RSS

ruhi mücerret ( murat menteş )

19 Eyl

   1255172_10151855474677398_2129260190_n

   Yazar ilk sayfaya düştüğü temenni notuna, kitapta yer alan, tamamı hayal mahsulü olan olayların asla gerçekleşmemesini dilediğini yazmış. Ne kadar kabul etmek istemesem de beyinleri reklamlar, tv dizileri, yarışmalarla bulanmış bir toplumun üyesi ve okur olarak benim, yazar için düşeceğim not ise ‘’ Hey(!) yazar kötü haber; birçoğu gerçek oldu, geri kalanlarda olacak. ‘’ olurdu. Hele geçen akşam yaptığımı yazsam kesin tiksinirsiniz benden. Ki ben tiksindim. Gece yastığa kafamı koyduğumda dilimde bir reklam cıngılı vardı. İstem dışı, dur durak bilmeden ‘’ Acıkınca kafan Dominos’a giderrrr! ‘’ diyordu kesilecesi dilim. Kafa nereye, dil nereye, beden nereye? Hadi hepsini kenara koymamam gerektiği halde koyayım, neden Dominos? Sevgili yazar Murat Menteş anlayacağınız ürün reklamları yatağımıza bile girdi. Hatta ve hatta ürünlerden ziyade kendi reklamlarını yapar oldu insanlar.

Bak gene sapağı kaçırdım. Beni bilen bilir; aldım mı sazı elime yazacağım şeyi unutur giderim. Yola Ruhi Mücerret adlı kitaptan bahsetmek için çıkmıştım. Neyse, nereden dönsem kar-dır. İşte karşınızda Ruhi Mücerret:

Ziyadesiyle kahkaha ve bir nebze gözyaşı içeren bu serüvende, trenler gemilere çarpıyor. İstiklala Savaşı, 85 yıl sonra devam ediyor. Şakaklar matkapla deliniyor. Uçaklar düşüyor. Kaybedenler şampiyon oluyor. Ölüler diriliyor. Serseri kurşunlar uçuyor. Ve reklamlar, müşterileri ele geçiriyor.

( arka kapak )

” Hayat nasıl gidiyor? ”

” Yaşayan birine sor. ”

( sayfa 15 )

Bendeniz, Ruhi Mücerret. Yaşayan son İstiklal Harbi gazisiyim. Tarihin dikiz aynasındaki canlı siluet. Tam 100 yaşındayım. Yani, elinizdeki kitap bitmeden kozalak mahallesine taşınmış olacağım. Ve mezar taşıma ‘’ Sizi ayakta karşılayamadığım için özür dilerim ‘’ yazdıracağım.

( sayfa 25 )

100 sene nasıl mı geçti? Size şu kadarını söyleyeyim, 1 saniye ile 1 asır arasındaki fark abartılıyor. Ve… öazide kalan her şey kısa sürmüş demektir.

( sayfa 31 )

Evden çıkarken aynaya bakıyorum ve dışarı çıkmaktan vazgeçiyorum. Benimki, aynada görmek isteyeceğiniz türden bir yüz değil. Sünnet derisiyle kaplanmışa benziyor. Sakın yaşlanmaya kalkmayın. Hiçbir eğlencesi yok. Evinizin, siz içindeyken yanmasına benziyor.

( sayfa 47 )

‘’ Şimdi nasılsınız Ruhi Bey? ‘’

‘’ Bomba ile turp karışımıyım ‘’ deyip doğruluyorum.

‘’ Başka bir arzunuz? ‘’

‘’ At, avrat, silah. ‘’

‘’ Efendim? ‘’

‘’ Porsche Carrera, Kate Moss ve Browning HP demek istedim. ‘’

( sayfa 62 )

‘’ Reenkarnasyona inanıyor musunuz efendim? ‘’

‘’ Ben bu yaşta, rezervasyona bile inanmıyorum ‘’ dedim. Civan, kendi budalalığının ortasında, kehribar içindeki böcek gibi sıkışıp kalmıştı. Onun sert görünümünün altındaki yumuşacık safderunluk, bende şefkat uyandırıyordu. Zira biliyorum ki Allah katındaki şapşallar ile insan nezdinde şapşallar aynı kimseler değildir. Pot kırdığını seziyor, fakat durumu tahlil edemiyordu.

( sayfa 68 )

bugün ölebileceğinizi düşündünüz mü biricik okur? Hatta şu anda, şuracıkta ruhunuzu teslim edebileceğinizi? Ben düşündüm.

Hayatım film olsaydı, izlerken ya uyuyakalır ya da yarısında çıkardım.

( sayfa 71 )

İhtiyarlar, gençlere ölümü hatırlatır. Gençler de ihtiyarlara. Unumu elemiş, eleğimi asmıştım; elek çürümüş, duvar yıkılmıştı ve ben hala ayaktaydım. Dünya üç günlüktür, fakat üç gün de az zaman değil.

( sayfa 75 )

Birinin duygularına haddinden fazla değer verirsen, onu anlaman imkansızlaşır.

Bir davranışınla ilgili ‘’ Asla yapmam ‘’ dediğimde, tam da öyle davranmama varan bir geri sayım başlıyor.

( sayfa 101 )

Kelime-i şahadet getirmek üzere ağzımı araladım. Kürsüden üstüme düşen mikrofonlara konuştum: ‘’ Kaderini çizerken cetvel kullanamazsın… Fakat BMW kullanabilirsin. BMW… Bin… yaşa! ‘’

( sayfa 112 )

Ölmedim. Uyandığımda tepemde floresan lambayı görünce hala dünyada olduğumu anladım. Arzulamak, elde etmekten; hasret, kavuşmaktan; hatırlamak, unutmaktan bin kat şiddetliydi. ( sayfa 143 )

‘’ Günler, Erikli suları gibi şırıldayıp geçiyor, Billur Tuz hızında akıyor haftalar. Komili zeytinyağı misali süzülüyor aylar. Yıllar, Activia probiyotik yoğurtla beslenen bir dansözün asitli dışkısı nasıl patlayıp saçılıyorsa öyle… ‘’

‘’ Efendim? ‘’

( sayfa 241 )

Herhangi bir kentin panoramik fotoğrafını inceleyerek, orada oturanların ekonomik, psikolojik, eğitimsel… her türlü durumunu anlayabiliriz. Kentte meydan yoksa, demokrasi gelişmez. Kaldırımlar darsa, bireye saygı kıttır. Yapılar çok katlıysa, kanser yaygındır. Çünkü komşuluk ölmüştür. Binalar, insanlardan uzun yaşar. Tapusu kimde olursa olsun, her bina şehirdeki herkesindir.

( sayfa 290 )

Ne yeri, ne zamanıydı. Münasebetsizce ‘’ Şey… Sen ve ben aşkın eşiğinden döndük… ‘’ deyiverdim.

‘’ N’olmuş? Iskalanan aşklar, yaşananlardan daima daha çoktur. ‘’

‘’ Dargın mısın? ‘’ ‘’ Hayatında başrolde olamıyorsan… ne diyebilirim, figüranlar s.ksin seni. ‘’

( sayfa 294 )

    İşte böyle her telden bir kitap. Ben ve sohbet ettiğim diğer okuyanlar, hepimiz çok beğendik.Bu arada beni uzun süre etkilemiş olan şeyi tavsiyemdir yapmayın: gazetelerde, dergilerde yapılan eleştirilerin, röportajların  yazarlar – kitaplarla aranıza girmesine izin vermeyin. Yere göğe sığdırılamayanlar, yerden yere vurulanlar, açıklanan siyasi – dini görüşler, özel hayatlar hiçbirini umursamayın. Her şey kalemin ucunda…

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
10 Yorum

Yazan: 19 Eylül 2013 in GÜNLÜK, OKUDUM

 

Etiketler: , , , , , , , ,

10 responses to “ruhi mücerret ( murat menteş )

  1. Aslısın

    19 Eylül 2013 at 06:57

    Bu kitabi o elestiriler nedeniyle okumama karari almistim ama tamam okuyacagim. Son bir haftadir icimden gece tek sey o lanet cingil ve delirmek uzereyimm

     
    • ouzelf

      19 Eylül 2013 at 07:18

      Nerelerdesin yahu! Hadi yaz, sık sık yaz artık! Acıkınca kafam….

       
  2. berrin

    19 Eylül 2013 at 16:19

    okumaya karar verdim:))
    bu arada
    bir önceki yazıdaki fotoğraf süper

     
    • ouzelf

      19 Eylül 2013 at 19:33

      Sevindim ayrı da geçen Betül senin fotonu koyup altına yazmış ya ” ablamı özledim.” diye! Aklıma geldikçe buruluyorum. Toplaşıp gitsek mi, ne! Sevgiler…

       
  3. betul cobek

    20 Eylül 2013 at 08:39

    Özgür işte şimdi konuşmaya başladın bekliyorum hadi Berrin’i de al Vildan abla Özlem çocuklar hepinizi.
    Ben de okumadım kitabı ama kesin okumak istiyorum özellikle”bu yaşta ben rezervasyona bile inanamıyorum”kopardı beni

     
    • ouzelf

      20 Eylül 2013 at 09:29

      Benim kızın bahar tatili tarihi belli olsun bakacam bi hal çaresine tatlım. Sevgiler…

       
  4. küçük joe

    23 Eylül 2013 at 11:25

    Özgür ben de okumak istiyorum bu kitabı. Eleştirileri de duymadım. Reklam cingıllarına da yabancıyım. Televizyon izlemiyorum gibi bir şey.

     
    • ouzelf

      23 Eylül 2013 at 13:41

      şahanesin küçük joe; tümünü yanıtlamışsın! plan program yolundadır inşallah! sevgiler…

       
  5. berrin

    23 Eylül 2013 at 15:45

    betül ün memlekette hava 9 derece
    baharda gidelim derim:))

     
    • ouzelf

      23 Eylül 2013 at 17:41

      nisan gibi inşallah derim!

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: