RSS

Etiket arşivi: ece temelkuran

13 Ocak

fullsizerender-5

“Gençlik de geçer çünkü, güzellik de. Sonunda iyiyse eğer, hikaye kalır. Hikayeler aslında etlerimiz gevşedikçe güzelleşir.” ( Ece Temelkuran )

Ne kadar çok şey mişim

Ne kadar hiçbirşey mişim

Ne kadar kalabalık

Ne kadar yalnız mışım

Hayaller farkına varmadan uzağında kalırlar mış

Anlar ne kadar kıymetliy miş

Ukde kalanların izi bakîy miş

Yarım kalan tebessümler gün gelir tamamlanır mış

Öğrenecek şeyler hiç bitmez miş

Heves zamanınday mış

Az karar, çok zarar mış

İnsan ansızın anlarmış başladığını gökyüzünün, ayaklarının ucunda

Tek başınayken az, iki kişi kalabalık gelebilir miş

İki dirhem et bin ayıp örter miş

Denge önemliy miş

Götünde çöpü olmayan üzüm yok muş

Dokunarak sevişmek diye bir şey var mış

Bakarak konuşmak, susarak cezalandırmak var mış

Vazgeçiş yeni başlangıca gebeyse hayırlıy mış

Giden, gün gelip geri dönse de kıymeti yok muş

Git git bi’kendinden uzaklaşamaz mışsın

Kimse kimsenin olamaz

Kimse kimseden gidemez miş

Güvendiğin dam çöker, akıl uçabilir miş

Özlem nefes alana duyulan değil miş

Şükür kıymet bilmek, farkında olmak demek miş

Bildiğin, söylediğin yalnızca kendiney miş

Çocuklar hızla büyürken yaşlandığının farkına varamaz mışsın

Bazı özürleri dilemek için fırsatın olmaz her gece dualarına katar mışsın

Her şeyin, herkesin sebebi var mış

Gittiysen, geldi, aradı, aramadıysan, aranmadıysan sebebi var mış

Herkesin sebebi kendiney miş

Duraklar varmış dura-kalınan

Tren var mış hiç durmadan hareket eden

Herkese gönlüne göre verilir miş, nasibince

Bir tas çorbanın hatırı sonsuz muş

Üç beş nöbetleri dedikleri doğruy muş

Ateş düştüğü yeri kül eyler, diğerlerini yakar mış

İki kapılı bir han mış içinde debelenip durduğumuz gece gündüz aralığında

Ne kalan ne de kalacak borç var mış

Borç denilen şey sebepliy miş

Bir tek hak var mış helâli istenen, hak olan

Herkesi, her yapılanı bağışlamak lazım mış, hafiflik miş

Eşeğe taşıyabileceği kadarı yüklenmeliy miş

Gün gelince her şey biter miş

Günü gelince başlangıçlar yaşanır mış

En iyi şeyler henüz gerçekleşmeyenler miş

Yaşamak her şeye rağmen güzel miş

Alınan her yeni yaş kıymet bildirir, hatırlatır mış.

İyi niyetimle…

İyi dileklerimle...

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

not: ”İnsan anlamışsa ansızın, başladığını / Gökyüzünün, ayaklarının ucunda” dizesi değiştirilerek Ülkü Tamer’in BRUEGEL şiirinden alıntılanmıştır.

 
Yorum yapın

Yazan: 12 Ocak 2017 in GÜNLÜK, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , ,

düğümlere üfleyen kadınlar ( Ece Temelkuran )

Screen shot 2014-07-20 at 01.40.21

‘’ De ki: Tüm yarattıklarının, bastırılmış dürtülerin, nefisleri kışkırtan cazibenin şerrinden ve kıskançlık ateşiyle yanıp duran hasetçinin şerrinden, yarılarak ortaya çıkanın Rabbine sığınırım. ‘’ ( Felak Suresi, 1-5 )

Çıkmış seyrediyorduk alemi, alemin bizi seyretmediği bir karanlık damda, dev bulmacanın siyah karesinde cascavlak saklanmıştık.         ( sayfa 7 )

El, bardağı irkilerek kavradı. Düşündü el, şaşırdı, bakındı. Sonra yüz, ele doğru eğilip elin duyduğu, uzaktan gelen sese baktı. Bizi gördü. Belden yukarısı beyaz gecelikli üç kadın, ellerinde üç kadeh, boş. Doğruldu, üç ömrü daha varmış gibi ağır. Belki gülümsedi, ama o kadar kırışıktı ki yüzü, anlaşılmadı. Kadehini kaldırdı bize doğru. Biz de kaldırdık. Elle kolla, sarhoş insanların içtenliğiyle selamladık yaşlı kadını. ( sayfa 13 )

Güldüler. Seyirlerine daldım bir an için. İkisi birlikte benzersiz bir tertip oluşturuyorlardı. İki kadın gibi, iki erkek gibi, yerine göre iki kovboy, yerine göre karı-koca, yerine göre anne-kız ve daha birçok şeyi oluyorlardı birbirlerinin. Dışarıdan görünenin aksineydi her şey. Sığınan, sığındığını var ediyordu. Korunmaya ihtiyacı var gibi görünen, aslında koruyandan daha kudretliydi. ( sayfa 60 )

Bizim hikayemiz nasıl buralara geldi? Bu sahnenin içinde ne işimiz var? İnsan bir kez bir sınır geçince artık hangi sınırları ne kadar geçeceğini hiç kestiremiyor. Kaybolduğunuz çöl, sizi bulanla aynı olmuyor. ( sayfa 109 )

Hakikatte kadınlar, bu alem içinde başka bir alemde yaşarlar. İçine aşklarını ve büyülerini üfledikleri bir alemdir bu. Erkekler biteviye o alemi hırpalar, yıkar. Kadınlar ise yeniden üfleyerek nefesleriyle kurarlar o alemi. Kadınlar, erkekleri de üfleyerek var ederler. Bir erkek, bir kadının nefesi kadardır; başka hiçbir şey değildir. ( sayfa 126 )

Erkekler sadece kadınların dünyasına hürmet ve hayret etseler yeter. O da erkeklerin kadınlara üflediği nefes olur. Kadınlar, sürekli yıkılan dünyalarını o hürmet ve hayreti gördüklerinde yeniden kurmaya kudret bulurlar. Kadınların bu kudretli büyüsü korkutur erkekleri. ‘’Kadınların büyücülüğü’’ dedikleri bu. Erkekler, kadınların kendileri orada olmasa da var olabileceğini, o büyüyle var olabileceğini anlayınca… o zaman işte adımız büyücüye çıkar. Öğreneceksiniz. Kendiniz de o büyüden korkmamayı, hayatın o büyüden ibaret olduğunu öğreneceksiniz. ( sayfa 131 )

O zamana kadar bir tanrıçanın altı temel özelliğini aklınızda tutmalısınız. Bir: Asla yapmadığınız bir şey için özür dilemeyin. İki: Kendiniz gereğinden fazla açıklamaya çalışmayın. Üç: Asla başarılarınızı hafife almayın. Dört: Hiçbir zaman lafa ‘’Yanlış düşünüyor olabilirim ama…’’ diye başlamayın. Beş: İstemediğiniz sorulara asla cevap vermeyin. Altı: Hayır demekten kaçınmayın. Yedi: …

Maryam, ‘’Yoksa ‘Kendinize bir kral bulun’ mu diyeceksiniz Firdevs Hanım?’’ diye dikenli bir laf etti. Firdevs Hanım yine yüzünde o ‘’Bak sen afacana’’ bakışıyla cevapladı:

‘’Kral mı, soytarı mı bulacağınıza siz karar verirsiniz. Ama yedinci kuralı kendiniz koyacaksınız. Bu her tanrıçanın hakkıdır. …’’               ( sayfa 351 )

Bir kadının kalbini fena kırmış bir adam…

O adamı öldürmek için çölü geçmeyi göze almış dört kadın… Düğümlere Üfleyen Kadınlar bu yolculuğun romanı. Ne kadar sevilse de tamir olmayan o yaralı coğrafyada, Ortadoğu’da geçiyor. Saraylar devrilip meydanlar dolarken sorular kalıyor geriye. Her yola en az bir soruyla çıkılır çünkü; Bir kadın ya da bir ülke nasıl sevilir sahiden? ( arka kapak )

‘Kumsal Kitabı’ diye tabir edebileceğimiz abuk sabuk kitapların vitrinleri süslediği yaz günleri için naçizane öneridir.

 
3 Yorum

Yazan: 19 Temmuz 2014 in OKUDUM

 

Etiketler: , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: