RSS

Etiket arşivi: gibi

Kim?

Kalitim kim?

Hatıralarımı bulayan,

Renklerimi solduran kim?

Çocukluğumla arama karlar yağdıran kim?

Sevincimi çalan kim?

Hüznümü çoğaltan kim?

Kolumu kanadımı kıran kim?

Çiçeklerimi solduran kim?

Dünyaya bakan gözlerimdeki perdeyi kaldıran kim?

Beni ağlatan kim?

Aşkımı yok eden kim?

Sessizce,

Yağmur gibi yaklaşan kim?

Gözyaşlarımı biriktiren kim?

Çığlığımı çoğaltan kim?

Ellerimi üşüten,

Kirpiğimi yanağıma düşüren kim?

Özlediğimi getirmeyen,

Bir bakışa muhtaç eden kim?

Beni büyütürken yok eden kim?

Katilim zaman mı?

Katilim kim?

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 13 Eylül 2013 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , ,

yetti gari!

941908_10151619066877398_1482741821_n

Son yıllarda, özellikle bu yıl ülkemize gelen – giden nice yabancı – ünlü – şarkıcı – Dj’ler oldu, olmaya devam ediyor.  Kimilerinin ruhu bile duymuyorken kimileri ilgilendikleri için takip ediyor ve ergenlerle yaşayan bizim gibi kimileri ise bu geliş gidişleri hem ruhunda hem de cüzdanında kalan son kuruşa bakarken iliklerine kadar hissediyor. ‘’ Gelmez olasıcalar! ‘’ diye haykıracak kadar diyim ben size. Nedir ağabeycim bu? En azından yıllara bölüp bir sıraya koyalardı. Bunların ülkeye gelişlerini organize edenler hiç düşünmüyorlar mı: ‘’ Genç olanlar ( hep genç kalanlar ) ayağımıza kadar gelmiş hepsini izlemek istiyorum. ‘’ demezler mi? Derler. Peki, bunların aileleri ( sponsorları ) bu bilet paralarına nasıl yetiverecekler? Yettiremeyenler çocukları nasıl avutacaklar? Sabahın bir köründe sıralara girip nasıl bekleyecekler? Hadi beklenildi, izlenildi. Sonrasında, saattin bir yarısında o gençler evlere nasıl dönecekler? Analar babalar oturup onları beklerken ne halt edecekler? Vallahi perişan haldeyiz. Yeter!

Derken,  bu akşam da Rihanna sahnede. Sonraki günlerde ise adı T ile başlayan ( Tiesto ) dünyaca ünlü Dj var ya o geliyor muş. Ondan sonra gelecek olanları ne duymak, ne de bilmek istiyorum. Yettiler gari!

özgür tamşen yücedal

 
1 Yorum

Yazan: 30 Mayıs 2013 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

dünyanın 7 gerçeği

1) Gözünüzün içine sabun süremezsiniz.

2) Kendi saçınızı sayamazsınız.

3) Diliniz dışarıda iken burnunuzdan nefes alamazsınız.

4) Biraz önce 3. şıkkı denediniz.

5) Denediğinizde başarılı olduğunuzu gördünüz. Ama küçük bir köpek yavrusu gibi görünüyorsunuz.

6) Şu an gülümsüyorsunuz.

7) Bunu kime yapabilirim diye düşünüyorsunuz.

Dilerim güzel bir hafta olsun. Dil dışarıda, içeride, köpek gibi görünür, görünmez ama gülümseyerek geçsin. Sevgiyle…

özgür tamşen yücedal

not: Şükrü Kızılot’un 14.04.2013 tarihli köşesinden alıntılayıp hafif değişiklik yaptım.

AÇINNNNN SESİ

 
4 Yorum

Yazan: 22 Nisan 2013 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

bir ileri bir geri

6724_10151472321217398_602301676_n

Futbol maçı oynandı ve bitti diyelim: Bitiş düdüğünün hemen ardından başlayan ve maçın değerlendirilmesinin yapıldığı programlar izleniyor. Sonra eleştiriler, sonra tartışmalar, ertesi gün gazetelerin spor sayfalarından ya da internet sitelerinden akşam izlenmiş, dinlenmiş olanlar bir kez daha okunuyor, izleniyor. Bu futbol meraklısı adamların hayatı oldukça yorucu, pozisyon pozisyon geçiyor valla. Maç özet yayınlarında rejinin görüntüleri verişi gibi; bir ileri, bir geri, yani oldukları yerde! İlgi alanlarına giren şu karşılaşmaların ayrıntıları için çalışan zeka, özel hayatlarındaki ilişkilerin ayrıntılarına gelince içine kaçıyor. Bir ileri bir geri!

Bu arada ” Günaydın! ”

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 06 Mart 2013 in KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , ,

sen gibi…

Kaçmak istediklerim kadar gitmek istediklerim var. Belki de bundandır kararsızlıklarım. Korkularımdan, hayallerimden, aşktan, güdülerimden, zihnimin oynadığı oyunlardan yaptığım yanlışlarım var. İçimdeki çocukla, kadınla, erkekle, yüreğimle yarattığım güzellikler var. Duvarlarımdan dışarıya taşıyamadığım duygularım var. Hedeflerim, hırslarım, kıskançlıklarım, özlemlerim var. Kırılganlıklarım, hayalkırıklıklarım, travmalarım, bir daha hiç dönmek istemediğim anılarım var. Ve yarın sabah hepsiyle birlikte yaşamam gereken bir günüm daha var. Milyarlarca insan gibi… Sen gibi…    ( Aret Vartanyan )

O milyarlarca insandan biri, ben de bu sabah, bu pazartesi sabahı  tüm bunlarla, korkularım, hayallerim, aşkım, zihnimin içindeki her şeyle, ağır mı ağır kalktım yaşamam gereken bir güne. Kaçmak istediklerim yok bugün. Tam tersine üstüne üstüne gideceklerim, üstesinden geleceklerim var bugün de.

” Merhaba ” diyeceklerim. ” Güle güle. ” diyeceklerim. ” Kabulümsün. ” diyeceklerim. ” İstemiyorum. ” diyeceklerim. Daha doğrusu dilim böyle söylerken, gönlümün diyeceklerini bilemediklerim. Milyarlarca insan gibi… Sen gibi…

Güzel günler olsun. Gönlümüzden geçenleri söylesin dillerimiz. Gönüllerden geçenleri görsün gözlerimiz. Üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir şey olmasın, kalmasın. Sevgiyle olsun. Aşktan, aşkla olsun.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
4 Yorum

Yazan: 01 Ekim 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

KALBİNİ GÖRDÜĞÜM GÜN

 

  İnsanlar delirdik ya, ‘’ Benim sizden ne eksiğim var?’’ diyerek hava da delirdi. Yani bugün delirmiş gibiydi. Bir fırtına kıyamet. Ben ise usuldan usuldan yağacak yaz yağmuru, ardından çıkacak gökkuşağının yolunu gözlemeye başlamıştım. En çok Oğuz için. Çok dert edindi kendine, henüz gökkuşağı görememiş olmasını. Bana sorup duruyor ‘’ Ne hissediyorsun görünce?’’ diye. O anında tarifi olmayan birçok andan biri olduğunu nasıl anlatabilirsin ki beş yaşındaki bir çocuğa. Anlatamazsın.

  Durum böyle olunca çocuğumun yağmurla tek fantezisi; yağmur şahitliğinde yüzmek oldu. Yüzdü de.

  Yüzdüler ama içeriye can havliyle bir girişleri vardı ki görülmeye değer. Bu Oğuz’u bozdu mu? Hayır. Diğer tüm çocuklar gibi onun dünyası da güzelliklerle dolu, her şey oyun, eğlence sebebi. Biz ailece kovalar, bez, havlular yardımıyla eve sızan yağmur damlalarıyla kovalamaca oynarken de çok eğlendi.

 

  Benim garip alın yazımdan payıma, akşamüstü onunla beraber yağışın ardından kalan çamurları, kopan dalları toplarken bu tür doğa olaylarının sebeplerini anlatmaya çalışmak kaldı. ‘’ Alın yazım.’’ diyerek kabullendim ben bunu ne yapayım. Anlat anlat anlat…

Yok yazamıyorum. Az önce bir film izledim. Üstüne şu an kulağımda bir de melodi, kelimenin tek anlamıyla dağıldım. 

  Abicim varsa bi hesabımız keselim hayattayken! Varsa diyecek lafımız hayattayken diyelim! Anlayamadıysak annemizi, babamızı varalım anlamayalım. Oldukları gibi kabul edelim! Anlatamadıysak sevgimizi çocuğumuza, sıkıca sarılıp bi öpücük konduralım, derin bir solukta çekelim kokusunu yeter! Ardımızda bırakmayalım yollanmamış kartpostallar. Affedelim kendimizi de, sevdiklerimizi de hayattayken.

  Film mi?

‘’ Kalbini Gördüğüm Gün ‘’ (Et soudain tout le monde me manque ) Bir Fransız… Konusundan bahsetmeyeceğim. Yukarıdaki paragraf yeterli olacaktır. Adını duyunca bir aşk filmi olduğunu zannetmiştim. Önyargı işte. İçine bakmadan!

  Diyeceğim; sevginin çok türü var içinde. Ya da şöyle diyeyim;  Oğuz’a açıklayamadığım, gökkuşağını gördüğümde hissettiğim gibi, öpüşme sahnelerinde soluksuz kaldığımdaki gibi, özlemek gibi, arzulamak gibi yumuşak, güzel şeyler hissettim. Vakit bulduğunduğunda izlenebilir.

Bu gün için yeterince alışveriş ettim hayatla, doğayla. Şimdi de huzurla uyumak istiyorum. Hadi kaçtım.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
Yorum yapın

Yazan: 12 Ağustos 2012 in İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

Yerli yersiz, başlamak lazım

Bir yerden başlamak lazım sevmeye.
Kimi ya da neyi olduğunun hiçbir önemi yok, kendinden başlamışsan eğer.
Hayat zor, çekilmez ve aksini iddia edemeyeceğimiz kadar açık, net.
İktidarına yenik düşmüş bir ülkenin umudu kadar sağlam,
Henüz kaybedilmiş savaşın unutulmuşluğu kadar yalan.
Hayat, hayalin, kolu bacağı kırık hali.
Sevmek, alçısı ömrün, ‘ya tutarsa’ niyetine sarılan kırıklarına.
Bir yerden başlamak lazım inanmaya.
Neye ya da kime olduğunun hiçbir önemi yok, putlarını yıkmışsan şayet.
Aşk gibi, merhamet gibi, cehennemde Allah gibi…*
Yok gibi, yoksul gibi.
Hiçbir şeyi olmayan her şey gibi.
Körü körüne, bilinçsiz, aldırmadan, sorgulamadan,
İnanmadan inanmak lazım artık
Bir çift elin elinize düştüğü anın bütün dünyayı kucaklamak oluşuna!
Korkmadan ve korkutmadan açmak lazım kalbi,
Yüreğini mabet edinmişin usûllü, usûlsüz yalanlarına.
Bir yerden başlamak lazım yalnız kalmaya.
Nasıl ya da ne şekilde olduğunun bir önemi yok,
Uyumak, en büyük etkinlikse hayatında,
Bir sigara dumanına, bir içkinin yakışına kurban gidiyorsa için
ve ikinci kadeh hiç dolmuyorsa…
Bütün kemirgenlerden daha kemirgendir yalnızlık,
İçten içe, sinsice bitirir sizi,
Canınızı yakmaz, öyle eştir, eşittir size.
Bir yerden başlamak lazım gitmeye.
Nerden ya da kimden olduğunun hiçbir önemi yoksa şayet, gitmek farz olmuştur artık.
Ardınızda bıraktığınız insanlar kadar küçük bir tablo daha göremezsiniz.
Gittikçe uzaklaşırsınız, gittikçe küçülürler,
gittikçe unutursunuz, gittikçe unutulursunuz.
Gittikçe, umursamaz herifin teki olursunuz.
Bu güzel olan.
Umursamamak, hayata ve insana karşı dik durmaktır.
Yıkılmamak, yere sağlam basmaktır.
Göğsünüzden koparılıp alınan bütün değerlerin ecdadına küfretmektir.
Umursamamak, bu dünyanın size bahşettiği en mükemmel intihar biçimidir.
Ki bana ilk intiharımı sorduklarında, adını fısıldayacak olmamın sebebi de bu.
‘Başarısız bir denemeydi’ diyeceğim, ‘ama yılmadım, hâlâ azimliyim!’
Bir yerden başlamak lazım ölmeye.
Belki seve seve,
Belki de öylesine…
ATTİLA İLHAN

 
3 Yorum

Yazan: 25 Mart 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: