RSS

Etiket arşivi: aramak

istiyor du

 

 

Günaydın

Gün doğdu, uyan istiyor.

Elif, akşam yemekte köfte-patates istiyor.

Oğuz, odası için renkli etiketler istiyor.

Erdoğan, akşam sinemaya gidelim istiyor.

Mila, mama istiyor.

Beden, ona iyi bakmamı istiyor.

Saç, taranmak istiyor.

Tırnak, kesilmek istiyor.

Yağ, daha fazlasını istemiyor.

Yüz, temiz kalmak istiyor.

Dudak, tebessüm istiyor.

Kulak, duy istiyor.

Göz, gör istiyor.

Kalp, hisset istiyor.

Sümük, aksın istiyor.

Kan, damar istiyor.

Çiçek, su istiyor.

Güneş, aydınlan istiyor.

Su, yolunu bulsun istiyor.

Doğa, özen istiyor.

Kitap, oku istiyor.

Giyisi, giyilmek istiyor.

Para, daha fazlasını istiyor.

Yalan, söyleme istiyor.

Iyilik, denize at istiyor.

Yol, git istiyor.

Yol, gidenler dönsün istiyor.

Aşk, yar’ın ucunda kal istiyor.

Aşk, mavi istiyor.

Gökyüzü, kuşları istiyor.

Yalnızlık, paylaş istiyor.

Gözyaşı, aksın istiyor.

Ayrılık, unut istiyor.

Savaş, bitsin istiyor.

Politika, dayak istiyor.

Şarkı, yaşanmışlık istiyor.

Yaşlı, aranmak istiyor.

Küçük, anla istiyor.

Büyük, çocuk gibi olmak istiyor.

Ergen, özgür olmak istiyor.

Dost, güven istiyor.

Kötülük, kötülük istiyor.

Iyilik, hep iyilik istiyor.

Arzu, seviş istiyor.

Zaman, onunla yarışma istiyor.

Dua, kabul istiyor.

Hayırlısı, temiz yürek istiyor.

Hayat, yaşa istiyor.

Kader, kabul et istiyor.

Kadın, ……………….. istiyor.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 27 Ekim 2017 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

bulursam kırarım kafanı

Screen Shot 2015-09-26 at 8.31.23 PM

Heyy!

Tatil yorgunluğu içinde, derinden, özlem dolu bir ‘Merhaba’ sizler, bizler, hepimiz için…

Tamam biliyorum çoğumuzda bir dağılmışlık, bir daha toplanamayacak mışlık hissi. Gece gündüz ayarımız, çoluk çocuk kargaşamız, nerede – ne zaman cevapsızlıkları ya da çoktan seçmeli yanıtlar, yağdı – durdu yağmur takipleri, açtı – kapadı güneş arayışları, haberleri izlemek izledikçe kahrolmalar, çaresizlik, öfke, anlam veremeyişler … derken derken tükendik.

Sonbahar sendromu dediğimiz ruh hali içine girmek bir yana ta kendisi olduk sendromun. Gözlemlediğim kadarıyla erkeklerin ruh halleri her zamanki gibi stabil, ne yapsınlar yaradılış özürü; yol hep düz. Biz kadınlar yaradılış özüründen dolayı hep çetrefil, virajlı yollar, dalgalı sulardayız. Anacım kiminle konuşsam regliye dört kala ya da menepoz yaş haddi ruh halinde. Ama geçecek, yorganlar bi çıksın ortaya, okul servisi yolları gözlenmeye başlansın hele hepsi geçecek. Elbirliğiyle atlatacağız. Bu arada aranızda sendromu benim gibi vücuduna kilo olarak yerleşenler varsa onlar da endişe etmesinler; önümüzde bir dünya Pazartesi var, başlarız. Ben ümitli, umutluyum. ( Ümit: uyanık insan rüyası ( tolstoy ). Umut: hayal ettiklerini hayata geçirme isteği ). Oldu oldu, olmadı çay içeriz!

‘Dağılmışlık’ diye başlamıştım ya işte bu son bayram tatilinde anladım ki; biz fiili anlamda toplanamaz bir aileyiz. Toplanamaz da demeyelim aslında ‘Bulamaz’, ‘Bulma özürlü’.

– Anne …. neredeeeee?

– Oğlum bak gelir bulursam kırarım kafanı, dikkatli bak!

– Tamam, gel kır! Aman gelme buldum!

Diyaloğu tüketti beni. Gerçi annemi tüketmediyse bana da bir şey olmaz.

– Bakan kör.

– Gözünün önündekini göremiyorsun.

– Bak! Bak! Burada işte! Baksan göreceksin!

– Bırak getirme o halde, kalkamam şimdi, kalkarsam kafanı kıracağım çünkü…

Sayısız kereler telaffuz edilen bu diyaloglarla büyümüş olan biz üç kardeş de, sayısız kereler telaffuz eden annem de iyiyiz. Aradığımız şeylerin nicelik niceliklerinin değişmiş olması bir şeyi değiştirmedi, hâlâ arıyoruz ama iyiyiz. Şükür!

Lafı gelmişken itiraf edeyim; çok kereler ‘Anne bulamıyorummmm!’ diye çığlık atasım gelmiyor değil. Gelse de kafamı kırsa istediğim çok oluyor. Bir dönem arayıp bulayım derken kendimi kaybetmiş, çığlıkta atamamış yalnızca buraya ilan yazabilmiştim: ‘ Kendimi kaybettim bulan olursa hükümsüzdür! ‘ diye. Ilk bulan ben oldum allahtan, iyi kotarmıştım. Artık hepimiz beraber takılıyoruz; kaybettiklerim, aradığım bulduklarım, tesadüfen karşıma çıkanlar, pandoranın kutusundan çıkanlar, süprizler hepimiz beraberiz.

Son olarak bir instagram geyiği:

Size bir iyi bir de kötü haberim var,

Kötü Haber: Hiçbir şey sonsuza dek sürmez.

İyi Haber: Hiçbir şey sonsuza dek sürmez.

Arayıp bulamayanlara, bulup kıymetini bilenlere, bulduğunu göremeyenlere, kendini arayanlara, aşkı arayanlara herkese selam olsun.

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 26 Eylül 2015 in GÜNLÜK, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Şeytan aldı götürdü, bulabilen getirsin!

Screen shot 2014-02-28 at 10.43.17

‘’ Şeytan aldı götürdü, bulabilen getirsin!’’

Başkaları bulamasın diye bir yerlere sakladığım şeyleri bulamıyor oluşumdan bezdim yemin ederim. Hele saklarken içimden ‘’ Nereye koyduğumu düşündüğümde aklıma ilk burası gelir! ‘’ diye geçiriyor olmam iyice trajikomik. Gözümün önünde durup da göremiyor olduklarımdan bahsetmiyorum bile.

 Hiç aklımda yokken parmaklarım klavyeye dokununca aklıma gelen ise; içimde bir yerlere saklayıp şimdilerde bulamadıklarımı ne halt edeceğim. Hayır, şu ” İç ” dediğimiz üç göz oda olsa kolay kolay da… Ha üç oda olsa baş edebilir, bulabilir miyim orası da ayrı. Her girdiğim odada tekrar tekrar kaybolmak, kaybetmek ihtimalimde var.

En iyisi hiç o sulara girmeden çekmece, dolap açıp kapatıp arayıp da bir türlü bulamadığım eşyamı aramaya devam etmek sanırım.

Notun Dibi (Dipnot):  Normal bir insan, hayatının 15 ayını kaybettiği eşyalarını aramakla, 5 haftasını da kaybettiği yolu aramakla harcıyor ise benim gibi sürekli kayıplarını arayan, mütemadiyen yolunu kaybeden bir salağın boşa geçirdiği vakiti hesaplayabilmek için ayrı bir anket yapılmalı!

Bu kadar içe döndük götümüzü gördük günler yaşadığımız dönemde aramalarımızın ebelerimize ulaştırmayacağı güzel günler, hayrının hıyarlıya çıkmayacağı hafta sonları diliyorum. Hee bir de; kendimizi bilelim ya yalnızca kendimizi bilelim.

 özgür tamşen yücedal

 

 
2 Yorum

Yazan: 28 Şubat 2014 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

KOVADAKİ OKYANUS

   Aklımda kalan bir kitap adı, geçen hafta twitter hesaplarından birinde tesadüfen okuduğum aynı kitaptan alıntılanmış bir paragraf.  Ertesi gün İdefix arama motorunda okuduğum ‘’Tükenmiştir’’ ibaresi. Cuma günü yalnız yiyeceğim öğle yemeğinde bana eşlik edecek bir kitap aramak için girdiğim kitapevinde karşıma çıkan gene aynı kitap ‘’Kovadaki Okyanus’’. Yıllardır okuduğum, sık sık düşündüğüm, zaman zaman unuttuğum kısacası bildik şeylerin yazılmış olduğu kitap ile yaşadığım bu karşılaşmaların bir anlamı olmalıydı. Varmış. Tekrar hatırlamam gerekiyormuş.

   Kafamda ki düşüncelerin, ayın önündeki bulutlar gibi olduğunu. Dünyamı karartabileceklerini ya da renklendirebileceklerini.

   Çevremde gördüklerimin içimden sızanlar olduklarını.

   Hayatta tek bir gerçek olduğunu onunda ‘’ Olan ‘’ yani şimdi olmakta olan olduğunu hatırlamam gerekiyormuş.

   Son aylarda köşebaşlarında karşıma çıkan insanlardan dinlediğim hikâyeleri, gözlerinde gördüğüm bakışları, dillerinden dökülüp yüreğimi okşayan cümleleri gibi birçok şey yeniden anlamlandı. Yaşadığım anlık hayal kırıklıklarını çabuk atlatabiliyor, yaşayıp geçiyor olabilmemin iyiye işaret olduğunu hatırladım. Kimbilir belki de kovada bir okyanus olduğumun ayrımına varıp onunla bütünleşmem yakındır. Ve karşınızda ‘’ Kovadaki Okyanus ’’:

‘’ Nerede bir su varsa, aslında orada Okyanus vardır.’’

‘’ Anlamadım! Şimdi bu kovada da Okyanus mu var?’’

‘’ Evet. Aynen öyle.’’

‘’ Ama ben burada Okyanus’u göremiyorum.’’

‘’ Önünde bir engel var da ondan göremiyorsun.’’

‘’ Ben, bu engeli de göremiyorum.’’

‘’ Göremezsin, çünkü o engel, sensin.’’

… başına gelen her olayda, ‘Bu da geçer’ de. Böylece, olan hiçbir şeye ne çok üzül ne de çok sevin. Nasıl olsa, vakti gelince, geçip gidecektir.

 … mehtaba bakınca, mehtabı görmelisin. Ama sen orada, âşıksan sevgilinin yüzünü, açsan sahanda kırılmış yumurtaları görürsün.

 … Uçmak için hafif olmalısın kovasu. Yükünü at, sırtındakini de kafandakini de; geçmişin pişmanlıklarının da, geleceğin endişelerini de. Ama bırakmak, sadece rahat uçmak için değil, tam yaşamak için de gerekli. Yaşamak, sadece bir anda olur. Eğer sen, biraz geçmişte, biraz gelecekte isen, hayatı da biraz yaşarsın. Ve hayatı tam yaşamak, kendin olmak demektir. Özel biri olmak, tanınmak, üstün olmak gibi saçma istekleri bırakıp kendin olmak.

   İşte böyle… Şu an okuduğum diğer iki kitabın arasına giren ve bir – iki saat süren kısa bir mola oldu ‘’ Kovadaki Okyanus ’’   Dokunup gitmek gerektiğini, yaşayıp geçmek gerektiğini hatırlatan bir dost sohbeti misali. Sizin de bir yerlerde gözünüze ilişir de, bir kadeh ya da bir fincanlık mola verirsiniz diye yazıverdim. Artık okyanusta damla mı, kova da okyanus mu, balık mı olacaz göreceğiz. ‘Ne olursak olalım da hakkını verebilelim bari’  der ve Özgür kaçar. Kaçarken de iyi haftalar diler.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
Yorum yapın

Yazan: 07 Mayıs 2012 in OKUDUM

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: