RSS

Etiket arşivi: ilişki

uzatma kablosu

 

Aşk kelimesi, Arapça sarmaşık, sarıp sarmalayan manasına gelen “ışk” kelimesinden türemiş.

Demek ki; insanda sürekli sarılma, dokunma, öpüp koklama, koruma, korunma, bağlanma, bazen bağlanıp kopamama dürtüleri boşuna değil miş. Kelimenin anlamı dolsun, boşa harcanmasın diyey miş. Mânânın hakkı verilsin diyey miş halden hale geçişler. Hakkını istesek de istemesek de bu kadar gönülden yaşayarak verdiğimiz hangi kelime var? Annelik dışında…

Karşı koyamadan peşinde divane olunan kaç duygu var?

Direnişlerin sonuçsuz kaldığı… Ayakları yerden kesebilen…

Kelebekleri uçurup çiçeklere renk veren…

Hülyaları bakışları süsleyen…

Hesabı kitabı olmayan kaç duygu… Ayrım gözetmeksizin herkese yakışan! Doluya koysan almayan, boşu doldurmayan Ey Aşk!

Sevişmelere doymayan!

Kokulara bulayan!

Güzelleştiren!

Cesaret veren!

Yar ın ucuna mıhlayan umarsız Aşk! Acınası durumlara sürükleyebilen acıması olmayan Aşk!

Fırtına gibi savuran, güneş gibi kavuran, sabahın çiyini koklatan Ey Aşk!

Sen dilediğinde değil kendi istediğinde gelen ve giden Asi!

Vadesi belli olmayan Zamansız! Gidişinin ardındaki gecelerde uykusuz, sabahlarda mânâsız bırakan!

Ey Aşk; “ Elma dersem çık, armut dersem çıkma! ”

Bunların yanında sizlerle paylaşmak istediğim diğer şey ise uzatma kabloları hakkında. Hani artık herkesin koltuk, yatak başlarında olan, şarj ünitelerinin her daim takılı olduğu uzun, yetmeyeni yettirten kablolar var ya onlardan bahsediyorum. Doğruya doğru biraz tembel oluşumun da etkisi vardır belki ama bu yaşıma geldim ve en sevdiğim icat uzatma kabloları. İcat dedim ama şimdi bilemedim onlar icat edilmiş mi oluyorlar. Hayatı kolaylaştırıcı uzatma şeysi mi? Ekşi sözlükte hayli farklı tanımlarını buldum. Mesela:

. Ara kablodan farklıdır. Ara kablo iki cihazı birbirine bağlayan spesifik amaçlı bir kablodur, ara kablonun kısa kalması durumunda aynı cins bir uzatma kablosu kullanlabilir. 




. Alternatif robot pornosu film ismi. 




. Profesyonel mutfaklarda güvenlik gerekçesiyle kullanılmasına izin verilmeyen kablo çesidi. 



. Bir türlü istenilen uzunlukta olamayan bağlayıcı.
 Ya kısa kalır ya çok uzun.

. Orospu çocuğunun tekidir.

Düşüncelerimin tümünü yazıya döksem galiba benzer şeyler olur ve sonundaki tanıma kadar varırdım. Yetinmeyip Serkant Abime yazdım;

-Hello! Gelseler ve uzatma kablo için sözlük anlamı yazmanı isteseler ne yazardın?

-Kafa iyi galiba!

-BilgiCayarın başındayım. Mevzû aşktan buraya geldi.

-Baya iyi olmuş kafa.

-Yaz

-Bir Şeye Erişmeye Yarayan!

-Eyvallah

-Eyvallah

Gördünüz mü; ilintiliy miş. Aşkla ilintisi var mış bu kabloların. Hep bir erişmeye çalışmak, bağlantıda kalabilmek, olduğun her yerde bağlantı sağlayabilmek, erişip ulaşabilmek.

Ondan yana ümidini kesip umudunu kaybedenlerde bile pusuda beklese de, dertli dönemlerinde hepimiz için anlamını yitirebilir olsa da, acısından kederinden korkar olsak bile hepimizin, her şeyin aşkla bir bağlantısı, bir ilişesi var zaten. Ve zaman zaman farkında olmadan verilen en güzel cevap da:

‘Aman aşk olsun!’ dur belki de.

Hele ki benim Uber Taksiye, Fiber Taksi diyen bir kardeşim olduktan sonra her şeye Aşk Olsun!

Tüm doğumgünü kadın, erkek, çoluk çocuklarına sağlık, huzur, hayırlı kazançlı nice yaşlar diliyorum.

İyi dilek ve niyetlerimle…

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

İçimizde Bir Yer ( Ahmet Altan )

Screen shot 2014-03-31 at 17.03.08

Ben ne zaman bu konuyu düşünsem aklıma hep Amarcord filmindeki o sahne gelir.

Koca mememli bakkal kadın, köyün ufak oğullarından birini bakkal dükkanının arka tarafına çeker.

Hayatında hiç çıplak kadın görmemiş oğlanın meraktan ve heyecandan faltaşı gibi açılmış gözleri önünde o inanılmaz büyüklükteki memelerini çıkartır. Kendisine bakan küçük oğlanın ağzına verir memelerinden birini.

Ve öfkeyle azarlar oğlanı.

– Üflemeyeceksin salak, emeceksin.

Kadınlarla erkeklerin konuşmalarının bir yerinde hep, ‘’ üflemeyeceksin salak, emeceksin ‘’ tuhaflığının yaşandığını düşünürüm.

Kadınların bir şey söylediklerinde aslında başka bir şey söylemek istemiş olabileceklerini kendim mi farkettim, yoksa bunu bana usulca, bazen sabırsızca sözleriyle kadınlar mı öğretti, şimdi tam çıkartamıyorum.

Ama bir kadın, ‘’Ben üşüyorum‘’ dediğinde, bunun cevabının, ‘’üstüne bir şey al‘’, ‘’istersen bir taksiye binelim‘’, ‘’eve geldik zaten‘’ türünden bir söz olmadığını, ‘’üşüyorum‘’ dediğinde kadının, ‘’bana sarılsana‘’ demek istediğini ve ona sarılmak gerektiğini öğrenmek epey zamanımı aldı.

Sanırım binlerce yıl boyunca isteklerini açıkça söylemelerine izin verilmediği için ‘gizli bir dil‘ geliştirmek zorunda kalan kadınlar, bu kadar basit bir şeyin erkekler tarafından niye anlaşılmadığını, niye ‘emeceklerine üflediklerini‘ hiç anlayamazlar.

Erkeklerin, bakkal dükkanının arka tarafındaki salak küçük oğlana benzediğini düşünürler.

‘Anlayışsız ve beceriksiz salaklar.‘

Sevgi ve şefkat eksikliğine hiç tahammül edemeyen, bunların ‘açıkça‘ söylenerek elde edilmesinin ise elde edilenin değerini düşüreceğine inanan kadınların, niye isteklerini düpedüz söylemediklerini ise erkekler için hep bir sırdır.

Duygularını göstermenin kadınlara özgü bir davranış olduğunu sanan erkekler, açıkça sevgilerini ve şefkatlerini göstermekten hep utanırlar.

Farkında olmadan, onlar, bu duyguların gösterileceği tek yerin yatak odası olduğuna inandıklarından, kalabalıkların içinde sevgi ve şefkat gösterdiklerinde, herkesin seyrettiği bir yerde sevişiyorlarmış hissine kapılıp tedirgin olurlar.

Erkekler için duygular, kapalı yerlerde yaşanması gereken ‘mahrem‘ şeylerdir, kadınlar ise bunun, hayatın her anında yaşanması gereken bir şey olduğunu düşünürler.

Hemen hemen hepsi gizli bir ‘derebeyi‘ olan erkekler, kadınların her isteğinde, her talebinde bir isyan, bir başkaldırı, hatta bir hakaret görürler.

Erkeklerin bekledikleri, kadınların ‘üşümeleri‘ ya da ‘acıkmaları‘ değil, erkeğin yanında soğuğu ve açlığı hissetmeyecek kadar kendinden geçmiş bir aşka kapılmaları ve bu aşkı, taleplerini dile getirmeyerek göstermeleridir.

Galiba bu yüzden, erkeğin biraz kadınsılaştığı ve duygularını alabildiğine özgür bıraktığı aşkın ilk günleri geçtikten sonra ve erkek yeniden erkekliğine döndüğünde, kadınlar ‘üşümeye‘ başlar.

‘’Benim uykum geldi‘’ dediğinde erkeğin onla beraber yatmamsını, perhize başladığı sırada aniden bir hoşluk yapma isteği duyan erkeğin ona sevdiği yemekleri almasını ‘düşmanca‘ bulmaya koyulurlar.

Artık, erkeğin her davranışı ince eleklerden geçirilip, onun sözlerinde ve davranışlarında ‘ sevgisizlik ‘ işaretleri tek tek saptanır.

Ve o gizli dil daha sık ortaya çıkar.

Kendilerinden yakınırlar önce, ‘’çok şişmanladım‘’, ‘’çok yaşlandım‘’, ‘’çok çirkinleştim‘’ diye; bunları söyledikten sonra erkeklerin ne söyleyeceklerine, ne yapacaklarına bakarlar.

Kendilerine büyük bir ilgi eksikliği olarak gözüken o anlayışsızlıkların, artık eskisi kadar beğenilmediklerinden ya da sevilmediklerinden mi kaynaklandığını anlamaya uğraşırlar.

Baştan savma verilecek her cevap, bakkal kadının öfkeli tepkisini hak eder.

– Üflemeyeceksin salak, emeceksin.

Ama erkekler bu durumlarda genellikle üflerler.

– Yoo, hiç de şişmanlamadın, iyisin, biraz kilo aldın belki ama önemli değil.

Bu yakınmalar onlara manasız ve çocukça gelir çünkü.

Kadınlar ise sinirlenmeye başlarlar.

– Sen beni eskisi kadar sevmiyorsun.

Bunun cevabı elbette, ‘’Nereden çıkardın bunu, tabii ki seviyorum‘’ değil, sıkı bir sarılış ve iyi bir öpüşmedir.

Bir şeylerin yanlış gitmeye başladığını gören erkek ise, güzel bir hediye almanın ya da daha kestirmesi ‘biraz para vermenin‘ zamanı geldiğini düşünür.

Onun için sorunun tedavisi öpüşmede değil, paradadır.

Kabul etmeli ki, kendi değerini, gizliden gizliye kendine verilen parayla ölçmeye yatkın kadın için yapılacak ‘ fedakarlığın ‘ miktarı bir zaman işe yarar; kadın, ‘salağın‘ duygularını böyle ifade etmeye çalıştığını anlar.

Erkek ise, o düz vahşeti ve insafsızlığı ile, ‘ağlıyorsa biraz para ver‘ çözümlemesini benimser.

Ama hediyelere ve paralara çabuk alışır, sarılışların ve öpüşmelerin özlemi yeniden başlar.

Kadın ‘üşür‘.

Read the rest of this entry »

 
2 Yorum

Yazan: 31 Mart 2014 in KADIN & ERKEK, OKUDUM

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: