RSS

oğullar ve rencide ruhlar ( Alper Canıgüz )

24 May

480590_10151606651277398_547428581_n

   Ortaokul çağlarımda okuduğum ilk polisiye romanlar Agatha Christie, ergenliği tam olarak atlatamamış çakma yetişkinlik dönemimde okuduklarım Ahmet Ümit’e aitlerdi. Sonra günü gelmiş olacak geçen hafta elimde yazarının Alper Canıgüz, adının ‘ Oğullar Ve Rencide Ruhlar ‘ olduğu kitap vardı.  Boğaziçi Üniversitesi psikoloji bölümü mezunu olan Alper Cangüz kendisine yöneltilen ‘’ Psikoloji ile ilgili neler yapıyorsunuz? ‘’
sorusuna  ‘’ Bunalıma giriyorum.’’  diye cevap veren bir yazar. Ayrıca
polisiye, fantastik ve mizahi edebiyatı ustaca kaynaştıran yazar olarak biliniyor.

  Diğer iki kitabınıda aldım. Okuduğum ilk kitabı olan ‘ Oğullar Ve Rencide Ruhlar ‘da; Alper Kamu (Albert Camus) isimli beş yaşında ağzı bozuk, alkolik, hatta biraz da narkotik bir veletin peşinde bir cinayeti çözüyorsunuz. Tabi benim gibi kıt polisiye tecrübesi olan biri için olayı beş yaşında çocukla çözmek feci keyifli oldu. Şimdi bu Alper’in nasıl bir çocuk, nasıl keskin, unutulmaz bir karakter olduğunu iyice anlamak isterseniz aşağıdaki paragraflara göz atın derim.

Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürümeye başlar.

Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışarıdaki insanları izleyerek geçiriyorum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri halime geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyorum. ( sayfa 7 )

Sonra doğum günü faciası yaşandı. Ben beş yaşına geldim diye oturmuş karalar bağlarken, bunu kutlama havasına soktukları için annemle babama fena bozulmuştum. Onları anlıyordum tabii. Kendilerince beni mutlu etmeye çalışıyorlardı ama biraz daha düşünmeleri gerekmez miydi? Böyle küçük burjuva adetlerinden nasıl tiksindiğimi belki bin kere söylemişimdir onlara. Netice itibarıyla yüzünü görmek istemeyeceğim ne kadar akraba, komşu ve tanıdık varsa bizim eve doluştu. Hepsi de hediye niyetine bir sürü boktan şey getirmişti. ( sayfa 12 )

‘’ Söyle bakalım küçük, ne yapmayı düşünüyorsun büyüyünce? ‘’

‘’ Cehennemde çiçeklendirme yapmayı düşünüyorum. ‘’

Hemen çekti elini kafamdan. Defolup gitti sonra da başımdan. Nereden türediğini bilemediğim bir başka hıyarla muhabbete başladı bir köşede. ( sayfa 13 )

Gül Teyze’nin hediyesi, oyuncak tabancayı çıkardım. Şarjörüne kırmızı renkli plastik bir mermi yerleştirip tekrar yatağa döndüm. Oturur vaziyette sağ tarafımdaki pencenin perdesini aralayarak dışarı baktım. Sanki pencerenin öbür tarafında Tanrı’yı görüverecekmişim ve o bana her şeyin bir şakadan ibaret olduğunu açıklayacakmış gibi tuhaf bir hissim vardır. ( sayfa 47 )

Cumartesi, her zamanki yağmurlu cumartesilerden biriydi. Geç bir kahvaltının ardından babam bulmaca üzerine bulmaca çözmeye, annem de çamaşıra girişmişti. Bütün orta sınıf çalışanları gibi iş günlerini hafta sonunu bekleyerek, hafta sonunu da iş günlerini özleyerek geçiriyorlardı. Ömürlerinin son dakikasının nasıl geldiğini anlayamayacaklardı bile. Sistemin zaferi. ( sayfa 82 )

Tanrı, içindeki tahammülfersa boşluğu doldurmak için evreni yaratır. Evrenin içine gezegenleri, gezegenlerin içine dünyayı, dünyanın içine hayatı, hayatın içine insanı yerleştirir. Ve onun içine koyacak bir şey bulamaz. İşte insan denen tuhaf hayvanın, varlıkların en yücesi ve en anlamsızı kılınışının hikayesi. ( sayfa 108 )

 ‘’ Baba? ‘’

‘’ Ne var ne yok? ‘’

‘’ Zor bir soru. Pek emin değilim ama tahminimce her şey var ve yokların içinde saklı. ‘’    ( sayfa 181 )

Romanı hayranlık, şaşkınlıkla okuyorsunuz. Psikolojik tahlillerde tutuluyorsunuz. Bazı diyaloglarda kahkaha atıyorsunuz. Son üç – dört yıl içinde hayatıma giren kitapların yazarları  varken vitrinleri süsleyen pompalanmış yazarların, reklam pompasıyla şişirilmiş kitaplarını görüyor olmak daha da inanılmaz oluyor! Lafı özü; hafta sonu bir kitapevine yolunuz düşerse aklınızda bulunsun.

özgür tamşen yücedal

 

 

Reklamlar
 
3 Yorum

Yazan: 24 Mayıs 2013 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , ,

3 responses to “oğullar ve rencide ruhlar ( Alper Canıgüz )

  1. küçük joe

    25 Mayıs 2013 at 10:17

    Pompalanmış yazarlar… Ne acı…Ve ne kadar da gerçek. Kitap da sabun gibi, domates gibi kar amacıyla satılan bir ürün oldu. Bir kaç bilinçli okur kendini bu kandırmacadan arındırsa bile toplumun kitap okuyan önemli kısmı içi boş kitaplarla körelmeye mahkum. Tıpkı içi boş “yiyeceklerle” aç kaldığı gibi.

     
  2. zeynepmavi

    09 Şubat 2015 at 16:47

    Ya lutfen ogretmenim acil ozetini istiyo ama ben bulamiyorum internette daha uzun detayli bir ozet var miiii?????????

     
    • ouzelf

      09 Şubat 2015 at 17:20

      hiç bakınmadım, bilmiyorum zeynepmavi??? belki okumak zorunda kalabilirsin!!! sevgiyle…

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: