RSS

Etiket arşivi: biz

pi

Screen Shot 2015-07-24 at 1.52.05 PM

‘’Kardeşlerim!’’ diye seslendi Özge. Kardeş değil miydik yaratıldığımız andan beri? Insanlık kocaman bir kardeşlikti. Unutmuştuk, ama hatırlayacaktık, zorundaydık.

‘’Ümit ediyorum ki,, şimdi yüzleriniz gülse de aslında endişe var içinizde! Bu endişe çok değerli! Çünkü o, onlarca yıldır etrafınızdaki adaletsizliğe kafanızı çevirmek zorunda bırakılmış olmanın endişesidir! Etrafınızda sürüp giden yağmanın bugün artık size kadar ulaşmış olmasının endişesidir! Kurtulduğunuzu sandığınız cehaletin burnunuzun dibinde kök saldığını anlamış olmanın endişesidir. Ve çok değerlidir, çünkü değer verenlerin duygusudur endişe. Ama buraya sizin endişelerinizi dindirmek için gelmedim!… Size tutamayacağım sözler verip gönüllerinizi rahatlatmak için de burada değilim. Enflasyondan, ekonomiden, gelecekte yapmayı planladığımız bir sürü güzel projeden bahsedecek değilim! Ve görüyorum ki hepiniz bekleyiştesiniz… Lider bekliyorsunuz! Bir lider çıksın ve taksın bizi peşine yüceltsin yine!

Size haber vermek için geldim! Beklediğiniz o lider gelmeyecek! Çünkü… artık lider devri kapandı!

Artık lider devri kapandı! Şimdi birey olma zamanı! Liderleri takip eden sürüler değil, ne istediğini, niye istediğini bilen, sahip çıkan bireylerin devrindeyiz! Beklediğimiz o lider her birimizde hayat bulana kadar, bu yağmaya seyirci kalma cehennemindeyiz. Hakkın yenmesini, adaletin bir fahişe gibi pazarlanmasını izlemeye mahkum edileceğiz! Birlikte hareket etmeyi, sürü olmaktan çıkıp birey olmayı, kişi olmayı öğrenene kadar kişilik haklarımızdan mahrum bırakılacağız! Sürüler diğerlerini takip eder, bireylerse kimse olmasa da, tek başlarına olsalar da yapılması gerekeni yaparlar! Bu yolculukta peşimden gelecek bir sürü istemiyorum ben! Kişiler görmek istiyorum yanımda, her dinden, her ırktan, her dilden, her bölgeden gerçek kişiler! Gerçek bireyler! Yanımda olabilmek için inanıyormuş gibi yapan, özünü satan değil, inandığına, özüne, diline, dinine sahip çıkan kişiler! Farklılığından utanan değil, farklılığıyla BİZ’e güç katan gerçek kişiler görmek istiyorum! Kendisinden farklı olanı dışlayan korkak güçsüzler değil, farklılığa saygı duyan, her farklılıkta Allah!ın yarattıklarını bulan korkusuz kişiler istiyorum her adımda yanımda! Çeşitliliği kutlamak istiyorum artık bu topraklarda! Bir ormandaki ağaçlar gibi birbirimizden farklı farklı ama bir orman gibi tek olmak istiyorum! Farklılıklarımızla BİZ olmak ve ölesiye BİZ’e sahip çıkmak istiyorum!

Sadakatle bağlılığınızı burada toplanarak sunduğunuz bu partinin başkanı olarak sizden beni takip etmenizi değil yanımda yürümenizi istiyorum!

Kim yürüyecek benimle!’’

( Pİ / AKİLAH AZRA KOHEN )

Okuduğum ve beraberinde iki kitapla beraber sürünmeye çabam sebebiyle henüz bitirememiş olduğum kitaptan alıntıladım. Karakterin parti başkanı olarak yapmış olduğu konuşma, tahmin edeceğiniz üzere… Ve gene tahmin edeceğiniz üzere, boyun eğmez tavrı, kararlılığı sebebiyle öldürüleceği dolaşıyor kulislerde! Tarihimizde faili meçhul cinayetlere kurban gitmiş olan ne kadar çok benzerleri var değil mi! İçinden nasıl çıkılacağını kesinlikle bilemez, dişlerimiz kenetli, yüreklerimiz hırslı ekran karşısında oturmuş bir kurtarıcı bekler hallerimiz ne kadar benzer değil mi!

Şu an elimdeki serinin son kitabı ve sanırım bitirdikten sonra tekrar okumak için başucumda tutacağım.

Tanrı hepimizi korusun!

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 24 Temmuz 2015 in OKUDUM

 

Etiketler: , , , , , , , ,

eskiden

577475_299116040222387_1109147942_n

Şimdi şu yukarıdaki fotoğraf var ya işte o çok eskiden çekilmiş bir fotoğraf. Eskide kalmış günlerde çekilmiş bir fotoğraf. Oyun oynadığımız günlerden… Orada çocukluğum var. Büyük ninemin Birinci markalı cigarasını tüttürdüğü yıllardı. Anneannem hayattaydı o eski günlerde. Hayattaydı, dedeme aşkla bakardı anneannem. Gülümseyişlerimiz yorgun değildi şimdiki kadar. Gözlerimizde silinemez izler daha azdı bizim. Daha az aldatılmıştık. Daha az ağlamıştık. Ve daha az kaybetmiş, kaybolmuştuk. Kurban bayramı arifesinin o soğuk gününü yaşamamıştık biz. Arife günleri şimdiki gibi korkutamazdı beni o eski günlerde. Olur olmaz her şeye de gözlerim dolmazdı benim.Yumurta haşlayıp pikniğe giderdik o günlerde. Çakıl taşlarının üzerinde ateş yakıp midye pişirirdik tenekede. Deniz kestanesi batardı ayaklarımıza. O günlerde yüzmeyi dedem öğretmişti biz çocuklara. Tabakta kalan yemeğin arkamızdan ağlayacağına inanırdık. Güller daha pembeydi o eski günlerde. Filmler siyah beyazdı. Zeki Müren dinlerdik TRT 1 ekranlarında, sesinin yıllar sonra hatırlatacaklarından habersizdim. Top oynayacak arsa vardı mahallelerde eskiden.  Babalar daha çok evde olur, anneler terlik fırlatacak kadar ilgili olurlardı çocuklarıyla eski günlerde. Ki, o havada uçuşan terlikleri özleyeceğimi de bilemezdim. Aramak istenilen numara santrale yazdırılıp beklenirdi biz çocukken. Yeşil bir telefonumz vardı bizim önünde çalması beklenilen. Yalan söylediklerinde yüzleri kızarırdı insanların. Leblebi tozu yerdik biz bayramlarda. Yerdik ve boğazımıza yapışacak diye korkmazdı annelerimiz. Çatapat alırdık harçlıklarımızla. Pazar günleri yıkanırdık. Daha kolay severdik mesela. Daha zor nefret ederdik. Dünya daha büyük, hayallerimiz daha küçüktü. Güneş daha geç batardı. Komşularımızı tanırdık biz.  Yaşadığımız günleri fırında pişen kek kokusunun hatırlayacağını bilemezdik. Bozacı gezerdi sokaklarda. Yoğurt mayalanırdı evlerde. Her yaz Almanya’dan gelecek çikolataları beklerdik. Okullarda pencere camları yarıya kadar gri boyalıydı eskiden. En büyük isyanımız öğle uykusunaydı. Sıcak yaz günlerinde sokaklarda yıkanırdı halılar. En büyük problemimiz doldurulan-boşaltılan havuzlardı. Berrin Teyze kırmızı oje sürerdi. Rasim Amca midye dolma yapardı. İhsan Eniştem incir reçeli… Elbise dikerdi annem kızkardeşim ve bana, hem de bir örnek. Eskiden vapurlar daha beyaz, martılar daha özgürlerdi sanki. Yollar daha uzak ama bizler daha yakındık sanki. Sanki yağmur daha temiz kokardı. Soba yanardı evlerde, portakal kokardı kış geceleri, yılbaşı gecelerinin kestane kokması gibi.  Tombala oynar, ladese tutuşulurdu. Kazanmak bu kadar önemli de değildi. Depremden bu kadar korkmazdık. Daha güvende hissederdik bilmeden. Bu kadar çok sorumuz da, bu kadar çok cevabımız da yoktu. Mürekkep lekesi olmuş parmaklarımız, kolalı önlük yakalarımız vardı. Kesilen elektriklerin gelmesini beklerken sayı sayardık, sıkılmazdık biz çocukken. Binip yolculuğa gitmeyi hayal ettiğim turuncu minübüs ise fotoğrafta tam arkamızda duruyor. Kimbilir belki gün gelir turuncu bir minübüsüm olur vururum kendimi yollara. Asla çocukluk hayallerimdeki gibi olamayacağını biliyor olsam da…

özgür tamşen yücedal

 
3 Yorum

Yazan: 28 Kasım 2013 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

sendromlardan sendrom beğen

Screen shot 2013-10-24 at 23.54.03

Dünden beri yazayım, yazayım deyip ne yazacağımı bilemez haller içindeyim. Hayır, neden bu kadar yazasım geldi onu hiç bilmiyorum. Konuşmak, dinlemekten çok yazmayı sever oldum herhal!

Okumak derseniz; alıp başımı götürüyor ya işte son birkaç gündür o kafa hiçbir yana gidemiyor. Açayım bloglara bakayım dedim: ııııh! Bloglara da sonbahar çöktü iyiden iyiye. Bir haber çaktı bizi olduğumuz yerlere! Bebeler ölüyor, bebeler gibi ağaçlar ölüyor, kadınlar ağlıyor, adamlar bakıyor, adamlar susuyor, kadınlar anlayamıyor, umutlar tükeniyor, öfke artıyor, ayrışa ayrışa hiç oluyoruz…

Böyle böyle tükeniyorken biz, bir Tükenmişlik SendromuDur alıp yürüdü, her bi kişi sırayla tükenmişlik sendromuna girdi, giriyor. Sanıyorum ben ona değil ama tükenmişlik sendromu bana girmeye çalışıyor.  Cuma akşamını bekliyorum, anason denizinde turlayayım, sendromlardan sendrom beğeneyim diye. Artık ne çıkarsa bahtıma.

Uyku deseniz; iki gün önce İbrahim Tatlıses’i ( kafasında kurşun deliği duruyordu ) rüyamda gördükten sonra gözümü kırpmaya korkar oldum. Hayır öyle uzaktan muzaktan görsem sorun değil, adamın vokalistiydim ya. Bu tükenmişliğin belirtisi değil midir? Düşünün ki, ne kadar tükenmek. Şu paralel evren dedikleri şey gerçekten varsa, aynı zamanda o hayatı da yaşıyorsam!!! Tutmayın beni atın denizlere. Boğulmadım mı o zaman sıkın bir kurşun kafama.

Ondan önceki gece gördüğüm rüyada da Erdo’nun sevgilisi vardı. Vardı ve hatun adamı almaya evimize gelmişti. Yüzü o kadar net aklımda ki, sokakta görsem tanırım. Ben ikisini evden sakince nasıl defetmek sonra Erdo’nun hayatının içine nasıl etmek. Plan yapıp uygulamaktan çok yoruldum. Uyandımki çene kilitlenmiş. Döndüm horul horul uyuyan adama bi baktım: masum. Ama o paralel evren yok mu, o paralel evren. Sardı beni bi evham: ya şimdi şuracıkta dibimde uyuyor gözüküyorken içine ettiğimin öte evreninde hatunla partiliyorsa! Derken bizim meşhur kendini avutanların davutu geldi: ‘’amannnn kaybeden kendisi olur vallahi!’’ dedirtti bana. Sonra ben, kendim kalkıp indim mutfağa, yaptım bir bitkinin güzel kokulu çayını, bir yanımda davut diğer yanımda hatun & Erdo ikilisi oturduk iki saat. Sonra mı; ‘’ne bok yiyorsanız yiyin’’ deyip davutun başına bıraktım onları ve kıçımı devirip uyudum fosur fosur.

Son bir haftalık durum raporum bu sevgili okurlar.

Oğuz’la kafa kol ders çalışmalarımızın devam etmesi, her gün ne pişireceğimi düşünmekten nefret ediyor olmam, spora devam etmem, Elif’in nabzını tutmaya çalışıyor olmam, Özlem & Belgin ikilisini çok özlemiş olmam, iki kilo daha zayıf olmayı istiyor olmam, bütün siyasetçilerin siktir olmasını istiyor olmam, o sökülen ağaçları gece vakti – gizli gizli sökün emirini verenlerin bir taraflarına sokmak istiyor olmam, gazete okumuyor olmam, havaların hep bu ayarda kalmasını istiyor olmam, Erdo’yu seviyor olmam…dan raporumda bahsetmiyorum zaten bunlar çoğunuzun bildiği şeyler.

Bakın yazdım hayli rahatladım be. Sendromun biri gelir mendromu gider. Son olarak, paylaşımımla alakasız olarak: Eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez, eşek değil, eşeğe binen iseniz o halde de, bindiğiniz eşeğe dikkat edin yazıyor ve veda ediyorum.

özgür tamşen yücedal

 
2 Yorum

Yazan: 24 Ekim 2013 in GÜNLÜK, KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: