RSS

Etiket arşivi: doğumgünü

13 ocak

 

 

“Gençlik de geçer çünkü, güzellik de. Sonunda iyiyse eğer, hikaye kalır. Hikayeler aslında etlerimiz gevşedikçe güzelleşir.” ( Ece Temelkuran )

Zamanın hızla geçip gidiyor oluşu ya da zamanın olduğu yerde duruyor bizim onun içinden geçip gidiyor oluşumuz ya da zaman diye bir kavramın olmadığı, doğduğumuz andan itibaren ölüme yürüdüğümüz gibi düşünce, cevapsız soruların anlamsızlaştığı bir yaş dönümü arifesi gecesindeyim. Mutfakta cam kenarında duran masada, geçen yıl oturduğum aynı sandalyede, aynı fincana koymuş olduğum taze kahveyi yudumluyorum.

Içimden bakınca dış görünüşümde bir değişiklik yok muş sanıyorum. Aynada dışıma baktığımda zaten en yabancısıyım kendimin. Içsel hissedilişe gelince biteviye yaşanan, kimi – çoğu birbirinin tekrarı günlerle bir yılı daha tüketmiş olduğumun ayrımındayım. Ruhsal olaraksa; şaşkınım. Zamana, zamansızlara, olanlara, bitenlere, gelen – gidenlere karşı çok büyük çaresizlik duygusu içindeyim. Adeta ben hiçbir şey yapmıyor – yapamıyorum da hayat yaşıyor muş gibi. Önceden yazılmış bir filmin figûran oyuncusu gibiyim…

Geçen yıl  kendime yazdığım günceyi tekrar okudum az önce, değişen bir şey yok. Değişen yalnızca artık onları yazacak takatîmin olmaması. Ama şunu da biliyorum ki; böyle hissedişim yalnızca bu akşamlık, içinde bulunduğum anlık olabilir. Çünkü neredeyse her sabah hayata – hayatıma dair yeni sorularla uyanıyorum. Cevaplar mı? Işte çoğunlukla onları bulamıyor sonunda da aramaktan vazgeçiyorum.

Yazdığı bir çok güzel şeyin arasında ‘Hayalin, gerçeğe değdiği yeri seviyorum.’ yazmış Şükrü Erbaş. Bu cümleye tutunduğum ise çok oluyor. Kurduğum hayallerimin çoğuna inanmak istiyorum. Tam inanacakken; geçmişin hatıralarıyla geleceğin hayalleri arasında sıkışıyorum. Bir hayal kırıklığı durumu var ya; içe korku salıp eli kolu bağlayan, bağlanıyorum. ‘Sonunu düşünen kahraman olamaz.’ derler işte ben bu kadar düşüne – korka asla kahraman olamayacağım.

Amanın da amanın nasıl bir dipse düştüğüm! Kahveden mi, geceden midir, bugün yaptırdığım dip boyasından mıdır? Tüm bu düşünüp güzel kafamı yorduklarımı özetleyen en özlü söz ki; kendisi ekşi sözlükte birinin yorumladığı üzere ‘ Korkunun ecele faydası yoktur ‘ un porno versiyonudur: ‘ Kaderde varsa düzülmek, neye yarar büzülmek.’

Plan, program mış, hayal miş, musmutlu bir hayat mış, salt gerçekler, hayatın anlamıy mış falan füttürüp gitsinler. Gizemli kalan tek organımızın bile şifreleri çözüldü çözülecek, bilgisayarlar, yapay zeka insanlığın kapısına dayanan yumurta pozisyonundayken gerçekten kalıveren, kendime güzel beynimi bunlarla yormamalıyım.

Bu arada olunan yaş geçen yıllarla hesaplanıyorsa; kimine göre 43 oldum, kimine göre sonrakinden gün almaya başladım, en sevdiğim kimilerine göreyse hissettiğim yaştayım. Bak bunda bile net olamıyoruz. Fark ediyor mu? Bence, hayır. Kaç yaşında olduğumuzun engel olamadığımız bedensel, tensel değişiklikleri dışında ne anlamı olabilir ki? Zaten adına hormon denilen sıçtıklarım ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Nasıl bir esaretse bu insan olma hali!..

Bu arada; yolun yarısına kaç yaşında gelmiş oluyorduk?

Of! Yoruldum. Şimdi annem olsa kendisi durmaksızın kafasında bir dünya şey düşünmüyor, geceleri erkenden uyur geceyarılamaz mış gibi; ‘ Bok var bu saatte oturmuş bunları düşünüyorsun, yat zıbar! ‘ derdi. Yatacağım.

Ama son olarak:

Bilinen, bilinmeyenlere

Bilebildik, bilemediklerime

Özellikle artık bilmek istemediklerime

Bir ağaç gölgesine

Içimizde kalan düşlere

En çok kendisine dürüst olanlara

En çok kendisini sevenlere

Merhem olanlara

Şarkılara

Şiirlere

Şifa verenlere

Maviye

Sırları saklayan denizlere

Kuşlara yuva olan gökyüzüne

Hikayeler anlatan kitaplara

Aşk acısı çekenlere

Beyaz kelebeklere

Vuslata erenlere

Dua edenlere

Zencefil ve tarçına

Arılara

Çocukluğa

Kauçuk ağacına

Yar olanlara

Anama

Babama

Kardeşlerime

Erdo’ya

Elif’e

Oğuz’a

Lilyum kokusuna

Tek sayılara

Tebessüme

Paylaşabilenlere

Bir lokma ekmeğe

Bin şükürle…

İyi niyetimle…

İyi dileklerimle…

Melekler Korusun.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
1 Yorum

Yazan: 11 Ocak 2018 in GÜNLÜK, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

hop dedik

 

Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlara, Güneş’e, Ay’a şarkılar, şiirler yazılmış. Isınıp, aydınlatmak, yol göstermek, rayında tutmak derken derken ilişkimizi neden bunlarla sınırlayamadık bunlarla. Ben diyorum ayarımız yok bizim.

Bu kadar uzağımızdalarken nasıl oluyor da üzerimizde bu kadar etkili olabiliyorlar. Işığı, sıcaklığı falan tamam akıl alabiliyor. Da; ruhsal olarak diyorum, duygu durumlarımızı nasıl derinden, yakından etkileyebiliyorlar? Oldukça uzun zaman önce okumuştum; doğumgünü kutlamalarının çıkış sebebi bile bunlar. Güneş ve yıldızlar doğumgünlerimizde ( bir gün önce ya da sonra olabiliyor muş ) haritada doğduğumuz gündeki yerlerinde oluyor ve biz o doğum şokunu tekrar tekrar yaşıyor muşuz. Hele ki; bir sapma olsun vay halimizey miş. Al sana ters kavuşma, bunalımlı bir gün. Işte bu ihtimale karşı kutlamalar yapılır, doğumgünü olan kişi yalnız bırakılmaz mış, bunalıK olmasın, enerjisi yükselsin diye.

Merkür’e gelirsek, bu da yılda üç kere üç haftalık dönemlerle geriliyor muş. Yalnız başına gerilese iyi bu sırada bizler zaman durmuş gibi hissediyor muşuz. Adeta uzun bir ara vermişsiz gibi. Bu zamana kadar yaptığınız şeyleri geri dönüp değerlendirmek için en doğru zaman mış. Bu dönemde risk almaktan uzak durmalı, risk teşkil edecek girişimlerden de mutlaka kaçınmalıy mışız. Detaylara önem verip, yanlış anlaşılmalara karşı da dikkatli olmalıy mışız. Yaşamınızı etkileyecek büyük değişikliklerden ise uzak durmalıy mışız.

Şahsen ben, kendim doğumgünlerimde pek travmıyorum, benim işim sorgulama. Beni asıl tepe taklak eden hep Ay. Vampirlerle soy kesişmem olduğundan şüphelenecek kadar sapıyor rotam. Dün gece büyük geceydi. Bir de üstüne her yerde bangır bangır yazıp durmadıkları durum gerçekleşiyor ya, ben perişan.

Merkür geriliyor muş. Gerilerken gerilerken dün gece sanırım bana girdi. Iki gün boyunca süren iç sıkıntısı, öfke topu yutmuş hissiyatı… Telefonda Özlem aynı durumda, yanımda Elf ( Alp beni eskisi kadar sevmiyor gibi sanki! ) aynı durumda birbirimiz eyler haldeyken dolunay haberine sevinişimiz görülmeye değerdi. Hele ahizenin karşı ucunda Özlem’in:

– Gerçekten mi? O yüzden mi böyley mişiz? deyişi üstüne bir de suni gülüşü…

Gülelim mi, kaçalım mı derken oldu mu sana akşam. Saati 03:00 etmiş, nefes almakta zorlandığımdan balkon kapısını açıp yatmış, kafamdaki deli hesaplaşmalarla debeleniyorken yağmur sesini duydum. Kendimi balkondan atmama ramak kalmıştı yardımıma yağmur yetişti. Adeta içime içime yağdı. O yağarken ben uyumuşum.

Ben gerçekten neredeyim?

Buradaysam neden burası?

Doğru mu?

Gerçek buysa rüyalar ne?

Evlilik nedir?

Hatıra dediğin nedir?

Hatıra olarak saklayacaklarımızı biz seçiyoruz sanki?

Sarımsak yiyip ağzı nasıl kokmaz bir insanın?

Bu beyine istemedik, fazla bulduklarını silme yetkisini kim ( hangi güç ) verdi?

Feyza neden böyle yaptı acaba?

Ay içime kaçmış olabilir mi?

Yuttum mu ben O’nu?

Neden rahat olamıyorum?

Insanlar neden yalan söylerler?

Gece yatarken süt içmek yararlı mı?

Adalet bu dünyada tecelli ediyor mu?

Ediyor da biz farkına varamıyor muyuz?

Artık hiçbir şeyi, hiçkimseyi özellikle kendimi umursamayacağım!

Uyumadan önce son hatırladıklarımsa bunlar. Sabah uyandığımda başka bir insan mıydım? Tabii ki, hayır. ‘’ Bu ne lan dünün aynısı! ‘’ diye mırıldandım. Stabil kalan durumuma inanamamanın verdiği bir titreşimle neredeyse bütün sabahı da ağlayarak geçirdikten sonra ben sağ Ay selametle diyerek evden dar attım kendimi. Ben ağlarken içime dolan güven hissi ve resim yapmanın iyileştirici gücüyle bu saatlere geldim, şükür.

Bak içimde gene hafif bir fokurdama var ama aynı zamanda çok uykum var. Beynime tıpa tıkayıp yatacağım. Hiç uzatmayayım.

Tatlı rüyalar.

Geri geri gelirken dikkatli olalım.

Tişikkirlir Sipirmen!

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

İşte bunlarda gerilemeyle ilgili gelen mailden inanan – inanmayanlar için alıntıladıklarım:

‘’ Merkür gerilemesini iyi bir şekilde kullanmak isterseniz olaylara daha farkındalıklı yaklaşmalısınız. Merkür 12 Aralıkta güneş ile kavuşarak tüm başarılarınızı aydınlatırken, 15 Aralıkta Venüs ile kavuşum yaparak aşk ve ilişkilerdeki ödüllerini önünüze getirecektir. Harekete geçin. 
Geleceği belirlemenin ilk şartı, yönü ve yolu belirlemektir. Zaman en etkili ilaçtır. Vakit öldürmek, intihar etmek demektir. Çalışmaya zaman ayır, başarının bedeli budur, düşünmeye zaman ayır, iktidarın kaynağı budur.
Eğlenmeye zaman ayır, sağduyunun kaynaklarından biri de budur. Etrafındakilere nazik davranmaya zaman ayır, mutluluğa giden yol budur. Hayal kurmaya zaman ayır, dünyanın dertlerini kısa bir zaman unutmak için en tatlı çare budur.



Kim inkar edebilir ki, kendi canını yakan kişiyi sevmediğini….Evrenin en puanlı sorusu burdan gelir.
Yaralı şifacı Kiron uzun zamandır süren geri hareketini tamamlıyor ve durağan pozisyonunda gerileyen merkür ile birbirlerine meydan okuyorlar.Aynı zamanda Satürn de Merkür ile kavuşum yapıyor. Kısaca yaralarımız acıyor ve bu acıyan yer çoktan kabuk bağlamış bir yerdi….
Nerden çıktı bu acı şimdi?
 Acaba bu yarayı kabuk mu bağlamıştı,yoksa kabuğun altında yaramı vardı? Bazen neresinden baksan işe yaramaz. Olan olmuştur bir kere. 
İlişkiler konusunda korkularınızla yüzleşmeye başlayacağınız bir zaman içine giriyoruz. ‘’

 
Yorum yapın

Yazan: 04 Aralık 2017 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , ,

13 Ocak

fullsizerender-5

“Gençlik de geçer çünkü, güzellik de. Sonunda iyiyse eğer, hikaye kalır. Hikayeler aslında etlerimiz gevşedikçe güzelleşir.” ( Ece Temelkuran )

Ne kadar çok şey mişim

Ne kadar hiçbirşey mişim

Ne kadar kalabalık

Ne kadar yalnız mışım

Hayaller farkına varmadan uzağında kalırlar mış

Anlar ne kadar kıymetliy miş

Ukde kalanların izi bakîy miş

Yarım kalan tebessümler gün gelir tamamlanır mış

Öğrenecek şeyler hiç bitmez miş

Heves zamanınday mış

Az karar, çok zarar mış

İnsan ansızın anlarmış başladığını gökyüzünün, ayaklarının ucunda

Tek başınayken az, iki kişi kalabalık gelebilir miş

İki dirhem et bin ayıp örter miş

Denge önemliy miş

Götünde çöpü olmayan üzüm yok muş

Dokunarak sevişmek diye bir şey var mış

Bakarak konuşmak, susarak cezalandırmak var mış

Vazgeçiş yeni başlangıca gebeyse hayırlıy mış

Giden, gün gelip geri dönse de kıymeti yok muş

Git git bi’kendinden uzaklaşamaz mışsın

Kimse kimsenin olamaz

Kimse kimseden gidemez miş

Güvendiğin dam çöker, akıl uçabilir miş

Özlem nefes alana duyulan değil miş

Şükür kıymet bilmek, farkında olmak demek miş

Bildiğin, söylediğin yalnızca kendiney miş

Çocuklar hızla büyürken yaşlandığının farkına varamaz mışsın

Bazı özürleri dilemek için fırsatın olmaz her gece dualarına katar mışsın

Her şeyin, herkesin sebebi var mış

Gittiysen, geldi, aradı, aramadıysan, aranmadıysan sebebi var mış

Herkesin sebebi kendiney miş

Duraklar varmış dura-kalınan

Tren var mış hiç durmadan hareket eden

Herkese gönlüne göre verilir miş, nasibince

Bir tas çorbanın hatırı sonsuz muş

Üç beş nöbetleri dedikleri doğruy muş

Ateş düştüğü yeri kül eyler, diğerlerini yakar mış

İki kapılı bir han mış içinde debelenip durduğumuz gece gündüz aralığında

Ne kalan ne de kalacak borç var mış

Borç denilen şey sebepliy miş

Bir tek hak var mış helâli istenen, hak olan

Herkesi, her yapılanı bağışlamak lazım mış, hafiflik miş

Eşeğe taşıyabileceği kadarı yüklenmeliy miş

Gün gelince her şey biter miş

Günü gelince başlangıçlar yaşanır mış

En iyi şeyler henüz gerçekleşmeyenler miş

Yaşamak her şeye rağmen güzel miş

Alınan her yeni yaş kıymet bildirir, hatırlatır mış.

İyi niyetimle…

İyi dileklerimle...

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

not: ”İnsan anlamışsa ansızın, başladığını / Gökyüzünün, ayaklarının ucunda” dizesi değiştirilerek Ülkü Tamer’in BRUEGEL şiirinden alıntılanmıştır.

 
Yorum yapın

Yazan: 12 Ocak 2017 in GÜNLÜK, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , ,

özlem’e

Screen Shot 2015-08-20 at 3.24.35 PM

Herkesi kıskandıran sevgim

Kıskanılmasından korktuğum sevdiğim

Sırlarımın, korku, zaaflarımın üzerinde örtü

Sırtımda taşımaya gönüllü olduğum

Sırtında taşımaya gönüllüm

Gözündeki bakışa dağlar aşacağım

Gözümdeki bakışa dünyaları yakanım

Üzeni üzenim olan

Mutlu edeni sevdiğim olan

Kol kanadım

Evladı evladım

Evladım evladı olanım

Doğduğu andan itibaren tanığım

Ana, baba, kardeşimin ortağı

Kardeş payım

Şükrüme şükrü

Duama duası olanım

Gün doğumum

Öğretenim

Ağlatan, güldürenim

‘ Siktir et ‘ diyenim

‘ Hayat bir gün o da bugün ‘ unutturmayanım

Doğduğun günün yıldönümü kutlu olsun

Yeni yaşın aşkla olsun

Sağlık, huzur dolsun

özgür tamşen yücedal

 
2 Yorum

Yazan: 29 Ağustos 2015 in DENEMELER & RÜYALAR, GENEL

 

Etiketler: , , , , , ,

dünyada bir yerlerdeyim

Söyleyecek sözü olan, söyleyecek sözünü cesurca söyleyen, savunan, saygı duyan, kirlenmeyen, kirletmeyen, pırıl pırıl insanlar daha vakit çok erkenken gidiyorlar ya dünyadan… Sizi bilmiyorum ama her defasında ben daha bi yalnız daha bi terk edilmiş hissediyorum kendimi. O bırakıp gittiğinde küsmüştüm ben ona da tıpkı diğerlerine küstüğüm gibi. Kalemlerini, şiirlerini, şarkılarını yalnız bırakmadıklarını bizlere emanet ettiklerini bildiğim halde…

‘’Hayde’’ deyişini, ‘’Gidiyorum’’ diye haber verişini, ‘’Hayat’’ı anlatışını, ‘’Koyverdun gittun beni’’ isyanını, ‘’Salkım Söğüt’’ diye ağaçlara sarılışını bildiğim adama küslüğüm çok kısa sürmüştü. Zaten o ‘’Dünyada bir yerdeyim’’ dedi  konu kapandı. İşte o adamın Kazım Koyuncu’nun doğduğu gün 1971 yılının bugünüydü.

Ben Kazım Koyuncu’nun şarkılarıyla uyandım bu sabah ve baş sayfalarında üniversite öğrencileriyle ilgili haberlerin olduğu gazeteleri okumaya utandım. Yaşamının son gününe kadar meydanlarda el ele olduğu, kampüs kampüs gezerek söz söylediği, paylaştığı gençlerin bugün hala hala ve hala nelerle uğraştıklarını görünce üzülecek diye üzüldüm. Pırıl pırıl ışıkları söndürülmeye çalışıyor, üzülecek diye üzüldüm. İşte böyle yağmurlu, puslu, üzünç bir doğum günü oldu bu defa.

Ama asla umutsuz değil. O, biz, bizim gibiler dünyada bir yerlerdeyiz biliyorum. Güneşli günler göreceğiz. Düşmeyecek tutunacağız. Bitmeyecek söyleyecek sözümüz. Kirlenmeyeceğiz. Ve kirlenmemek için kirletmeyeceğiz.

Selam ey dünyada bir yerlerde hala bizimle olanlara!

özgür tamşen yücedal

 
1 Yorum

Yazan: 07 Kasım 2013 in DİNLEDİM, GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: