RSS

Etiket arşivi: yaz

neval

 

Sabah körü Neval’e uğradım. O saatte Neval, kocası, bakkal, bahçevanlar, kahveci, daha birkaç kişi, bir de ben uyanığız köyde. Köpekler mayış mayış, kediler gölgelerden çıkmamış oluyorlar henüz. Tüm sokaklar mis gibi incir kokuyorlar.

“Kızzzz yürümedin mi bu sabah,” diye seslendi köşeyi dönünce ben.

Zaten -kızzzz- diyo ya bana, bitiyorum ona. Onun sesini duyan karşı komşusu Emel Abla sarkıttı camdan yarı gövdesini, dayadı kollarını memelerinin altında pencere pervazına.

‘’Huuu günaydın, erkencisin gene Özgürrrr.’’

‘’Günaydın, günaydın. Uyuyacağım da ne olacak be Emel Abla, gözüm açılıverince kalkıyom işte.’’

Ardından elin belinde bize bakan Neval’e cevap verdim;

“Yok anacım uyanıyom da mecalim olmuyor yürümeye.”

“He bu yukarıda ay, gezegenler falan bi’şiler oluyo birbirlerine giriyorlar mış. Ondan herkes hasta gibiymiş. Akşam haberlerde dediler. Sen de ondan böylesindir belki. Bak benim de belim ağrıyor kaç gündür.”

“Valla kim kime giriyor, kim kimden çıkıyor bilmiyom be Neval. Umurlarında olduğumu da sanmıyorum. Neyse boşver sen yukarıyı, senin adamın bacağına ne oldu? Arabayı parketmiş yürüyordu bu yana, gördüm.”

“Denizde kayaya sıyırttı dün.”

“Çok kötü olmuş be! Ne sürdünüz?”

“Kantaron. İyi eder hemencecik.”

“Kısa zamanda geçmiş olsun inşallah.”

“Amannn iyi olur olur nedir bunlar, dert mi. Boşgeç, ne vereyim bak bamya az çıktı bu sabah, çıkanı sen al.”

O sırada çıkmaz sokaktaki kahvenin yan evinde oturan yaşlı amca geçti yanımızdan. El arabasına yüklenmişti gene oyuncak dolu büyük koliyi. Pazarın bir köşesinde tezgah açıyor her Cumartesi. Günaydınladık birbirimiz. Emel Abla’da almıştı eline ince belli bardağını demliyordu sabahını demli çayıyla.

‘’Vereyim mi çay kız, taze?’’

‘’Sağolasın, evde beklerler kahvaltıya. Benim koca gidecek bugün, dünya iş evde. Akşamüzeri siz uğrayın isterseniz.’’

‘’Bakarız, bakarız. Kolay gelsin sana.’’

Tam dönecekken aklıma geldi, Neval’in kocaya;

‘’Çeksen bi’fotomuzu be Neval’le bunca yıldır beraberiz yok hiç hatıra fotomuz,’’ dedim.

Neval üstüm başım bu halde çekinmeyelim deyince kızdı kocası;

‘’İşçi insanız biz ne olacak mış üstün başınla,’’ yanıtını alınca sustu. ‘’Haklı adam, ne olacak halimiz şahane be Nevalcim.’’

Gerçi Neval selfi çekinelim istedi ama üçümüzü sığdırıp beceremedik. Söz veridim, selfi çubuğu alıp haberli gideceğim bir gün onlara.

El kol dolu döndüm mahallemizin adeta buluşma yeri olan kemeraltından. Bahsetmiştim daha önceleri de Neval’lerden. Hemen arka sokağımızda yaşıyor, her sabah bostanlarından toplayıp getiriyorlar günün hasadını.

Hatta geçen yıl bir süre Oğuz’u katmıştım yanlarına, çalışmıştı onlarla. Ta ki; bostancılığın ne kadar zor, meşakkatli iş olduğunu anlayıp sabah gündoğumunda kalkmaya dayanamayana kadar. Harçlık yerine getirdiği incir, karpuz, domat, salatalıkların tadı hâlâ ayrı yerde bizim için.

Sohbet, alışverişimizden sonra mı?

Eve dönüp kahvaltıyı hazırladım. Yendi, çaylar içildi. Ardından aldıklarımı İstanbul’a götürmesi için yan komşumun yaptığı ekşi maya ekmeklerle beraber Erdo’nun arabasına yükleyip yolculadım onu. Kahvaltı sofrasını toplayıp kahve içtikten sonraysa pazarı dolandım. Kendime beş liraya mavi bir bileklik aldım, o kadar. Bir de girişteki penyeci de bir bardak çay içtim. Maksak birkaç merhaba, hayırlı işler, bereketini görler… Parayla olmayan alışverişler bu sözlü olanlar.

Henüz geldim eve. Makinede yıkanmayı bekleyen çamaşırlar, süpürülmesi gereken odalar, oğlana sörften döndüğünde yemesi için pişirilmesi gereken yemek… İş çok anlayacağınız. Ama açıldım, halsizlik falan kalmadı şükür.

Bu sabahtan asıl kalansa Neval’in söylediği:

‘’Amannn olur olur nedir bunlar, dert mi. Boşgeç…’’ oldu. Belki mecalimi yerine getirip sabahımı güzelleştiren de bu sözlerdi.

Güzel günler olsun diledim.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 20 Temmuz 2019 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , ,

iyi bir şey

Screen Shot 2015-07-08 at 11.04.49 PM

Ne var? Ne yok?

Sıcak! Yaz gelmedi, yaz gelmedi alın size yaz. Götten damlayan terlere baka baka dolan dur. ‘’Ses etmeyin, iyidir böyle.’’ dediydim size, dinlemediniz. Hayır, ben de laftan pek anlamam, orta kararım yoktur ama söz konusu hava olunca orta karar iyidir.

Bu arada iyiden iyiye köy hayatına adapte olmuş durumdayım. Sabah ezanla uyan, sessizce aşağı sıvışıp kahve yudumla, mahalleyi turlayıp çiçek topla, fırından simit al, çayı ocağa koy, oğlanı uyandır… Bu arada kız aldı başını gitti arkadaşlarının yanına, hafta sonu bu defa arkadaşlarını peşine takıp gelecek miş. Oğlan benimle. Ve eğer oğlan da anası gibi köy hayatına adapte olmasaydı ne yapardım, bilmiyorum. Öyle bir çıkmaza girmiştim ki anlatılmaz. O can sıkıntısı!!! Hayır, hatırlamıyorum bizlerin çocukluğunda da canlar bu kadar sıkılır mıydı? He pardon ‘çıkmaz’ demiştim: Geçtiğimiz hafta sonu ziyaretimize gelen kuzenlerimden biri Fulya’nın deyimiyle Ipad ya da televizyonu yediresim gelmişti. Televizyon izlemeyen Özgür. Ipad kullanımına saatli izin veren Özgür. Demek ney miş; ne oldum değil ne olacağım demeliy miş insan. Olduğu şeyden nefret etsen de hayat sürüklüyor işte! Neyse şükür ucundan döndüm. Şu an mahallenin çocuklarıyla bisiklet turundan geldiler bizim evde takılıyorlar. Az biraz gürültülü lâkin ‘’gık’’ demem, mutluyum huzurluyum.

Mutluluk deyince; özellikle iki gündür tuhaf bir durgunluk hali üzerimde. Öylece bakıyorum çiçeğe, böceğe, gökyüzüne, denize… Ne bekliyor, nerelere dalıyorsam? Geçen gün instagram da biri paylaşımında; ‘’İyi bir şey! Olabilirsin artık ben hazırım.’’ yazmıştı. Şahane, değil mi! Benim beklediğim bir şey yok fakat olacaksa iyi bir şey olmasını temenni ediyorum.

Hepimiz için diliyorum. Sıcaklara ve sivrilere dikkat. Bir de; sütyen askılarına…

Iyi geceler! Tatlı rüyalar!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 08 Temmuz 2015 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , ,

günaydın

Screen shot 2014-09-18 at 08.59.59

Günaydınnnn!

Şu uyku ne acayip şey, değil mi? Sen bütün gün ha babam, de babam koştur, didin vakti gelsin hoooop zıbar uyu. Mola! Sonra mucize gerçekleşsin, uyan. Gene başla kaldığın yerden ya da yepyeni yerinden yaşamaya. Şükür!

Gelelim günün sorunsalına; şimdi biz bu yaz başında kaldırdığımız yorganları çıkaracak mıyız, çıkarmayacak mıyız? Daha erken mi yoksa vakti geldi mi? Havalar böyle mi gider yoksa tekrar düzelir mi? Düzelir ve yorgan fazla gelmeye başlarsa neremize sokarız o yorganları? Offf yeminnen yoruyor bu hayat, bu mevsimler. Hayır, ben bu mevsimsel geçişlerdeki hazırlıklarda hiç denk getiremediğimden… Yazlıkları çıkarır dizerim raflara, erkendir götüm donar. Geç kalırım götümden ter damlar. Bi tutturamama durumum var o sebeple zorum var.

Bu sabah mesela; akşam zaten yorgunluktan olduğum yerde sızıp kalmışım. Uyandığımda saat 05.00’i gösteriyordu. Önce telekominasyon ağına bağlanıp neler olmuş bitmiş baktıktan sonra kahvaltıları hazırladım, sırasına göre. Akabinde gene sırasına göre herkesi yolculadım. Duşa girdim, yüzümü temizledim, pijamalarımı giydim, kahvemi yaptım, sigaramı tütütürdüm. Tekrar yatağa girdim. Görüldüğü üşere ters işlem, tutturamıyorum. Derken uyudum uyuyacağım döneniyorum baktım bir esinti sırtımda, yağmur sesi dışarıda… İnce pikeye sarın sarın ısınamadım, hep bir tarafım ayazday mış gibi. Ahh yorgan olaydı sarmalasaydı şöyle yumuşak yumuşak diye geçiverdi içimden.

Bak şimdi böyle yazınca vakti gelmiş gibi! Yok yok ben haftasonu çıkarıp mis gibi geçireyim nevresimlere. Fazla gelirse de alırım yarısını bacaklarımın arasına estiririm bir yanımı.

En büyük sorunumuz böyle şeyler olsun inşallah, maşallah. Çok güzel bir gün bugün, çok güzel. Yolcu karşılamak için güzel. Kahve içmek için güzel. Çay demlemek için, gülmek için, sevmek için, özlemek için… Hayırlı sabahlar, günler olsun diyor ve Özlem’e ayrıca huzur dolu gün diliyorum. Yüzüne yapışan şapşal bir tebessümle geçsin gün. Sevgiyle…

 

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 18 Eylül 2014 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , ,

hoşgeldin

  

Odanın açık penceresinden hafif ürperten, sonbahar habercisi serinlik girdi. Bedenimin her noktasında hissettiğim yorgunluğu örtmeye çalışan, yazdan kalma, krem rengi pijamam üzerimde. Dişlerimi fırçalarken ‘’Az kaldı.‘’ diyorum kendime. ‘’Az kaldı birazdan yatacaksın.‘’ Yumuşatıcı kokusu, yumuşaklığını kaybetmemiş,  İkea’dan almış olduğum nil yeşili nevresimle kaplanmış yatağa doğru yürüdüm. Turkuvaz sulara salarcasına bıraktım kendimi ekstra ergonomik yatağa. Uzun süren ayrılığımızdan sonra sımsıkı sarıldım antialerjik, yumuşacık yorgana. ‘’Merhaba!‘’ dedim ona. ‘’Merhaba yorgan, sar sarmala beni.‘’ Bacaklarımda hissettiğim sızı bile alamadı yorganla buluşmamızın dudaklarımda yarattığı tebessümü.

Hoşgelesin, hoş sohbet gelesin, sağlık sıhhatli gelesin, umutlu gelesin sonbahar.

   Yapraklar sararıp dökülecekler gene. Kuşlar göçüp gittiler bile. Balıkçılar buluştular mavisi derinleşmiş sularla. Misinalar buluştu sardalya, palamutla. Kadehlerde rakı ‘’Şerefinize!‘’ dedi bile çoktan balıkçılara, balıklara. Hırkalar atıldı omuzlara. Çoraplar kıpır kıpır çekmecelerde. Kışlıklar sabırsız hurçlarda. Yaz aşkları kan revan. Güneş alıştırmakta geç kalacağı randevulara. Dillerdeki şarkıların makamı değişmekte.

Saatler, günler, aylar, mevsimlerle geçiyor ömürler.

   Bebekler doğuyor. İnsanlar ölüyor. Dostlar küsüyor. Dost olanlar barışıyorlar. İnsanlar yalan söylüyorlar. En çok kendilerini kandırıyor kimileri. Pişmanlıklar yakıyor yürekleri. ‘’İyi ki varsın‘’ la kucaklaşıyor kimileri. ‘’Asla dönme‘’ diyor birçoğu. Gitmek isteyip gidemiyor bazıları. Trenler kalkıyor peronlardan. Uçaklar iniyor havalimanlarına. Vapurlar yolcularını alıyor limanlardan. Yalnızım diyor yalnızlar. Şükrediyor kimileri.

Dünya dönüyor.

özgür tamşen yücedal

 
3 Yorum

Yazan: 24 Eylül 2013 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , ,

GÜNAYDIN

Günaydın baharla gelenim,
Günaydın, yağmurlarla ruhumdaki
Sevda tanesine işleyenim.
Günaydın, özlenen güneşim
Kuş cıvıltım, kardelenim
Hiç gitmesin istediğim mevsimim.
Günaydın goncaya durmuş
Sevgi çiçeğim
Günaydın her esişinde
Gönlümü okşayan ılık meltemim
Günaydın bahar dalım
Anka kuşum,
Bitmesin istediğim masalım
Günaydın yüreğimde köpüren nehrim
Günaydın dizeleri ömrümce çoğalacak şiirim
Günaydın doğan günüm,
Akşamsefam, tan yerim
Sıcaklığıyla zemherimi yaz edenim.
Günaydın yediverenim
Günaydın her dem sürenim
Günaydın yarınım, şafağım,
Çölde açan çiğdemim
En nadide çiçeğe değişmediğim.

Nuray Kurban

Alıntılanan sayfa: Burası

 
Yorum yapın

Yazan: 14 Mayıs 2012 in GENEL

 

Etiketler: , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: