RSS

Etiket arşivi: rüzgar

suskun

 

Screen Shot 2015-05-20 at 11.29.25 PM

Gecenin karanlığı… Gündüz bulutların sıkıştırdığı, en derinlerime bastırdığı ne varsa gecenin serinliğiyle dolaşıyor, savruluyorlar. Yerle bir ediyor rüzgar diplerimde kalanları. Kimseler görmeden… Göremediğim ama var olduğunu bildiğim her şey çarpıyor yüreğime. Kış uykusuna yatmasını beklediğim ne varsa uykusuzlar hâlâ ve hâlâ. Bahar geçti yaz geldi halbukî. Beyaz kelebekleri beklerken ben… Uykusuz gece nöbetlerindeyim. Hiç gelmeyeceğini bildiği yolcusunu durakta bekleyen biri gibi oturuyorum gecenin içinde. Bir kemanın hüzünlü melodisi kulaklarımda. Dilimde ise şiir mırıltıları. Mavi çığlığım içimde hapsolmuş. Suskun.

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 20 Mayıs 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , ,

denizkızı

Okyanusun kenarında beyaz bir ev. Kocaman. Bahçesinde palmiye salkım saçak. Denizle arasındaki uçsuz kumsal, beyazlığı örtü yapmış. Geniş verandasında beyaz mobilyalar, yerde kırılmış bardaklar… Ama en çok oradan oraya savrulup duran bebek arabasının hareket eden tekerleklerinden duyulan gıcırtının sesi var verandada. Bulutların kaplamış olduğu gökyüzünde esen çılgın rüzgârla alabora deniz. Rüzgârın açıp kapadığı pencereler.

Etrafta kimse yok. Duyulanlar yalnızca köpüren dalgalar, çarpıp duran pencereler, tekerleklerin gıcırtısı. Beyaz evin üst katında yatağının içinde büzülmüş yatıyor kadın. Sıkıca yummuş gözlerini. Dinliyor tüm olup biteni. Korkuyor. Pencerelerin kapanıp açılmamasını istiyor. Bitsin istiyor. Sussun bu büyük sessizlik.

Sonra aniden bir şey oluyor. Okyanus kenarında beyaz ev. Kocaman. Güneşin eteklerine eğiliyor bulutlar. Başlarını yerden kaldırmadan usul usul çekiliyorlar önünden. Gıcırtılar azalıyor. O an aklına gelmişçesine heyecanla yataktan fırlıyor kadın. O koşarken üzerindeki beyaz, keten geceliği siliyor ardında bıraktığı izleri. Verandaya çıkıyor. Bebek arabasında bir çocuk gülümsüyor. Mutlulukla buğulanmış gözleriyle kucaklıyor çocuğu. Ev kalabalık. Sessizlik kalabalık. Deniz turkuaz.

images

Kıyıya yaklaşan yelkenli. Kadının kucağında çocuk. Gerim gerim gerinen yelkenlinin içinde uzaklaşıyorlar kıyıdan, kalabalık. Güneşin içinden atlayıp ışıklar saçarak onlara doğru yüzen şey kamaştırıyor gözlerini. Gittikçe yaklaşıyor. Denizkızı. Başını sudan çıkartan denizkızı; omuzlarına düşen sarı saçları, turkuaz rengi gözleriyle gülümsüyor. Tekneyle beraber yüzmeye başlıyor. Kıyıya geliyorlar. Suyun içinde kırmızı çakıl taşları var. Kadının elinde bir avuç kırmızı çakıl taşı. Çocuk gülümsüyor. Denizkızı korkuyor. ‘’ Korkuyorum.’’ diyor ‘’ Dilimde beş harfli, sihirli bir kelime var. Söylemeliyim. Söylemeliyim ki; bozulsun büyü. Uyansın insanoğlu. ‘’

Çocuk ‘’ Söyle.’’ diyor.

‘’ Ben söylerken elinizde tuttuğunuz ne varsa yapışıp kalacak sizlere. Lütfen özgür bırakın kendinizi. Siz bize inanmayı bırakalı çok oldu. Çok savaşlar geçti üzerinizden. Biz vazgeçmedik sizden.‘’

‘’ Söyle bozulsun büyü.’’ diyor çocuk. Gülümsüyor çocuk.

‘’ Hayat !’’ diyor denizkızı.

Kalabalık sessiz. Kadının elinde çocuk. Kalabalığın elinde dünya… Ağlıyor denizkızı. Işıklar saçarak yüzüyor güneşe doğru. Anlıyor ki insanoğlu vazgeçmiş. İnanmaktan vazgeçmiş. Hayattan vazgeçmiş.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
Yorum yapın

Yazan: 22 Mayıs 2014 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , ,

anlık bir buluşma

Screen shot 2014-04-03 at 01.51.58

‘’Hayat ne ki sonuçta anlık bir buluşma’’ dedi rengarenk gözlü kadın. Hissettiğim şeyleri kelimelerle ifade edebilen, eden insanları tanımasam da yakın bulup seviyorum galiba içimde neden ben yazamadım, söyleyemedim kıskançlığı olmadan. İşte tam da o rengarenk gözlü kadının dediği gibi anlık bir buluşma yaşayıp geldim. Az tanıdığım bir kadın, tanımayı bırakın daha önce hiç görmemiş olduğum iki kadınla beraber okyanusun bir ucuna gittim.

 Beş güne sığan anlık buluşmamıza saatler boyunca yolculuk yaptığımız tren – uçaklar, duvarlarına kelimelerimizi emanet bıraktığımız apartman dairesi, kahvaltı sofraları, anlamı ‘’kader’’ – ‘’alın yazısı’’ olan fado müziği melodileri, denizde yaşayan börtü böceğin her türü, dumanı üzerinde kahveler, martı sesleri, yudumladığımız şaraplardaki her bir üzüm tanesi. okyanusta dans eden dalgalar, oradan oraya sürükleyen rüzgar, sarıldığımız ağaçlar… şahit oldular.

 O kadınlardan biri içinde yolculuk ettiğim yelkenlimi rüzgarla doldurdu. Biri buğulu, sorular dolu bakışlarını astı hayatıma. Bir diğeri hiç görmediğim tablolarını astı hayallerime.

 Hiç tanımadan Kerem’i sevdim mesela, annesinin aynası olup kendini görebilmesine yardım etmeye çalıştığı için. Birinin kahkahaları kaldı kulaklarımda. Bir diğerinin annesine sorular sordum ki, cevapları yalnızca onlarda olmasına rağmen ve yine o anneyi de hiç tanımadan.

 Çok uzun zamandır paylaşılan kelimelerden kaçarken tam ortasına düştüm.

 Özlediğim gibiymiş… Samimi, yürekten söylenen kelimelerin akıntısında koyvermek, sorgusuz teslim olabilmek hatırladığım gibiymiş; hafifletici.

 Telaşlı sabahlara uyanmayı özleyerekde olsa, arada telaşsız sabahlara uyanmak. Kaçıracak, yetiştirilecek akşam yemeği olmadan istediğin saatte yemek yemek. Canın istemiyorsa saatlerce konuşmadan oturabilmek. Şeytan Ağzı dedikleri yerde dalgalarda kaybolmayı istemek. Girdiğin herhangi bir ibadethanede bir emanet bulmak ya da bir emanet teslim etmek duygusu. Ufacık seramik karosuna anları sığdırabilen sanatçıları özlemek. Topraktan fışkıran kocaman yapraklı bitkilerin karşısında çocuk şaşkınlığıyla ağzı açık kalabilmek.

 Bir defa daha olur mu, olmaz mı? Bilmiyorum ve umurumda da değil. Zamanı bu zamanmış.

 Kapı komşuya kahveye kaçmışcasına bir kaçamaktı. Ve tüm bunların yanında içime kaçmışlıklarım çok olduğundan biliyorum ki, okyanusun yamacına gitmeye gerek yok bu kısa kaçamaklar için. Müziğin sesini biraz açmak, okuduğun kitabın hikayesine teslim olmak, baktığını görmek, görmek istediğin gibi seyretmek, korkmadan itiraf edebilmek kendine korktuklarını, bazen umarsız olmak, böğüre böğüre ağlamak, tüm gün yataktan çıkmadan yorgana sarılabilmek… her yol mübah.

 Diliyorum ki; hepimizin yolu sevgiyi çoğaltıp kocaman yapacak anlık buluşmalara açık olsun. Hep sağlık olsun. Barış olsun. Hoşgörü olsun. Kelebekler olsun mesela. Martılar kanat çırpsın. Kediler sürtünsün bacaklarımıza. Sardunya koksun rüzgar. Aslanağzı takalım parmak uçlarımıza. Karahindiba üflesin çocuklar. Ağaç dalında salıncaklarımız olsun. Sevgiyle…

 özgür tamşen yücedal

Fodo müziğinin kraliçesi: Amalia Rodriguez

 

 
Yorum yapın

Yazan: 02 Nisan 2014 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: