RSS

Günlük arşivler: 29 Haziran 2011

UĞURLAR OLSUN

   

   
     Dün sabah uyanık ama gözlerimi güne açmaya hazır hissetmeden, öylece yattığım anların içindeydim ki; banyodaki radyodan Selda Bağcan’ın sesinden bir melodi geldi, yerleşti kulağıma. TRT Radyosunda çalıyordu galiba ”Uğurlar Olsun” diyordu, Selda Bağcan.
 
   Bir anda sıkı sıkı kapalı gözlerimin önünde, anların fotoğrafları beliriverdi. Otuz yıl önceki Özgür’ün çocuk gözleriyle tanıklık ettiği, beynindeki kütüphanesinde, o günlere ait hatıralarının saklandığı kitabın sayfalarından.

   O yıllarda oturduğumuz, doğmuş olduğum yer Salacak… Apartmanın önüne serdiğimiz kilimin üzerinde evcilik oynadığımız arkadaşım Berrin, mahallenin iğnecisi kalın gözlük camları ve elinde taşıdığı kocaman kolanya şişesiyle karşımdalardı. Evde saklanan kitaplar, kasetler, kapıları çalan jandarmalar ve fonda Selda Bağcan’ın sesi. Aslında şarkılarını ilk dinleyişim o zamanlardan belki bir üç sene sonraydı. Ama; beynim hatıralarıma O’nun sesini seçmiş fon müziği olarak.
   Dinlediği şarkılarla, okuduğu kitaplarla falan politik görüşünü yansıtan tiplerden değilimdir, aslında. Sağcısı, solcusu beni pek bağlamaz. Benim hayal ettiğim dünya; rengarenk, özgür, barış dolu. Haaa! Böyle bir dünyayı hak ediyor muyuz? O da, ayrı konu…

    Benim adaletsiz düzenlerin gölgesinde yön değiştirmiş hayatlara tanıklık etmiş bir çocukluğum var. İnsanların yıllarca ve yıllarca görmezden geldiği, daha doğrusu onlardan gizlenmiş olan gerçeklere tanıklık etmiş bir çocukluğum var. O yıllardan beri göremediğim nice akrabalarım var. Ne için, neden? Bütün bunlara rağmen iyi niyet ve umudumu içine koyup sakladığım çocukluk hatıralarım var benim. Bir de; bütün renkleri, bütün dinleri, bütün dilleri eşit görüp, umudu olan bir ‘Babam’ var. Bu sebeple ben kendi adıma böyle bir dünyayı hakediyorum.

    Ama, hala anlayamıyorum; güçlerin çatışmadığı, savaşların olmadığı, çocukların mutlu olduğu ve beraber yaşayabileceğimiz sadece bir dünya yok mu? Paylaşılamayan, yavaş yavaş yok edilen bir dünya…

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

NOT: Pek alakasız bir not olacak ama beni bile rahatsız ettiği için açıklamak istedim. Yazıları paylaşırken koyduğum müzik eklentilerinin kocaman görüntüleri için özür diliyorum. Fakat gelin görün ki; küçültülerek ya da yalnızca simge olarak nasıl eklenebileceklerini bilmiyorum. Öğrendiğim zamana kadar böyle idare edeceğiz artık.

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 29 Haziran 2011 in GÜNLÜK, GENEL, İNSANOĞLU

 

İNCİR REÇELİ

İyi filmlere neden bu olur? İyi kitaplara neden bu olur? Gerçek sanatçılara neden bu olur?

”Ölümü cebinde taşırken hayali; ölümsüz olmaktı.”

”Bana hiç bir şeyi sevme hakkı vermediler. Bende incir reçelini sevdim. İncir reçeli sendin, aşkım.”

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
Yorum yapın

Yazan: 29 Haziran 2011 in İZLEDİM

 
 
%d blogcu bunu beğendi: