RSS

Etiket arşivi: bunu

dünyanın 7 gerçeği

1) Gözünüzün içine sabun süremezsiniz.

2) Kendi saçınızı sayamazsınız.

3) Diliniz dışarıda iken burnunuzdan nefes alamazsınız.

4) Biraz önce 3. şıkkı denediniz.

5) Denediğinizde başarılı olduğunuzu gördünüz. Ama küçük bir köpek yavrusu gibi görünüyorsunuz.

6) Şu an gülümsüyorsunuz.

7) Bunu kime yapabilirim diye düşünüyorsunuz.

Dilerim güzel bir hafta olsun. Dil dışarıda, içeride, köpek gibi görünür, görünmez ama gülümseyerek geçsin. Sevgiyle…

özgür tamşen yücedal

not: Şükrü Kızılot’un 14.04.2013 tarihli köşesinden alıntılayıp hafif değişiklik yaptım.

AÇINNNNN SESİ

Reklamlar
 
4 Yorum

Yazan: 22 Nisan 2013 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

elma!

Anlamsızlığın bir anlamı vardı, bir adı vardı; hayat diyorlardı buna. Her sıradan sözcük gibi, içine girince, yineleyince bir şey ifade etmiyordu. Sıradan olmayan sözcükler arıyordum. Yoktu. Çevremdeki insanlar, sözcükleri kendilerini iyi hissetmek, çıldırmamak için kullanıyorlardı. Aslında hepsi de evreni saran boşluğa aittiler ama bunu kabul etmektense, o boşluğa bir anlam yükleyip varlıklarını birbirlerine onaylatmayı yeğliyorlardı. 

Düşündüklerim sözcüklere sığmıyordu artık. Sözcüklerin kılıfını patlatıyor, dışarı taşıyordu. Bir şey söylediğimde, başka bir şeyi anlatmış oluyordum. Elma diyordum ama elmayı anlatmak istemiyordum. Bir dili bilmenin bütün avantajlarını yitirmiş gibiydim. Üstesinden gelemediğim bir durum oluşturuyordu bu: bir kaos!

( menekşeler atlar oburlar / Hüsnü Arkan )

ELMA!

özgür tamşen yücedal

 
2 Yorum

Yazan: 22 Şubat 2013 in DİNLEDİM, OKUDUM

 

Etiketler: , , , , , , , ,

bekle!

a59d142a699511e2896922000a1fbe1a_7

Garip bir his var içimde!

Tarif edemiyorum. Bir anda çöktü içime manyak şey. Off ! Bak şimdi, ne anlatabiliyor ne de çıkartabiliyorum içimden. Şu an, çalışma masamda oturmuş iki gündür biriktirdiğim notları okuyorken ‘’ Şimdi nerede olmak isterdim? – Var mı olmak istediğim farklı bir yer? –  Yapmadım, gitmedim diye pişman olacağım şeyler – yerler olacak mı? ‘’ Durun durun biraz daha kurcalarsam bir isyan avazı mı çıkacak nE? Onu bekle, bunun keyfini bekle, öbürünün vaktinin uymasını bekle, bir diğerinin büyümesini bekle, öte yandakinin anlamasını bekle… yaşlanınca bir yerlere kımıldayacak, bir şeyler yapacak dermanın kalmasın, oturup ölümü bekle. Bekle allah bekle! Ahan da bitti gitti hayat! İşte içime çöken şu arada yazılan teferruattakiler gibi bir his. Hayırlı olsun!

özgür tamşen yücedal

 
3 Yorum

Yazan: 29 Ocak 2013 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

KALBİNİ GÖRDÜĞÜM GÜN

 

  İnsanlar delirdik ya, ‘’ Benim sizden ne eksiğim var?’’ diyerek hava da delirdi. Yani bugün delirmiş gibiydi. Bir fırtına kıyamet. Ben ise usuldan usuldan yağacak yaz yağmuru, ardından çıkacak gökkuşağının yolunu gözlemeye başlamıştım. En çok Oğuz için. Çok dert edindi kendine, henüz gökkuşağı görememiş olmasını. Bana sorup duruyor ‘’ Ne hissediyorsun görünce?’’ diye. O anında tarifi olmayan birçok andan biri olduğunu nasıl anlatabilirsin ki beş yaşındaki bir çocuğa. Anlatamazsın.

  Durum böyle olunca çocuğumun yağmurla tek fantezisi; yağmur şahitliğinde yüzmek oldu. Yüzdü de.

  Yüzdüler ama içeriye can havliyle bir girişleri vardı ki görülmeye değer. Bu Oğuz’u bozdu mu? Hayır. Diğer tüm çocuklar gibi onun dünyası da güzelliklerle dolu, her şey oyun, eğlence sebebi. Biz ailece kovalar, bez, havlular yardımıyla eve sızan yağmur damlalarıyla kovalamaca oynarken de çok eğlendi.

 

  Benim garip alın yazımdan payıma, akşamüstü onunla beraber yağışın ardından kalan çamurları, kopan dalları toplarken bu tür doğa olaylarının sebeplerini anlatmaya çalışmak kaldı. ‘’ Alın yazım.’’ diyerek kabullendim ben bunu ne yapayım. Anlat anlat anlat…

Yok yazamıyorum. Az önce bir film izledim. Üstüne şu an kulağımda bir de melodi, kelimenin tek anlamıyla dağıldım. 

  Abicim varsa bi hesabımız keselim hayattayken! Varsa diyecek lafımız hayattayken diyelim! Anlayamadıysak annemizi, babamızı varalım anlamayalım. Oldukları gibi kabul edelim! Anlatamadıysak sevgimizi çocuğumuza, sıkıca sarılıp bi öpücük konduralım, derin bir solukta çekelim kokusunu yeter! Ardımızda bırakmayalım yollanmamış kartpostallar. Affedelim kendimizi de, sevdiklerimizi de hayattayken.

  Film mi?

‘’ Kalbini Gördüğüm Gün ‘’ (Et soudain tout le monde me manque ) Bir Fransız… Konusundan bahsetmeyeceğim. Yukarıdaki paragraf yeterli olacaktır. Adını duyunca bir aşk filmi olduğunu zannetmiştim. Önyargı işte. İçine bakmadan!

  Diyeceğim; sevginin çok türü var içinde. Ya da şöyle diyeyim;  Oğuz’a açıklayamadığım, gökkuşağını gördüğümde hissettiğim gibi, öpüşme sahnelerinde soluksuz kaldığımdaki gibi, özlemek gibi, arzulamak gibi yumuşak, güzel şeyler hissettim. Vakit bulduğunduğunda izlenebilir.

Bu gün için yeterince alışveriş ettim hayatla, doğayla. Şimdi de huzurla uyumak istiyorum. Hadi kaçtım.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
Yorum yapın

Yazan: 12 Ağustos 2012 in İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: