RSS

Aylık arşivler: Nisan 2018

Şiiişt

İçtiği dört kadeh ev yapımı kırmızı şaraba inat,
Yemekte gece boyunca masada dönüp, zamanlı olana yarayan hoş sohbete saygılı,
Yalpalayan adımlarına direnerek adım adım eve varmış kadın.
Gövdesini eğmesin diye köküne cetvel saplanmış camın önündeki sarı sehpanın üzerindeki kauçuk ağacı…

Gecenin karanlığına yoldaş salonu aydınlatan lambader…
Koltuğun kolçağında içinden taşan dumanı sessiz sözlere ortak kahve fincanı…
Programı yumuşatıyı alma devresine gelen çamaşır makinesinin banyodan gelen biteviye dönüşü…
Sığınmış bir kadının bir başka kadına kilidini açtığı evin salonunda kimine uzun bir başkasına kısa gecenin tam ortası…
Kauçuk ağacı dile gelecek miş,
Kahve eteğindeki taşları dökecekmiş,
Lambader ansızın sönecek,
Zaman duracak mış gibi…
Şiiiiiişt!
Görüp şahit olunana susarcasına,
Dilin önünde siper olan dudağa teslim olurcasına,
Bir boyun eyiş,
Teslimiyet huzuruymuşçasına…
Gecenin içinde!
“Gelseydin”, “Yanımda olsaydın.”, “Yan yana olsaydık.”, “Kalbin kalbimin üstüne denk düştüğü anda kalakalsaydık.” diyemeyecek kadar mecalsiz kadın.
Ama o sığınılan evde sığınmış,
Koltukta serili mavi battaniyeyi siper almış,
Susmuş, susturmuş.
Niyetinin kucağında…
Huzurun kıyısında kadın.
İçine beyazlar karışmış kıvır kıvır saçlarıyla öylece oturuyor işte.
Olduğu gibi,
Olduğu yerde.
Makine sustu.
Çamaşırları astı.
Kahve soğudu.
Sokaktaki köpekler havlıyorlarken bitmeyecek sandığı gece bitti.
Bitişin gebe olduğu başlangıca…
Eyvallah

 

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 17 Nisan 2018 in GENEL

 
 
%d blogcu bunu beğendi: