RSS

Etiket arşivi: sonbahar

sokma akıl

 

Az sonra misafirlerim gelecekler. Sofra, yiyecekler hazır. Kendimi de hazırladım. Salonda koltuğun köşesine, elime aldığım bilgisayarın şarjının olmasını dileyerek tünedim. Yazarsam anlayın, şarjı varmış. Neyse çok uzatmayayım her an gelebilirler. Işte diyordum son olarak banyoda makyaj yaparken düşündüm de:

Bugüne kadar başkalarının aklıyla iş yapıp-karar verip ‘’İyi ki dediğini yapmışım,’’ dediğim hiç olmadı. Tam olarak nasıl anlatabileceğimi bilmiyorum aslına bakarsanız. Yani içimden geleni değil başkalarının içinden geleni yaptığımda… Heh tam oldu şimdi. Son birkaç gündür tarif etmeye çalıştığım ruh halindeyim. Ben ne güzel takılıyordum hâlbuki. Kendi yalanıma inanmış, Şükrü Erbaş’ın dediği hayallerimin gerçeğe değdiği yerde yaşıyordum. Bıraksalardı beni o halimde keşke. Yalan ya da gerçek, sonu var ya da yok, sonunda ışık var ya da yok benimdi hepsi. Gerçi onların suçu yok, olaylardaki tek mal benim.

Ayrıca düşünürken bir de, başkalarını takmadan kendi doğrumun peşine gidişlerimde ‘’Ulan keşke dinleseydim sözlerini,’’ dediğiminse hiç olmadığının farkına vardım. Doğru ya da yanlışlar yaptım ama en azından benimdi onlar da. Kararlarım ve sonuçları benimlerdi.

Sokma akıl, sekiz adım gider Atasözünün:

‘’İnsan, bir iş yaparken başkasının verdiği akılla beceri sağlayamaz. Yalnızca insanlara akıl danışabilir. Onun haricinde herkes bir iş yaparken veya belirli bir karar verecekken kendi aklıyla hareket etmelidir. Sonuç olarak başkalarından akıl alınması geçicidir, kişi elbet kendi aklıyla baş başa kalacaktır.’’ , olan anlamını çok önceleri defalarca kez okumuş, içselleştirmiş olmalıymışım. Bundan sonra inşallah.

Bunların yanında yakınımdakilerin minnettar olduğum iteklemeleri pek tabii oldu. En büyük sonucu da kitabımı çıkartmaya en nihayetinde karar verebilmiş olmam. Kendime inanmam, güvenmem, korkmamam için iteklemeleri gerekiyormuş, yaptılar. Sağolsunlar.

Ulan ne yaparsam yapayım bir adım ileri, iki adım geri temposundayım. Bunun kesin yaşla falan alakası yok, olamaz. Az önce dediğim gibi bunun yalnızca mallıkla ilgisi olmalı. Ve yüreğim nasıl doğduysa bu dünyaya aynı şekilde gidecek. En azından yüreğimi stabil tutabildim. Kendisi öyle saf salak bi’şi.

Ayyy kapı çalıyor. Kusura kalmayın, dediğini deyip kalkmış gibi oluyorum ama… Hani zengin olsun bu kalkışımda, boşverin.

Görüşene dek…

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 31 Ekim 2019 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

bulursam kırarım kafanı

Screen Shot 2015-09-26 at 8.31.23 PM

Heyy!

Tatil yorgunluğu içinde, derinden, özlem dolu bir ‘Merhaba’ sizler, bizler, hepimiz için…

Tamam biliyorum çoğumuzda bir dağılmışlık, bir daha toplanamayacak mışlık hissi. Gece gündüz ayarımız, çoluk çocuk kargaşamız, nerede – ne zaman cevapsızlıkları ya da çoktan seçmeli yanıtlar, yağdı – durdu yağmur takipleri, açtı – kapadı güneş arayışları, haberleri izlemek izledikçe kahrolmalar, çaresizlik, öfke, anlam veremeyişler … derken derken tükendik.

Sonbahar sendromu dediğimiz ruh hali içine girmek bir yana ta kendisi olduk sendromun. Gözlemlediğim kadarıyla erkeklerin ruh halleri her zamanki gibi stabil, ne yapsınlar yaradılış özürü; yol hep düz. Biz kadınlar yaradılış özüründen dolayı hep çetrefil, virajlı yollar, dalgalı sulardayız. Anacım kiminle konuşsam regliye dört kala ya da menepoz yaş haddi ruh halinde. Ama geçecek, yorganlar bi çıksın ortaya, okul servisi yolları gözlenmeye başlansın hele hepsi geçecek. Elbirliğiyle atlatacağız. Bu arada aranızda sendromu benim gibi vücuduna kilo olarak yerleşenler varsa onlar da endişe etmesinler; önümüzde bir dünya Pazartesi var, başlarız. Ben ümitli, umutluyum. ( Ümit: uyanık insan rüyası ( tolstoy ). Umut: hayal ettiklerini hayata geçirme isteği ). Oldu oldu, olmadı çay içeriz!

‘Dağılmışlık’ diye başlamıştım ya işte bu son bayram tatilinde anladım ki; biz fiili anlamda toplanamaz bir aileyiz. Toplanamaz da demeyelim aslında ‘Bulamaz’, ‘Bulma özürlü’.

– Anne …. neredeeeee?

– Oğlum bak gelir bulursam kırarım kafanı, dikkatli bak!

– Tamam, gel kır! Aman gelme buldum!

Diyaloğu tüketti beni. Gerçi annemi tüketmediyse bana da bir şey olmaz.

– Bakan kör.

– Gözünün önündekini göremiyorsun.

– Bak! Bak! Burada işte! Baksan göreceksin!

– Bırak getirme o halde, kalkamam şimdi, kalkarsam kafanı kıracağım çünkü…

Sayısız kereler telaffuz edilen bu diyaloglarla büyümüş olan biz üç kardeş de, sayısız kereler telaffuz eden annem de iyiyiz. Aradığımız şeylerin nicelik niceliklerinin değişmiş olması bir şeyi değiştirmedi, hâlâ arıyoruz ama iyiyiz. Şükür!

Lafı gelmişken itiraf edeyim; çok kereler ‘Anne bulamıyorummmm!’ diye çığlık atasım gelmiyor değil. Gelse de kafamı kırsa istediğim çok oluyor. Bir dönem arayıp bulayım derken kendimi kaybetmiş, çığlıkta atamamış yalnızca buraya ilan yazabilmiştim: ‘ Kendimi kaybettim bulan olursa hükümsüzdür! ‘ diye. Ilk bulan ben oldum allahtan, iyi kotarmıştım. Artık hepimiz beraber takılıyoruz; kaybettiklerim, aradığım bulduklarım, tesadüfen karşıma çıkanlar, pandoranın kutusundan çıkanlar, süprizler hepimiz beraberiz.

Son olarak bir instagram geyiği:

Size bir iyi bir de kötü haberim var,

Kötü Haber: Hiçbir şey sonsuza dek sürmez.

İyi Haber: Hiçbir şey sonsuza dek sürmez.

Arayıp bulamayanlara, bulup kıymetini bilenlere, bulduğunu göremeyenlere, kendini arayanlara, aşkı arayanlara herkese selam olsun.

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 26 Eylül 2015 in GÜNLÜK, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

hoşgeldin

  

Odanın açık penceresinden hafif ürperten, sonbahar habercisi serinlik girdi. Bedenimin her noktasında hissettiğim yorgunluğu örtmeye çalışan, yazdan kalma, krem rengi pijamam üzerimde. Dişlerimi fırçalarken ‘’Az kaldı.‘’ diyorum kendime. ‘’Az kaldı birazdan yatacaksın.‘’ Yumuşatıcı kokusu, yumuşaklığını kaybetmemiş,  İkea’dan almış olduğum nil yeşili nevresimle kaplanmış yatağa doğru yürüdüm. Turkuvaz sulara salarcasına bıraktım kendimi ekstra ergonomik yatağa. Uzun süren ayrılığımızdan sonra sımsıkı sarıldım antialerjik, yumuşacık yorgana. ‘’Merhaba!‘’ dedim ona. ‘’Merhaba yorgan, sar sarmala beni.‘’ Bacaklarımda hissettiğim sızı bile alamadı yorganla buluşmamızın dudaklarımda yarattığı tebessümü.

Hoşgelesin, hoş sohbet gelesin, sağlık sıhhatli gelesin, umutlu gelesin sonbahar.

   Yapraklar sararıp dökülecekler gene. Kuşlar göçüp gittiler bile. Balıkçılar buluştular mavisi derinleşmiş sularla. Misinalar buluştu sardalya, palamutla. Kadehlerde rakı ‘’Şerefinize!‘’ dedi bile çoktan balıkçılara, balıklara. Hırkalar atıldı omuzlara. Çoraplar kıpır kıpır çekmecelerde. Kışlıklar sabırsız hurçlarda. Yaz aşkları kan revan. Güneş alıştırmakta geç kalacağı randevulara. Dillerdeki şarkıların makamı değişmekte.

Saatler, günler, aylar, mevsimlerle geçiyor ömürler.

   Bebekler doğuyor. İnsanlar ölüyor. Dostlar küsüyor. Dost olanlar barışıyorlar. İnsanlar yalan söylüyorlar. En çok kendilerini kandırıyor kimileri. Pişmanlıklar yakıyor yürekleri. ‘’İyi ki varsın‘’ la kucaklaşıyor kimileri. ‘’Asla dönme‘’ diyor birçoğu. Gitmek isteyip gidemiyor bazıları. Trenler kalkıyor peronlardan. Uçaklar iniyor havalimanlarına. Vapurlar yolcularını alıyor limanlardan. Yalnızım diyor yalnızlar. Şükrediyor kimileri.

Dünya dönüyor.

özgür tamşen yücedal

 
3 Yorum

Yazan: 24 Eylül 2013 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: