RSS

hatırlamak lazım!

13 May

 

936354_10151589267577398_1937338114_n

Saçlarıma düşen aklar kapatılamaz, tırnaklarımın çevrelerinde çıkan etler koparılamaz, bıyıklarımda çıkan kıllar saklanamaz duruma gelmiş halimle geçen Cuma kuaförün kapısından içeriye girdim. Bu hale gelmeme sebep olan orada geçirmek zorunda olduğum zamanın anlamsızlığı, boşa gidecek olması düşüncesi içimde bir sızı halinde yanıyor olsa da çaresizce gene oradaydım işte. Tomografi cihazı gibi bir şey icat edilse, içine girdikten on beş bilemedin yirmi dakika sonra yenilenmiş olarak dışarıya çıkabilsek nasıl şahane olur! Hayır, kitap okuyayım desen;  ellerin ya üzerine örtülen siyah örtünün altında ya da ılık su dolu tasın içindeler. Müzik dinleyeyim desen;  kulaklıkları takamıyorsun çünkü kafanda ya boya süren, fırça tutan eller ya da havlu… Bunlardan en acısı da mekânda çalan müzik ne olursa olsun tahammül etmek zorunda olmak. Bu güne kadar huzur bulduran, hayaller kurduran müzik yayını yapan bir kuaföre rastlamadım zaten. İşte tüm bunlar yüzünden üç saat boyunca kurbanlıklar gibi sağa dön – dön, kafayı eğ – eğ, öbür eli ver – ver, kalk – kal, otur – otur…

Tüm bunların yanında gidildiğinde oturulan koltukta neredeyse tüm sırların kesilen saçlar gibi ortaya döküldüğü, kâh dedikodunun içilen kahveler gibi yudumlandığı, kâh dertlere derman olunduğu, saç renginiz tuttuysa gerginlik stresten eser kalmadığı, toplanılmamış yatakların, lavabodaki bulaşıkların düşünülmediği tek yer de gene kuaförlerdir herhalde.

Bu defa yukarıda sıralamış olduklarımdan çoğunu yaşamadım ama ağladım ben. ‘’ Ulan bu karıda ota boka ağlıyor! ‘’ diyeceksiniz. Evet, ağlıyorum. Bu kez de dert ettiğim her şeyden utandığım için ağladım. Kuaförüm Nihat öyle bir şey anlattı ki! Hem de on bir yaşındaki kuzeni hakkında. On bir yaşında! Neredeyse milyarda bir görülen bir rahatsızlık.

Tabi insan sürekli bunları düşünerek de yaşayamaz. Ama arada bir, o dert dediğimiz şeyleri büyütüp büyütüp deryalarında boğulmalara kalktığımız dönemlerde hatırlamak gerekiyor. O hatırladıklarımızı alıp elimize kafamıza kafamıza vurmamız gerekiyor.

Ben vurdum. Sonra anama, babama, çocuklarıma, kardeşlerime, kocama sarıldım. Yemekler pişirdik, yedik. Fenerler uçurduk. Hediyeler verdik. Hikâyeler anlattık. Herkes uyudu Özlem’le baş başa kaldık. Gecenin bir vakti Belgin’i aradık. Belgin geldi. Ayran şişesinde balık olana kadar içtik. Efkârlı şarkılar dinledik. Efkârlandık. Sonra gözümüzden yaş gelene kadar güldük. Şahane hallere büründük. Geçti, gitti.

Arada hatırlamak sonra tekrar hatırlayıncaya kadar unutmak falan lazım. Aşk lazım. Meşk lazım. Sohbet lazım. Dost lazım. En başta sağlık lazım.

İyi haftalar diliyorum.

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 13 Mayıs 2013 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: