RSS

Günlük arşivler: 16 Mart 2012

UYKUM VAR BABA …

   Babam; gözümdeki yaşa, bam telimdeki titremeye, saçımın teline kıyamayan babam. Sarardı, soldu yapraklarım. Gel otur babacığım. Gel oturdu da doruklarıma yağan karlarım erisin, sararan yapraklarım yeşersin.  Nasıl kıydılar, nasıl parçaladılar yeşerttiğin nelerim varsa baba.

  Soluk abajur ışığını altında uzanmış, seni düşünüyorum baba. Bunca yılgın, yorgunken neden aklımdasın?  Neden sen? Annem rüyalarımdan bile uzaklara kaçmış. Hiç görmüyorum onu. Annem gittikten sonra alt dudağını kıvırıp; ” Bilmiyorum ki, anlayamıyorum kızım” deyişin gözümün önünde. Anlamaya çalışmaktan o kadar mı yorulmuştun ki; vazgeçtin. Sen de gittin.

   Sen gittin, önce halamın salonunda yere serdiği şiltede ufacık kaldım uzun gecelerde. O kadar küçüldüm ki sığdıramadı halam beni o şilteye. Büyümem için yetimhaneye bıraktı beni. Sonraları yatakhanede yattığım ranzanın üst katında, soğuk caddelerde hep küçücük kaldım ben. Ben küçüldüm ya yalnızlığım büyüdü baba. Yuttu beni o kocaman yalnızlığım. Ama bitti artık. Geliyorum yanına, elini tutacağım. Gideceğiz ya denizlere büyüyeceğim ben. Bu defa yalnızlığım küçülecek, yok olacak.

   Bana masallar anlat baba. Uykum geldi, bana masallar anlat. İçinde tüm oyunlarım, çocukluğum, sen ol, biz olalım. Nasıl baş edeceğim bunca insanlığımla bilemedim. Affetme, affedilme isteği var içimde çokça. Çokça gözyaşı var içimde. Diner mi, affolur, affedilir mi masallarla baba? İnsan olman sayesinde bu halde oluşum. Anlatsaydın, öğretseydin keşke; kırar, acıtırlar deseydin keşke. Öteye koyar, kötü de bakarlar deseydin keşke. Neden haklı çıktılar? Büyüdükçe kirlenecek dünya dediler. Kirlendi. Kayboldum baba bunca kirlenmişlikle. Sakın bırakma ellerimi. Sakın bırakma. Ne kadar kaybolsam da ara, bul beni. Sayende gene çocuk olabileyim. Dolu dolu gözlerinle bakarsan çocuk olabilirim tekrar belki.

   Uykum var baba. Ama korkmuyorum rüyalarımda kaybolmaktan. Sakın bırakma ellerimi. Yağmur yağdır üzerime. Denizlere götür beni. Hani içine yaptığın iyilikleri attığın deniz var ya, oraya o denizlere götür beni. Usul usul sokayım ayaklarımı sulara. Önce ayaklarımda hissedeceğim serinlikle ürpersin tüm vücudum. Öyle bir ürpereyim ki can suyu dolsun bütün dallarıma. Öyle bir ürpereyim ki; açılmış yaralarım yansın tuzlu suyla. Solan benzime renk gelsin.

   Gözlerimi açamıyorum. Martıların sesleri geliyor uzaklardan. Duymuyor musunuz? Deniz yakın olmalı. Duyuyor musun baba?

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
7 Yorum

Yazan: 16 Mart 2012 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: