RSS

ben benimle, kendim kendime

12 Nis

Bir kavga, bir kıyamettir geçiyor günler. Sabahın 06.00’sından beri kendimle didişip duruyorum. Konuş konuş bitiremedik, ben benimle. Gördüm ki; kişisel gelişimim tamamlanamamış. Gelişirim diye boşuna debelenmişim, debeleniyordum. Anlamsız bir çabaymış. En azından gelişmiş olanları özenmiyor, kafama takmıyorum artık. Nasıl başarmış olduklarını da… Onların gelişmiş olarak doğmuş olduklarına inanmak daha kolay. Kararlı olanlar, kendine verdiği sözleri çıtır çıtır yemeyenler, dönüp arkasına bakmamayı becerebilenleri falan umursamıyorum. Ki; ben onlara genel olarak ‘domuz gibiler’ diyorum. Ben ne yaparsam yapayım ‘Hayat çok kısa, hızla geçip gidiyorken kasıp kasılmanın anlamı yok.’ diyenler, yolundan dönmeyenlerden olmaya devam edeceğim. Olduğum gibi. Hissettiğim gibi. En azından pişmanlığım içimde tutmadıklarımdan yana olur ki, içimde patlamalarından kat be kat iyidir.

Bedensel gelişime gelirsek; beraber yaşadığım insanların hızla kilo veriyor olduklarına, yemek yemeden yaşıyabiliyor olduklarına tanıklık ederken bedensel gelişimimi de tamamlayamamış olduğum kanısına vardım. Ya da yanlış tamamlamışım. Herkesin dilinde yağ oranı, kas oranı, su tutan tutmayan, harcanan kalori, alınan kalori, organik inorganik beslenme sürüp gidiyor. Yemek pişirmekten soğudum, pişirmiyorum. Evde yalnızca Ouz ve ben yemek yiyoruz; çorba. Bir de sokağa tayt giymeden çıkanı dövüyorlar haberiniz olsun. Herkes koşuyor amk. Nereye koşuyor, koşup koşup nereye ulaşıyorlar diye merak ettim. Şimdilerde bende koşmaya başladım. Yok yok yok ulaşamadım. Ama böyle devam edersem kutsal ışığı göreceğim, kesin. Hissettiğim kas ağrılarıyla ışığa kadar varabilir miyim, sanmıyorum. Ama tahmin edeceğiniz üzere bu konuda da sıyırdım kendimi, avuttum: önemli olan tek şey sağlıklı olmak, kaslarım görünmeseler bile içimde olduklarını bilmek yeterli, her şey içimizde. En azından benim için.

Halletmem gereken bir diğer sorunumsa; küfür. Tüm hücrelerime kadar küfür etme isteğiyle doldum. Uzun zaman oldu küfür etmeyeli. Küfür edebileceğim kimse de yok hayatımda. Olsa da bu aralar pek konuşasım yok, konuşasım gitti. Planım yarın sabah arabaya bindiğim andan varış noktasına gelene kadar bağıra bağıra küfür etmek. Allah ne verdiyse, nereye denk gelirse artık! Bu tamamlanamamış, gelişememiş bir yan değil en azından ben öyle görmüyorum. Yalnızca güdülerimle alâkalı, içim çekiyor yapacak bir şey yok.

Tabii güdülerimin arasında güdemediğim daha çok şeyim var. Bir de farkında olmadıklarımı düşünürsek hayli çok olmalılar.

Bunların yanında yeni aldığım romanı okumaya biran önce başlayabilmek için duyduğum heyecanımı çok seviyorum mesela. Her sene olduğu gibi sektirmeden bu sene de vaktinden önce yapmış, hemen ertesi günden itibaren götüm donuyor olsa da kışlık giyisileri kaldırıp yerlerine yazlıkları yerleştirip düzenlediğim odaya üşenmeden kalkıp kalkıp bakmamı, bakıp bakıp gülümsememi seviyorum. Kendime çocuk gibi küsüp küsüp sonra barışmalarımı. ‘Hayırlısı’ umudumu kaybetmemiş olmamı. Hâlâ hayal kırıklığına uğruyor olabilmemi. İstediğimde yapma, istemediğimde yapmama özgürlüğünü geç olsa da kazanabilmiş olmamı. Bak şu işe bir kaç sebep daha yazarsam kişisel, bedensel falan takmayıp hayli seveceğim kendimi. Ama laf aramızda bahar çarptı galiba, pek sevilesi değilim bu aralar.

Kitap aldım dedim ya, dündü o. Kitabı aldım, eve geldim, üzerimi değiştirmeden yatağa oturup okumaya başladım. Önsözü okumaya başladığımda gözyaşlarım gırtlağımdan burnumun ucuna geldiler. Takribî kırkbeş dakika sonra Erdo eve geldiğinde ben salya sümük kitabı yarılamıştım. Beni o halde görünce ev ahalisinden şaşıran oldu mu? Hayır. Gayet normal karşıladı,  ilgilenmediler bile. Ben gene kendim kendime. Şahaneydim.

Umudum mu? Kendimden yana umudum sonsuz. Bir sabah bütün dallarımda mavi çiçekler açmış olarak uyanacağım. Bahar doğacak içime, bahar gibi uyanacağım, biliyorum. Hatta şerefine bir şiir patlatır hoşgeldinleriz baharı.

Rahat olun. Doğru insan diye bir şey yoktur, biraz yakından bakınca herkes biraz sorunludur. Kendinizle mesafeyi koruyun. Kendinizi sevin.

Hayırlısı

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 12 Nisan 2017 in GENEL

 

2 responses to “ben benimle, kendim kendime

  1. Sevda

    14 Nisan 2017 at 07:25

    Kitap okumayı seven biri olarak okuduğunuz kitabı öğrenebilirmiyim?

     
    • ouzelf

      14 Nisan 2017 at 14:12

      ‘Unutursun’ ( İclal Aydın )

       

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: