RSS

Etiket arşivi: dilekler

13 ocak

hikaye2

Yatağın içinde oturuyorum. Kafamı duvara yasladım. Düşünüyorum. Dışarıda lodosa eşlik eden yağmurun sesi. Tam 48 dakika önce yeni yaşıma girdim. Bir yaş daha fazla, bir yaş daha eksiğim kırksekiz dakikadır. Bir yaş daha ağır ruhum. Bir yaş daha az bildiklerim. Biraz daha hiçkimseyim. Biraz daha kendimim.

Geçen yıl doğum günü yazımı yazarken merak ediyordum bir sonraki yıl kendime yazdıklarımda neler değişecek diye. Korkak, ufacıkta olsa kaybetmemek için direnip, eteğini bırakmak istemediğim umut vardı içimde. Bu sabah televizyonda gördüğüm bombalama haberiyle çok daha korkak artık içimdeki umut. Az önce elimden bıraktığım dergide okuduklarımdan sonra tutunacak yerleri söküldü umudumun. Bir avuçtan fazla olduğumuzun kanıtı olan kalemlerde artık kaybettilerse umutlarını… Kafamızı koyduğumuz yastıklar rahat ettirmiyor, yorganlar ısıtmıyorsa… Ve çocukların öldüğü hiçbir vatan sağ olmaz diyorsa dilim… Uçurtmaların hepsi vuruldularsa… Gülhane Parkı’na dikili incir ağacımız yoksa… Bir yanda sıcak savaş yaşanıyorsa. Kardan kapanan yollarda hastalar bekliyor, insanlar çaresizse… Dondurucuda saklanan genç kızın cesedi hâlâ üşüyorsa… Canlı şahidi kadının yaşama tutunacak gücü kalmıyorsa… Yalnızca tek bir ses yükseliyorsa… Ve elden bir şey gelmiyorsa, yaşananlara şahit olmak gerçekten acıtıyorsa artık…

Güzel şeyler yazmak isterdim. Inanın. Ama olmadı.

Mesela geçen yılın ardından baktığımda bir kez daha anladığımı; hayatın içine çok şey sığdırılabilinecek kadar uzun ama ne kadar kısa olduğunu anlayamayacak kadar kısa olduğunu. Mesela bazı insanların bulaştıkları hayatımı nasıl güzelleştirdiklerini yazmak isterdim uzun uzun. Giden çok az insanın arkalarında ne hikayeler bıraktıklarını. Kendimde keşfettiklerimi, buna aracı olanları.. Coşup çağladığım anlarımı… Pusup kaçmalarımı… Çocuklarımı anlatmak isterdim. Erdo’yu anlatmak. Annemle babamı… Özlem, Önder’i… Ama olmadı.

Yağmur içime içime yağsın istedim özellikle bu akşam ama o da olmadı. Dualar iyi gelir böyle günlerde, gecelerde. Lodos uçurur oradan oraya iyi dilekleri. Köpürttüğü dalgalar götürür başka kıyılara iyi niyetleri. Bulaşırız, buluşuruz. Dibi görmeden çıkılamıyor aydınlığa, yakın gelecektedir belki. Küllerimizden doğmamız içindir, tek olmamız, bir olmamız içindir… Kimbilir?

Iyi niyetimle…

Iyi dileklerimle…

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
8 Yorum

Yazan: 12 Ocak 2016 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

derin nefes

Screen Shot 2015-12-21 at 1.21.35 AM

Merhaba!

Gene gecenin bir yarısı… Evde uyanık olan yalnızca uykunun sessizliği, saatin tik takları bir de ben… Üzerimde kışlık üniformam haline gelen siyah polar sabahlığımla mutfak masasında oturuyorum. Kahve kokusu burnumda, tadı damağımda. Okuyorum. Kafamın içinde yüzlerce kelime dans ediyorlar. Sıraya nasıl koyacağımı bilemediğim düşünce var aklımda. Kısa kısa sahnelerini hatırladığım rüyalarımdaki yüzler gelip gidiyorlar gözlerimin önüne. Gülümseyenler, şaşkınlıkla bakanlar, korkuya kapılmış olanlar, meraklılar, beyaz ışıklar içinde sessizce duranlar. Izi, hatırası silinmeyen kokular, dokunuşlar… Nereye varacağını bilmeden, düşünmeden yazmaya başladım. Aslında nereye gideceğini bildiğim, yazmayı çok istediğim, gizli saklı olan, birgün gelir belki yazarım dediğim şeyler, hayallerim, düşüncelerim de çok. Zamanı geldiğinde belki. Bunca törpülenmeye, an da kalmaya tutunmaya çalışmama rağmen hâlâ böyle söylüyor olmam ayrıca ironik; o gelecek zaman ne zaman? Gelecek, gelmesi beklenen zaman ne zaman? Ya gelmezse? Ya geldiğinde zamansız olursa? Ya pişman olursam ve pişmanlık gene bir işe yaramazsa? Hayat geç kalınmış zamanlarla dolu! Zamansızlıklarla! Yaşamak için geç kalmış insanlar topluluğuyuz. Iska geçilmiş anlar. Geçişinin ardından mal mal baktığımız fırsatlar. Tadına varmayı beceremediğimiz tatlar. Bozup bozup tekrar eski haline getiremediklerimiz, yıkıp yıkıp yeniden yapamadıklarımız. Her gece yastığa kafamı koyduğumda hatırlatıyorum kendime; biten günün ardından bile bile ‘’Bitti’’ diyorum. Tekrarı olmayacağını bile bile ‘’Bitti’’ diyorum. Bu biten günlerin hele hele boşa geçen günlerin hesabını yapmayanları, hesapta yanlışlık yaptığını fark ettiği halde olduğu yerden fark ettiği yerden dönmeyenleri anlayamıyorum. Ne bileyim sevdiğine sevdiğini söylemediği, takmaması gereken şeyleri kafasına takmış olduğu günleri, her şeyi kusursuz yapmak uğruna her şeyi kendisi yaparak vakit kaybedenleri, hep daha fazlasının peşinde kendini helâk edenleri, sarılmamış olanları, -mış gibi yapanları anlayamıyorum. Ben öyle bir gün geçirdiysem kendimden özür diliyorum. Ki; gene tekrarının olmadığını bile bile, bittiğini bile bile. Ve sanırım gerçekten yaşamımızdaki hemen hemen tüm problemlerin iki sebebi var. İlki; 
düşünmeden hareket etmemiz. Diğeri ise; eyleme geçmeden düşünüp durmamız. Duranlara sakın takılmayın. Yanlarında durmayın. Onları durakta bırakıp, baktıkları trenlere binip yolculuğa devam edin. Ne bileyim bilmediğiniz, merak ettiğiniz bir şey mi var; araştırmak için saatler harcayın. Karnınız mı acıktı; üşenmeyin yalnızca kendiniz için bir sandviç hazırlayın. Uzun zamandır aklınızda olan filmi izleyin. Telefonunuzu kapatın. İşi asın, bir gün de olsa gitmeyin. Görmek istediğiniz biri mi var; atlayıp gidin yanına. Canınız istemiyor mu; konuşmayın. İmkan varsa uzun zamandır ertelediğiniz seyahat için bilet alın. Imkan yoksa o seyahatle ilgili hayal kurmak için zaman ayırın. İnanın dünya durmaz! Hayat bize verilmiş en güzel hediye. Takmayın. Taktırmayın. Çığlık atın. Derin nefes alın.

Geceler iyi olsun.

Sabahınız aydınlık olsun.

Hafta hayırlı olsun.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 20 Aralık 2015 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: