RSS

Etiket arşivi: pazar

fuşya renkli olan

Pazarın girişindeki iç çamaşırı satan tezgahın önünde durdum. Merhabalaşıp hal hatır sorduktan sonra likralı sütyenlerden almak istediğimi söyledim. üstte duran fuşya renkli olanı beğenmiştim. Onunla beraber bir tane de siyah almaya karar verdim. Kadın istediklerimi poşete koymak üzereyken bir de beyazından alayım, dedim. Ne kadar ödeyeceğimi sordum. Normalde tanesini 20 tl’ye sattığını ama bana 15 tl’ye vereceğini söyledi. Sabah siftahıy mış. 45 tl ödeyip tezgahtan ayrılırken altı yazdır her kuruluşunda pazara buradan girip kadının tezgahının önünden geçtiğim halde ilk alışverişim olduğunu, bundan sonra çamaşır ihtiyacım için başka biri değil bu kadına gelmeliyim diye düşünüp karar verdim.

Sebze tezgahlarına giden yolda içimi dürten şey; gerçekten sandığım gibi samimiyetle mi davranmış yoksa bu defada mı… İşte o rahatsızlık battı bana ve önüme gelen üç çamaşır tezgahında durup aynı ürünün fiyatını sordum. Hepsinde tek fiyat vardı; 15 tl. Bu yanıtı almak istememiştim aslında, korkmuştum. Tabii ki kadın benim kahverengi saç, kahverengi gözlerimin hatrına indirim yapmamıştı ama neden ‘’ sana 15 tl ‘’ olsun demişti. Demesindi. Iyilik yapıyor gibi yapmasındı. Sanırsınız sevgilim var da o aldattı beni. Öyle bir kırılmışlık. Kararımı vermiştim, dönüşte uğrayıp söyleyecektim. Tek sorun vardı; ne diyecektim kadına.

Pazar bitiminden eve dönerken köşedeki cami minaresinden yükselen ilahilerin altında, mezarlığın duvarına kolumu yaslayıp durdum. Düşündüm. Tamam önce diğer tezgahlara fiyat sormalıyıdım falan yani bu kazıklanma falan değildi belki, kazıklanan yalnızca içimdeki iyi niyetlerimdi, inanmıştım kadına. Ulan aldın git işte daha ne kuruyorsun kafanda; iyi kadına benziyor, daha önce neden hiç buradan almamışım, bundan sonra hep buradan alayım falanlar. Salak mıyım acaba? Niyetin iyi olanı günümüzde aptallığa da giriyor olabilir. Değişmedim. Değişemiyorum. Bu ve yanlarında bunun incir tanesi kadar kalacağı daha nicelerini yaşadım. Herkes dürüst, herkes samimiy miş gibi yaşadım, yaşıyorum. Ilahiler bitti. Ezan başladı. Işte o anda yeni bir karara vardım; ne aptal ne de salağım. Kaybettiğim iş gücü, para oldu bu hallerimden dolayı. Anlayamamazlık, anlamdıramamazlık, kızgınlık sonrasında gelenler oldular. Aman kimse alınmasın, kırılmasın, zor durumda kalmasın diye diye…

Bu yaşa kadar değişmediysem bundan sonra değişebilme ihtimalim yok. Ve ayrıca kaybettiğim sandığım şeylerin en büyük kazanımı iç huzuru oldu, huzurluyum. Kimseyi aldatmak, düdüklemek için kullanmadığım kalbim ve beynim var. Benden gitti sandıklarımla, benden bir şeyler aldığını sananların başları göğe de ermemiş, zengin de olamamışlardır. Eminim.

Bir de babam var tabii, babamın da hiç eksildiğini görmedim. Sonsuz iyi niyetli bir adamdır, sonsuz…. Ona ayıp olmuşluklar falan çok olmuştur lakîn ayıp edenler farkına bile varmamışlardır, kimbilir. Ama babam hep çoğaldı benim.

Iki gün önce bitirmiş olduğum kitabım bir bölümünü okurken de aynı şeyleri düşünmüştüm. Üşenmeden alıntılayacağım merak edenleriniz olur belki diye. Kitabın elime gelişi ise çok zamanlı oldu, ayrıca. Ki; bilen bilir vitrin kitaplarını pek almam. Bu defa da almadım, hediye geldi. Yazar bana, senin gibilerden çok var, henüz tükenmedik, desin diye hediye edilmiş. Senin gibi anlayamayan, unutan, hatırlayan, küsen, sonra kedi kendine barışan… En komiği dağa küsen karınca hallerim, derdi küstüğü dağ değil de kendimin olduğu hallerim. Ama yalnız değilmişim, değilmişiz. Hatırlatıldı. Köşe başları olmasa bile zamanı geldiğinde kitap sayfalarında, kelimeler aracılığıyla buluşabiliyoruz.

Pazara gelince ise; tezgahlara sergili tazecik, rengarenk sebze-meyveleri görünce kendinden geçen, bir pişiribilite, bitirilebilite halleri içine giren yalnızca ben değilimdir, herhalde. Hayır kendini çekirdek aile değil de ufak bir aşiretin yemeklerinden sorumluy muş gibi hissedip kilo kilo alışlarım ne peki! Kapı komşularımızla paylaşacak zeytinyağlı fasulye, deniz böğrülcesi, mısırımız bolca var bu hafta. Paylaşmak da eksiltmez bizi?  

Yani çok da şe’etmemek lazım. Eve gelir gelmez çitiledim sütyenleri lavaboda musluğun altında, kurudular bile. Mis gibi giyilmeye hazırlar. Sebzeler dolaba yerleştirildiler, mısırlar düdüklüdeler…

Bir pazar maceramız daha son bulmuşken büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öper selam ederim.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

İşte Alıntı:

‘’’’’’ Biz nedense evimiz için eşyalı ilanı vermişiz ve evi ilk gezen beğenmiş, alacak.

Toparlanıyoruz, annem daha jelatinleri üzerinde balkon salıncağımızı bırakmak istemiyor; babam, ‘’ Olmaz,’’ diyor, ‘’ evi böyle gördüler ayıp olur.’’

Annem Almanya’dan aldığı vitray avizeyi söktürmek istiyor; babam, ‘’ Olmaz,’’ diyor, ‘’ ben evi bu halde eşyalarla gösterdim, bire bir bırakmak zorundayız. Ayıp olur. ‘’

Çok küçüktüm ama o evden annemin buzdolabı süslerini zor alarak çıktığını hatırlıyorum. Çünkü babam öyle söz vermişti, aksi ayıp olurdu. Annem vitray avizeyi sormasa daha iyiyidi, ne de olsa yenisi alınırdı.

Ev, satın alanların üç hafta sonra yeni evimize gelip, bir önceki ayın kapıcı parasını ( bugünün yarım ekmek döner parası ) bizden istediğini ve annemin yüzünü hatırlıyorum; ‘’ Çok ayıp oldu! ’’

Bizim böyle çok anımız var.

Annemin silinebilir, beyaz, gıcır yeni tip panjurlar konusunda diretmesine rağmen babam, apartmanın üç dairesinde daha olan, eski tip sarı panjurlardan taktırmıştı. Tamam, o yeniler çok kolay temizleniyordu, çok daha güzeldi ama beyazlığı dışarıdan bakılınca görünüş bütünlüğünü bozardı; kimseye ayıp olmasındı.

Biz eski tip panjurları taktırdıktan on gün sonra üst kattaki komşumuz, yeni tip beyazlara geçiş yaptı.

Anneme bayağı ayıp oldu. ‘’’’’’’’ ( Bütün İyiler Biraz Küskündür / Nilay Örnek )

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 05 Ağustos 2018 in GÜNLÜK, GENEL, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , ,

SÜMÜĞÜNÜ YİYEYİM

ozgurtamsen

 

 

  Her şey ne kadar da güzel başlamıştı oysa. Hava mis, müziğimi açmışım en BEBE’ sinden, kurulmuşum terasa… Ama sonunda yaşayacaklarımı nereden bileyim? Sen bir de tut instagram da çektiğin fotoyla ve üstelik ” Terapi gibi bamya ayıklama seansı ” alt yazısıyla ilan et bamya ayıkladığını. Görüldüğü üzere on, sonra yirmi, sonra yirmi beş derken baktım parmaklarımda bir sızı. Şu saat itibariyle ise o iki parmağım kullanım dışı. Ulan bir yerinde ” Tamam çözdüm bu işi galiba.” diyecek oluyorum ki yeni bir sıyrık daha. Şeytan dedi ” Kes kafadan, ye sümüklü mümüklü. Ne olacak? Yediğin öyle de aynı şey böyle de aynı şey.” Bir yanda inadım, diğer yanda ayaklarını altına toplamış koltukta bamya ayıklayan Perikuşumuzun hayali… Neyse kalan son beş taneyi feda ederek ve koli bandıyla sarılmış parmaklarımla bitirdim işi. Koli bandı nereden çıktı demeyim çünkü ulaşabildiğim mesafede yalnızca o vardı. Şimdi düşündüm de bak yüksükte fena olmazmış…

View original post 280 kelime daha

 
Yorum yapın

Yazan: 31 Temmuz 2014 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , ,

sabah ola…

Altınızda saten kırmızı pijama, üzerinizde giymekten usanmadığınız – kocanızın eskisi tahta bezi kıvamına gelmiş tişortla 5M markete gidip kahvaltılık ve hamur almışsanız! Kahvaltıda pişi kızartıp oğlunuzla afiyetle yemişseniz! Takip eden sabah saatlerinde ilkokul 2. sınıf seviyesinde ingilizce ödevi yapmışsanız! Aklınıza takılan bir kelimenin peşinde saatlerce bilgisayar ekranına bakmışsanız! Akşamüzeri pizza pişirip iki dilimde yemişseniz! Akşam olduğunda yatağa yayılıp birkaç sayfa kitap okumuşsanız! Bu satırları okurken şişmiş göbişiniz size rahatsızlık vermiyorsa! Bir haftadır ayağınızda bordo elinizde fosforlu pembe olmak şartıyla taşıdığınız ojelere mantıklı bir açıklama getirebiliyorsanız! Büyük fantezi kurarak aldığınız Pazar gazetelerini okumamışsanız! En miskininden şahane bir Pazar günü geçirmişsiniz mi demektir? Yoksa çok boktan sularda geziniyorsunuz acilen çıkmanız mı gerekiyordur?

Artık ikilemi falan aştık çoklu denklemlere geçtik. Hayırlı olsun!

Neyse en azından mutfağımız standart aile mutfağına döndü; bir haftadır kırmızı yanan aydınlatmanın ampülleri yerine ekonomik, sarı ışık verenlerinden alabildi ailemizin babası. Ev, içinde yaşayanları tanımadıkça dışarıdan bakınca normal gözüküyor yani! Çamaşırlarda yıkandı. Onlarla beraber çocuklarda! Mutfağımız, çamaşırlarımız ve çocuklar yeni haftaya hazırlar.

Ben mi? Çabalama ile çarık yırtılır demişler ya doğru demiş olduklarına gönülden inanaraktan, tek tek basaraktan, bade süzerekten ve inci dizerekten zıbarıp uyumaya karar vermiş bulunmaktayım.

Sabah ola hayrola! 

özgür tamşen yücedal

 
2 Yorum

Yazan: 23 Şubat 2014 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , ,

 

 

EVDE GEÇEN PAZAR GÜNÜNÜN MAHMURLUĞU

=

NEYE UĞRADIĞINI ŞAŞIRTAN PAZARTESİ SABAHI

+

YEŞİL ÇAY

+

RİHANNA

Özgür Tamşen Yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 15 Ekim 2012 in DİNLEDİM, GENEL

 

Etiketler: , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: