RSS

Günlük arşivler: 28 Aralık 2011

KAZA MI?

Hayalleri yıllar içinde hayalet olan,

Yorganın dili elinde, nevremin köşesine yerleştirmeye çalışır, tersi düzüne dönmüşken  sabah kuşağında yayınlanan programlardan birinde ” Bunaldığınız anlarda dağları, çiçek, böcekleri düşünüp mutlu olun ” diye akıl veren psikologları öldüresi gelen,

Öldüğünde onu cennetin kapısın da ” Huriler ” in değil, kaslı-bronzlaşmış vücutlarıyla ” Hayri-ler ” in karşılamasını tercih eden,

Para alsın – almasın ama yaptığı işler karşılığında kariyer de yapıyor olmak isteyen,

Dinleniyor olmak isteyen,

Ana – baba – koca – çocuk – kaynana – kayın – hala – dadı – dıdı – mıdı kim varsa hepsini idare etmek zorunda kalan ( bırakılan ),

” Aman idare et kızım. Sakın ayrılmayın bizleri, sülaleyi üzmeyin. Biz de böyle şey yoktur. ” diyenleri dinleyerek; kendi dışında herkesi mutlu etmek uğruna mutsuz hayatlar yaşayan,

İstediğini yiyip yiyip kilo almayan tüm kadınlardan nefret ederek yaşayan,

     Evliliğinin ilk yıllarında ” Allahım ben ne bok yedim! ” derken bir kaç yıl sonra yaşadığı ilişkinin adını ” Mantık Evliliği ” koyan,

En sağ şeritte tüm yükleri omuzlamış ağır ağır ilerlerken ” Yeter ” diyerek, iç sesinin gazı – cesaretiyle Ferrari olarak çıktığı evinin kapısından, yeni bir hayal kırıklığı, gidecek başka bir yer bulamamış olma haliyle  Kabzımal Kamyonu olarak giren,

…..enler, ….anlar liste uzayıp gidiyor. Sizlerde istediğiniz eleme ya da eklentileri yaparak kendi listenizi yapabilirsiniz.

Peki tüm bunların hepsi ” BASİT BİR EV KAZASI ” mıdır?

Biz bu gece Nünüş ve kocasıyla beraber gidip oyunu izledik. Güldük, düşündük, kendimizden bir şeyler bulduk, ” Yok artık ” dedik, dışarıdan bakabildik. Günay Karacaoğlu enerji dolu, samimi, kaygısız, kelime sekmeden, dili dolanmadan, tek başına muhteşem bir performans sergiledi. Gerçi ben yalnızca kadın izleyici alınacak bir seansın muhteşem olacağını hayal etmeden alamadım kendimi.  Katıla katıla güler, böğüre böğüre ağlarmıyız?

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 

 

 
2 Yorum

Yazan: 28 Aralık 2011 in GÜNLÜK, KADIN & ERKEK

 

BELEDİYE ÇALIŞIYOR ?

  

  Belediye çalışıyor ama ne için çalışıyor. Benim gözlemlediğim; son günlerde hız almış olmakla birlikte çarşı içinde ki küçük esnafı bitirmek için çalışıyor. Abicim ya ben de gerçekten sorun var ya da onlarda. Fotoğrafa aynı yerden bakmadığımız kesin de… Bahsettiğim yer bizim iş yerimizin de sınırları içinde olduğu, zamanında küçük şirin bir sahil kasabası havasındayken son yıllarda  kontrolsüz, anlamsız büyüyen bir ilçe.

   Benim aklımda kalan burasının bu şirin sahil kasabasından çıkmasının başlangıcı, miladı ise çarşı içinde bulunan Tarihi Balık Çarşısının yıkılmasıdır. İçinde; balıkçılar, yufkacı, esnaf lokantası, tuhafiye, yorgancı, erkek berberi falan vardı. Muhteşem bir yer di… Yazlıkçıların ilk uğradıkları yer orası olurdu. Tabi o zamanlar park sorunu da yoktu. Yıkıp yerine abuk sabuk bir alışveriş merkezi sığdırdılar, içine benim gibi birçok insanın henüz hiç girmemiş olduğunu tahmin ettiğim.

   Şimdi ne yapılıyor? Bütün ana sokaklara Arnavut kaldırımı taşı döşüyorlar. İnanabiliyor musunuz? Tüm asfaltı söktüler…Çarşı diye bir şey kalmamış durumda. Dün akşam kırtasiyeye uğrayayım dedim. Dediğime diyeceğime pişman oldum.

   Hani sel baskını olmuştu hatırlarsınız. En çok etkilenen yer burası olmuştu. Tüm iş yerleri, fabrikalar, evler sular altında kalmıştı. Ki hemen hemen tüm iş yerleri kendi imkânlarıyla yeni foseptik kuyuları, yeni kanallar açarak önlemler almaya çalıştık. O selde taşan dere yatağı kenarında bulunan tüm binalar ise yavaş yavaş boşaltıldı, yıkılıyorlar. Yıkılanların molozları ise haftalardır öylece durmakta. Ama olsun ayağımız Arnavut kaldırım taşına bassın diye çalışıyor belediye!

   Ödenek yok diyorlar. Belediye içinde yaşanan özel anlaşmazlıklar – fikir ayrılıkları hizmete yansımış durumda. Otopark sorunu çarşı içinde yaşanan en büyük sorunlardan biri haline gelmiş durumda. Ki halkın geneli gibi ben de zorunda kalmadıkça kesinlikle çarşıya inmiyorum. Bankamatikten para çekecek bile olsam işe gelirken E-5 üzerinde olanları tercih ediyorum. Bu da ne demek? Çarşı içindeki esnaftan alışveriş yapmıyoruz. Evet, geldik bizim işletme olarak etkilendiğimiz en büyük soruna: Kanalizasyon. Bahsettiğim bu ilçe de kanalizasyon sistemi kaç yılından kalmış, bilen var mı bilmiyorum. Ama mevcuttakilerin üzerine yapılan onca evde yaşayan insanın b.klarının tasfiyesine yetebilecek bir sistem yok. İSKİ’ YE gerek sözlü, gerek yazılı başvurularımız sonunda aldığımız cevap ise: ‘’ Bu bizi aşan bir sorun. Büyükşehir’e başvuruda bulunduk. Onay bekliyoruz. O zamana kadar yapılabilinecek bir şey yok. ‘’  Bir de bu sorun belediyeyi bağlayan bir sorun değil. ( miş ). Kurumlar yani belediye ve İSKİ ayrı parti yönetimlerinde.  Bundan kaç ay önceydi hatırlamıyorum. İSKİ’den  yanıt  alamayınca belediyeye başvurmuştuk da orada görüştüğümüz Başkan Yardımcısından öğrendik sistemin böyle işlediğini. (TIRNAĞIN VARSA KAŞINACAKSIN )

   Gerçi desenize oy kullanacağımız zaman muhtarlıklarda kayıtlı olduğumuz yeri bulmakta bile zorlanıyorken tutmuş ben de belediyelerde işlerin nasıl yürüdüğünü anlamaya çalışıyorum. Yuh bana! Bu arada bayanlardan günün birinde yolu buraya düşen olursa umarım topuklu ayakkabı giymiş olmazlar.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
8 Yorum

Yazan: 28 Aralık 2011 in GENEL

 
 
%d blogcu bunu beğendi: