RSS

Etiket arşivi: tek bir

yanılmışım. çok üzgünüm.

Neden? Hala aklım almıyor, alamıyor. Nasıl bu kadar ayrılmışız, ayrışmışız. Diğer yanda nasıl bu kadar bir olmuş, birleşmişiz. Ağaçların peşinden yola çıkıp geleceğimizin aydınlık günleri için el ele, omuz omuza sokaklara dökülmüş olmamız, olduğum taraftan bakınca umut verici. Evet, ben bir taraftaymışım. ‘’ Taraf ‘’ kelimesi hiç olmadığı kadar içi dolu, soğuk, ayırıcı, uzaklaştırıcı geliyor özellikle bugün.Çünkü, ben sanıyordum ki, farklı düşünüyor olsak bile hayalini kurduğumuz dünyada beraber yaşıyor olmalıydık, yan yana…

Belki de bugüne kadar hiç bu kadar uzak hissetmemiştim. Bir tarafta olmanın anlamını iliklerimde hissetmemiştim. Demoktarik, özgür yaşamanın karşılıklı saygı göstermek, saygı görmek olduğu öğretildiği ve buna delicesine inanmış olduğumdan sanıyorum.  İnsanca yaşamanın yalnızca tek bir anlamı olduğuna inanmıştım. Eşit, özgür, laik, kardeşçe yaşamak sanmıştım insanca yaşayabilmeyi. Yanılmışım. Çok üzgünüm.

Okuduğum vahşet, düşmanlık, kin dolu, kardeşi kardeşe düşürücü yorumları görünce dehşete kapıldım. Bir hafta öncesine kadar aşını, sırlarını, elem, mutluluklarını paylaştığı arkadaş, akrabalarını düşman ilan etmişleri görüp duyunca dehşete kapıldım. Yanılmışım. Kör bakmışım. Pespembe görmüşüm. Çok üzgünüm.

İleride yaşayacakları güzel aydınlık günler hayal ederken çocuklarım için , hayallerime tüm çocukları katmıştım. Alkol kısıtlaması geldiği gün gençler arasında hapçılığın artacağı endişesi sardığında kafamı, bütün çocuklar için korkmuştum.  Şimdi bu ihtimalleri ( ki,  Tanrı hepimizin çocuklarını korusun ) yalnızca karşı tarafta gördükleri insanların çocuklarına mal edenleri görünce ürperiyorum. Gençlikten bu kadar uzak yaşadıklarına inanamıyorum. Kendi evlatları için hayal ettikleri geleceği anlayamıyorum. Yanılmışım. Gerçekten çok üzgünüm.

Bir ezan sesiydi dualarımızın ortak olduğu. Üzerinde dumanı tüten bir tabak helvaydı ağzımızın tadını ortak eden. İstiklal marşıydı geçmişimizi, geleceğimizi ortak eden. Türk bayrağıydı göğümüzü ortak eden. Kimimiz için iftar sofrasıydı beraber el açtığımız. Kimimiz için içki sofrasıydı beraber meşk ettiğimiz. Bayram sabahlarımız vardı bizim el öptüğümüz, şekerle sohbetimizi tatlandırdığımız. Çocuklarımız el elelerdi halaylarda.  Yakıldıklarında ağladığımız, isyan ettiğimiz alevi dostlarımız vardı bizim. Vurulduklarında sokaklara döküldüğümüz Ermeni dostlarımız vardı bizim. Ortak bir yaradanımız vardı bizim. Dili ayrı, temennisi aynı dualarımız vardı bizim. Taşı kuşlara bile atamazdık biz. Soluğu olurduk düşenin. Kim taraf yaptı bizi? Ne zaman düşman olduk biz? Hani rengarenk ve mutluyduk biz. Ne zaman karardık, kör, sağır olduk? Nasıl aydınlanırız, ne zaman tekrar kardeş oluruz bilemiyorum ama çok üzgünüm, çok.

özgür tamşen yücedal

 

 

 
4 Yorum

Yazan: 03 Haziran 2013 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

TESTOSTERON

  Bulduk! Her şeyin tek bir sorumlusu varmış: Testosteron… Erkek değil erkeksel, kadın değil kadınsal yaratıklarmışız ve tek yöneticimiz var, o da bu testosteron hormonuymuş.

  Testosteron: Erkeklerde, testislerde ve böbreküstü bezlerde; kadınlarda yumurtalıklarda kolesterolden üretilen bir hormon. Ses kalınlaşmasına, vücut ve yüz kıllarında artışa neden olarak erkeksi özelliklerin kazanılmasına sebep olur. Protein metabolizmasını hızlandırarak kırmızı kan hücrelerinin ve kas miktarının artmasına, yaralanmalar sırasında vücudun kendisini yenilemesine ve vücuttaki yağların yakılmasına yardımcı olur. Erkeklerde, bu hormon ergenlik dönemi ve 20’li yaşların başlarına kadar oldukça yoğun bir şekilde salgılanır. 50’li ve 60’lı yaşlardan sonra ise etkisini kaybederek gittikçe azalır. Ayrıca erkeklerdeki bu hormonun miktarı, kadınlardan yaklaşık 30 kat fazladır.* ( *oyunun tanıtım kitapçığından ) 

 Görüldüğü üzere yaşdönümlerinde davranışlarda oluşan değişiklikler bile bu testosteron oranıyla açıklanabiliyor(muş). Cumartesi akşamı bir kez daha ‘’Oyun Atölyesi ‘’ ndeydik. ‘’Testosteron’’ adlı oyunu izlemek için. Öncesinde Rakı & Balık adlı mekânda kurulan uzun masadaki keyifli sohbeti, sonrasında Moda’da yenen dondurmaları falan yazmayacağım. Diyette ve spor yapıyor olduğumu afişe ettikten sonra utanıyorum artık. Bu defa ‘’ HİÇ EKMEK YEMEDİK ’’ de diyemiyorum, rakıdan dolayı.

   Oyunun ilk bölümünde pek bir şey anlayamadım, kendimi veremedim. ‘’Bu ne yahu? Yuh! Kadınlar bu kadar da değiliz.’’ soruları kafamda dolaşıp durdu. Durum böyle olunca da güleyim mi, kızayım mı arada gidip geldim. İnanın bir ara sahneye atlayıp ‘’ Yeterin len! Ne istiyorsunuz biz kadınlardan.’’ diye haykıracak kadar dellendiğim bile oldu. Ama ikinci bölüm, işte ikinci bölümde anlaşıldı ki; kadınlar gerçekten dünyayı idare edebilecek güçteler. Neden mi? Erkeklerin hayatlarında ki her şeye anlam katan tek şey ‘’Kadınlar’’, tek amaçları kadınlarla birlikte olabilmek. Oyuna adını veren testosteron hormonu var var, yoksa ayvayı yediler. Bütün hayat iki şey  arasındaki kısa mesafede geçiyor. Yaptıkları – yapmadıkları, yapabilip – yapamadıkları her şey bu hormona bağlı, yaradışsal. 

  ” Kocam beni anlayamıyor. – Benimle yeterince ilgilenmiyor. – Beni aldattı. – Canı çekip, keyfi geldiğinde benimle ilgileniyor. – İşi bitince sırtını dönüp yatıyor. ” gibi soru, sorunları olan kadınlar hepsinin cevaplarını almış olarak ayrılıyorlar salondan. İşte cevap: ” Onların bir suçu yok. Hepsi TESTOSTERON yüzünden.” Erkekler dürtülerinin egemenliğinde hareket ediyorlar. Sahnede birbirlerine kafa göz giren, ana avrat düz giden ( üstüne üstlük bunları çok doğalmışçasına yapan ), sarmaş dolaş olup ağlayan, kadınlarla davasını çözememiş farklı yaş ve farklı statüdeki adamları izledik, yeryüzünde yaşayan tüm erkeklerin yansıması olarak.

    Ve sahnede olmamalarına rağmen, asıl kadınları izledik hem de başrolde. Erkekleri görünür kılan kadınlar. Yaratılmamış oldukları düşünüldüğünde, erkeklerin yaşamsal tüm amaçlarının ortadan kalkacağı kadınlar. Bir futbolcu düşünün ki:  Oynuyor karşı takımı yenebilmek için. Karşı takımı yeniyor para kazanabilmek için. Para kazanıyor mal mülk alabilmek için. Malı mülkü alıyor karıya kıza hava atabilmek için. Testosteron hormonu salgılıyor, kanı pompalayabilmek için. Yemek, içmek, çalışmak, kazanmak, kıskanmak, döllenmek vb. hepsini kadınlarla ilişkili. Yolun sonunda hep bir kadın var.

   Amanın işte böyle… Bizde bu muhabbet epey gider. Hallerimiz nice olur ? Bilemem. Ama buna da bir kılıf bulduk ya, bir taraflarımız göğe erdi.

 Efendim, hepinize sevgi saygı Özgür’den. Bol hormonlu haftalar diliyorum.

NOT: Performanslar müthişti. Özellikle genç oyuncular… Müzik deseniz; tüm izleyenler son bölümdeki melodi dillerimizde çıktık salondan. Beni tek rahatsız eden tüm oyun boyunca oyuncuların oralarına buralarına bulaşmış olan kan görüntüsü oldu.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
 

Etiketler: , , , , ,

Annem gene haklı çıktı!

 ‘’ Yap – koştur sen, sonunda madalyanı takarlar oturursun öylece.’’ der annem. Her zaman olduğu gibi bir kez daha haklı çıktı. Ve ben kucağımda; sözümü tutabilmek, yetişebilmek, geç kalmamak, yalnız bırakmamak, paylaşabilmek uğruna, kâh iki ayağım bir pabuçta, kâh iki elim kanda, en önemlisi her seferinde kendimi bir kenara koyarak yapmış olduğum özveri ya da adı her neyse fedakârlıklarla kalakaldım. Ki o anlarda zaman zaman yaşadığım gerginlik-sinir-stres ise cabası.

    Eminim sizlerde günün, zamanın birinde sormuşsunuzdur karşınızdakine: ‘’ Hiç mi hatırım yok.’’ diye. Ben bir kez daha aldım cevabımı ve galiba bu sorunun tek bir cevabı var: ‘’ Yok! Yok kardeşim. O, o zamandı, yapmasaydın ( gelmeseydin – söylemeseydin – taşımasaydın vb.). Zorla yap diyen mi oldu.’’ İşte cevap bu.

   Bizim gibilere halk arasında ‘’ enayi ’’, durumumuza ise ‘’ Aptallığına doymayan, doyamayan.’’ denir.

   İşte böyle benim bir madalyam daha oldu. Tecrübe, yediğin kazıkların toplamıdır demişti Sertuğ Abi ama bu kadar çok olacaklarını söylememişti. Hayat tecrübesi edinene kadar bu dünyadan göçüp gideriz valla. Demek ki; ‘’ Başkalarının hayatından ders alın; çünkü insan, bütün hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşayamıyor. ’’ diye boşuna dememişler. Haftaya süper bir giriş oldu. Ardından gelecek diğer günler için umudum zirve yapmış durumdan. Bakalım bahtıma daha neler çıkacak? Eee artık ne diyelim ” Züğürtün müğürtün olsun ama sağlık olsun. Gerisi koy ver olsun.Sizlerin havası güzel olsun’ ‘

 

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
2 Yorum

Yazan: 26 Mart 2012 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: