RSS

kayık falan…

01 Ağu

 

Hava nemli kalmış çamaşır gibi kokuyor. Yapış yapış… Kokusuyla havada asılı duran yapış yapışlık içime de bulandı adeta. Uyuyamıyor uyuyunca da uyanamıyorum. Hadi kazıdım yataktan kendini bir türlü ayılamıyorum. Son aylarda duyup, okuyup, izlediğim, içime bulanan insanlık, insanlığımız adına utandıran haberlerin üzerine yaşadığımız seçimler sonrasında bilinçli olarak uyuşturuluyor muşuz gibi. Kiminle konuşsam başı ağrıyor, bıkkın, bitkin…
Ya da bu kadar genellemem yanlış; ben benim gibi hissedenleri çekmiş, hissedenlerce çekilmiş de olabilirim. Eğer öyleyse çekim yasasının köküne kibrit çöpü! Çekmeyin! Çekiyorsam, gelmeyin!
Hele şu sevgi pıtırcığı, aman da her şey ne kadar güzelciler hiç yanaşmasınlar. En derinim, kalbimde onlarca şükrüm var, yerleri duaları daim ama bir süredir cik cik değil havadan üzerime yapışanlar.
Aman öyle ölgün ölgün evde oturduğum falan da yok. Sağolsun arkadaşlarım, arkadaşlarımın arkadaşları, kızım, kızımın arkadaşları, uzun sofralarda neşeli iç dökmeli sohbetler, kapanmayan sokak kapımız, temiz kalamayan evimiz, yıllar sonra süprizle zilimizi çalanlar, hayatıma giren yeni isimler, silinmediğini bildiğim hep olacak isimler falan kalabalığım aslında. Yalnızca günün – gecenin sonunda hüzünlü bir bakış ya da tek bir kelimeyle toslaşıyor ve kalıveriyorum. Belki de: Bi lodos, kürek, kayık falan lazımdır bana?
Hayır olmadı kurşun döktürüp döktürdüğüm kurşunu yiyeceğim.
Bu iç dökmelerimi yazıyorum ki; uzağımda kalmışlarım, tanış olmadığımız ama tanışmışız gibi hissedenler arasında son günlerde benim gibi hissedenler varsa bilsinler, yalnız – tuhaf – hasta falan değilsiniz,
değilim,
değiller,
değiliz.
Geçici bir şeyler yaşıyoruz. Belki iyi gelir paylaşmak.
Çünkü; paylaştıkça azalan sıkıntı, paylaştıkça çoğalan mutluluğa inanıyor bu Özgür. Bu defasında da inandığı gibi de oldu: İstanbul’a döndüğü gün eve girdiğinde vazoda duran en sevdiği çiçekler karşıladı ve bir kitap hediye edildi bu Özgür’e ve okudukça hafifliyor, yalnızım duygusu azalıyor. Tesadüf müdür? Kimbilir?
Sabahlık bu kadar çene yeter, kalkıp ılık bir duş alayım barî. Ardından bir kahve yaparım kendime, okurum, pişirir, saçma sabuk ama inanmak istenilesi beyaz dizilerden izlerim falan belki… Geldiği gibi… Olduğu kadar…

Sevgiyle
Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
1 Yorum

Yazan: 01 Ağustos 2018 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , ,

One response to “kayık falan…

  1. oguzsuzen

    01 Ağustos 2018 at 12:06

    Bu kadar güzel ve içten bir yazının kalpten anlaşılmaması,mümkün değildir.Kalemize yüreğinize,bakış açınıza sağlık.

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: