RSS

Etiket arşivi: şarkılar

gecenin içinden

 

Screen Shot 2015-06-02 at 10.51.20 PM 

İyi akşamlar

Yarım saattir bilgisayar ekranın karşısında oturuyorum. Neşeli şeyler yazabilmek için nasıl debeleniyor şu parmaklarım. ‘’Bana karşı sabırsız mısın?’’ diye soruveren bizim oğlana ağız tadıyla kızamadığımı anlatasım var mesela. Ne bileyim babam ve annemin şimdilerde hoş gelen didişmelerini. Yazlık giyisileri kış başında tıktığım yerlerinden çıkarmak için nasıl erindiğimi. Bugün kaşık kaşık kısır yedikten sonra ve o bulgurlar midemde şiştikten sonraki perişanlığımı. En çelik misali sağlam sinirlerin bile bir an gelip çiklet ile sınanacaklarını ve benim sinirlerimin kremadan olduklarını. Endişe, korkuyla beklediğim haberin şükürle gelen cevabını mesela. Ne bileyim neşeli şeyler işte.

Ahmed Arif şiirleri peşinde oturdum tam da buraya aslında. Geldi karıştı Tuncel Kurtiz’in sesi geceme, kafama. Bütün sözcükleri hüzün boyadı. Şiir oldu gecem. Gri oldu karanlık gecede ruhum. Bir bakışa muhtaç olan bir hâl.

Bir akşam üstüydü aslında ‘zamansız gelen’I kabul edişim. Uzunca bir şiirin peşine takılıp gidişim. Yol boyu yalnız bir ağaç arayışım. Uzun zamandan sonra yüzüme tebessümü yakıştırışım.

Özetle; boka sarmış durumdayım sayın okuyucu. Bu gece benden fayda gelecek gibi değil. Şu an ekranda açık linklerden birinde Hüsnü Arkan & Birsen Tezer ‘’ hoşgeldin ‘’ diyorlar. Açılmış olan diğerinde Şükrü Erbaş’ın ‘’ KOCAMAN BİR ÇOCUĞU ÖPÜYORSUN ‘’ şiiri. Çalıp çalıp, dönüp dönüp bunlara gelmişler? Şahaneyiz yani.

Geceler huzurlu olsun. Geceler vakitli olsun. Geceler kıymet bilir olsun. Ve işaretleri takip edelim. Her şey gönlünüzce, dualarınızca olsun. Amin.

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 02 Haziran 2015 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , ,

keşke

Screen Shot 2014-12-15 at 6.54.58 AM

Giderken tüm günaydınları yanında götüreceğini söyleseydin keşke sevgili

Keşke bilseydim mavinin griye bulanacağını

Tüm lilyumların solacağını mesela

Şehirlere sığdıramadığım aşk bittiğinde bilseydim keşke çikolatayı asla eskisi gibi sevemeyeceğimi

Doğduğun şehrin tüm yağmurlarının parmaklarıma yağacağını da bilmiyordum

Gönlüne dokunmuş olan meleklerimin umutsuzca kanat çırpacaklarını

Hayalini kurduğum odaya masamı yerleştirdiğim ilk gece sana bu şiiri yazıyorum

Karşımda duran fotoğrafta Çengelköy’de bir çay bahçesinde gün doğuyor

Uzaklarımdaki denizde bir karaltı yar olmadığını bildiğim

İstanbul artık sevilmez bir şehir olmuştur senin için, kimbilir

Vaktinden çok sonra gelenim

Gönlüm düştü artık bil ki tam gönlünün yanında duruyor

Isyan yok asla içimde minnetten fazla

Dileğimdin, dilediğimdin

Biliyorum

Senin içinde asla eskisi gibi olmayacak gün doğumları, güneşin batışları

Dinlediğin her şarkı sana beni anlatacak

Denizi her gördüğünde titreyecek derininde bir yer bir zamanlar bana ait olan

Boynundaki bene baktığında hep beni hissedeceksin, dudaklarımı

Giderken götürdüklerin kadar aslında payıma düşen, emanetlerin

Kalabalıklar içinde aklına gelişlerim yakacak canını tıpkı benim acıdığım gibi

Bembeyaz tüller uçuşacak yüreğinde

Bir balkon serilecek tam yol ortası gibi rüyalarının ortasına

Sen de çikolata yiyemeyeceksin mesela

Köşe başında gördüğün çiçekçilere kafanı çevireceksin unutamadığın için beni

Sesim olmadan yollar bitmeyecek artık

Ne kadar uzağa gidersen git kaçamayacaksın kelimeler küstüler çünkü sana

Asaf’ın dediği gibi ‘’ Sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor.’’

Korkuyorum

Ama

Gün gelir her şey biter

Gidecek olan gider

Gelecek olan yola çıkmış olur

Kapılar kilitlenir

Kapılar açılır

Gören gözler görmez olur

Şarkılar susar

Şiirler yazılır

Ve

Insanoğlu bile bile günü geldiğinde her şeyin biteceğini

Yaşar bile bile

Döngünün akışına teslim edip kendini

Biliyorum hiçbir acı gibi bu da baki değil

Geçecek

Hoşçakal sevgili

Tüm günaydınlarım senin olsun

Gözyaşlarımı çimenlerde bırakıyorum

merhaba

özgür tamşen yücedal

 

 

 

 

 
Yorum yapın

Yazan: 11 Mayıs 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

ardındaki huzur

Screen Shot 2015-03-17 at 12.21.24 AM

Hikayesini bulamayan kelimelerin uyutmadığı bir gece daha. O kadar çoklar ki, ağzımdan burnumdan çıkıp havaya karışacaklarmış gibi. Tutup hapsetmek istiyorum, hikaye geldiğinde kelimesiz kalmasın kendini yalnız hissetmesin diye.

Defalarca aynı duygularla, çoğalan heyecan, alışmış olmanın verdiği güvenle gidilen yolların şarkıları var içinde. Kimsesiz, anlaşılmaz hissedilen günlerden sonra bir gün sevenleriyle karşılaşıp yalnızlığını yolculamanın ardındaki huzur var. Sevginin iyileştirici gücü… Duş yaptıktan sonra temiz nevresim serili yatağa girip derin solukla gözlerini yummak… Kana kana su içmek… Aşk dolu bir mesaj almak… Güzel bir filmin son sahnesinde ekran karşısında mıhlanıp müziği dinlemek… Soğuk bir günde kek kokan sıcak eve girmek… Birine ilk görüşte güvenmek… Çocuk kahkahası… Sevgili tenine hasretle dokunmak… İyileşen bir yara… Yolun sonunda varmak… Samimi sohbetin arasında gelen demli çay… 

Güzel bir hikayenin kelimeleri var aklımda. Belki de güzel bir rüyanın arifesindeyim sabahını bekleyen. Tüm güzel rüyalar için iyi geceler. Tüm güzel hikayeler için günaydın.

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 16 Mart 2015 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

gelişine

Screen Shot 2014-10-20 at 11.57.51 AM

Arada vitesi tutturamayarak yokuşta boğulup kaldığım doğrudur. Ayrıca alışılmadık da değildir. Tadilat dolayısıyla kapandığım günler…

Saatlerin geçmek bilmediği günler, saatleri avuçlayıp durdurmak istediğin günler, zamanın somutlaşıp hızla önünden geçip gittiği ve senin umarsızca öyle mal mal baktığın günler. Işte son cümlede ki mal ben oluyorum. Kendimi fırlatıp fırlatıp atıyorum sonra gerizekalı ben, bumerang misali gelip gelip yine kendime çarpıyorum. Işte gittiğinde sonra gidip gidip döndüğünde çarpıp kaldığın aynı olunca bağlıyorsun mala.

Bir ağaç var günlerdir gözlerimi kapattığımda gördüğüm. İnsanlar var ‘Bir adam var düşümde…’ diye şiirler, şarkılar yazan, ben deki düşlere gel! Gerçi odunsu cinslerinden dolayı benzerlikleri yok değil. Hadi konuyu dağıtmayayım; öyle heybetli, ulu falan değil, sığabileceğim kadar gölgesi var ağacın, yeter bana… Masum edalı. Yeşilin yaprağa en çok yakışan tonuna boyamış gür yapraklarını. Turuncu meyvelerle donatmış kendini. Mis gibi kokuyor. Adı, sanı, cinsi önemli değil. Beni gölgesine sığdırabiliyor ya yeter. Olan biteni, zamanı öylesine uzanıp seyrelemek isteyeceğimi bildi demi geldi düşüme, kimbilir. ‘Hoşgeldin’ diyerek buyur edilecek kadar güzel olduktan sonra başım gözüm gönlüm üstüne.

Şu okuduğunuz satırları yazarken feci damar bir şarkı var kulaklarımda, belki ondan bu hallerim, umurumda mı? Tabi ki hayır! Ama bile isteye olması farketmez, müziğin içine alıp oradan oraya savurabilen gücünü kabul etmek gerekiyor. Birini çok yakınınızda olmasına rağmen deli gibi özletebilir mesela. Feci boktan birşey değil mi; çok yakınında olanı özlemek… Özlettiği için ona mı kızsan, özlettiğin için kendine mi, bilemezsin. Cevap araya araya geçip tükenecek şu ömür… En fenası; zamansız pişmanlıklarla, kocaman ‘Keşke’ler çekip duracağız keşkenin pişmanlığı altına ezilerek, çaresizce.

Hohoyyyyt! Koptu gitti Özgür… Tam Pazartesi yazısı oldu, süper. Tamam şimdi şarkıyı değiştiriyorum, böyle bunalım sikindirik şeyler düşünmeye son veriyorum. Dünya dönüyor ve biz aciz kullar dönen dünyayı durduramıyorsak hepsi boş; olmuş, bitmiş, az mış, çok muş, yakın mış, uzak mış…. Gelişine, gidişine yaşanan günler, haftalar olsun. Sağlık olsun.

özgür tamşen yücedal

 

 
Yorum yapın

Yazan: 20 Ekim 2014 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

dünyada bir yerlerdeyim

Söyleyecek sözü olan, söyleyecek sözünü cesurca söyleyen, savunan, saygı duyan, kirlenmeyen, kirletmeyen, pırıl pırıl insanlar daha vakit çok erkenken gidiyorlar ya dünyadan… Sizi bilmiyorum ama her defasında ben daha bi yalnız daha bi terk edilmiş hissediyorum kendimi. O bırakıp gittiğinde küsmüştüm ben ona da tıpkı diğerlerine küstüğüm gibi. Kalemlerini, şiirlerini, şarkılarını yalnız bırakmadıklarını bizlere emanet ettiklerini bildiğim halde…

‘’Hayde’’ deyişini, ‘’Gidiyorum’’ diye haber verişini, ‘’Hayat’’ı anlatışını, ‘’Koyverdun gittun beni’’ isyanını, ‘’Salkım Söğüt’’ diye ağaçlara sarılışını bildiğim adama küslüğüm çok kısa sürmüştü. Zaten o ‘’Dünyada bir yerdeyim’’ dedi  konu kapandı. İşte o adamın Kazım Koyuncu’nun doğduğu gün 1971 yılının bugünüydü.

Ben Kazım Koyuncu’nun şarkılarıyla uyandım bu sabah ve baş sayfalarında üniversite öğrencileriyle ilgili haberlerin olduğu gazeteleri okumaya utandım. Yaşamının son gününe kadar meydanlarda el ele olduğu, kampüs kampüs gezerek söz söylediği, paylaştığı gençlerin bugün hala hala ve hala nelerle uğraştıklarını görünce üzülecek diye üzüldüm. Pırıl pırıl ışıkları söndürülmeye çalışıyor, üzülecek diye üzüldüm. İşte böyle yağmurlu, puslu, üzünç bir doğum günü oldu bu defa.

Ama asla umutsuz değil. O, biz, bizim gibiler dünyada bir yerlerdeyiz biliyorum. Güneşli günler göreceğiz. Düşmeyecek tutunacağız. Bitmeyecek söyleyecek sözümüz. Kirlenmeyeceğiz. Ve kirlenmemek için kirletmeyeceğiz.

Selam ey dünyada bir yerlerde hala bizimle olanlara!

özgür tamşen yücedal

 
1 Yorum

Yazan: 07 Kasım 2013 in DİNLEDİM, GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: