baya sorun varmış yaşanan. Şükür ki bizim ki hırsız gürsüz haloldu. Yirmibeş yıldan bir de Yorgan Davası geçti.

Bu süreçte içimi cızlatan tek şey; anneciğimin çeyiz verdiği, üzerleri saten kaplatılmış yorganların hatıraları oldu. Kimi yaşadığımız rutubetli evlere feda oldular, kim dolaplara sığmadılar… En azından bir tanesini kendim için saklamamış olduğum için çok hayıflandım. Kimbilir belki de anneler biliyorlar da gelin olan kızlarının yanına katıyorlar o yorganları, üşümeyelim diye. Bak yazarken gene hüzünlendim, canım anneler.

Sonuç; hak verilmez alınır. Üzerim açılmadan, dilediğim sıcaklıkta, dilediğim kez dolanarak uyuma hakkımı geç de olsa kendim almış bulunmaktayım. Bileklik mi? Bilmiyorum. Zaten benim davam yorganlaydı başka kimse ya da şeyle değil. Sizin de varsa bir davanız beklemeden kendi hakkınızı gene kendinizin almanızı öneririm. Kimse kimseye vermiyor çünkü…

Sevgi selam benden…

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 03 Aralık 2019 in GÜNLÜK, GENEL, KADIN & ERKEK

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

iyi ki

Screen Shot 2015-08-20 at 2.51.48 PM

Ilk gençliğim

Büyümeme tanığım

Değişimime saygılım

Evime damım

Yastığıma kenarım

Kahkahama ortağım

Üzüntüme paylaşanım

Gizlim, saklım

Sakladığım

Renklerimin kaynağı

Aşkımın –de hali, -den hali, ben hali

Aşkın yıllanmış hali, en sek hali

Iyi ki doğmuşsun

Yeni yaşın mutlu olsun

Sağlıklı olsun

Hep beraber olsun

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 21 Ağustos 2015 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , ,

geçelim

Merhaba!

Iki haftadır yazdığım gün Pazartesi’ne denk geliyor, yanlış anlaşılmasın Pazartesi Sendromu falan sözkonusu değil. Bu ‘söz konusu’ ayrı mı, bitişik mi yazılır bakamam şimdi TDK kılavuzundan. Fulya: ‘ Okursan doğrusunu söylersin tatlım. Editör edasıyla tüm yanlışları bul, demiyorum ha!’’ Pazartesilere gelirsek; oldum olası sevdim ben bugünü, diğer günlerden ayrı koymadım yazık. Çalıştığım dönemde de, şimdi de seviyorum. Sanırım hiç görmeye tahammül edemediğim, varlığından rahatsız olduğum bir patronum olmadığından. Sendroma gir, sendromdan çık falan vakit kaybedemem zaten; yaşa gitsin işte öyle de böyle de geçmiş olacak.

TDK, yazım kılavuzu falan dedik de; yeni zorumlu dersimiz Osmanlıca hayırlı olsun, uğurlu olsun. Kendi ana dilini doğru düzgün kullanamayan ( örnk: yazamayan ben ) milletimizin, uzun uzun anlatmaya erinip kısaltmalarla anlaşmaya başlayan evlatları için eşsiz şekilde ufuk açıcı olacak, net. Bahsi geçen kısaltmaları doğru anlayabildiğim söylenemez gerçi. Doğru açılımlarını ya gençlerin kendilerinden ya da medyadan öğreniyorum. Misal en çok kullanılan AMK kısaltması. Ben hep ayıp bir küfür olduğunu sanıyordum, değilmiş. Açılımı: ‘Azıcık Mantıklı Konuş’ muş bendeki niyet kötüy müş. Neyse işte dil tamam, sarayımız da var! Hoşgeldin oryantalist, osmanlıcalı Lale Devri. Ulan gerçekten Lale Devri Çocukları mı olacağız? Hohoyyyt!

Geçelim!

Düzgün, kuralına göre yapılan her şey bana ters bu da, net! Misal: Sağlıklı Yaşamak. Abicim ben sağlıklı yaşayınca kilo alıyorum. Düzenli uyu, dengeli beslen, stresten uzak dur… Bunun sebebinin de; ruhumun dengesizliği olduğunu tahmin ediyorum. Ruh dengesizken, beden dengeli olmaya çalışınca şaftım kayıyor. Bitti! Yine, yeniden; bol kahveli sabahlara, uykusuz gecelere ‘ Merhaba ‘.

Merak ettiğim bir şey daha var: her sabah olduğu gibi an itibariyle önümden hızla ve sürü halinde uçup giden kuşlar nereye gidiyorlar. Onlara sordum, yanıtlamadılar. Göç desen, vakti geçti. Rüyalarımızda bu kadar mesaj mı yolluyoruz birbirimize acaba ki; kanatlarına yükleyip iletilecek mesajları, duaları alelacele yetiştirmeye çalışıyorlar gitmesi gereken kişilere, yerlere. Benim kuş hangisiydi acaba? Ya da dün gece rüya gördüm mü? Girme buralara Özgür, gözünü seveyim, çık çık. Ulan hala geliyorlar! Şaka değil, yemin edebilirim ki kanatlarının yeli vuruyor yüzüme. Durun içeriye gireyim, hava da soğuk zaten. Bu hafta soğuk hava dalgası geliyormuş. Aman geleceği varsa göreceği de var; önemli olan bizim havamız yerinde olsun, sağlık olsun. Yazı TRT Ana Haber Bülteni’ne döndü dönecek az kaldı. Bir haberim daha var, akşam kitap okurken kulağıma çalındığına göre: dün yapılan karşılaşmada Beşiktaş Trabzonspor’u yenmiş. Ve yorumculara göre Trabzonspor; erken davranmış havaya girmekte, takım oyuncuları arasında gözlenen birlik Beşiktaş oyuncularınınki gibi de değilmiş. Yazmış olduğum son cümlenin mealini bilmiyorum ama tam olarak böyle söyledi sesini tanıdığım, kendisini tanımadığım yorumcu.

Son olarak; dün uzun yıllardır evli iki çift olarak aramızda geçen sohbet özeti olarak yeni evlenecek olanlara, ‘ evlensem artık, ev tuttar içine aşk-iki çocuk sıkıştırırız, yaşım geldi artık, yalnızlık zor abicim, evli olan erkekler daha geç yaşlanıyor muş, insanın hayatı düzene giriyor lan, eve girince ses istiyor insan’… gibi düşüncelere girmiş ve de dillendirmiş olanlara bir çift lafım var: evlilik zor zanaat, götü yemeyen girmesin bu işe.

Dün Belgin’in paylaştığı güzel şiirle huzurlarınızdan ayrılırken hepinize, hepimize hayırlı, uğurlu, sağlıklı, aşk dolu haftalar diliyorum.

özgür tamşen yücedal

benimsin

gün yeni doğanındır

kül sönmüş ocakların.

kılıç kahramanındır,

köpek de sokakların.

sen de benimsin, benim.

sen de benimsin.

gündüz kelebeklerin.

gece yıldızlarındır.

ölüler böceklerin.

azap da günahkarındır.

sen de benimsin, benim.

sen de benimsin.

ne olursan ol kadın, şeytan

canavar, baykuş.

yok kurtuluş elimden,

elimden yok kurtuluş.

Cahit Sıtkı Tarancı

 
Yorum yapın

Yazan: 08 Aralık 2014 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , ,

tutku

ozgurtamsen

31

Öncelikle yazı için 18 yaş sınırlaması olduğu uyarısını yapmak istiyorum.

Şimdi:

‘Çiçek’ deyince aklınıza salonda sulamayı unutmuş olduğunuz çiçekler,

‘Tutku’ deyince akışkanlığı bol olan bisküvi,

‘Akşam’ deyince içinde rahat edeceğiniz ev giyisileriniz,

‘Isınmak’ deyince pufidik terlikleriniz,

‘Oynaşmak’ deyince keeendi kıraş oyunu,

‘Film’ deyince tivi dizileri,

‘Yemek’ deyince karnıyarık,

‘Müzik’ deyince sessizlik,

‘Güzel söz’ deyince ‘bir şey lazım değil’,

‘İltifat’ deyice ‘ellerine sağlık’

geliyorsa evli hatta uzun yıllardır evlisiniz demektir. Haa uzun yıllardır evli değil ve son durum raporunuz bu ise; son çıkışı kaçırmadan hangi yoldan gitmek istediğinize karar vermelisiniz.

Sonra:

‘Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.’ sözü uydurmadır. Daha doğrusu yolun sonunda ulaşmak istediğiniz organa bağlı olarak değişkenlik gösterir.

‘Erkeler akıllı kadından hoşlanır.’ sözü tamamen safsatadır. ‘Erkekler kadınLARdan hoşlanır.’  sözü doğrudur.

‘Kocalar eşlerinin onlara neden darıldıklarını anlamazlar.’ sözü yalandır. Kocalar eşlerinin neye darıldıklarını bilir ama bilmezden gelirler.

‘Erkekler eşlerinin çatalı gözüksün istemezler.’ sözü doğrudur. Ama ‘Erkekler gördüğü hiçbir çatalı bakışlarından…

View original post 69 kelime daha

 
Yorum yapın

Yazan: 15 Nisan 2014 in KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , ,

tutku

31

Öncelikle yazı için 18 yaş sınırlaması olduğu uyarısını yapmak istiyorum.

Şimdi:

‘Çiçek’ deyince aklınıza salonda sulamayı unutmuş olduğunuz çiçekler,

‘Tutku’ deyince akışkanlığı bol olan bisküvi,

‘Akşam’ deyince içinde rahat edeceğiniz ev giyisileriniz,

‘Isınmak’ deyince pufidik terlikleriniz,

‘Oynaşmak’ deyince keeendi kıraş oyunu,

‘Film’ deyince tivi dizileri,

‘Yemek’ deyince karnıyarık,

‘Müzik’ deyince sessizlik,

‘Güzel söz’ deyince ‘bir şey lazım değil’,

‘İltifat’ deyice ‘ellerine sağlık’

geliyorsa evli hatta uzun yıllardır evlisiniz demektir. Haa uzun yıllardır evli değil ve son durum raporunuz bu ise; son çıkışı kaçırmadan hangi yoldan gitmek istediğinize karar vermelisiniz.

Sonra:

‘Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.’ sözü uydurmadır. Daha doğrusu yolun sonunda ulaşmak istediğiniz organa bağlı olarak değişkenlik gösterir.

‘Erkekler akıllı kadından hoşlanır.’ sözü tamamen safsatadır. ‘Erkekler kadınLARdan hoşlanır.’  sözü doğrudur.

‘Kocalar eşlerinin onlara neden darıldıklarını anlamazlar.’ sözü yalandır. Kocalar eşlerinin neye darıldıklarını bilir ama bilmezden gelirler.

‘Erkekler eşlerinin çatalı gözüksün istemezler.’ sözü doğrudur. Ama ‘Erkekler gördüğü hiçbir çatalı bakışlarından mahrum bırakmak istemezler.’ sözü daha doğrudur.

‘Kadınları anlamak, ne istediklerini bilmek mümkün değil.’ sözü kesinlikle doğrudur. Çünkü daha kadınlar bile kendilerinin ne bok istediklerini bilememektedirler.

Uyarımı dikkate almayarak yazıyı okumuş olan gençler yanlış anlamayın evlilik şahane bir şey! Yalnızca ‘Evlilik aşkı öldürüyor.’ diyorlar biz onların yalancısıyız.  Yoksa ‘Nikahta keramet vardır.’ sözünün doğruluğuna inananlardanız.  

 

NOT: Yazıda bahsi geçen kurum ve kuruluşlar tamamen hayal mahsulüdür.

 

özgür tamşen yücedal

 
3 Yorum

Yazan: 05 Ocak 2014 in KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

sevgililer günü

tumblr_m0nax8qLsO1qzt1zxo1_500

Nasıl güzel âşık olunur?

Türklerin aşk karnesi

Aşkın tarifi

Nasıl seviyor, nasıl ayrılıyoruz?

Dijital zamanlarda aşk nasıl yaşanır?

Aşkın denklemi!

Gecelerden aşk çıkar mı?

Aşk 50 yıl sürer mi?

Aşk engel tanır mı?

Sevginizi gösterin

Alternatif son dakika hediyeleri

Yarışmayı kazanana tek taş hediye!

           Başlıklarının yanında:

Sevgililer günü arifesinde ayrılmayın!

Eşim beni aldatıyor mu?

Teknoloji aşkı öldürüyor mu?

50 yaşındayım 25 yaşındaki kıza âşık oldum!

Sex hayatınızı renklendirin!

2 yıldır gerdeğe giremedik

Evlilik aşkı öldürüyor mu?

Bekâr bir erkek âşık olursa, sonu evlenmektir. Evli bir erkek âşık olursa, sonu boşanmaktır.

   Ne kafa yormak, hem de ne! Aşkı arayan bulamıyor, bulan aşkı yaşatamıyor! Bekâr olanlar evlenmek istiyor, evli olanlar boşanmak! Bekâr kızlar ‘’ Piyasada erkek yok! ‘’, bekâr erkekler ‘’ Piyasada kız yok! ‘’ diye vahlanıyorlar. Kimi şarkılar; ‘’ Evli – Mutlu – Çocuklu ‘’ , kimi ‘’ Yalan ‘’ diyor.

   Şimdi tüm bunlardan sonra sevgililer günü, evlilik yıldönümlerinin neredeyse tümünde ya uyuya kalmış, ya misafir ağırlamış, ya eşiyle dargın olmuş bir kadın olarak, bunların birer işaret olabileceğini göz önünde bulundurmaktan imtinaıyla kaçınan bir kadın olarak bu tür özel günlerin kutlanması taraftarı olan da bir kadınım aslında. Geçen yıl da yazmıştım Read the rest of this entry »

 
5 Yorum

Yazan: 13 Şubat 2013 in GÜNLÜK, KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: